knee - Türkçe İngilizce Sözlük

knee

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

knee — Definition

Anlamı ve Tanımı:
diz
Okunuş (IPA):
(AmE /niː/ – BrE /niː/)
Terim Türü:
İsim: knee (knees)
Bacağı bükmeye yarayan eklemi anlatan sözcüktür; bu nedenle knee, hareket ve denge anlamına sahiptir. Eski İngilizce kökenlidir; modern anatomide temel terimdir.

"knee" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
knee i. diz
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Genel
knee i. diz
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
knee f. dizle vurmak
The old man kneed the purse snatcher.
Yaşlı adam kapkaççıya diziyle vurdu.

More Sentences
Teknik
knee i. diz
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Tekstil
knee i. diz kısmı
Motorbike trousers have thick materials on their knees for protection.
Motosiklet pantolonlarının diz kısımlarında koruma amaçlı kalın malzemeler bulunur.

More Sentences
Medikal
knee i. diz
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Anatomi
knee i. diz
Thunder was our fastest horse before his knee injury.
Thunder dizinden sakatlanmadan önce en hızlı atımızdı.

More Sentences
Genel
knee i. paraçol
knee i. dirsek
knee i. oynak
knee i. dirsek biçiminde parça
knee i. çerçeve köşesi
knee i. insan dizine benzeyen şey
knee i. boru dirseği
knee f. diz ile vurmak
Tekstil
knee i. diz bölgesi
Botanik
knee i. bataklıkta yetişen ağaçların köklerinden yukarı doğru çıkıntı yapan dikey ve genelde konik olan odunsu yapı
knee i. bataklık servisinin köklerinden yukarı doğru çıkıntı yapan içi boş yuvarlak yumrular

"knee" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
knee boot i. dize kadar gelen çizme
knee jerk i. refleks
knee brace i. göğüsleme
knee chest position i. diz göğüs pozisyonu
knee bend i. diz çökme
thick knee i. kalın diz
knee joint i. dirsek mafsalı
knee bending i. diz çökme
knee breeches i. kısa pantolon
knee pain i. diz ağrısı
knee joint i. diz eklemi
knee level i. diz hizası
knee-pan i. dizkapağı
knee-jerk decision i. düşünmeden alınmış karar
knee-breeches i. dizlik
knee-jerk reaction i. düşünmeden gösterilen tepki
knee-joint i. diz eklemi
knee-guard i. dizlik
thick-knee i. kalın diz
knee piece i. dizlik
knee breeches i. golf pantolon
knee pants i. golf pantolon
knee-high socks i. diz hizası çorap
right knee i. sağ diz
knee jerk i. dizkapağı refleksi
knee-jerk reflex i. dizkapağı refleksi
knee problem i. diz problemi
knee problem i. diz sorunu
knee tribute i. diz çökerek ibadet etme
knee jerk reaction i. hassas olunan konuya verilen öngörülebilir duygusal tepki
knee tribute i. diz çökerek hürmet etme
bend the knee f. boyun eğmek
bend the knee f. diz çökmek
knee before someone f. birisinin önünde diz çökmek
put somebody over your knee f. dizine yatırıp dövmek/cezalandırmak
take a knee f. bir dizinin üstüne çökmek
knee-deep s. diz boyu
knee-jerk s. düşünmeden yapılan
knee-deep s. diz boyu derinliğinde
knee-jerk s. tepki olarak yapılan
knee-high s. dize kadar yükselen
knee-high s. diz boyunda
knee-shattering s. dizleri titreten
knee-deep s. (mevzuya) beline kadar batmış
knee-deep s. yoğun bir şekilde meşgul
knee-deep s. büsbütün müdahil
knee-crooking s. şakşakçı
knee-crooking s. yaltakçı
knee-crooking s. dalkavuk
knee-length s. diz boyu
on bended knee zf. diz çökmüş durumda
at someone's knee zf. dizinde
İfadeler
on bended knee expr. yalvararak
Konuşma Dili
knee biter i. küçük çocuk
knee biter i. diz ısıran
knee biter i. emekleyen çocuk
knee-deep navy [us] i. birleşik devletler sahil güvenliği için kullanılan alaycı bir tabir
knee-deep navy [us] i. dizine kadar suda olan donanma
knee-deep navy [us] i. dizboyu donanması
knee jerk liberal i. belirli konularda çabuk tetiklenen duygusal ve koyu liberal kimse
knee-mail i. yakarış
knee-mail i. ibadet
knee-mail i. yalvarma
knee-mail i. dizlerinin üstüne çöküp edilen dua
knee-trembling s. çok heyecanlı
on bended knee expr. önünde diz çökerek
on bended knee expr. diz çöküp
on bended knee expr. dizlerine kapanarak
on bended knee expr. diz çökerek
Deyim
knee-high to a grasshopper i. bacak kadar
knee-jerk reaction i. her zamanki gibi anında tepki verme
a knee-slapper i. çok komik şaka/espri
knee-jerk gimmicks i. üzerinde düşünülmeden alınan etkisiz önlemler
bow the knee f. üstünlüğünü kabul etmek
bend the knee f. üstünlüğünü kabul etmek
bow the knee f. karşısında diz çökmek
bend the knee f. karşısında diz çökmek
knee before someone f. yalvarmak
learn something at your mother's knee f. küçük yaşta öğrenmek
learn something at your mother's knee f. çok küçükken öğrenmek
learn something at your mother's knee f. çocukken öğrenmek
become knee-high by the 4th of july f. (ekinler) iyice büyümek
grow knee-high by the 4th of july f. (ekinler) iyice büyümek
be knee-deep in something f. bir şeye boğazına/dizine kadar batmak
be knee-deep in something f. bir şeye boğazına kadar batmış olmak
stand knee-deep in something f. bir şeye boğazına kadar batmış olmak
get knee-deep in something f. bir şeye boğazına/dizine kadar batmak
beg on bended knee f. diz çöküp yalvarmak
beg on bended knee f. dizlerine kapanmak
beg on bended knee f. diz çöküp yalvarmak
beg on bended knee f. dizlerine kapanmak
be knee-deep in f. bolca olmak
be knee-high to a grasshopper f. küçücük olmak
be knee-deep in f. haddinden fazla olmak
be knee-deep in f. içinde yüzmek
be knee-deep in f. aşırı miktarda olmak
be knee-deep in f. -e batmak
be knee-deep in f. dizine kadar batmak
be knee-deep in f. ziyadesiyle olmak
be knee-high to a grasshopper f. bacak kadar olmak
be knee-deep in f. '-e saplanmak
be knee-high to a grasshopper f. çok genç/küçük olmak
beg on bended knee f. dizlerine kapanmak
get down on one knee f. diz çöküp evlenme teklif etmek
get down on one knee f. evlenme teklif etmek
get down on one knee f. (evlenme teklif etmek için) diz çökmek
have a knee-trembler f. alelacele/ayakta seks yapmak
put (someone) over (one's) knee f. (birini) dizine yatırıp dövmek/cezalandırmak/tokatlamak
knee-deep s. dize kadar
knee-high to a duck s. bacak kadar
knee-high to a duck s. minnacık
knee-high to a duck s. ufacık
knee-high to a duck s. küçücük
knee-high to a duck s. çok genç
knee-high to a duck s. minicik
knee-high in (something) s. (bir şeyle) dolup taşmış
knee-high in (something) s. (bir şeyin) içine batmış
knee-high in (something) s. zor/sıkıntılı (bir şeye) boğulmuş
knee-high in (something) s. zor/sıkıntılı (bir şeyin) içine gömülmüş
knee-high in (something) s. çok fazla miktarda/sayıda (bir şeyin) içinde kalmış
knee-high in (something) s. zor/sıkıntılı (bir şeyin) içine batmış
knee-high in (something) s. dizine kadar gelen (bir şeyin) içinde
knee-high in (something) s. dizine kadar (bir şeyin) içinde
knee-high in (something) s. zor/sıkıntılı (bir şeyin) altında ezilmiş
knee-high in (something) s. (bir şeyin) içine gömülmüş
knee-high in (something) s. (bir şeyle) dolmuş
knee-deep in s. '-e saplanmış
knee-high by the 4th of july s. (ekinler) dize kadar gelmiş
knee-deep in (something) s. (bir şey) içinde yüzen
knee-deep in (something) s. bolca (bir şeyi) olan
knee-deep in (something) s. boğazına kadar (bir şeye) batmış/bulaşmış
knee-deep in (something) s. dizine kadar (bir şeye) girmiş
knee-deep in s. '-e batmış
knee-deep in s. içinde yüzen
knee-deep in (something) s. aşırı miktarda (bir şeyi) olan
knee-high by the 4th of july s. (ekinler) iyice büyümüş
knee-deep in s. '-e bulaşmış
knee-deep in (something) s. dizine kadar (bir şeye) batmış
knee-deep in (something) s. gırtlağına kadar (bir şeye) batmış/bulaşmış
knee-deep in (something) s. dizine kadar (bir şeyin) içinde kalmış
knee-deep in s. dizine kadar batmış/girmiş
knee high zf. dize kadar
knee-high to a grasshopper expr. yerden bitme
knee high to a grasshopper expr. çok genç ve küçük
at one's mother's knee expr. küçük yaşta
at one's mother's knee expr. küçükken
at one's mother's knee expr. çocukken
on bended knee expr. diz çökmüş
on bended knee expr. diz çökerek
knee-high to a grasshopper expr. çok genç