Hammer - Turco Inglés Diccionario

Hammer

Significados de "Hammer" en diccionario turco inglés : 75 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hammer n. çekiç
General
hammer n. çekiç
hammer n. çekiç gibi vuran kimse
hammer n. saat çanını çalan alet
hammer n. müzayedeci tokmağı
hammer n. bozulan şey
hammer n. mahvolan şey
hammer n. zarar veren kimse
hammer v. hızlı atmak
hammer v. işlemek
hammer v. çakmak
hammer v. yumruklamak
hammer v. saldırmak
hammer v. çekiçlemek
hammer v. ağır yenilgiye uğratmak
hammer v. çekiçle işlemek
hammer v. dövmek
hammer v. çekiçle vurmak
hammer v. çekiçle çakmak
hammer v. (fiyat) indirmek
hammer v. (fiyat) kırmak
hammer v. (birine) devamlı zarar vermek
hammer v. sözlü saldırıda bulunmak
hammer v. yumruklamak
hammer v. devamlı uğraşmak
hammer v. yinelemek
hammer v. pekiştirmek
hammer v. ısrar etmek
hammer v. durmaksızın çalışmak
hammer v. pürüzsüzleştirmek
hammer v. vurmak
Colloquial
hammer v. (bir şeyi) yapmaya devam etmek
hammer v. bozguna uğratmak
Trade/Economic
hammer v. borcunu ödemeyen kimsenin londra borsası üyeliğinden atıldığını ilan etmek
Law
hammer n. yargıç çekici
Technical
hammer n. balyoz
hammer n. çekiç
hammer n. çeküle vurma
hammer n. kazıkçakar
hammer n. şahmerdan
hammer n. tokmak
hammer v. çekiçle vurmak
hammer v. dövmek
hammer v. çekişlemek
hammer v. çekiçle dövmek
hammer v. çekiçlemek
hammer v. tokmaklamak
hammer v. (özellikle çivilerle) monte etmek
hammer v. sabitlemek
Computer
hammer n. çekiç
Automotive
hammer n. çekiç
hammer n. hızlı sürücü
hammer v. dövmek
Medical
hammer n. çekiç kemiği
Anatomy
hammer n. çekiçkemiği
Military
hammer n. horoz
hammer n. horoz (silahta)
Hunting
hammer n. horoz
hammer n. revolverdeki horoz parçacığı
Sport
hammer n. çekiç atma için kullanılan 7.2 kilogramlık madeni top
hammer n. frizbide bir atma stili
hammer n. west ham united takımı ile bağlantılı kimse
hammer v. sertçe vurmak
hammer v. abanmak
Music
hammer n. çekiçleme
hammer n. akort çekici
hammer n. perküsyon aletlerini çalmak için kullanılan yuvarlak başlı tokmak
hammer n. perküsyon tokmağı
Engineering
hammer n. çekiç benzeri alet
Slang
hammer n. hızlandırıcı
hammer v. hırpalamak
hammer v. cezalandırmak
hammer v. sopa çekmek
British Slang
hammer v. abartmak
hammer v. bokunu çıkarmak

Significados de "Hammer" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
claw hammer n. domuz tırnağı çekiç
caulking hammer n. kalafat çekici
sledge hammer n. varyos
hammer mill n. çekiçli değirmen
tack hammer n. çekiç
hand hammer n. el çekici
forge hammer n. demirci çekici
steam hammer n. şahmerdan
pick hammer n. martopikör
hammer and sickle n. orak çekiç
yellow hammer n. sarıcık
hammer head n. çekiç başı
water hammer n. su çekici
peen hammer n. keski
peen hammer n. sivri uçlu çekiç
peen hammer n. keski çekiç
emergency hammer n. imdat çekici
emergency hammer n. acil durum çekici
hammer [obsolete] n. kapı tokmağı
hammer blow n. büyük şok
hammer blow n. büyük aksaklık
sledge-hammer n. balyoz
hammer an idea into someone's head v. bir fikri birinin kafasına sokmak
go at it hammer and tongs v. kapışmak
hammer away v. durmadan çalışmak
beat with a hammer v. balta ile vurmak
bring to the hammer v. açık artırmada satmak
hammer away v. kafa yormak
hammer out v. -e şekil vermek
flat-hammer v. çekiçle düzlemek
hammer out v. tartışarak çözümlemek
hammer toe v. çekiç parmak
bring to hammer v. mezada çıkarmak
hammer [uk] [dialect] v. tereddüt ederek konuşmak
having a hammer adj. çekiçli
hammer-shaped adj. çekiç şeklinde
hammer and tongs adv. şiddetle
hammer and tongs adv. harıl harıl
hammer and tongs adv. olanca gücüyle
Phrasals
hammer something out v. piyanoda bir şeyler çalmak
hammer something out v. anlaşmaya varmak
hammer home something v. (bir konunun iyice anlaşılması için) konunun tekrar üzerinden geçmek
hammer something home v. (bir konunun iyice anlaşılması için) konunun tekrar üzerinden geçmek
hammer something down v. çivilemek
hammer something down v. tüm etrafını çivilemek
hammer on v. telli bir enstrümanda bir notadan diğerine kaymak
hammer on someone or something v. birine/bir şeye üst üste vurmak
hammer something on v. bir şeyi bir şeye vurarak takmak
hammer on v. çakarak sabitlemek
hammer on v. vurup durmak
hammer on someone or something v. birini/bir şeyi pataklamak
hammer on v. çakmak
hammer something onto something v. bir şeyi bir şeye çakarak takmak
hammer something on v. bir şeyi bir şeye çakarak takmak
hammer on v. glissando yapmak
hammer something onto something v. bir şeyi bir şeye vurarak takmak
hammer on someone or something v. birine/bir şeye vurmak
hammer on v. üstüne çakmak
hammer on v. arka arkaya vurmak
hammer on someone or something v. birini/bir şeyi dövmek
hammer something into something v. bir şeyi bir şeye çekiçle çakmak
hammer into v. '-e vurarak/çakarak sokmak
hammer something in v. bir şeyi bir şeye çakmak
hammer something into something v. bir şeyi bir şeye vurarak/çakarak sokmak
hammer into v. -e çakmak
hammer into v. '-e çekiçle çakmak
hammer something in v. bir şeyi bir şeye vurarak/çakarak sokmak
hammer something in v. bir şeyi bir şeye çekiçle çakmak
hammer something into something v. bir şeyi bir şeye çakmak
hammer down v. bir şeyi sabitlemek için çekiç kullanmak
hammer away v. bir şeye arka arkaya vurmak
hammer away v. bir şey hakkında sürekli konuşmak
hammer (something) into (one's) head v. (bir şeyi birinin) kafasına çaka çaka öğretmek/sokmak
hammer (something) into (one's) head v. (bir şeyi) tekrar ede ede (birinin) kafasına sokmak
hammer (something) into (one's) head v. (bir şeyi birinin) kafasına zorla sokmak
hammer (something) into (one's) head v. (bir şeyi birinin) kafasına sokmaya çalışmak
hammer (something) into (someone or something) v. (bir şeyi birinin kafasına/bir şeye) vura vura/zorla sokmak
hammer at (something) v. (bir şeyi, kapıyı) yumruklamak
hammer onto v. '-e vurarak takmak
hammer at (something) v. (bir şeye) gürültüyle vurup durmak
hammer at (something) v. (bir şey) üzerinde azimle çalışmak
hammer at (something) v. (bir konuyu, soruyu) sürekli tekrarlamak
hammer at (something) v. (bir şeye) kafa yormak
hammer at (something) v. sürekli aynı şeyi tekrarlamak
hammer at (something) v. (bir konu) üzerinde tekrar tekrar konuşmak
hammer onto v. -e çakarak takmak
hammer at (something) v. (bir iş) üzerinde durmadan uğraşmak
Phrases
between the hammer and the anvil expr. iki ateş arasında
between the hammer and the anvil expr. çok zor durumda
between the hammer and the anvil expr. çok müşkül bir durumda
Proverb
to a man with a hammer, everything looks like a nail elinde çekiç olan herşeyi çivi görür
if you have a hammer, everything looks like a nail çekiç elindeyse her şey çivi olur
if all you have is a hammer, everything looks like a nail elinde sadece çekiç varsa her şey çivi olur
if all you have is a hammer, everything looks like a nail çekiç elindeyse her şey çivi olur
Colloquial
claw hammer n. frak
claw hammer n. kuyruklu ceket
hammer a beer v. bira yuvarlamak
hammer some beers v. bira yuvarlamak
hammer-headed adj. dangalak
hammer-headed adj. salak
hammer-headed adj. mankafa
Idioms
the hammer falls n. kararın açıklanması
sledge-hammer argument n. balyoz gibi argüman
sledge-hammer argument n. yıkıp geçecek argüman
hammer and sickle n. zaman zaman komünizm yerine kullanılan bir tabir
hammer and sickle n. komünist parti amblemi
hammer out v. şekil vermek
go under the hammer v. mezatta satılmak
go under the hammer v. açık artırma ile satılmak
hammer away at v. sürekli aynı şeyi tekrarlamak
hammer away at v. üzerine basa basa tekrarlamak
hammer at v. çok gürültü yapmak
hammer out v. uzun tartışmalardan sonra sonuca bağlamak
go at hammer and tongs v. birbirine girmek
hammer into v. kafasına sokmaya çalışmak
hammer at v. çok ses yapmak
hammer into v. tekrarlayarak öğretmeye çalışmak
hammer away at v. bir şey üzerinde çok çalışmak
hammer at v. dangır dungur ses çıkartmak
hammer away at v. dört elle sarılmak
be at it hammer and tongs v. birbirini yemek
hammer away at v. azimle uğraşmak
be at hammer and tongs v. dalaşmak
go at hammer and tongs v. şiddetle kavga etmek
hammer out v. her türlü ayrıntı üzerinde düşünüp karara varmak
hammer at v. korkunç gürültü çıkarmak
hammer out v. bir sonuca ulaşmak
be at hammer and tongs v. birbirine girmek
go at hammer and tongs v. dalaşmak
go at it hammer and tongs v. birbirini yemek
be at hammer and tongs v. çok gürültülü ve şiddetle kavga etmek
be at hammer and tongs v. şiddetle kavga etmek
hammer into v. kafasına çakmak
go at hammer and tongs v. çok gürültülü ve şiddetle kavga etmek
go at it hammer and tongs v. çok uğraşmak
go at it hammer and tongs v. harıl harıl çalışmak
be at it hammer and tongs v. var gücüyle çabalamak
go at it hammer and tongs v. var gücüyle çabalamak
be at it hammer and tongs v. harıl harıl çalışmak
be at it hammer and tongs v. çok uğraşmak
be under the hammer v. açık artırmada olmak
be under the hammer v. açık artırmayla satılmak
it's raining pitchforks and hammer handles v. bardaktan boşanırcasına yapmak
go under the hammer v. açık artırmada satılmak
come under the hammer v. müzayede ile satılmak
come under the hammer v. açık artırmada satılmak
go under the hammer v. müzayede ile satılmak
go at it hammer and tongs v. saç saça başa kavga etmek
fight someone hammer and tongs v. saç saça başa kavga etmek
fight someone hammer and tongs v. şiddetle kavga etmek