Lost - Turco Inglés Diccionario

Lost

Significados de "Lost" en diccionario turco inglés : 30 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lost adj. kayıp
lost adj. kaybolmuş
General
lost n. zayi
lost n. lost (dizi)
lost v. kaybetmek
lost adj. mahvolmuş
lost adj. yitik
lost adj. kaybedilmiş
lost adj. boşa gitmiş
lost adj. düşünceye dalmış
lost adj. gaip
lost adj. şaşırmış
lost adj. kendini kaybetmiş
lost adj. kaybolmuş
lost adj. dalgın
lost adj. şaşkına dönmüş
lost adj. amaçsız kalmış
lost adj. artık görünmeyen
lost adj. gözden yitmiş
lost adj. heba olmuş
lost adj. lanetlenmiş
lost adj. başarılamaz
lost adj. ulaşılmaz
lost adj. beyhude
lost adj. artık var olmayan
lost adj. yitirilmiş
Law
lost n. zayi
Computer
lost expr. kaybedildi
Sport
lost n. boşa giden atış
lost adj. beş dakika içinde bulunamayan (golf topu)

Significados de "Lost" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
get lost v. kaybolmak
General
lost profits damages n. mahrum kalınan kar
paradise lost n. yitik cennet
lost motion n. kayıp hareket
lost cause n. kaybedilmiş dava
lost cause n. ümitsiz dava
lost luggage n. kayıp bagaj
lost work n. kayıp iş
lost property n. kayıp eşya
lost property office n. kayıp eşya bürosu
lost cheque n. kayıp çek
lost ticket n. kayıp bilet
lost pet/item n. kayıp evcil hayvan/eşya
lost years n. kaybolan yıllar
time lost n. kaybedilen süre
lost document application n. belge kayıp dilekçesi
application for lost document n. belge kayıp dilekçesi
lost-head nail n. çok küçük başlı çivi
lost heat n. kayıp ısı
lost motion n. avara hareket
lost opportunity n. kaybolmuş fırsat
lost opportunity n. kaçan fırsat
lost soul n. kayıp ruh
lost race n. kayıp ırk
time lost n. kaybedilen zaman
lost tribes n. kayıp kabileler
lost property [uk] n. kayıp ve buluntu eşya bürosu
lost property [uk] n. kayıp eşya bürosu
lost-and-found (us) n. kayıp eşya bürosu
lost boys n. kayıp çocuklar
lost-and-found (us) n. kayıp ve buluntu eşya bürosu
lost-and-found office n. kayıp eşya bürosu
lost-and-found office n. kayıp ve buluntu eşya bürosu
long lost n. uzun süredir kayıp/ortalıkta görünmeyen
lost treasure n. kayıp hazine
lost tribe n. kayıp kabile
lost generation n. kayıp nesil
a long-lost relative n. uzun süredir görülmeyen akraba
lost sale n. kayıp satış
lost sale n. kaçan satış
lost princess n. kayıp prenses
lost and found box n. kayıp eşya kutusu
lost and found office n. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost articles (canada) n. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost and found (us) n. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost property (uk) n. kayıp ve bulunan eşya ofisi
feeling of being lost n. kaybolmuşluk duygusu
feeling of being lost n. kaybolma duygusu
sense of being lost n. kaybolma duygusu
sense of being lost n. kaybolmuşluk duygusu
lost friend n. kayıp arkadaş
long-lost son n. uzun süredir kayıp oğul
lost motion n. enerji veya zamanın verimsiz tüketimi
lost motion n. kötü yönetilmiş enerji ve zaman
lost property [uk] n. kayıp eşya bürosu
being lost n. yitiklik
lost land n. kayıp toprak
lost continent n. kayıp kıta
be lost in the confusion v. gürültüye gitmek
be lost on v. etkilememek
be lost v. tantuna gitmek
be lost in thought v. düşünceye dalmak
recover lost time v. kaybolan vakti telafi etmek
be lost suddenly v. aniden kaybolmak
be lost in amazement v. hayretler içinde kalmak
be lost in conversation v. lafa dalmak
get lost in the shuffle v. arada kaynamak
be lost v. ortadan kaybolmak
be lost v. araya gitmek
make up for lost time v. kaybedilen zamanı telafi etmek
be lost v. zayi olmak
become lost v. kaybolmak
be lost v. elden gitmek
have lost one's tongue v. dilini yutmak
got lost v. kaybetmek
cause something to be lost in the confusion v. gürültüye getirmek
be lost v. kaybettirmek
get lost v. yolunu kaybetmek
cause to be lost in the confusion v. gürültüye getirmek
be lost v. yitmek
get lost v. kaybolmak
get lost v. kaybetmek
be lost v. kaybolmak
be lost for words v. küçük dilini yutmak
be lost in thought v. dalıp gitmek
be lost from view v. gözden uzaklaşmak
be lost in thought v. dalgın olmak
be lost in thought v. düşünürken dalıp gitmek
be lost in thought v. dalmak
get lost in the ocean v. okyanusta kaybolmak
to recover lost time v. kaybedilen zamanı telafi etmek
be lost in the throng v. kalabalıkta kaybolmak
be lost at sea v. denizde kaybolmak
be lost in drugs v. kendini uyuşturucuya kaptırmak
cause to be lost v. kaybolmasına neden olmak
be lost in drugs v. uyuşturucuya düşmek
lost in adj. dalmış
lost in adj. dalıp gitmiş
lost in adj. -e tamamen dalmış
lost in the mists of time adj. tarihin derinliklerinde kaybolmuş/yok olmuş/yitmiş
lost-and-found adj. kayıp eşyaya ait
lost-and-found adj. kayıp eşya içeren
long-lost adj. uzun süredir kayıp olan
long-lost adj. uzun süredir görülmeyen
long-lost adj. uzun süredir ortalıkta bulunmayan
long-lost adj. uzun süredir bulunamayan
Phrasals
be lost without v. birinin yokluğunda kendini değersiz hissetmek
be lost without v. bir şeyin yokluğunda kendini rahatsız hissetmek
Phrases
wish allah’s mercy upon those who lost their lives expr. ölenlere allah'tan rahmet dilemek
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirini sevmeme
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman kesilme
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman gibi olma
little love lost between (two people) expr. (iki kişi) arasında sevginin zerresi bile kalmama/olmama
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirinden nefret etme/hoşlanmama
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman olma
not all those who wander, are lost expr. başıboş dolanan herkes kaybolmuş değildir
Proverb
he who hesitates is lost tereddüt eden kaybeder
he who hesitates is lost akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
tis better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de yitirmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir
for want of a nail the shoe was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a shoe the horse was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
it is better to have loved and lost than never to have lost at all sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmek sevmemiş olmaktan iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan iyidir
for want of a horse the man was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a nail the shoe was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a shoe the horse was lost bir nal bir at kurtarır
for want of a horse the man was lost bir nal bir at kurtarır
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır
for want of a nail the shoe was lost bir mıh bir nal kurtarır
a good name is sooner lost than won itibarı/saygınlığı kaybetmek kazanmaktan kolaydır
a good name is sooner lost than won itibarı kazanmak zor, kaybetmek kolaydır
a good deed is never lost yapılan iyilik hiçbir zaman boşa gitmez
a good name is sooner lost than won itibar, kazanması zor kaybetmesi kolay bir zenginliktir
a good deed is never lost işlenen sevap boşa gitmez
a good name is sooner lost than won saygınlığı kazanmak zor, kaybetmek kolaydır
a good name is sooner lost than won itibarı kazanmak uzun kaybetmek kısa sürer
a good name is sooner lost than won itibar zor kazanılır kolay kaybedilir
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a shoe the horse was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a shoe the horse was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a horse the man was lost bir çivi bir nal kurtarır
Colloquial
lost-and-found badge n. künye
lost-and-found badge n. askeri künye
lost and found n. kayıp eşya bürosu/alanı
lost and found n. kayıp ve buluntu eşya bürosu/alanı
lost and found n. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost and found n. kayıp eşya kutusu
be lost on v. fark edilmemek