bir an - Turco Inglés Diccionario

bir an

Significados de "bir an" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bir an for a moment adv.
I just want to address the previous speaker for a moment.
Bir önceki konuşmacıya bir an için değinmek istiyorum.

More Sentences
General
bir an pulse n.
bir an blink of an eye n.
bir an momentally [obsolete] adv.
bir an sec N.

Significados de "bir an" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
tek bir an eyewink n.
güçlü bir duygunun ortaya çıktığı an a fainting fit n.
önemli olayların gelişmesindeki kritik bir an juncture n.
böyle bir an such a moment n.
tarihi bir an a historic moment n.
önemli bir gelişme aşamasına gelinen an coming of age n.
güçlü bir duygunun ortaya çıktığı an drow n.
bir an için göstermek flash v.
bir an evvel (yapmak) istemek be in a hurry to v.
bir an için görmek (bir şeyi) glimpse v.
bir an için görmek catch a glimpse v.
bir an gözüne çarpmak catch v.
bir an için görmek glimpse v.
bir an için görmek get a glimpse of v.
(bir an) dikkatsiz davranmak nod v.
bir an dokunuvermek tick v.
bir an kendinden geçmek dover [scotland] v.
bir an için bilincini yitirmek dover [scotland] v.
bir an olsun bırakmamak shadow v.
sadece bir an devam eden momentary adj.
bir an süren momentary adj.
bir an önce right away adv.
bir an önce in no time adv.
bir an önce anon adv.
bir an önce as soon as possible adv.
bir an için momentarily adv.
bir an önce forthwith adv.
bir an için for an instant adv.
bir an için momently adv.
bir an dahi not even a moment adv.
bir an bile not even a moment adv.
bir an önce as immediate as possible adv.
bir an önce alsoone adv.
bir an için momentally [obsolete] adv.
bir an önce first off adv.
bir an için fleetingly adv.
Phrasals
(birine/bir şeye) bir an için (bir şey) göstermek flash (something) at (someone or something) v.
Phrases
bir an bile duraksamadan without taking a moment to pause adv.
bir an bile düşünmeden without a second thought expr.
bir an önce from the off expr.
bir an olsun for a moment expr.
Colloquial
bir an tanıdık gelme sparkle of familiarity n.
bir an için tanıdık gelme sparkle of familiarity n.
hatırlanacak bir an a moment to remember n.
büyüleyici bir an a magic moment n.
sihirli bir an a magic moment n.
tek bir an throw n.
hollywood filmlerindeki gibi bir an hollywood moment n.
filmlerde olacak kadar etkileyici/duygusal bir an hollywood moment n.
bir an önce kaçmak be off v.
bir an önce hazırlanmak get busy v.
zor bir işi bir an önce bitirmek pass go v.
bir işe, göreve bir an önce başlamak go to it v.
bir an önce toot sweet adv.
bir an önce on the nail expr.
kısacık bir an için for a split second expr.
bir an bile not for one instant expr.
bir an bile not for a instant expr.
bir şey olduğu an minute something happens expr.
bir an önce soon as possible expr.
Idioms
nahoş bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] n.
sinir bozucu bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] n.
zorlayıcı bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] n.
tatsız bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] n.
bir meselenin iç yüzünün birdenbire kavrandığı an come-to-jesus moment n.
zayıf bir an a moment of weakness n.
aciz bir an a moment of weakness n.
bir şeylerin değişmesi gereken an nut-cutting time n.
her an kötü bir şey yapacakmış gibi olan kişi fox in the henhouse n.
sıkıcı bir an a bad quarter of an hour [uk] n.
etkili bir an hallmark moment n.
dokunaklı bir an hallmark moment n.
duygusal bir an hallmark moment n.
yıkıcı bir an hallmark moment n.
unutulmaz bir an hallmark moment n.
hatırlanmaya değer bir an kodak moment n.
duygusal bir an kodak moment n.
fotoğrafı çekilesi bir an kodak moment n.
dokunaklı bir an kodak moment n.
unutulmaz bir an kodak moment n.
aniden akla bir fikrin geldiği an a light-bulb moment n.
kafada bir ışık yandığı an a light-bulb moment n.
boşluğuna denk gelen bir an a weak moment n.
boşluğuna denk gelen bir an a moment of weakness n.
zayıf bir an a moment of weakness n.
düşünmeden/hızlıca karar verilen bir an a weak moment n.
zayıf bir an a weak moment n.
düşünmeden/hızlıca karar verilen bir an a moment of weakness n.
kafasında bir ışık yandığı an a-ha moment n.
kafasında bir ışık yandığı an a-ha moment n.
her an kötü bir şey yapacakmış gibi olan kişi a fox in the henhouse n.
bir an için hızla bakmak dart a glance at v.
bir an görmek catch sight of somebody/something v.
(bir an için) basireti bağlanmak have a senior/blond etc. moment v.
bir an durup düşünmek step back v.
bir an durup düşünmek take a step back v.
birini bir an için görmek catch a glimpse of someone v.
birini bir an için görmek catch sight of someone v.
bir an için durup derinlemesine düşünmek turn down a glass v.
bir an önce işe girişmek/başlamak skin the bear at once v.
birine bir an gülümsemek flash somebody a smile v.
(birine/bir şeye) bir an bakıp geri dönmek steal a glance (at somebody/something) v.
(birine/bir şeye) bir an bakıp geri dönmek steal a look (at somebody/something) v.
halen/şu an devam etmekte olan bir şeyi olmak have something on the go [uk/australia] v.
(birini) bir an için heyecanlandırmak, üzmek, harekete geçirmek have (someone) going v.
her an değişebilecek bir durumda olmak have one foot in the grave and the other on a banana peel v.
bir an basireti bağlanmak have a blond moment v.
bir an için beyni durmak have a blond moment v.
bir an için zekasını yitirmek have a blond moment v.
(birini/bir şeyi) bir an için görmek catch a glimpse of (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) bir an görmek catch sight of (someone or something) v.
(birini/bir şeyi) bir an için görmek catch sight of (someone or something) v.
(birine/bir şeye) bir an için hızla bakmak dart a glance at (someone or something) v.
-e bir an bakıp geri dönmek steal a glance at v.
-e bir an bakıp geri dönmek steal a glance at v.
bir yerlerde saat şu an beş it's five o'clock somewhere expr.
bir an bile not in a month of sundays expr.
bir an bile never in a month of sundays expr.
her an bir şey olabilecek gibi have one foot on a banana peel expr.
her an değişebilir bir halde have one foot on a banana peel expr.
(bir şey) an meselesi a heartbeat away (from something) expr.
Speaking
şu an bir şeyle uğraşıyorum I'm in the middle of something expr.
bir an için for a moment expr.
şu an uygun bir zaman değil this isn't a good time expr.
şu an bir tanesine bakıyorsun you're looking at one expr.
şu an iyi bir zaman değil this is not a good time expr.
şu an konuşmak için uygun bir zaman değil now's not a good time to talk expr.
seninle bir an önce konuşmam gerek I need to talk to you immediately expr.
şu an bir toplantıda she is in a meeting right now expr.
şu an bir toplantıda he is in a meeting right now expr.
bir an için beni endişelendirdiniz you had me worried for a second expr.
Trade/Economic
yapılış özelliği dolayısıyla zaman içinde her an geçerli olan bir özdeşlik accounting identity n.
Computer
bulunulan an veya gün dışında çekilmiş fotoğraf anlamına gelen bir ifade tbt (throwback thursday) expr.
Aeronautic
şu an bir bilgi yok (askeri havacılık) no joy n.
Music
dansçının belirli bir pozisyonda sabit kaldığı an pose n.
Slang
(bir an) basireti bağlanmak have a dumb moment v.
(bir an) basireti bağlanmak have a blonde moment v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak bag ass out of (somewhere) v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak barrel ass out of (somewhere) v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak shag ass (out of something or some place) v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak drag ass out of (somewhere) v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak bag ass v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak drag (one's) ass v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak haul (one's) ashes v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak cut ass out of (somewhere) v.
bir an önce harekete geçmek drag ass v.
bir an önce harekete geçmek haul ass v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak drag/haul ass v.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak barrel ass out of somewhere v.
(uyuşturucu) bir an mutlu edip hemen sonra mutsuz etmek bring down v.