aim - Turco Inglés Diccionario

aim

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

aim — Definition

Significado:
amaç, hedef, nişan almak
Pronunciación (IPA):
(AmE /eɪm/ – BrE /eɪm/)
Categoría gramatical:
İsim: aim (aims); Fiil: aim (aims – aimed – aiming)
Sinónimo:
goal, objective, target
Antónimos:
aimlessness, drift, indecision

Significados de "aim" en diccionario turco inglés : 43 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
aim n. amaç
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy.
Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir.

More Sentences
aim n. hedef
It is one of our aims in Europe to achieve common standards in the internal market.
İç pazarda ortak standartlara ulaşmak Avrupa'daki hedeflerimizden biridir.

More Sentences
aim v. amaçlamak
That might be a lofty target but one worth aiming for.
Bu yüce bir hedef olabilir ancak amaçlanmaya değer bir hedeftir.

More Sentences
aim v. hedeflemek
The action campaigns must also aim to reduce noise.
Eylem kampanyaları gürültüyü azaltmayı da hedeflemelidir.

More Sentences
aim v. nişan almak
Will you know how to aim and shoot?
Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun?

More Sentences
aim n. emel
aim n. gaye
General
aim n. amaç
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy.
Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir.

More Sentences
aim n. hedef
It is one of our aims in Europe to achieve common standards in the internal market.
İç pazarda ortak standartlara ulaşmak Avrupa'daki hedeflerimizden biridir.

More Sentences
aim n. nişancılık
The 90-year-old veteran still has perfect aim.
90 yaşındaki gazinin nişancılığı hala mükemmel.

More Sentences
aim v. doğrultmak
The policeman aimed his gun at the man.
Polis silahını adama doğrulttu.

More Sentences
Trade/Economic
aim n. amaç
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy.
Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir.

More Sentences
aim v. amaçlamak
That might be a lofty target but one worth aiming for.
Bu yüce bir hedef olabilir ancak amaçlanmaya değer bir hedeftir.

More Sentences
aim v. nişan almak
Will you know how to aim and shoot?
Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun?

More Sentences
Politics
aim n. amaç
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy.
Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir.

More Sentences
aim n. hedef
It is one of our aims in Europe to achieve common standards in the internal market.
İç pazarda ortak standartlara ulaşmak Avrupa'daki hedeflerimizden biridir.

More Sentences
Linguistics
aim n. amaç
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy.
Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir.

More Sentences
Hunting
aim v. nişan almak
Will you know how to aim and shoot?
Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun?

More Sentences
aim v. nişan almak
Will you know how to aim and shoot?
Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun?

More Sentences
Sport
aim v. amaçlamak
That might be a lofty target but one worth aiming for.
Bu yüce bir hedef olabilir ancak amaçlanmaya değer bir hedeftir.

More Sentences
General
aim n. erek
aim n. güdek
aim n. niyet
aim n. nişan alma
aim n. meram
aim n. maksat
aim n. uğur
aim n. ideal
aim n. hedefleme
aim n. murat
aim n. nişan
aim v. niyet etmek
aim v. vurmaya çalışmak
aim v. kastetmek
aim v. yöneltmek
aim v. hedef almak
aim v. hedefe doğru çevirmek
Trade/Economic
aim v. yöneltmek
Technical
aim n. gaye
Hunting
aim n. nişan
aim v. silahı hedefe odaklamak
Modern Slang
aim n. internet üzerinden anlık mesajlaşma sağlayan bir program
aim v. aim programını kullanarak birine mesaj göndermek

Significados de "aim" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
aim at v. hedeflemek
General
educational aim n. eğitim amacı
aim dot steering n. hedef nokta yönlendirici
lack of aim n. gayesizlik
lack of aim n. ereksizlik
specific aim n. belirli maksat
primary aim n. temel amaç
chief aim n. temel amaç
main aim n. temel amaç
social aim n. sosyal amaç
a lofty aim n. ulvi bir amaç
the aim of the project n. projenin amacı
specific aim n. belirli amaç
war aim n. savaş amacı
single aim n. tek hedef
career aim n. kariyer hedefi
ultimate aim n. nihai amaç
political aim n. politik amaç
political aim n. siyasi amaç
aim at v. fırlatmak (bir şeyi bir yere)
take aim at v. nişan almak
aim to v. niyetinde olmak
aim at v. niyet etmek
aim at v. doğrultmak (silahı)
take aim v. nişan almak
reach one's aim v. amaç gerçekleştirmek
aim at v. kastetmek
take aim at v. hedef almak
realize an aim v. amaç gerçekleştirmek
aim at v. hedef almak
have an aim v. amaca sahip olmak
aim at v. nişan almak
take aim at v. nişanlamak
aim at v. amaçlamak
attain one's aim v. amacına ulaşmak
aim at its objective v. hedefine yönelmek
take aim at v. hedeflemek
aim a gun towards v. üzerine silah doğrultmak
go beyond one's aim v. amacını aşmak
deviate from the aim v. amacından sapmak
aim at the target v. hedefe nişan almak
have aim v. amaç taşımak
achieve the aim v. hedefe ulaşmak
aim something v. bir şeyi amaçlamak
have the aim of v. amacında olmak
aim a weapon v. silah yöneltmek
aim a weapon v. silahı bir şahsa yöneltmek
aim at v. hedef seçmek
aim at v. nişanlamak
attain an aim v. gayeye ulaşmak
attain an aim v. amaca varmak
aim for v. belirli bir amaca yönelik yoğun çaba göstermek
aim for v. hedeflemek
have the aim of v. gayesinde olmak
aim to v. gayesinde olmak
aim to v. amacında olmak
aim a gun at someone v. birisine nişan almak
aim a gun at someone v. birisine silah doğrultmak
aim one's attention toward something v. dikkatini bir şeye vermek
take aim v. nişan almak
take aim v. birine dikkatini vermek
take aim v. eleştiri oklarını yönlendirmek
cry aim v. (ok atacak kişiyi) cesaretlendirmek için bağırmak
aim to do v. yapmayı amaçlamak
aim to do v. yapmak istemek
aim to do v. yapmayı planlamak
aim to do v. yapmak amacında olmak
aim to do v. yapmak niyetinde olmak
aim to do v. yapmak gayesinde olmak
aim to do v. yapmak amacında olmak
aim to do v. yapmak istemek
aim to do v. yapmayı amaçlamak
aim to do v. yapmak niyetinde olmak
aim to do v. yapmayı planlamak
aim to do v. yapmak gayesinde olmak
having the aim of adj. amacını taşıyan
with the aim of prep. maksadıyla
with the aim of prep. niyetiyle
with the aim of prep. amacıyla
Phrasals
take aim at something v. bir şeye odaklanmak
take aim at v. bir şeye nişan almak
aim for v. nişan almak
aim at (something) v. (bir şey) niyetinde olmak
aim to (do something) v. (bir şey yapmak) istemek
aim at (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hedef almak
aim something at someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye nişan almak
aim at (someone or something) v. (birine/bir şeye) yöneltmek
aim to (do something) v. (bir şey yapmak) niyetinde olmak
aim something at someone or something v. birine/bir şeye bir şey doğrultmak
aim for something v. bir şeyi amaçlamak
aim to (do something) v. (bir şey yapmayı) planlamak
aim at something v. bir şey için çabalamak/uğraşmak
aim at something v. bir şey için yoğun çaba göstermek
aim at something v. bir şeye gayret etmek
aim to (do something) v. (bir şey yapmak) gayesinde olmak
aim for something v. bir şeye gayret etmek
aim at (someone or something) v. (birine/bir şeye) doğrultmak
aim at something v. bir şeyi amaçlamak
aim for something v. bir şey için yoğun çaba göstermek
aim at (someone or something) v. (birine/bir şeye) nişan almak
aim at (something) v. (bir şeyi) hedeflemek
aim to (do something) v. (bir şey yapmayı) amaçlamak
aim something at someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye yöneltmek
aim for something v. bir şeyi hedeflemek
aim at something v. bir şeyi hedeflemek
aim for something v. bir şey için çabalamak/uğraşmak
aim at (someone or something) v. (birine/bir şeye) doğrultmak
aim for something v. bir şeye gayret etmek
aim for something v. bir şeyi hedeflemek
aim at something v. bir şeye gayret etmek
aim to (do something) v. (bir şey yapmak) istemek
aim something at someone or something v. birine/bir şeye bir şey doğrultmak
aim to (do something) v. (bir şey yapmayı) planlamak
aim to (do something) v. (bir şey yapmayı) amaçlamak
aim to (do something) v. (bir şey yapmak) gayesinde olmak
aim at something v. bir şeyi amaçlamak
aim something at someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye yöneltmek
aim at something v. bir şeyi hedeflemek
aim for something v. bir şey için çabalamak/uğraşmak
aim at (someone or something) v. (birine/bir şeye) nişan almak
aim at (something) v. (bir şeyi) hedeflemek
aim at something v. bir şey için yoğun çaba göstermek
aim something at someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye nişan almak
aim at (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hedef almak
aim for something v. bir şeyi amaçlamak
aim to (do something) v. (bir şey yapmak) niyetinde olmak
aim at something v. bir şey için çabalamak/uğraşmak
aim at (something) v. (bir şey) niyetinde olmak
aim for something v. bir şey için yoğun çaba göstermek
aim at (someone or something) v. (birine/bir şeye) yöneltmek
Phrases
the aim here is expr. buradaki amaç
Colloquial
aim for one’s heart v. kalbine nişan almak
have very good aim v. çok iyi nişan almak
aim for the stars! expr. hedeflerini yüksek tut!
aim high expr. hedeflerinizi yüksek tutun
ready-aim-fire expr. hazır nişan al ateş
Idioms
aim below the belt v. bel altı vurmak
aim below the belt v. yumuşak karnına vurmak
aim for the sky v. hedef büyütmek
aim for the sky v. hedefi yüksek tutmak
aim for the sky v. hedeflerini yüksek tutmak
aim for the top v. zirveye oynamak
assume someone's aim contrastly while its other way declared v. niyet okumak
take aim (at someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) hedef almak
take aim (at someone, something, or an animal) v. (birine/bir şeye/bir hayvana) nişan almak
take aim (at someone, something, or an animal) v. (birine/bir şeye/bir hayvana) nişan almak
take aim (at someone, something, or an animal) v. (birini/bir şeyi/bir hayvanı) hedef almak
we aim to please expr. işimiz bu! (görevimiz sizi mutlu etmek)
aim for the stars expr. kendini sınırlama
aim for the stars expr. sınırlarını aş