affairs - Turco Inglés Diccionario

affairs

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "affairs" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
General
affairs n. işler
In its opinion, the Committee on Constitutional Affairs said YES to the establishment of a European Prosecutor.
Anayasal İşler Komitesi, bir Avrupa Savcılığının kurulmasına kendi takdirinde EVET demiştir.

More Sentences
affairs n. kişisel işler
Bob told Jane not to interfere in his personal affairs.
Bob Jane'e, kişisel işlerine karışmamasını söyledi.

More Sentences
affairs n. gidişat
affairs n. şahsi meseleler
Trade/Economic
affairs n. umur

Significados de "affairs" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
state of affairs n. gidişat
General
foreign affairs n. hariciye
religion and international affairs n. din ve uluslararası sorunlar
state of affairs n. gidişat
state affairs n. devlet işleri
the ministry of village affairs n. köy işleri bakanlığı
foreign affairs n. dışişleri
secretary of state for home affairs n. içişleri bakanı
internal affairs n. dahiliye
home affairs n. iç işleri
sanitary affairs n. sıhhi işler
home affairs n. dahili işler
internal affairs n. iç işleri
external affairs n. dışişleri
the ministry of foreign affairs n. dışişleri bakanlığı
specialist in judicial affairs n. adliyeci
political affairs committee n. siyasi işler komitesi
financial and administrative affairs n. mali ve idari işler
ministry for internal affairs n. içişleri bakanlığı
domestic affairs n. iç işleri
state of affairs n. durum
ministry of internal affairs n. içişleri bakanlığı
public affairs center n. kamu bilgilendirme merkezi
minister for internal affairs n. içişleri bakanı
minister of foreign affairs n. dışişleri bakanı
state of affairs n. şartlar
world affairs n. dünya meseleleri
minister of internal affairs n. içişleri bakanı
military affairs n. harbiye
foreign affairs minister n. dışişleri bakanı
legal affairs and citizens rights committee n. hukuki işler ve vatandaş hakları komitesi
external affairs n. dış ilişkiler
home affairs n. içişleri
earthly affairs n. dünyevi işler
public affairs n. kamu işleri
personnel affairs n. personel işleri
secretary of foreign affairs n. dışişleri bakanı
familial affairs n. ailevi ilişkiler
state of affairs n. gelinen nokta
non-interference in domestic affairs n. içişlerine karışmama
non-interference in domestic affairs n. içişlerine karışmama
human affairs n. insani ilişkiler
human affairs n. insan ilişkileri
affairs of the heart n. gönül işleri
domestic affairs n. aile meseleleri
domestic affairs n. iç sorunlar
student affairs officer n. öğrenci işleri memuru
student affairs officer n. öğrenci işleri görevlisi
public affairs n. halkla ilişkiler
self-affairs n. kişinin kendi özel meseleleri
settle one's affairs v. bütün işlerini halletmek
manage one's affairs well v. gemisini yürütmek
wreck one's affairs v. çarkına etmek
pry into someone's affairs v. birinin işlerine burnunu sokmak
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toplamak
put one's life and affairs in order (again) v. kendini toparlamak
not interfere in the internal affairs v. içişlerine karışmamak
not interfere in the internal affairs v. içişlerine müdahale etmemek
interfere in the internal affairs v. iç işlerine karışmak
arrange one's affairs v. işlerini yoluna koymak
as affairs stand adv. şimdiki halde
Phrases
don't meddle in my affairs expr. işlerime karışma
Proverb
there is a tide in the affairs of men fırsatın varken yap
Colloquial
a sorry state of affairs n. çok acıklı bir durum
I was done with affairs of the heart expr. gönül işleri bitti benim için
Idioms
a sorry state of affairs n. üzüntü veren durum
a sorry state of affairs n. üzücü durum
a sad state of affairs n. üzücü durum
a sad state of affairs n. üzüntü veren durum
affairs of heart n. gönül işleri
a fine state of affairs n. boka sarmış durum
a fine state of affairs n. problemli durum
a fine state of affairs n. sarpa sarmış durum
a pretty state of affairs n. işlerin sıkıntılı bir hale geldiği durum
a pretty state of affairs n. işlerin zor bir aşamaya geldiği durum
a pretty state of affairs n. işlerin berbat bir hal aldığı surum
a pretty state of affairs n. işlerin zorlaştığı bir durum
a pretty state of affairs n. işlerin bok/sarpa sardığı bir durum
a state of affairs n. gidişat
a sorry state (of affairs) n. talihsiz bir durum
a sorry state (of affairs) n. kötü bir hal
a state of affairs n. genel durum
a state of affairs n. genel koşullar/şartlar
settle someone's affairs v. işlerini halletmek/yapmak
settle someone's affairs v. birinin işleriyle ilgilenmek
settle someone's affairs v. birinin işlerini halletmek/yapmak
settle someone's affairs v. birinin işlerini halletmek/yapmak
settle someone's affairs v. işlerini halletmek/yapmak
settle someone's affairs v. birinin işleriyle ilgilenmek
put (one's) affairs in order v. (ölmeden önce) finansal/yasal düzenlemeleri halletmek
put (one's) affairs in order v. (ölmeden önce) işlerini yoluna koymak
settle affairs v. işlerini halletmek/yapmak
this is a pretty state of affairs expr. işler sarpa sardı
this is a pretty state of affairs expr. işler boka sardı
this is a fine state of affairs expr. işler boka sardı
this is a fine state of affairs expr. işler sarpa sardı
Trade/Economic
family affairs n. aile sorunları
community affairs n. kamu işleri
trend of affairs n. işlerin gidişi
estate affairs n. tereke işleri
county affairs n. ilçe işleri
corporate affairs n. kurumsal ilişkiler
money affairs n. para işleri
administrative affairs and procurement manager n. satınalma ve idari işler müdürü
partnership affairs n. ortaklık işleri
money affairs n. para sorunları
current affairs n. günlük işler
private affairs n. şahsiyet
regulatory affairs manager n. ruhsatlandırma müdürü
external affairs n. harici işler
domestic affairs n. iç meseleler
ministry of agriculture and rural affairs n. tarım ve köyişleri bakanlığı
state of affairs n. keyfiyet
statutory statement of affairs n. pasif ve öz sermayeyi gösteren bilanço
current affairs n. cari işler
illegal affairs n. yasadışı işler
public affairs n. ammeyi ilgilendiren sorunlar
legal affairs n. hukuki işler
administrative affairs supervisor n. idari işler sorumlusu
face of affairs n. işlerin dış görünümü
municipal affairs n. belediyeye ait işler
state of affairs n. hal
administrative affairs and procurement specialist n. satınalma ve idari işler uzmanı
affairs of state n. devlet işleri
maritime affairs n. gemi seyriyle ilgili işler
monetary affairs n. parasal işler
sanitary affairs n. sağlık işleri
affairs of state n. kamu işleri
external affairs n. dış işler
urban affairs n. kent sorunları
private affairs n. özel işler
course of affairs n. işlerin seyri
face of affairs n. işlerin dış yüzü
high affairs n. önemli işler
consular affairs n. konsolosluk işleri
legal affairs manager n. baş hukuk müşaviri
statutory statement of affairs n. pasifi ve özsermayeyi gösteren bilanço
conduct of affairs n. işlerin idaresi
banking affairs n. banka işleri
regulatory affairs n. ruhsatlandırma birimi
man of affairs n. finansal yönetim alanında eğitilmiş işadamı
urban affairs n. şehir sorunları
business affairs n. ticari işler
pecuniary affairs n. para işleri
commercial affairs n. ticari işler
administrative affairs manager n. idari işler müdürü
state of affairs n. işlerin durumu
internal affairs n. içişleri
local affairs n. belediyeyi ilgilendiren konular
state of affairs n. hikaye