dünyada - Turco Inglés Diccionario

dünyada

Significados de "dünyada" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
General
dünyada in the world adv.
Rather, we also need to hold discussions with other countries in the world that have special rules.
Bunun yerine, dünyada özel kurallara sahip diğer ülkelerle de görüşmeler yapmamız gerekiyor.

More Sentences
dünyada on earth adv.
There’s no place on earth like the Galápagos Islands.
Dünyada Galápagos Adaları gibi bir yer yok.

More Sentences
dünyada not at my price adv.
dünyada for all the world adv.
Phrases
dünyada under the sun expr.
Colloquial
dünyada god's green earth expr.
dünyada for the life of expr.
Idioms
dünyada under the sun expr.
dünyada to save (one's) life expr.
dünyada to save life expr.
dünyada to save your life expr.
dünyada wild horses (would not make you do something) expr.
Archaic
dünyada below adv.

Significados de "dünyada" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
dünyada var olan şey terrestrial n.
bütün dünyada the world over n.
dünyada barış peace on earth n.
tüm dünyada şubeleri olan kuruluş worldwide organization n.
dünyada bir ilk a first in the world n.
gerçek dünyada yaşayan aklı başında bir insan a rational person living in the real world n.
dünyada yaşayan kimse tellurist n.
dünyada yaşayan canlı terrestrial n.
dünyada yaşayan canlı formları planet n.
insanın dünyada yaşadığı dönem peregrination [obsolete] n.
dünyada günahsız yaşamanın mümkün olduğuna olan inanç perfectibility n.
dünyada olup bitenlerden haberi olmamak be out of touch v.
dünyada olup bitenleri bilmek know what's what v.
dünyada bir ilk olmak be a first in the world v.
bütün dünyada bilinmek be known all over the world v.
dünyada yaşayan tellurian adj.
dünyada yaşayan terrestrial adj.
dünyada olan earthly adj.
dünyada var olmayan unterrestrial adj.
tüm dünyada geçerli world adj.
dünyada bulunan intramundane adj.
öteki dünyada olan otherwise adj.
öteki dünyada olan otherworld adj.
bütün dünyada throughout the world adv.
tüm dünyada around the world adv.
bu dünyada in the flesh adv.
dünyada katiyen not at my price adv.
bütün dünyada worldwide adv.
tüm dünyada all over the world adv.
öbür dünyada beyond the veil adv.
dünyada (olmaz) never in this world adv.
bütün dünyada all over the world adv.
erkeklerle çevrili bir dünyada in a world surrounded by men adv.
tüm dünyada across the world adv.
öbür dünyada hereafter adv.
öteki dünyada by and by adv.
öbür dünyada by and by adv.
gerçek dünyada in re adv.
gerçek dünyada in rebus adv.
şu dünyada in time adv.
Phrases
bütün dünyada the whole world over adv.
bütün dünyada all over the earth expr.
(dünyada) yaşayan on the face of the earth expr.
ayna ayna söyle bana var mı benden güzeli bu dünyada mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr.
ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzeli bu dünyada mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr.
ayna ayna söyle bana kim en güzel bu dünyada mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr.
ayna ayna benden daha güzeli var mı dünyada mirror mirror on the wall who's the fairest of them all expr.
ne biçim/nasıl bir dünyada yaşıyoruz what a time to be alive expr.
tüm dünyada/piyasada bulabileceğinin en iyisi/mükemmeli best of all worlds expr.
Proverb
yurtta barış dünyada barış peace at home, peace in the world
ye, iç, eğlen şu üç günlük dünyada eat, drink, and be merry, for tomorrow we die
dünya malı dünyada kalır you can't take it with you when you die
dünyada bin bir tuhaflıkta insan var there's none so queer as folk
dünyada binbir tuhaflıkta insan var there's nowt so queer as folk
Colloquial
tüm dünyada pole to pole expr.
şu yalancı dünyada in this transitory world expr.
şu fani dünyada in this transitory world expr.
şu yalancı dünyada in this mortal world expr.
şu fani dünyada in this mortal world expr.
dünyada eşi benzeri yok like nothing on earth expr.
dünyada hiçbir şeye benzemez/benzemiyor like nothing on earth expr.
dünyada olmaz I'll be hanged if I expr.
dünyada olmaz I'll be hanged expr.
dünyada olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
başka bir dünyada görüşmek üzere (I'll) see you in another life expr.
başka bir dünyada görüşürüz (I'll) see you in another life expr.
dünyada yapamam/yapamaz/yapamayız/yapamazlar cannot for the life of me/him/her/us/them expr.
Idioms
dünyada bir cennet paradise on earth n.
başka bir dünyada/gezegende yaşamak be on another planet v.
başka bir dünyada/gezegende yaşamak be living on another planet v.
dünyada olup bitenlere karşı sınırlı bilgiye sahip olarak izole bir yaşam sürmek live under a rock v.
dünyada yapamamak stand no earthly chance v.
dünyada yapamamak not stand an earthly chance v.
dünyada yapamamak not have an earthly chance v.
dünyada şansı olmamak stand no earthly chance v.
dünyada şansı olmamak not have an earthly chance [uk] v.
(böyle bir şey) dünyada görülmemek be out of this world v.
dünyada yapmam see (one) in hell before (doing something) v.
bu dünyada/gezegende olmamak be in another world v.
başka bir dünyada/gezegende olmak be in another world v.
dünyada şansı olmamak not have an earthly [uk] v.
dünyada yapamamak not have an earthly [uk] v.
dünyada şansı olmamak not stand an earthly [uk] v.
dünyada yapamamak not stand an earthly [uk] v.
hangi dünyada/gezegende yaşıyor? what planet is somebody on? v.
kendine ait bir dünyada olmak be in a world of your own v.
kendine ait bir dünyada yaşamak live in a world of your own v.
dünyada kaçırmamak not miss for the world v.
şu dünyada su en iyi içkidir adam's ale is the best brew expr.
dünyada oraya gitmem! wild horses couldn't drag me there! expr.
dünyada olmaz not at any price expr.
dünyada olmaz not on your life expr.
dünyada eşi benzeri olmayacak kadar ilginç like nothing on earth expr.
dünyada (olmaz) for all the world expr.
dünyada kaçırmam not miss something for the world expr.
dünyada kaçırmam not miss something for love nor money expr.
dünyada olmaz in a pig's ear expr.
dünyada olmaz in a pig's eye expr.
dünyada olmaz in a pig's ass expr.
dünyada kaçırmam not miss something for love nor money expr.
dünyada kaçırmam not miss something for the world expr.
dünyada yokken before your time expr.
bütün dünyada (all) the world over expr.
tüm dünyada (all) the world over expr.
biri hangi dünyada/gezegende yaşıyor? what planet is somebody on? expr.
biri dünyada yokken before someone's time expr.
dünya malı dünyada kalır can't take it with you expr.
öbür dünyada in abraham's bosom expr.
dünyada yok not an earthly expr.
(biri bir şeyi) dünyada/ölse söylemez wild horses wouldn't drag (something) from (one) expr.
(biri bir şeyi) dünyada/ölse söylemez wild horses couldn't drag (something) from (one) expr.
(biri bir şeye) dünyada/ölse gitmez wild horses couldn't drag (one) to (something) expr.
biri bir şeye dünyada/ölse gitmez wild horses won't drag someone to something (or something from someone) expr.
(biri bir şeye) dünyada/ölse gitmez wild horses wouldn't drag (one) to (something) expr.
Speaking
dünyada olmaz I'll see him damned first expr.
dünyada gitmem I would not go for the whole world expr.
dünyada inanmam my foot expr.
dünyada yokken before one's time expr.
dünyada çeşit çeşit insan var (böyle kabul etmelisin) it takes all sorts expr.
dünyada çeşit çeşit insan var (böyle kabul etmelisin) it takes all sorts to make a world expr.
seni burada göreceğime dünyada inanmazdım fancy meeting you here expr.
dünyada olanlara baktıkça I look at what is happening in the world expr.
bu dünyada kendinden başka kimseyi önemsemiyorsun you don't care about anyone in this world except yourself expr.
dünyada çeşit çeşit insan var it takes all kinds to make a world expr.
dünyada görmek istediğin değişimin bir parçası ol be the change you want to see in the world expr.
dünyada neredesiniz? where are you in the world? expr.
bu dünyada yanına kar kalacak şeyler vardır there are things you can get away with expr.
dünyada değişmem I would not change it for the whole world expr.
dünyada görmek istediğin değişimin bir parçası ol be part of a change you want to see in the world expr.
dünyada barış olacak there will be peace in the world expr.
Chat Usage
gerçek dünyada irw (in the real world) n.
Trade/Economic
tüm dünyada geçerli poliçe wide world policy n.
Law
sanal ortamda çocukların güvenini kazanıp sanal ya da gerçek dünyada onlara istismar edilmesi online grooming n.
Politics
dünyada her geçen gün büyüyen fakirlik problemi explosive problems of world poverty n.
istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler the enemies conspiring against your independence and your republic, may have behind them a victory unprecedented in the annals of the world n.
Medical
müstahzar olarak dünyada ilk defa geliştirilen ve pazarlama hakkı ilgili resmi kuruluştan alınan ilaç innovator drug n.
Logic
aynı bireyi mümkün olan her dünyada tanımlayan ifade rigid designator n.
Physics
on sayısının fiziksel dünyada karşılığı olmayan çok büyük bir kuvveti googolplex n.
Astronomy
dünyada olan circumterraneous adj.
dünyada yaşayan circumterraneous adj.
Zoology
eski dünya'ya özgü olup günümüzde tüm dünyada evlerde haşere olarak görülen kahverengimsi gri bir fare mus musculus n.
Botanic
mısır'a özgü olup dünyada yaygın yetiştirilen, aromatik tohumlarından elde edilen yağı tıbbi amaçlarla ve yemeklerde kullanılan bir bitki anise plant n.
mısır'a özgü olup dünyada yaygın yetiştirilen, aromatik tohumlarından elde edilen yağı tıbbi amaçlarla ve yemeklerde kullanılan bir bitki anise (pimpinella anisum) n.
tüm dünyada yaygın olarak görülen ve patates dahil pek çok bitkinin hastalanmasına sebep olan bir bitki mantarı rhizoctonia n.
Literature
belirli bir kurgusal dünyada geçen ve birçok hayran tarafından resmi kabul edilen eserler ve olaylar bütünü canon n.
History
antik dünyada özellikle yunan, roma veya yahudi uygarlıklarından uluslar ancients n.
(antik dünyada) bir dik mızrağın üzerine savrulduğu iki dik mızraktan oluşan esaret sembolü yoke n.
(antik dünyada) galya alpleri cisalpine gaul n.
Archaeology
eski mezarlarda merhumun öbür dünyada kullanması için koyulduğu düşünülen objeler grave goods n.
Religious
tüm dünyada dinler arasında işbirliği ve beraberliği savunan bir akım ecumenism n.