coasted - Turco Inglés Diccionario

coasted

coasted — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /koʊst/ – BrE /kəʊst/)
Categoría gramatical:
İsim: coast (coasts); Fiil: coast (coasts – coasted – coasting)
Sinónimo:
shore, seaboard
Antónimos:
inland

Significados de "coasted" en diccionario turco inglés : 36 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
coast n. sahil
We know from media reports that bombs and weapons were dumped just off the coast.
Medyada çıkan haberlerden, bombaların ve silahların sahilin hemen açıklarına atıldığını biliyoruz.

More Sentences
coast n. deniz kenarı
Paul's family spends the summer at the coast every year.
Paul'un ailesi yaz mevsimini her yıl deniz kenarında geçiriyor.

More Sentences
coast n. kıyı
Two boats collided off the coast of İbiza.
İbiza kıyılarında iki tekne çarpıştı.

More Sentences
coast n. deniz kıyısı
His cottage is on the coast.
Kulübesi deniz kıyısında.

More Sentences
General
coast n. deniz kıyısı
His cottage is on the coast.
Kulübesi deniz kıyısında.

More Sentences
coast n. deniz kenarı
Paul's family spends the summer at the coast every year.
Paul'un ailesi yaz mevsimini her yıl deniz kenarında geçiriyor.

More Sentences
coast n. sahil
We know from media reports that bombs and weapons were dumped just off the coast.
Medyada çıkan haberlerden, bombaların ve silahların sahilin hemen açıklarına atıldığını biliyoruz.

More Sentences
coast n. kıyı
Two boats collided off the coast of İbiza.
İbiza kıyılarında iki tekne çarpıştı.

More Sentences
Marine
coast n. kıyı
Two boats collided off the coast of İbiza.
İbiza kıyılarında iki tekne çarpıştı.

More Sentences
Geography
coast n. kıyı
Two boats collided off the coast of İbiza.
İbiza kıyılarında iki tekne çarpıştı.

More Sentences
coast n. sahil
We know from media reports that bombs and weapons were dumped just off the coast.
Medyada çıkan haberlerden, bombaların ve silahların sahilin hemen açıklarına atıldığını biliyoruz.

More Sentences
General
coast n.
coast n. kızak için uygun yokuş
coast n. tenha yer (mecazi)
coast n. kızakla yokuştan kayma
coast n. vücudun yan tarafı
coast n. görüş alanına giren yer
coast v. kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak
coast v. yokuş aşağı salıvermek
coast v. kızakla yokuştan kaymak
coast v. pedal çevirmeden bisiklet sürmek
coast v. yokuş aşağı kaymak veya inmek (kayak veya bisikletle)
coast v. yuvarlanmak
coast v. sahil boyunca gitmek
coast v. vites boşta gitmek
coast v. yanaşmak
coast v. beleşten ilerlemek
coast v. vurdurmak
coast v. (zenginlik, ün sayesinde) fazla çaba göstermeden yükselmek
coast v. tereyağından kıl çeker gibi ilerlemek
coast v. süzülerek ilerlemek
Marine
coast n. denizle karanın yaptığı sınır
coast n. kenar
coast v. kıyı boyunca gitmek
coast v. sahil boyunca gitmek
Geography
coast n. abd'nin pasifik kıyısı

Significados de "coasted" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
malabar coast n. güneybatı hindistan'da karnataka ile kerala eyaletlerinin kıyısı
low coast n. alçak kıyı
turquoise coast n. turkuaz kıyı
skeleton coast n. iskelet kıyısı
black sea coast  n. karadeniz kıyısı 
ivory coast n. fildişi sahili
space coast n. uzay kıyısı
dolphin coast n. güney afrika'da durban kentinden kuzeyde tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi
ivory coast n. afrika'nın atlantik kıyısındaki ülke
aegean sea coast  n. ege denizi kıyısı 
coral coast n. mercan kıyısı
midnight sun coast n. gavle'den finlandiya sınırına kadar isveç'in doğu kıyısı
sea coast n. deniz kenarı
midnight sun coast n. gece yarısı güneşi kıyısı
ria coast n. rialı kıyı
marlin coast n. marlin kıyısı
the ivory coast n. fildişi kıyısı
malabar coast n. malabar kıyısı
sea coast n. deniz kıyısı
coromandel coast n. coromandel kıyısı
sunshine coast n. güneş ışığı kıyısı
longitudinal coast n. boyuna kıyı
slave coast n. köle kıyısı
dolphin coast n. yunusbalığı kıyısı
alluvial coast n. alüvyonlu sahil
coromandel coast n. hindistan'ın güneydoğu kıyıları
ivory coast n. fildişi kıyısı
sea coast n. sahil
wild coast n. güney afrika'da east london'la port shepstone arasındaki sahil şeridi
gulf coast n. kuzeyde cedar key ile güneyde marco adası arasında, florida'nın batı kıyı şeridi
the ivory coast n. fildişi sahili
coast line n. sahil şeridi
kona coast n. kona kıyısı
coral coast n. tunus'un kuzey kıyıları
hibiscus coast n. güney afrikan'nın port sheptone yakınlarındaki kıyı bölgesi
hibiscus coast n. amberçiçeği kıyısı
coast guard n. sahil koruma
coast guards n. sahil muhafaza
aegean sea coast n. ege sahili
coast road n. sahil yolu
ivory coast n. fil dişi sahilleri
coast protection n. kıyı koruması
east coast n. doğu yakası
west coast n. batı yakası
the south coast n. güney sahili
off the coast of somalia n. somali açıkları
coast guard n. sahil koruma görevlisi
coast [obsolete] n. alan
coast [obsolete] n. pusulada nokta
coast [obsolete] n. bölge
coast [obsolete] n. ülke sınırı
coast [obsolete] n. yön
coast [obsolete] n. ülke sınırındaki toprak
sea-coast n. okyanus kıyısı
sea-coast n. deniz kenarı
pacific coast highway n. pasifik kıyısı otoyolu
drive on coast (highway) v. arabayla sahilden gitmek
have a coast v. kıyısı olmak
live in a city with no coast v. denize kıyısı olmayan bir kentte yaşamak
have a coast on v. denize kıyısı olmak
coast [obsolete] v. yanından geçerek ilerlemek
coast [obsolete] v. bir şeye göre yerini belirlemek
coast [obsolete] v. yanından ilerlemek
coast [obsolete] v. (ülkenin) her yerini gezmek
coast [obsolete] v. (hareket eden biriyle) yan yana gitmek
coast [obsolete] v. sınırında olmak
coast [obsolete] v. pusuladaki noktalarla işaretlemek
coast [obsolete] v. baştan başa geçmek
coast [obsolete] v. bitişiğinde olmak
coast [obsolete] v. birlikte ilerlemek
coast [obsolete] v. yanından geçmek
coast-to-coast adj. kıyıdan kıyıya ulaşan
coast-to-coast adj. kıyıdan kıyıya seyahat eden
off the coast of black sea adv. karadeniz açıkları
on the southern coast of the peninsula adv. yarımadanın güney kıyısında
off the coast of prep. sahillerine yakın
Phrasals
coast along v. fazla çaba göstermeden ya da ilerleme kaydetmeye çalışmadan bir işi yapmak
coast along v. (bir yere doğru) süzülmek
Phrases
the coast is clear expr. meydan boş
the coast is clear expr. kimse yok
on the east coast expr. doğu kıyısında
Colloquial
the coast [usa] n. pasifik okyanusu yakınındaki bölge
the coast [usa] n. pasifik okyanusu boyunca yer alan bölge
gold coast n. zengin mahallesi
gold coast n. bir şirketin merkezindeki yönetim ofisi
coast to coast adv. ülkenin bir kıyısından öbür kıyısına
coast to coast adv. ülkenin bir başından diğer başına
coast to coast adv. ülke genelinde
coast to coast adv. ülke çapında
Idioms
left coast n. sol yaka
left coast n. batı yakası
left coast n. pasifik kıyısı
left coast n. abd'nin batı yakası
run down a coast v. kıyı boyunca yelken açmak
coast-to-coast adj. kıyıdan kıyıya
the coast is clear expr. ortalık süt liman
the coast is clear expr. asayiş berkemal
the coast is clear expr. tehlike geçti
coast-to-coast expr. atlantik'ten pasifik'e
from coast to coast expr. ülke çapında
from coast to coast expr. ülke genelinde
from coast to coast expr. (basketbolda) sahanın bir ucundan bir ucuna
from coast to coast expr. (basketbolda) sahanın bir ucundan diğer ucuna
Speaking
the coast is clear! expr. tehlike yok!
Trade/Economic
coast-wise shipping permit n. kabotaj yükleme permisi
coast guard n. sahil koruma
coast-trade n. kabotaj
coast waiter n. kıyı ticaretinde malların karaya çıkarılmasını veya nakliyesini denetleyen gümrük memuru
ivory coast franc n. fildişi sahili'nin resmi para birimi
ivory coast franc n. fildişi sahili'nin temel para birimi
coast-wise adj. kabotaj
Politics
coast state n. kıyı devleti
coast guard command n. sahil güvenlik komutanlığı
trucial coast n. birleşik arap emirliklerinin geçmişteki adı
Institutes
coast guard command n. sahil güvenlik komutanlığı
coast and geodetic survey n. abd ticaret bakanlığı harita dairesi
united states coast guard (uscg) n. birleşik devletler sahil güvenliği (bdsg)
command of coast guard n. sahil güvenlik komutanlığı
european border and coast guard agency n. avrupa sınır ve sahil güvenlik teşkilatı
european border and coast guard agency n. avrupa sınır ve sahil güvenlik ajansı
Tourism
turquoise coast n. türkiye'nin güney sahilinde tatil bölgesi
Technical
coast protection n. sahil koruması
coast clutch solenoid n. kavrama boşlama solenoidi
sandy coast n. kumlu sahil
coast erosion n. sahil erozyonu
coast guard n. sahil muhafaza
coast guard cutter n. sahil güvenlik teknesi
coast guard n. sahil güvenlik
coast-down test n. boşta yavaşlama deneyi
coast down time n. boşta yavaşlama süresi
coast down v. süzülüp inmek
Construction
coast road n. korniş yol
coast line n. kıyı kenar çizgisi
Automotive
coast clutch solenoid n. kavrama boşalma selenoidi
coast clutch solenoid n. kavrama boşlama selenoidi
coast brake n. gaz kesme frenlemesi
coast side n. tahriksiz taraf
tooth coast n. tahriksiz yüz
vehicle should coast smoothly expr. araç düzgün akmalıdır
Marine
gulf coast n. körfez kıyısı
retreating coast n. geri çekilen kıyı
down coast n. aşağı kıyı
natural coast n. doğal kıyı
sand and gravel coast n. kum ve çakıllı kıyı
coast law n. kıyı kanunu
retrograding coast n. erozyonla geriye doğru çekilen kıyı
fjord coast n. haliç kıyısı
sand coast n. kum kıyısı
advancing coast n. gelişen sahil
artificial coast n. yapay sahil