| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | aim i. | amaç | ||
|
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy. Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | aim i. | hedef | ||
|
It is one of our aims in Europe to achieve common standards in the internal market. İç pazarda ortak standartlara ulaşmak Avrupa'daki hedeflerimizden biridir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | aim f. | amaçlamak | ||
|
That might be a lofty target but one worth aiming for. Bu yüce bir hedef olabilir ancak amaçlanmaya değer bir hedeftir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | aim f. | hedeflemek | ||
|
The action campaigns must also aim to reduce noise. Eylem kampanyaları gürültüyü azaltmayı da hedeflemelidir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | aim f. | nişan almak | ||
|
Will you know how to aim and shoot? Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | aim i. | emel | ||
| Yaygın Kullanım | aim i. | gaye | ||
| Genel | ||||
| Genel | aim i. | amaç | ||
|
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy. Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir. More Sentences |
||||
| Genel | aim i. | hedef | ||
|
It is one of our aims in Europe to achieve common standards in the internal market. İç pazarda ortak standartlara ulaşmak Avrupa'daki hedeflerimizden biridir. More Sentences |
||||
| Genel | aim i. | nişancılık | ||
|
The 90-year-old veteran still has perfect aim. 90 yaşındaki gazinin nişancılığı hala mükemmel. More Sentences |
||||
| Genel | aim f. | doğrultmak | ||
|
The policeman aimed his gun at the man. Polis silahını adama doğrulttu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | aim i. | amaç | ||
|
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy. Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | aim f. | amaçlamak | ||
|
That might be a lofty target but one worth aiming for. Bu yüce bir hedef olabilir ancak amaçlanmaya değer bir hedeftir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | aim f. | nişan almak | ||
|
Will you know how to aim and shoot? Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun? More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | aim i. | amaç | ||
|
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy. Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir. More Sentences |
||||
| Siyasal | aim i. | hedef | ||
|
It is one of our aims in Europe to achieve common standards in the internal market. İç pazarda ortak standartlara ulaşmak Avrupa'daki hedeflerimizden biridir. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | aim i. | amaç | ||
|
His aim is to improve how Parliament works, to couple efficiency with democracy. Amacı Parlamento'nun çalışma şeklini iyileştirmek, verimliliği demokrasiyle birleştirmektir. More Sentences |
||||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | aim f. | nişan almak | ||
|
Will you know how to aim and shoot? Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun? More Sentences |
||||
| Silah/Atıcılık | aim f. | nişan almak | ||
|
Will you know how to aim and shoot? Nişan almayı ve ateş etmeyi biliyor musun? More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | aim f. | amaçlamak | ||
|
That might be a lofty target but one worth aiming for. Bu yüce bir hedef olabilir ancak amaçlanmaya değer bir hedeftir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | aim i. | erek | ||
| Genel | aim i. | güdek | ||
| Genel | aim i. | niyet | ||
| Genel | aim i. | nişan alma | ||
| Genel | aim i. | meram | ||
| Genel | aim i. | maksat | ||
| Genel | aim i. | uğur | ||
| Genel | aim i. | ideal | ||
| Genel | aim i. | hedefleme | ||
| Genel | aim i. | murat | ||
| Genel | aim i. | nişan | ||
| Genel | aim f. | niyet etmek | ||
| Genel | aim f. | vurmaya çalışmak | ||
| Genel | aim f. | kastetmek | ||
| Genel | aim f. | yöneltmek | ||
| Genel | aim f. | hedef almak | ||
| Genel | aim f. | hedefe doğru çevirmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | aim f. | yöneltmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | aim i. | gaye | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | aim i. | nişan | ||
| Silah/Atıcılık | aim f. | silahı hedefe odaklamak | ||
| Modern Argo | ||||
| Modern Argo | aim i. | internet üzerinden anlık mesajlaşma sağlayan bir program | ||
| Modern Argo | aim f. | aim programını kullanarak birine mesaj göndermek | ||