| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | knee n. | diz | ||
|
Thunder was our fastest horse before his knee injury. Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | knee n. | diz | ||
|
Thunder was our fastest horse before his knee injury. Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı. More Sentences |
||||
| General | knee v. | dizle vurmak | ||
|
The old man kneed the purse snatcher. Yaşlı adam kapkaççıya diziyle vurdu. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | knee n. | diz | ||
|
Thunder was our fastest horse before his knee injury. Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı. More Sentences |
||||
| Textile | ||||
| Textile | knee n. | diz kısmı | ||
|
Motorbike trousers have thick materials on their knees for protection. Motosiklet pantolonlarının diz kısımlarında koruma amaçlı kalın malzemeler bulunur. More Sentences |
||||
| Medical | ||||
| Medical | knee n. | diz | ||
|
Thunder was our fastest horse before his knee injury. Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı. More Sentences |
||||
| Anatomy | ||||
| Anatomy | knee n. | diz | ||
|
Thunder was our fastest horse before his knee injury. Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | knee n. | paraçol | ||
| General | knee n. | dirsek | ||
| General | knee n. | oynak | ||
| General | knee n. | dirsek biçiminde parça | ||
| General | knee n. | çerçeve köşesi | ||
| General | knee n. | insan dizine benzeyen şey | ||
| General | knee n. | boru dirseği | ||
| General | knee v. | diz ile vurmak | ||
| Textile | ||||
| Textile | knee n. | diz bölgesi | ||
| Botanic | ||||
| Botanic | knee n. | bataklıkta yetişen ağaçların köklerinden yukarı doğru çıkıntı yapan dikey ve genelde konik olan odunsu yapı | ||
| Botanic | knee n. | bataklık servisinin köklerinden yukarı doğru çıkıntı yapan içi boş yuvarlak yumrular | ||