daughter - Turco Inglés Diccionario

daughter

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

daughter — Definition

Significado:
kız evlat
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈdɔːtər/ – BrE /ˈdɔːtə/)
Categoría gramatical:
İsim: daughter (daughters)
Sinónimo:
girl, offspring
Antónimos:
son

Significados de "daughter" en diccionario turco inglés : 22 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
daughter n. kız çocuk
We need an instrument if we are to establish daughter directives.
Kız çocuğu direktifleri oluşturacaksak bir araca ihtiyacımız var.

More Sentences
daughter n. kız evlat
Tom always wanted a daughter.
Tom her zaman bir kız evlat istedi.

More Sentences
General
daughter n. kız
Mrs. Anderson is living with her daughter.
Bayan Anderson kızıyla birlikte yaşıyor.

More Sentences
daughter n. evlat
The duty of a daughter is in obedience.
Bir evladın görevi itaat etmektir.

More Sentences
daughter n. kız evlat
Tom always wanted a daughter.
Tom her zaman bir kız evlat istedi.

More Sentences
daughter n. kerime
daughter n. bağ
daughter n. kız çocuğu
daughter n. kaynak veya kökenden türeyen şey
daughter n. yerli kadın
daughter n. spiritüel kız evlat
daughter adj. kız çocuğu gibi
daughter adj. kız çocuğu özelliklerine sahip olan
daughter adj. kız çocuğuna özgü
daughter adj. birinci neslin yavrularıyla ilişkisine sahip olan
daughter adj. (metin) bir öncekinden türetilmiş
Physics
daughter n. elementin radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan atomik türler
daughter adj. radyoaktif bozunma sonucu bir diğerinden oluşan (nüklid)
Biology
daughter adj. bölünmeyle oluşan (yapı)
Zoology
daughter n. dişi yavru
Linguistics
daughter n. yavru dil
daughter adj. belirli bir kökenden gelen (dil)

Significados de "daughter" con otros términos en diccionario inglés turco: 118 resultado(s)

Inglés Turco
General
daughter in law n. gelin
step daughter n. üvey kız
mother and daughter n. ana kız
foster daughter n. sütkızı
father and daughter n. baba kız
daughter of eve n. havva kızı
daughter-in-law n. gelin
mother-daughter n. ana kız
mother-daughter n. anne kız
english teacher's daughter n. ingilizce öğretmeninin kızı
mother and her daughter n. anne ve kızı
mother and daughter n. anne ile kızı
native daughter n. belirli bir yerde doğmuş veya büyümüş olan kadın için o yerle bağlantılı olarak kullanılan ifade
mother's daughter n. annesinin gözdesi olup ona çok benzeyen kız evlat
mother's daughter n. anasının kızı
dau (daughter) n. kız evlat
scavenger's daughter n. 16. yüzyılda ingiltere'de icat edilmiş bir işkence aleti
foster-daughter n. evlatlık kız
foster-daughter n. üvey kız evlat
foster daughter n. üvey kız evlat
foster daughter n. evlatlık kız
give away one's daughter in marriage v. kız vermek
give away one's daughter v. kızını vermek
give away one's daughter in marriage v. kızlarını vermek
give one's daughter in marriage to v. kızlarını vermek
give away one's daughter v. kızlarını vermek
give away one's daughter in marriage v. kızını vermek
give one's daughter in marriage to v. kızını vermek
come to ask a family to give their daughter v. (kız) istemeye gelmek
marry one's daughter off v. kızlarını vermek
marry one's daughter off v. kızını vermek
have a daughter v. kızı olmak
humiliate a father in front of his own daughter v. bir babayı kendi kızının gözleri önünde küçük düşürmek
da. (daughter) abrev. günler
da. (daughter) abrev. kız çocuk
da. (daughter) abrev. kız evlat
da. (daughter) abrev. gün
Proverb
he that would the daughter win, must with the mother first begin kızın kalbine giden yol annesinden geçer
Colloquial
a preacher's daughter n. bir vaizin kızı
bonus daughter n. üvey evlat
bonus daughter n. üvey kız çocuğu
only daughter n. tek kız
only daughter n. tek kız evlat
only daughter n. tek kız çocuğu
step-daughter n. üvey kız
favorite daughter n. ortak bölge ya da değerler paylaşan kadınların desteklediği kadın
favorite daughter n. ulusal siyasi kongrede kendi eyalet delegelerinin başkan adayı gösterdiği kadın
drop one’s daughter off at the piano lesson v. kızını piyano dersine götürmek
stay away from my daughter expr. kızımdan uzak dur
remain away from my daughter expr. kızımdan uzak dur
Idioms
favorite daughter n. kendi memleketinde sevilip el üstünde tutulan siyasetçi kızı
bonus daughter n. üvey kız
daughter of the manse n. papaz kızı
daughter of the manse n. vaiz kızı
gunner's daughter [obsolete] n. deniz topu ya da benzeri silah
favorite daughter n. gönüllerin kızı
favorite daughter n. herkes tarafından sevilen tanınmış kadın
favorite daughter n. herkesin sevdiği tanınmış kadın
daughter of the manse n. vaizin/papazın kızı
daughter of the manse n. vaizin/papazın çocuğu
be one's father's daughter v. babasının kızı olmak
be one's mother's daughter v. anasının kızı olmak
be one's father's daughter v. davranış olarak babasına çok benzemek
be one's mother's daughter v. davranış olarak annesine çok benzemek
be one's father's daughter v. hık demiş babasının burnundan düşmüş
be one's mother's daughter v. hık demiş annesinin burnundan düşmüş
kiss the gunner's daughter [obsolete] v. (deniz topuna ya da benzeri bir silaha bağlanan bir denizci için) kırbaç cezasına çarptırılmak
marry the gunner's daughter [obsolete] v. (deniz topuna ya da benzeri bir silaha bağlanan bir denizci için) kırbaç cezasına çarptırılmak
daughter out v. soyadı devam etmemek
daughter out v. bir ailede son dünyaya gelen bireylerin kız olması sebebiyle soyadı sona ermek
daughter out v. soyu tükenmek
like mother like daughter expr. armut dibine düşer
like mother like daughter expr. anasına bak kızını al
like mother like daughter expr. kızlar annelerine çekermiş
Speaking
I have a problem with my daughter expr. kızımla sorunum var
there once was a king and his beloved daughter expr. bir zamanlar bir kral ve çok sevdiği bir kızı varmış
your daughter needs to be sedated expr. kızınızın sakinleştirilmesi gerekiyor
I'm going to marry your daughter expr. kızınızla evleneceğim
my daughter hasn't spoken to me in years expr. kızım benimle senelerdir konuşmuyor
my daughter hasn't spoken to me in years expr. kızım benimle yıllardır konuşmuyor
my daughter's future expr. kızımın geleceği
I am my father's daughter expr. ben babamın kızıyım
I am the eldest daughter of my family expr. ailemin en büyük kızıyım
I'm the eldest daughter in my family expr. ailemin en büyük kızıyım
I want to have a daughter expr. kızımın olmasını istiyorum
our daughter is growing up expr. kızımız büyüyor
I have a daughter expr. bir kızım var
I live with my daughter expr. kızım ile birlikte yaşıyorum
they have a daughter expr. onların bir kızı var
they have a daughter expr. onların bir kız çocuğu var
they have a daughter expr. onların bir kızları var
are you getting along with your daughter? expr. kızınla iyi anlaşıyor musun?
are you getting along with your daughter? expr. kızınla aran iyi mi?
are you getting along with your daughter? expr. kızınla arayı düzelttin mi?
you found your daughter after years expr. yıllar sonra kızına kavuştun
for some reason my daughter loves you expr. nasıl olmuşsa olmuş kızım seni sevmiş
Law
daughter in law n. gelin
bastard daughter n. gayrimeşru kız çocuk
court's decision to return daughter to her mother n. mahkemenin kızı anneye iadesi yönündeki kararı
Politics
daughter directive n. alt direktif
Technical
daughter board n. çekme kart
Computer
daughter wavelet n. türetik dalgacık
daughter board n. çekme kart
daughter board n. yardımcı kart
Physics
daughter nucleus n. evlat çekirdek
daughter isotope n. bir radyonüklidin radyoaktif bozunması sonucu ortaya çıkan ürün
daughter nuclide n. bir radyonüklidin radyoaktif bozunması sonucu ortaya çıkan ürün
daughter product n. bir radyonüklidin radyoaktif bozunması sonucu ortaya çıkan ürün
Biology
daughter cell n. kız hücre
daughter cell n. yavru hücre
Linguistics
daughter adjunction n. yakın bitiştirme
daughter language n. yavru dil
Geography
daughter wavelet n. türetik dalgacık
Geology
daughter mineral n. evlat mineral
daughter element n. evlat element
daughter mineral n. yavru mineral
daughter element n. yavru element
Star Wars
daughter's grave n. kız'ın mezarı