dikilmek - Turco Inglés Diccionario

dikilmek

Significados de "dikilmek" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
General
dikilmek stand on v.
Tom is standing on the table to change a lightbulb.
Tom ampulü değiştirmek için masanın üstünde dikiliyor.

More Sentences
dikilmek set up v.
A fund was launched to set up a monument in memory of the dead man.
Ölen adamın anısına bir anıt dikilmesi için bir fon oluşturuldu.

More Sentences
dikilmek erect v.
Sergeant Dan Anderson ordered a barricade erected around the police station.
Çavuş Dan Anderson polis karakolunun etrafına barikat dikilmesini emretti.

More Sentences
dikilmek be erected v.
This statue was erected ten years ago.
Bu heykel on yıl önce dikildi.

More Sentences
dikilmek be planted v.
The trees are planted along the street.
Ağaçlar cadde boyunca dikilmişti.

More Sentences
dikilmek stand v.
When I say, you get over there and stand and wait for that ugly mother.
Söylediğimde, oraya git ve dikilip o çirkin anayı bekle.

More Sentences
dikilmek be sewn v.
dikilmek become erect v.
dikilmek stand upon v.
dikilmek stand up v.
dikilmek stick up v.
dikilmek be fixed on v.
dikilmek be set up v.
dikilmek rise v.
dikilmek stay up v.
dikilmek stond v.
dikilmek staun [scotland] v.
dikilmek rear v.
Phrasals
dikilmek stick up v.

Significados de "dikilmek" con otros términos en diccionario inglés turco: 44 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ayakta dikilmek stand v.
General
başına dikilmek breathe down somebody's neck v.
başına dikilmek stand over somebody v.
dikilmek (göz) be fixed on v.
heykeli dikilmek one's statue to be erected v.
karşısına dikilmek stand against someone v.
karşısına dikilmek take a stand against v.
birinin karşısına dikilmek plant oneself in front of someone v.
birinin önünde dikilmek plant oneself in front of someone v.
bacakları iki yana açık dikilmek overstride v.
birdenbire dikilmek startle v.
bacakları ayrık şekilde dikilmek stride [obsolete] v.
Phrasals
meydan okurcasına dikilmek glower at v.
(akbaba gibi) birisinin tepesinde/tepesine dikilmek hover over someone v.
rakibin/bir zorluğun karşısına dikilmek go up against v.
rakibin/bir zorluğun karşısına dikilmek go up v.
bir şeyin başında durmak/tepesinde dikilmek keep on something v.
(birinin) tepesine dikilmek check up on (someone) v.
(birinin/bir şeyin) karşısına dikilmek go up against (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) tepesinde/yanında dikilmek hover over (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) tepesinde/yanında dikilmek hover around (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) tepesinde dikilmek poise over (someone or something) v.
Colloquial
tepesine dikilmek be on someone's back v.
ayağa dikilmek surface v.
Idioms
birinin tepesine dikilmek breathe down someone's neck v.
tepesine dikilmek breathe down someone's neck v.
karşı dikilmek get up against v.
karşısına dikilmek bare (one's) breast v.
(birinin) başına dikilmek be on (one's) shoulder v.
(birinin) tepesine dikilmek be on (one's) shoulder v.
(birinin) ensesinde/tepesinde dikilmek be breathing down (one's) neck v.
birinin ensesinde/tepesinde dikilmek be breathing down someone's neck v.
birinin başına dikilmek be on someone's shoulder v.
birinin tepesinde dikilmek be on someone's shoulder v.
birinin ensesinde dikilmek breathe down somebody's neck v.
tepesinde/başında dikilmek breathe down neck v.
birinin başında dikilmek breathe down somebody's neck v.
(birinin) ensesinde dikilmek breathe down (one's) neck v.
(birinin) başında dikilmek breathe down (one's) neck v.
(birinin) tepesinde dikilmek breathe down (one's) neck v.
birinin tepesinde dikilmek breathe down somebody's neck v.
(birinin/bir şeyin) karşısına dikilmek take a stand against (someone or something) v.
Law
suç işleme amacıyla/niyetiyle boş boş dikilmek loiter with intent [obsolete] [uk] v.
Bookbindery
cilt makinesinin kitap bölümlerinin serildiği ve dikilmek üzere yerleştirildiği parçası saddle n.