diz - Turco Inglés Diccionario

diz

Significados de "diz" en diccionario inglés turco : 6 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
diz knee n.
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
General
diz knee n.
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Technical
diz knee n.
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Medical
diz knee n.
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Anatomy
diz knee n.
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
diz genu n.

Significados de "diz" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
diz çökmek kneel v.
General
yağlı deriden üretilen oduncular ve avcılar tarafından giyilen diz boyunda bir çeşit bot larrigan n.
diz eklemi knee joint n.
diz göğüs pozisyonu knee chest position n.
kalın diz thick knee n.
diz çökme knee bend n.
diz çökme genuflexion n.
diz bağı garter n.
hayvanda diz eklemi stifle n.
diz çökme knee bending n.
diz altını korumak amacıyla kullanılan zırh jambeau n.
iç diz hock n.
diz üstü lap n.
diz çökme genuflection n.
diz ile vurma kneeing n.
diz yastığı hassock n.
diz çökme kneeling n.
diz çökme (özellikle ibadet ederken) genuflection n.
diz ağrısı knee pain n.
diz göğüs pozisyonu genupectoral position n.
diz bükerek reverans curtsy n.
diz hizası knee level n.
diz üstü bilgisayar laptop computer n.
diz eklemi knee-joint n.
kalın diz thick-knee n.
diz altı şort shorts n.
diz altı şort short pants n.
diz altı şort trunks n.
diz hizası çorap knee-high socks n.
diz çukuru kneeling trench n.
diz kemiği kneecap n.
sağ diz right knee n.
katolik rahiplerin ayinlerinde diz çöküp dua ederken üstüne yaslandıkları özel bir çeşit tabure faldstool n.
diz çökme (özellikle ibadet ederken) genuflexion n.
diz sorunu knee problem n.
diz problemi knee problem n.
baldırı saran diz altı pantolon capris [plural of capri] n.
dua etmek için diz çöken kimse kneeler n.
diz mesafesi kneeroom n.
üzerine diz çökmek için yapılmış, yastıklı da olabilen tahta kneeler n.
diz çökerek hürmet etme knee tribute n.
diz çökme pozisyonu kneel n.
diz çökme hareketi kneel n.
diz eklemi kneejoint n.
ibadet için diz çöken kimse kneeler n.
diz çökerek ibadet etme knee tribute n.
saygı gösterme amacıyla diz bükme leg n.
nesneleri diz üstüne koyabilme imkanı sağlayan yastıklı veya kısa ayaklı düz tahta lap desk n.
diz zırhı genouillere n.
at, eşek gibi hayvanların arka bacağının diz ile kalça eklemi arasındaki kısmı instep n.
diz çökme incurvation [obsolete] n.
diz ile bilek ortasında biten evaze paçalı pantolon gauchos n.
diz ile bilek ortasında biten evaze paçalı pantolon gaucho n.
(boyun, diz vb.) desteği support n.
diz budu knuckle n.
diz ile vurmak knee v.
diz dize oturmak sit close together v.
diz büküp selamlamak kneel v.
diz bağı takmak garter v.
diz çökmek (ibadette) genuflect v.
diz çökmek genuflect v.
diz çökmek kneel down v.
diz içi kirişlerini kesmek hock v.
diz çökmek sink to one's knees v.
birine diz çöktürmek bring someone to her knees v.
birine diz çöktürmek bring someone to his knees v.
(diz) çökmek bend v.
diz çökmek go down on one's knees to v.
diz üstü oturmak kneel v.
diz çökmek bend the knee v.
diz çökmek kneel on v.
diz üstü çökmek fall onto one's knees v.
diz üstü çökmek kneel down v.
diz üstü çökmek get down on one's knees v.
birisinin önünde diz çökmek knee before someone v.
önünde diz çökmek genuflect before v.
(saygıdan/korkudan) karşısında diz çökmek prostrate oneself before someone v.
(saygıdan/korkudan) önünde diz çökmek prostrate oneself before someone v.
önünde diz çökmek grovel to someone v.
diz çökmek sit on heels v.
diz ardı çukurunun iki yanındaki kirişleri keserek sakatlamak hamel v.
diz ardı çukurunun iki yanındaki kirişleri keserek sakatlamak hamble v.
diz çökmek sit [obsolete] v.
diz içi kirişlerini sakatlamak hox v.
diz yapmış kneed adj.
diz çöken knelt adj.
diz çökmüş knelt adj.
diz boyunda knee-high adj.
diz boyu derinliğinde knee-deep adj.
diz boyu knee-deep adj.
diz boyu knee-length adj.
diz üstü overknee adj.
(diz kapağı ile cilt arasındaki) sinovyal bursaya ait veya ilişkin prepatellar adj.
diz kapağının önünde yer alan prepatellar adj.
(hayvanın) iç diz bölgesine özgü suffraginous adj.
diz ile ilgili suffraginous adj.
(hayvanın) iç diz bölgesine ait veya ilgili suffraginous adj.
diz kapağı bulunan patellate adj.
diz kapaklı patellate adj.
diz çökmüş durumda on bended knee adv.
diz üstünde aknee adv.
diz çökerek kneelingly adv.
diz kırma selamı curtsy N.
Phrasals
önünde diz çökmek grovel before someone v.
diz çökmek bow down v.
yalvararak diz çökmek fall down v.
diz çökmek bow down to (someone) v.
diz çökmek grovel about in (something) v.
(birinin veya bir şeyin) önünde diz çökmek fall (down) at something v.
ayağına kapanmak/önünde diz çökmek cringe before v.
önünde diz çökmek fall at v.
önünde diz çökmek grovel to v.
biri/bir şey karşısında/önünde diz çökmek grovel before someone or something v.
karşısında/önünde diz çökmek grovel before v.
(birinin/bir şeyin) önünde diz çökmek kneel down before (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) önünde diz çökmek kneel before (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) önünde diz çökmek prostrate (oneself) before (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) karşısında diz çökmek prostrate (oneself) before (someone or something) v.
Colloquial
diz ısıran knee biter n.
diz altı boyu midi n.
diz altında/baldırda biten boy midi n.
diz altı midi n.
diz altına/baldıra kadar gelen boy midi n.
diz altında/baldırda kesilen boy midi n.
diz altına kadar gelen midi adj.
diz altı hizasına gelen midi adj.
diz çökerek on bended knee expr.
önünde diz çökerek on one's knees expr.
diz çökerek on bended knees expr.
önünde diz çökerek on bended knee expr.
diz çöküp on bended knee expr.
önünde diz çökerek on bended knees expr.
diz çöküp on bended knees expr.
Idioms
diz çökmek go down on one's knees v.
diz çöktürmek bring someone to his knees v.
karşısında diz çökmek bend the knee v.
karşısında diz çökmek bow the knee v.
önünde diz çökmek prostrate oneself before v.
birisine diz çöktürmek make someone kneel down v.
(saygıdan vb) diz çökmek fall on one's knees v.
(saygıdan vb) diz çökmek fall to one's knees v.
birinin önünde diz çökmek kneel down before someone v.
diz seviyesine kadar batmak be up to one's knees v.
diz seviyesine kadar batmak get up to one's knees v.
ayakları önünde diz çökmek bow at the feet of v.
(birinin) ayağına kapanmak/önünde diz çökmek cringe before someone or something v.
diz çöküp yalvarmak beg on bended knee v.
(birinin) ayağına kapanmak/önünde diz çökmek cringe before (someone or something) v.
diz çöküp yalvarmak beg on bended knee v.
(birinin veya bir şeyin) önünde diz çökmek fall down at (one's) feet v.