Grace - Turco Inglés Diccionario

Grace

Significados de "Grace" en diccionario turco inglés : 80 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grace n. lütuf
grace n. nezaket
grace n. zarafet
grace n. incelik
General
grace n. kanuni süre
grace n. nezaket
grace n. merhamet
grace n. şükran duası (yemekten önce/sonra söylenen)
grace n. rahmet
grace n. ertelenme süresi
grace n. letafet
grace n. (allah'a özgü) inayet
grace n. saygınlık
grace n. incelik
grace n. istek
grace n. gufran
grace n. mühlet
grace n. heves
grace n. güzellik
grace n. görgü
grace n. mağfiret
grace n. zariflik
grace n. kerem
grace n. erdem
grace n. fazilet
grace n. inayet
grace n. süre
grace n. kayra
grace n. şükran duası
grace n. güçlü birinin yaptığı özel iyilik
grace n. ayrıcalık
grace n. torpil
grace n. imtiyaz
grace n. imtiyaz sağlayan faaliyet veya başarı
grace n. etkileme amaçlı hareketler
grace n. etkileme amaçlı görünüm
grace n. yapmacıklık
grace n. çekicilik
grace n. cazibe
grace n. (hareket, ifade) ahenk
grace n. bir kurumun yönetim kurulunun verdiği teklif, karar veya oy
grace n. düşüncelilik
grace n. yunan mitolojisinde güzelliği temsil eden üç kardeş tanrıçadan biri
grace n. yunan mitolojisinde güzelliği temsil eden üç kardeş tanrıçadan birine benzeyen kimse
grace n. (abd'nin kentucky eyaletinde) belediyeye ait olmayan topluluk
grace n. (abd'nin mississippi eyaletinde) belediyeye ait olmayan topluluk
grace n. tanrı'nın insanlara verdiği güç
grace n. ahlaki güç
grace n. kibarlık
grace n. meziyet
grace n. beceri
grace n. izin
grace n. (yemekten önce/sonra) şükran duası
grace n. (hristiyanlıkta) mağfiret
grace v. teşrif etmek
grace v. şereflendirmek
grace v. onur vermek
grace v. bezemek
grace v. şeref vermek
grace v. lütfetmek
grace v. onurlandırmak
grace v. süslemek
grace v. donatmak
grace v. güzellik katmak
grace v. şıklık katmak
grace v. cazibe katmak
grace v. hoşluk katmak
Trade/Economic
grace n. alınan bir borcun geri ödenmeye başlanılmadan önce karşılıklı anlaşma ile geçmesi kabul edilen süre
Law
grace n. (yasa yürütücüsü) bağışlama
grace n. (temyiz mahkemesinin tanıdığı) imtiyaz
grace n. kanuni af
Education
grace n. (ingiliz üniversitelerinde) diploma izni
grace n. üniversite yönetim kurulunun diploma verme kararı
Philosophy
grace n. kayra
Geography
grace n. idaho eyaletinde şehir
Card
grace n. normalde kurallara aykırı olan özel hareket
Music
grace v. (besteyi) süslemek
Archaic
grace n. merhamet
grace n. hoşgörü
grace n. affedicilik

Significados de "Grace" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
his grace n. ekselansları
coup de grace n. ölüm acısına son veren darbe
grace note n. ilave nota
god's mercy and grace n. rahmet
act of grace n. bağışlama
year of grace n. bağış yılı
grace cup n. son içki ve kadehi
grace manifestation n. cilve
act of grace n. af
saying grace n. yemek masasında edilen dua
the grace of Allah n. Allah'ın izni
grace period n. mühlet
divine grace n. ilahi lütuf
saying grace n. yemek masasında dua etme
coup de grace n. son darbe
state of grace n. kendini tanrı'ya emanet etme hali
grace note n. gereksiz eklenti
grace [obsolete] n. güzel olan şey
the grace n. oyuncuların iki sopayla çember atıp yakaladığı bir oyun
grace cup n. bir yemekteki son kadeh tokuşturma
grace [obsolete] n. fayda sağlayan etkinlik
grace note n. gereksiz süsleme
grace [obsolete] n. fayda sağlayan güç
grace [obsolete] n. müzikal süs
grace [obsolete] n. süs
grace note n. özelliği bakımından ilave notaya benzeyen şey
saving grace n. kurtarıcı özellik
fall from grace v. suç işlemek
fall from grace v. önceden işlediği suçu tekrar işlemek
fall from grace v. düzelmişken yine eski kötü tavrına dönmek
fall from grace v. itibarı yerle bir olmak
fall from someone's grace v. gözünden düşmek
fall from grace v. itibarını yitirmek
fall from grace v. gözden düşmek
fall from grace v. popülerliğini yitirmek
lapse from grace v. itibarını yitirmek
lapse from grace v. saygınlığını yitirmek
lapse from grace v. gözden düşmek
say grace v. yemeklerden önce ve sonra dua etmek
say grace v. yemek masasında dua etmek
grace someone with one's presence v. teşrif buyurmak
buy grace in heaven v. endüljans almak
say grace (prayer said before meal) v. yemek için şükür duası etmek
say grace v. yemek için şükür duası etmek
take heart of grace v. cesaret almak
grace [obsolete] v. hoşnut etmek
grace [obsolete] v. müsamaha göstermek
grace [obsolete] v. fayda sağlamak
grace [obsolete] v. (birine karşı) lütufkar olmak
grace [obsolete] v. memnun etmek
fell from grace adj. gözden düşen
when they grace us with their presence adv. teşrif buyurduklarında
your grace expr. ingiltere'de dük, düşes gibi soylulara yönelik bir hitap kelimesi
Phrasals
grace with (something) v. (bir şeyi) teşrifiyle şereflendirmek
grace with (something) v. (bir şeyi) şereflendirmek
grace with v. ile onur vermek
grace with v. ile renk katmak
grace something with something v. bir şeye varlığıyla renk katmak
grace with v. ile onurlandırmak
grace with v. ile şereflendirmek
grace something with something v. bir şeye bir şeyle renk katmak
grace with v. ile güzelleştirmek
grace with v. ile bezemek
grace something with something v. bir şeyi bir şeyle süslemek
grace with (something) v. (bir şeye) güzellik katmak
grace with (something) v. gelişiyle (bir şeyi) onurlandırmak
grace with v. ile donatmak
grace with (something) v. (bir şeye) teşrif etmek/buyurmak
grace with v. ile dekore etmek
grace with (something) v. (bir şeyi) güzelleştirmek
grace something with something v. bir şeyi bir şeyle güzelleştirmek
grace with (something) v. (bir şeyi) süslemek
grace something with something v. bir şeyi varlığıyla onurlandırmak
grace with v. ile şeref vermek
grace something with something v. bir şeyi varlığıyla güzelleştirmek
grace with v. ile onore etmek
grace with (something) v. (bir şeye) renk katmak
grace with v. ile süslemek
Phrases
by the grace of god expr. tanrının yardımıyla
with a good or bad grace expr. isteyerek veya istemeyerek
by the grace of Allah expr. Allah'ın izni ile
in case they grace us with their presence expr. teşrif buyurmaları halinde
your grace expr. majesteleri
Proverb
there but for the grace of god go I (baktıkça/düşündükçe) halime şükrediyorum
there but for the grace of god go I çok şükür benim başıma gelmedi
tuesday's child is full of grace (monday's child adlı ninniden hareketle) salı günü doğan çocuk nazik, zarif, ince ve sevimli olur
tuesday's child is full of grace (monday's child adlı ninniden hareketle) salı günü doğan çocuklar nurludur
Colloquial
fall from grace v. gözden düşmek
fall from grace v. çaptan düşmek
fallen from grace adj. gözden düşmüş
fallen from grace expr. çaptan düşmüş
but for the grace of god expr. şükürler olsun
but for the grace of god expr. tanrı'ya şükür
but for the grace of god expr. allah'a şükür
Idioms
a saving grace n. durumu kurtaran iyi özellik
a saving grace n. durumu kurtaran şey
lapse from grace v. gözden düşmek
fall from grace v. itibarını yitirmek
fall from grace v. suç işlemek
fall from grace v. yanılgıya düşmek
fall from grace v. saygınlığını yitirmek
fall from grace v. gözden düşmek
fall from grace v. yanlış yapmak
fall from grace v. iyi durumunu kaybetmek
with a good grace v. istekli olarak
fall from grace v. çaptan düşmek
grace someone with one's presence v. birini teşrifiyle şereflendirmek
grace someone with one's presence v. gelişiyle birini onurlandırmak
have the (good) grace to (do something) v. özür dileme vs. kibarlığını göstermek
have the (good) grace to (do something) v. (bir şeyi) yapma nezaketini göstermek
have the (good) grace to do something v. (bir şeyi) yapma inceliğine sahip olmak
have the (good) grace to (do something) v. (bir şeyi) yapma inceliğine sahip olmak
have the (good) grace to do something v. (bir şeyi) yapma nezaketini göstermek
have the (good) grace to do something v. (bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the (good) grace to do something v. özür dileme vs. kibarlığını göstermek
have the (good) grace to (do something) v. (bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
grace someone or something with one's presence v. birini/bir şeyi teşrifiyle şereflendirmek
grace with presence v. teşrifiyle şereflendirmek
grace with presence v. teşrif buyurmak
grace someone or something with one's presence v. gelişiyle birini/bir şeyi onurlandırmak
grace with presence v. gelişiyle onurlandırmak
have the grace to do something v. bir şeyi yapma nezaketini göstermek
have the grace to do something v. kibarlığını göstermek
have the grace to do something v. bir şeyi yapacak kadar iyi olmak
have the grace to do something v. bir şeyi yapma inceliğine sahip olmak
with a bad grace expr. gönülsüz olarak
with a good grace expr. gönüllü olarak
with a good grace expr. içtenlikle
with a bad grace expr. istemeyerek
with a bad grace expr. içten olmadan
with a good grace expr. isteyerek
with a bad grace expr. isteksiz şekilde
by the grace of god expr. tanrı'ın izniyle
by the grace of god expr. allah'ın/tanrı'nın lütfuyla
there but for the grace of god expr. (baktıkça/düşündükçe) halime şükrediyorum
there but for the grace of god expr. çok şükür benim başıma gelmedi
with bad grace expr. gönülsüz olarak
with bad grace expr. isteksiz şekilde
with good grace expr. içtenlikle
with bad grace expr. içten olmadan
with good grace expr. isteyerek
with good grace expr. gönüllü olarak
with bad grace expr. istemeyerek
with bad grace expr. kabalıkla
with good grace expr. istekli olarak
with bad grace expr. düşmanlıkla
Trade/Economic
grace period n. ödemesiz dönem
grace period n. vadesi gelen bir senedin ödenmesi için borçluya tanınan süre
days of grace n. zarar ve cezayı önlemek amacı ile verilen ek süre
period of grace n. bir borcun ödenmeye başlanmadan önce geçmesi kararlaştırılan süre