sahil - Turco Inglés Diccionario

sahil

Significados de "sahil" en diccionario inglés turco : 28 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sahil beach n.
Who on earth would count the bathers every day out on the beaches of Europe.
Avrupa sahillerinde her gün denize girenleri kim sayabilir ki?

More Sentences
sahil seaside n.
Many vacation home markets are in rural, mountain or seaside areas.
Birçok tatil evi pazarı kırsal, dağ veya sahil bölgelerindedir.

More Sentences
sahil coast n.
We know from media reports that bombs and weapons were dumped just off the coast.
Medyada çıkan haberlerden, bombaların ve silahların sahilin hemen açıklarına atıldığını biliyoruz.

More Sentences
sahil shore n.
The second aspect is that Europe has many ports, many shores and many coasts.
İkinci husus ise Avrupa'nın çok sayıda limana, çok sayıda kıyıya ve çok sayıda sahile sahip olmasıdır.

More Sentences
General
sahil seashore n.
They made for the seashore.
Onlar sahile doğru gitti.

More Sentences
sahil seafront n.
Halvard Hotel is situated on the seafront in Douglas, 700 metres from Steam Packet Company.
Halvard Hotel, Douglas sahilinde, Steam Packet Company'ye 700 metre uzaklıkta yer almaktadır.

More Sentences
sahil coast n.
We know from media reports that bombs and weapons were dumped just off the coast.
Medyada çıkan haberlerden, bombaların ve silahların sahilin hemen açıklarına atıldığını biliyoruz.

More Sentences
sahil shore n.
The second aspect is that Europe has many ports, many shores and many coasts.
İkinci husus ise Avrupa'nın çok sayıda limana, çok sayıda kıyıya ve çok sayıda sahile sahip olmasıdır.

More Sentences
sahil coastal adj.
Astral Lodge is situated in the centre of the historic coastal town of Hastings, directly opposite the beach.
Astral Lodge, tarihi sahil kasabası Hastings'in merkezinde, plajın tam karşısında yer almaktadır.

More Sentences
Marine
sahil shore n.
The second aspect is that Europe has many ports, many shores and many coasts.
İkinci husus ise Avrupa'nın çok sayıda limana, çok sayıda kıyıya ve çok sayıda sahile sahip olmasıdır.

More Sentences
Geography
sahil coast n.
We know from media reports that bombs and weapons were dumped just off the coast.
Medyada çıkan haberlerden, bombaların ve silahların sahilin hemen açıklarına atıldığını biliyoruz.

More Sentences
sahil beach n.
Who on earth would count the bathers every day out on the beaches of Europe.
Avrupa sahillerinde her gün denize girenleri kim sayabilir ki?

More Sentences
General
sahil sea coast n.
sahil littoral n.
sahil seaboard n.
sahil bank n.
sahil strand n.
sahil coastline n.
sahil seacoast n.
sahil waterside n.
sahil sea front n.
sahil sea side n.
sahil sea bank n.
sahil seastrand n.
sahil heated adj.
Marine
sahil marine [obsolete] n.
Geography
sahil coste [obsolete] n.
sahil side n.

Significados de "sahil" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ispanyolca'da sahil playa n.
kumlu sahil yolu dene n.
gümüş kıyı, kuzeyde oporto'dan güneyde costa de lisboa'ya kadar uzanan portekiz sahil şeridi costa de prata n.
sahil kordonu sandbar n.
sahil kumulu coastal dune n.
sahil şeridi coast line n.
sahil şeritleri shorelines n.
altın kıyı, katalonya'da turistik sahil bölgesi costa dorada n.
bir tür sahil kuşu willet n.
sahil koruma coastguard n.
alüvyonlu sahil alluvial coast n.
sahil çakılı shingle n.
güney afrika'da durban kentinden kuzeyde tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi dolphin coast n.
güney afrika'da east london'la port shepstone arasındaki sahil şeridi wild coast n.
sahil şeridi coastline n.
sahil kırılması coastal refraction n.
sahil koruma coast guard n.
sahil hattı shore line n.
nice ve cannes arasında bulunan bir fransız sahil kasabası antibes n.
sahil kesimi seaboard n.
sahil koruma botu cutter n.
sahil koruma shore protection n.
sahil koruma görevlisi coastguard n.
sahil muhafaza coast guards n.
sahil ticareti coasting trade n.
sahil yapıları waterfronts n.
sahil yolu coastal road n.
sahil yolu coast road n.
abd ve güney amerika'da sahil kulübesine verilen isim cabana n.
sahil arsası waterfront n.
sahil yosunu wrack n.
sahil kesimi coastal region/area n.
güneşli bir sahil a sunny beach n.
sahil boyu coastline n.
sahil koruma görevlisi coast guard n.
sahil kenarı seashore n.
sahil kenarı coastline n.
sahil kulübesi beach hut n.
sahil bölgesi coastland n.
sahil kenti coastal town n.
sahil kenti seaside city n.
sahil şehri coastal town n.
sahil kenti coastal city n.
sahil şehri seaside city n.
sahil şehri coastal city n.
kayalıklı sahil manzarası cliffy coastal scenery n.
(eskiden avustralya ve yeni zelanda'da) sahil kurtarma ekibinde cankurtaranın yüzerken bağlı olduğu kemerin makarasını çalıştıran görevli reelman n.
(eskiden avustralya ve yeni zelanda'da) sahil kurtarma ekibinde cankurtaranın yüzerken bağlı olduğu kemerin makarasını çalıştıran görevli reel man n.
kamu yararına açılmış ve abd hükümeti tarafından korunan sahil dinlence alanı national seashore n.
sahil şeridi beachfront n.
sahil bölgelerinde geçici işler yapan kimse beachcomber n.
suriye'nin batı bölümünde yer alan bir sahil kenti latakia n.
ekvador'un sahil kesiminde yaşayan yerli bir halk manta n.
ekvador'un sahil kesiminde yaşayan yerli bir halka mensup kimse manta n.
kıyı veya nehir boyunca görülen batık çamurdan sahil mudbank n.
küçük sahil anlamına gelen bir japon soyadı obama n.
denize kıyısı olmayan kentlere sahil bölgelerinden balık getiren kimse ripper [obsolete] n.
kayalık sahil şeridi rock n.
sahil düzenlenişi coasting n.
sahil kenarı praya n.
sahil insanı shoreman n.
sahil kenarı shoreside n.
sahil insanı shoresman n.
sahil yönü shoreward n.
(abd sahil güvenlik teşkilatına bağlı) cankurtaran surfman [us] n.
sahil boyunca gitmek coast v.
(sahil) boyunca seyretmek range v.
(nehir, sahil vb.) boyunca tadını çıkararak yürümek stroll along (a river, a beach) v.
sahil boyu littoral adj.
sahilde ya da sahil yakınında bulunan littoral adj.
sahil üzerinde beachside adj.
sahil ile ilgili shore adj.
sahil kenarında bulunan shory adj.
sahil kuşağına özgü littoral adj.
sahil boyunca along the beach adv.
sahil boyunca along the shore adv.
sahil boyunca coastwise adv.
sahil yakınında on shore adv.
sahil şeridi waterfront N.
sahil yürüyüş yolu (tahta platform) boardwalk N.
Colloquial
birleşik devletler sahil güvenliği için kullanılan alaycı bir tabir knee-deep navy [us] n.
Trade/Economic
sahil koruma coast guard n.
Politics
sahil güvenlik komutanlığı coast guard command n.
(britanya'da) sahil güvenliğe ait veya ilişkin preventive adj.
Institutes
sahil güvenlik komutanlığı coast guard command n.
birleşik devletler sahil güvenliği (bdsg) united states coast guard (uscg) n.
sahil güvenlik komutanlığı command of coast guard n.
avrupa sınır ve sahil güvenlik teşkilatı european border and coast guard agency n.
avrupa sınır ve sahil güvenlik ajansı european border and coast guard agency n.
Industry
sahil şeridi boyunca faaliyet gösteren nükleer enerji santralleri offshore assets n.
sahil şeridi boyunca faaliyet gösteren navigasyon yardımcıları offshore assets n.
sahil şeridi boyunca bulunan madencilik ve endüstriyel tesisler offshore assets n.
sahil şeridi boyunca bulunan okyanus termal enerji dönüşüm tesisleri offshore assets n.
sahil şeridi boyunca faaliyet gösteren okyanus termal enerji dönüşüm tesisleri offshore assets n.
sahil şeridi boyunca faaliyet gösteren derin su limanları offshore assets n.
sahil şeridi boyunca faaliyet gösteren petrol ve gaz tesisleri offshore assets n.
sahil şeridi boyunca faaliyet gösteren madencilik ve endüstriyel tesisler offshore assets n.
sahil şeridi boyunca bulunan nükleer enerji santralleri offshore assets n.
sahil şeridi boyunca bulunan petrol ve gaz tesisleri offshore assets n.
sahil şeridi boyunca bulunan navigasyon yardımcıları offshore assets n.
sahil şeridi boyunca bulunan derin su limanları offshore assets n.
Tourism
sahil şeridi coastal band n.
sahil beldesi coastal town n.
Technical
kıyı, sahil veya sahil şeridi rivage n.
sahil bölgesi coastal region n.
sahil erozyonu coast erosion n.
sahil bölgesi coastal reach n.
kumlu sahil sandy coast n.
sahil kaldırımı bank paving n.
sahil etkisi shore effect n.
sahil koruması coast protection n.
sahil duvarı bonding n.
sahil hattı bankline n.
sahil koruma yapısı sea defence structure n.
sahil göçmesi caving n.
sahil muhafaza coast guard n.
sahil güvenlik teknesi coast guard cutter n.
sahil sahası coastal area n.
sahil koruma işleri sea defence works n.
sahil kırılması coastal refraction n.
sahil güvenlik coast guard n.
sahil gergi halatları shore guys n.
sahil temizleme aracı beach cleaner n.
sahil temizleme makinesi beach cleaning machine n.
sahil temizleme aracı beach cleaning machine n.
sahil temizleme makinesi beach cleaner n.
sahil boyunca alongshore adj.
sahil boyunca coastal adj.
Radio
sahil refraksiyonu shoreline effect n.
sahil refraksiyonu land effect n.
Architecture
sahil ayağı abutment n.
Construction
sahil evi terası widows walk n.
sahil evi terası widow's walk n.
Traffic
sahil tahkimatı shore protection n.
Marine
sahil besleme alanı beach nourishment area n.
sahil kuşu shorebird n.
sahil görevi shore duty n.
kıyı girintisindeki ufak sahil pocket beach n.
sahil balıkçılığı seashore fishing n.
dinlenmeye yönelik yapay sahil artificial waterside n.
sahil oyunları beach playing n.
sığ sahil shallow beach n.
sahil malzemesi beach material n.
yapay sahil artificial coast n.
geri sahil backbeach n.
çakıllı sahil gravel coast n.
gelişen sahil advancing coast n.
sahil devriyesi shore patrol n.
sahil güvenlik coastguard n.
yansıtıcı sahil reflective beach n.