steady - Turco Inglés Diccionario

steady

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

steady — Definition

Significado:
istikrarlı, sağlam
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈstɛdi/ – BrE /ˈstɛdi/)
Categoría gramatical:
Sıfat: steady
Sinónimo:
stable
Antónimos:
erratic

Significados de "steady" en diccionario turco inglés : 97 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
steady adj. sağlam
In the days and weeks ahead, we need steady nerves and an effective United Nations.
Önümüzdeki günlerde ve haftalarda sağlam sinirlere ve etkili bir Birleşmiş Milletlere ihtiyacımız var.

More Sentences
steady adj. sabit
By moving in and out of the sunlight, reptiles attempt to keep their body temperature steady throughout the day.
Sürüngenler güneş ışığına girip çıkarak vücut sıcaklıklarını gün boyunca sabit tutmaya çalışırlar.

More Sentences
steady adj. istikrarlı
They are making steady progress and that is borne out by the outcome of the meetings of 16 November.
İstikrarlı bir ilerleme kaydedilmektedir ve 16 Kasım'daki toplantıların sonuçları da bunu göstermektedir.

More Sentences
steady n. sabit durum
steady adj. oynamaz
General
steady n. sabit (bakış)
Only a steady hand can draw all these small details.
Sadece sabit bir el, bütün bu küçük detayları çizebilir.

More Sentences
steady v. yatıştırmak
First, take five deep breaths to steady your nerves.
Öncelikle sinirlerinizi yatıştırmak için beş kez derin nefes alın.

More Sentences
steady v. yaslanmak
He steadied himself against the railing.
Korkuluklara yaslandı.

More Sentences
steady v. istikrarını korumak
The Euro steadied against the dollar.
Euro, dolar karşısında istikrarını korumuştur.

More Sentences
steady adj. sürekli
I have a steady boyfriend, and I don’t know how to explain it to my parents.
Sürekli bir erkek arkadaşım var ve bunu aileme nasıl açıklayacağımı bilmiyorum.

More Sentences
steady adj. devamlı
Our website offers a steady stream of scientific articles.
Web sitemiz devamlı olarak bilimsel makale akışı sunmaktadır.

More Sentences
steady adj. düzenli
She wants more cooperation and more supervision, but as part of a steady process and not all at once.
Bir anda değil de düzenli bir sürecin parçası olarak daha fazla iş birliği ve daha fazla denetim istiyor.

More Sentences
steady adj. sakin
She spoke again after a moment, and her voice was steadier than I would have expected.
Bir süre sonra tekrar konuştu ve sesi beklediğimden daha sakindi.

More Sentences
steady adj. kararlı
The audio-visual sector in Turkey is characterised by rapid and steady growth.
Türkiye'de görsel-işitsel sektörün özelliği, hızlı ve kararlı bir büyümedir.

More Sentences
steady adj. dengeli
He is a steady young fellow.
O dengeli genç bir adam.

More Sentences
steady adj. sabit
By moving in and out of the sunlight, reptiles attempt to keep their body temperature steady throughout the day.
Sürüngenler güneş ışığına girip çıkarak vücut sıcaklıklarını gün boyunca sabit tutmaya çalışırlar.

More Sentences
steady adj. sabit (bakış)
Only a steady hand can draw all these small details.
Sadece sabit bir el, bütün bu küçük detayları çizebilir.

More Sentences
steady adv. düzenli ilişki içinde
She has been going steady with Tim for years.
Tim ile yıllardan beri düzenli ilişki içerisinde.

More Sentences
steady interj. dikkat
Steady! You nearly dropped it.
Dikkat! Neredeyse düşürüyordun.

More Sentences
Trade/Economic
steady adj. istikrarlı
They are making steady progress and that is borne out by the outcome of the meetings of 16 November.
İstikrarlı bir ilerleme kaydedilmektedir ve 16 Kasım'daki toplantıların sonuçları da bunu göstermektedir.

More Sentences
Technical
steady adj. sabit
By moving in and out of the sunlight, reptiles attempt to keep their body temperature steady throughout the day.
Sürüngenler güneş ışığına girip çıkarak vücut sıcaklıklarını gün boyunca sabit tutmaya çalışırlar.

More Sentences
General
steady n. sabit durum
steady n. kalıcı arkadaş
steady n. sevgili
steady n. istikrar
steady n. ara yatak
steady n. sıkı tutan şey
steady n. sabitleyici
steady n. sabitleştirici
steady v. titrememek
steady v. istikrar bulmak
steady v. sakinleştirmek
steady v. sabit kalmak
steady v. hareket etmemek
steady v. doğru yola getirmek
steady v. doğru yolda tutmak
steady v. kıpırdamamak
steady v. titremesini durdurmak
steady v. sallanmasını kesmek
steady v. değişmemek
steady v. sallanmaz hale getirmek
steady v. sabit hızda ilerletmek
steady v. kurulmak
steady v. yerleşmek
steady v. tekdüzeleşmek
steady v. monoton hale gelmek
steady adj. pusulayı şaşırmayan (kimse)
steady adj. titremeyen
steady adj. tutarlı
steady adj. oturmuş
steady adj. muntazam
steady adj. şaşmaz
steady adj. değişmeyen
steady adj. durmadan aynı şekilde akan (su)
steady adj. sabit duran
steady adj. durmayan
steady adj. sağlam (sinirler)
steady adj. güvenilir
steady adj. metanetli
steady adj. sarsılmaz
steady adj. sallanmaz
steady adj. durmadan
steady adj. düzgün
steady adj. yavaş
steady adj. ağır
steady adv. durmadan
steady adv. sabit şekilde
steady adv. değişmeksizin
steady adv. kararlılıkla
steady adv. gayretle
steady adv. azimle
steady adv. tereddüt etmeksizin
steady adv. tereddüt etmeksizin
steady adv. metanet içerisinde
steady interj. sakin!
steady interj. viya et!
steady interj. (yarış başlangıcında) hazır!
steady interj. şşş!
steady interj. rotayı izle!
steady interj. sorun yok!
steady interj. güzergahı takip et!
Colloquial
steady n. müdavim
steady n. gedikli
steady n. düzenli müşteri
steady n. sürekli ziyaretçi
Trade/Economic
steady v. istikrarlı gitmek
Technical
steady adj. değişmez
steady abrev. daimi
Marine
steady v. (gemiyi) rotada tutmak
steady v. (gemiyi) viya komutunda ilerletmek
steady adj. (gemi) viya komutu verilen
steady adj. (gemi) rotasında seyreden
steady adv. viya ederek
steady adv. viya komutunda ilerleterek
steady adv. rotasından sapmadan
steady adv. güzergahı takip ederek
steady expr. viya

Significados de "steady" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
steady pace n. sabit oran
steady customer n. devamlı müşteri
steady flow n. daimi akış
steady family life n. düzenli aile hayatı
steady family life n. düzenli aile yaşamı
steady stream n. sabit akış
steady look n. sabit bakış
steady increase n. devamlı artış
steady increase n. sürekli artış
steady increase n. sabit artış
steady boyfriend n. düzenli erkek arkadaş
go steady v. devamlı olarak tek bir kişi ile flört etmek
make steady v. sabitleştirmek
go steady with v. devamlı flört etmek
remain steady v. istikrarlı kalmak
hold steady v. sağlam durmak
steady down v. durulmak
steady down v. düzenli hayata geçmek
steady down v. yerleşmek
steady down v. hayatını düzene koymak
steady down v. yoluna girmek
as steady as a rock adj. sağlam
as steady as adj. kadar sabit
as steady as a rock adj. güvenilir
rock-steady adj. tutarlı
steady-going adj. tutarlı
rock-steady adj. güvenilir
rock-steady adj. kaya gibi sağlam
rock-steady adj. itimada şayan
steady-going adj. ciddi
steady-going adj. tutucu
steady-going adj. ayık
steady-going adj. ağırbaşlı
steady-going adj. dengeli
steady-going adj. tutarlı
steady-going adj. sabit alışkanlıkları olan
steady-going adj. sabit alışkanlıkları olan
Phrases
steady as she goes expr. viya böyle
steady as she goes expr. istikrarlı ve dikkatli
Proverb
slow and steady wins the race yavaş ama istikrarlı olan yarışı kazanır
slow and steady always wins the race yavaş ve istikrarlı olan daima kazanır
Colloquial
land of steady habits n. connecticut'un takma adı
ready steady go! expr. hazır ol . . . başla!
ready steady go expr. yerlerinize . . . hazır . . . başla!
ready, steady, go expr. hazır ol, başla
ready, steady, go expr. hazır, başla
ready, steady, go expr. yerine, hazır, başla
steady on! exclam. yavaş!
steady on! exclam. sakin!
Idioms
a steady hand on the tiller [uk] n. durumu kontrol altına alma
a steady hand on the tiller [uk] n. durumu/olayları kontrol altında tutma
a steady hand on the tiller [uk] n. durumun kontrolünü elden bırakmama
a steady hand on the tiller [uk] n. kontrolü elde tutma
a steady hand on the tiller [uk] n. durumu sakin ve güvenilir bir şekilde kontrol altında tutma/kontrol altına alma
a steady hand on the tiller [uk] n. olayların gidişatına hakim olma
have a steady hand on the tiller v. kontrolü elde tutmak/bulundurmak
have a steady hand on the tiller v. olayların gidişatına hakim olmak
hold down a steady job v. sabit bir işte/işe tutunmak
go steady with someone v. biriyle çıkmak
hold down a steady job v. sürekli/devamlı bir işi olmak
have a steady hand on the tiller v. durumu kontrol altında tutmak
go steady (with somebody) [old-fashioned] v. (biriyle) çıkmak
go steady (with somebody) [old-fashioned] v. (biriyle) ciddi bir ilişkisi olmak
go steady (with somebody) [old-fashioned] v. devamlı olarak tek bir kişi ile flört etmek
steady the ship v. gemiye rota vermek
steady the ship v. rahatlatmak
steady the ship v. yatıştırmak
steady the ship v. sakinleştirmek
steady the ship v. istikrarlı hale getirmek
steady the ship v. gemiyi yönlendirmek
steady the ship v. geminin sallanmasını engellemek
steady as a rock adj. kaya gibi sağlam
steady as a rock adj. kaya gibi sert
steady as a rock adj. sapasağlam
(as) steady as a rock adj. dağ gibi güvenilir
(as) steady as a rock adj. yere çakılmış gibi
(as) steady as a rock adj. azimli
(as) steady as a rock adj. istikrarlı
(as) steady as a rock adj. metin
(as) steady as a rock adj. sakin
(as) steady as a rock adj. yürekli
(as) steady as a rock adj. dayanıklı
(as) steady as a rock adj. sabit
(as) steady as a rock adj. kımıldamaz
(as) steady as a rock adj. dağ gibi
at a steady clip [us] adv. çabucak
at a steady clip [us] adv. anında
at a steady clip [us] adv. hemencecik
at a steady clip [us] adv. birden bire
at a steady clip [us] adv. hızla
at a steady clip [us] adv. hemen
at a steady clip [us] adv. ikiletmeden
as steady as a rock expr. kaya gibi sert
as steady as a rock expr. kaya gibi sağlam
as steady as a rock expr. sapasağlam
Trade/Economic
steady prices n. değişmeyen fiyatlar
steady state n. durağanlık durumu
steady prices n. istikrarlı kalan fiyatlar
steady customer n. devamlı müşteri
steady state n. durağan durum
steady prices n. istikrarlı fiyatlar
steady exchange rates n. istikrarlı kurlar
steady customer n. sürekli müşteri
steady state n. durgun durum
steady growth n. istikrarlı büyüme
steady-state growth rate n. düzgün durumlu büyüme oranı
steady character n. sağlam karakter
Technical
steady state acceleration error n. kalıcı ivme hatası
steady flow system n. daimi akım sistemi
steady state oscillation n. kalıcı durum salınımı
steady flow n. daimi akım
steady state n. sürekli durum
steady state position error n. kalıcı konum hatası
steady motion n. düzgün hareket
steady state deviation n. kalıcı durum sapması
steady load n. devamlı yük
steady load n. sürekli yük
steady flow n. yatışkın akış
steady state n. kararlı hal
shoe steady pin n. pabuç tutma pimi
non steady-state n. geçiş halı
steady flow n. daimi akış
steady flow n. kararlı akış
steady state acceleration n. kararlı durum ivmesi
steady-state conditions n. kararlı durum şartları
steady-state conditions n. kararlı çalışma şartları
steady state n. kalıcı durum
steady-state thermal transmission properties of thermal insulation n. ısıl yalıtımının kararlı durum ısıl iletim özellikleri
steady state u value n. yatışkın halde u değeri
steady state n. yatışkın durum
steady-state potential n. yatışkın durum gerilimi
steady-state conditions n. yatışkın durum koşulları
steady-state creep n. yatışkın durum sürünmesi
steady-state theory n. kararlılık kuramı
steady-state diffusion n. yatışkın durum yayınımı
steady-rate creep n. değişmez hızlı sürünme
steady rate n. değişmez hız
steady rate n. değişmez oran
measurement of steady flow n. kararlı akımın ölçülmesi
tracer dilution methods for the measurement of steady flow n. kararlı akımın ölçülmesi için izleyici seyreltme metotları
steady state n. durgun durum
combined bounce of steady-state acceleration with dry heat or cold n. kuru sıcak veya soğuk ile birleştirilmiş darbe veya kararlı durum ivmesi
steady-state acceleration n. kararlı durum ivmesi
small-scale steady-state test n. küçük ölçekli kararlı hal deneyi
steady-state acceleration n. kararlı ivme
steady-state heat transfer properties n. kararlı durum ısı transfer özellikleri
steady-state thermal transmission properties n. kararlı durum ısı iletim özellikleri
determination of steady-state thermal resistance n. kararlı halde ısıl direncinin belirlenmesi
steady-state heat transfer n. kararlı hal ısı aktarımı
steady-state thermal resistance n. kararlı halde ısıl direnç