rahatlatmak - Turco Inglés Diccionario

rahatlatmak

Significados de "rahatlatmak" en diccionario inglés turco : 66 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
rahatlatmak relax v.
Relax and enjoy the darkness for about 30 seconds.
Rahatlayın ve yaklaşık 30 saniye boyunca karanlığın tadını çıkarın.

More Sentences
rahatlatmak relieve v.
In fact, a drug that relieves one person’s restless legs may actually make your symptoms worse.
Aslında, bir kişinin huzursuz bacaklarını rahatlatan bir ilaç aslında semptomlarınızı daha da kötüleştirebilir.

More Sentences
rahatlatmak ease v.
General
rahatlatmak soothe n.
Working out soothed me a lot.
Egzersiz yapmak beni çok rahatlattı.

More Sentences
rahatlatmak soothe v.
Aloe vera soothes the skin, cleanses pores, and controls excess oil production.
Aloe vera cildi rahatlatır, gözenekleri temizler ve aşırı yağ üretimini kontrol eder.

More Sentences
rahatlatmak relieve v.
In fact, a drug that relieves one person’s restless legs may actually make your symptoms worse.
Aslında, bir kişinin huzursuz bacaklarını rahatlatan bir ilaç aslında semptomlarınızı daha da kötüleştirebilir.

More Sentences
rahatlatmak reassure v.
Let us hope that you can say something further at the end of the debate that will reassure me.
Umalım ki tartışmanın sonunda beni rahatlatacak başka şeyler de söyleyebilesiniz.

More Sentences
rahatlatmak lighten up v.
Lighten up a bit.
Biraz rahatla.

More Sentences
rahatlatmak comfort v.
Her kind words comforted me.
Nazik sözleri beni rahatlattı.

More Sentences
rahatlatmak de-stress v.
Or do you just want to de-stress and relax?
Yoksa sadece stres atmak ve rahatlamak mı istiyorsunuz?

More Sentences
rahatlatmak free v.
The new payment method will free the banks by decreasing intensity.
Yeni ödeme yöntemi yoğunluğu azaltarak bankaları rahatlatacaktır.

More Sentences
rahatlatmak mellow v.
They all tried to mellow their manager out with compliments.
Hepsi müdürlerini iltifatlarla rahatlatmaya çalıştı.

More Sentences
rahatlatmak set somebody's mind at rest v.
rahatlatmak salve v.
rahatlatmak straighten somebody out v.
rahatlatmak disembarrass v.
rahatlatmak disburden v.
rahatlatmak help v.
rahatlatmak pacify v.
rahatlatmak thaw v.
rahatlatmak lighten v.
rahatlatmak ease v.
rahatlatmak unbend v.
rahatlatmak relieve one's mind v.
rahatlatmak let one's hair down v.
rahatlatmak set v.
rahatlatmak thaw out v.
rahatlatmak facilitate v.
rahatlatmak unwind v.
rahatlatmak favour v.
rahatlatmak favor v.
rahatlatmak unknot v.
rahatlatmak accoy [obsolete] v.
rahatlatmak addulce [obsolete] v.
rahatlatmak cheer v.
rahatlatmak allegge v.
rahatlatmak easy v.
rahatlatmak encalm [obsolete] v.
rahatlatmak unlax v.
rahatlatmak unsnag v.
rahatlatmak besoothe v.
rahatlatmak heal v.
rahatlatmak liss v.
rahatlatmak debarrass v.
rahatlatmak demulce v.
rahatlatmak lax v.
rahatlatmak disemburden v.
rahatlatmak instimulate v.
rahatlatmak unstrain v.
rahatlatmak dill [dialect] [uk] v.
rahatlatmak dulce v.
rahatlatmak disbend [obsolete] v.
rahatlatmak still v.
rahatlatmak frother [dialect] v.
Phrasals
rahatlatmak set off v.
rahatlatmak loosen up v.
rahatlatmak clean up v.
rahatlatmak wind down v.
rahatlatmak cool down v.
Colloquial
rahatlatmak decompress v.
Idioms
rahatlatmak put at ease v.
rahatlatmak set at ease v.
rahatlatmak lay at rest v.
rahatlatmak steady the ship v.
Archaic
rahatlatmak disburthen v.
Slang
rahatlatmak mellow out v.

Significados de "rahatlatmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 82 resultado(s)

Turco Inglés
General
halka açık alanlarda insanları rahatlatmak için çalınan müzik muzak n.
birini rahatlatmak set someone at ease v.
rahatlatmak (mideyi) settle v.
içini rahatlatmak relieve v.
vicdanını rahatlatmak salve one's conscience v.
birini rahatlatmak set someone's mind at rest v.
içini rahatlatmak reprieve v.
(vicdan vb) rahatlatmak unburden v.
rahatlatmak (vicdan) unburthen v.
vicdanını rahatlatmak ease one’s conscience v.
vicdanını rahatlatmak clear one's conscience v.
birini rahatlatmak relieve someone v.
kendini rahatlatmak relieve oneself v.
kendini rahatlatmak relax oneself v.
kendini rahatlatmak set the heart at rest v.
içini rahatlatmak reprive v.
kendini rahatlatmak deliver v.
Phrasals
(birini/kendini) rahatlatmak relieve (someone or oneself) of (something) v.
meşgul olan bir şeyi rahatlatmak free up v.
birini (bir konuda) rahatlatmak ease someone into (something) v.
birini rahatlatmak loosen someone up v.
öperek rahatlatmak kiss away v.
(birini bir konuda) rahatlatmak assure (one) of (something) v.
(bir konuda) rahatlatmak console on v.
(birini bir konuda) rahatlatmak console (one) on (something) v.
ile rahatlatmak console with v.
(birini/kendini bir şeyle) rahatlatmak console (someone or oneself) with (something) v.
birini/bir şeyi rahatlatmak freshen someone or something up v.
Colloquial
ile içini rahatlatmak console oneself with v.
birinin içini rahatlatmak do one good v.
her hırsızın vicdanını rahatlatmak için bir mazereti vardır every thief has some excuse to ease their conscience expr.
Idioms
içini rahatlatmak do someone's heart good v.
birisini rahatlatmak set mind at rest v.
birisini rahatlatmak put mind at rest v.
birini rahatlatmak put at one's ease v.
birisini rahatlatmak put someone's mind at rest v.
birisini rahatlatmak set someone's mind at rest v.
birini rahatlatmak put one at one's ease v.
birini rahatlatmak put one at ease v.
içini rahatlatmak ease one's mind v.
birinin içini rahatlatmak do somebody the world of good v.
(elini tutarak) birini rahatlatmak hold someone's hand v.
birisini rahatlatmak put somebody at ease v.
içini rahatlatmak put one at (one's) ease v.
midesini rahatlatmak settle your stomach v.
rahatlatmak (içki, yiyecek, vb. ile) take the edge off v.
ortamı rahatlatmak clear the atmosphere v.
ortamı rahatlatmak cut the ice v.
bir vaizin uyanış toplantısında günahlarını affettirmek, ıslah olmak veya ruhunu rahatlatmak için hristiyanlığa dönmek/hristiyanlığı kabul etmek hit the sawdust trail [us] v.
(birini) rahatlatmak set (one's) mind to rest v.
(birinin) içini rahatlatmak set (one's) mind to rest v.
(birini) rahatlatmak take a lot off (of) (one's) mind v.
(birinin) zihnini/içini rahatlatmak take a lot off (of) (one's) mind v.
öperek acıyı rahatlatmak kiss the pain away v.
öperek birinin acısını rahatlatmak kiss one's pain away v.
(birini/bir şeyi birinden) alıp onu rahatlatmak/özgür bırakmak take (someone or something) off (one's) hands v.
birini/bir şeyi birinden alıp onu rahatlatmak/özgür bırakmak take something/somebody off somebody’s hands v.
birini/bir şeyi birinden alıp onu rahatlatmak/özgür bırakmak take someone or something off someone'shands v.
birinin/bir şeyin sorumluluğunu üstüne alıp birini rahatlatmak take something/somebody off somebody’s hands v.
(birini) rahatlatmak put (one's) mind to rest v.
kafasını rahatlatmak take a weight off somebody's mind v.
kafasını rahatlatmak take a load off somebody's mind v.
zihnini/kafasını rahatlatmak be a load off (one's) mind v.
zihnini/kafasını rahatlatmak be a weight off (one's) mind v.
zihnini/kafanı rahatlatmak be a weight off your shoulders v.
içini rahatlatmak do heart good v.
(elini tutup) rahatlatmak hold somebody's hand v.
(kendini) rahatlatmak put (oneself) at (one's) ease v.
(birinin) içini rahatlatmak put (one's) mind at ease v.
(birinin) içini rahatlatmak put (one's) mind at rest v.
(birini) rahatlatmak set (one) at (one's) ease v.
(birini) rahatlatmak set (one's) heart at rest v.
içini rahatlatmak set mind at ease v.
(bir şeyi) rahatlatmak set (something) at rest v.
midesini rahatlatmak settle (one's) stomach v.
midesini rahatlatmak settle stomach v.
kafayı rahatlatmak take a load off mind v.
Trade/Economic
piyasaları rahatlatmak relieve the markets v.
Law
vicdanını rahatlatmak için verilen para conscience money n.
Automotive
gaz akışını rahatlatmak relieve v.
Medical
boğulmuş fıtığın yapısını rahatlatmak için yapılan kesme operasyonu celotomy n.
Archaic
(vicdan vb.) rahatlatmak unburthen v.