emotional - Turco Inglés Diccionario

emotional

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

emotional — Definition

Significado:
duygusal
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɪˈmoʊʃənəl/ – BrE /ɪˈməʊʃənəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat: emotional
Sinónimo:
affective
Antónimos:
rational

Significados de "emotional" en diccionario turco inglés : 21 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
emotional adj. dokunaklı
Miss Cox gave an emotional speech.
Bayan Cox dokunaklı bir konuşma yaptı.

More Sentences
emotional adj. duygusal
It was an emotional moment to see the Olympian receive the trophy.
Olimpiyat sporcusunun kupayı alması duygusal anlar yaşattı.

More Sentences
General
emotional adj. duygusal
It was an emotional moment to see the Olympian receive the trophy.
Olimpiyat sporcusunun kupayı alması duygusal anlar yaşattı.

More Sentences
emotional adj. heyecanlı
Ember got emotional seeing her husband sick.
Ember, kocasının hasta olduğunu görünce heyecanlandı.

More Sentences
emotional adj. duygu yüklü
The mother's emotional outburst shocked everyone.
Annenin duygu yüklü öfke patlaması herkesi şok etti.

More Sentences
emotional adj. coşkun
emotional adj. duyarlık
emotional adj. duygulu
emotional adj. hisli
emotional adj. müteessir edici
emotional adj. hissi
emotional adj. kolayca hislerine kapılan
emotional adj. içli
emotional adj. duysal
emotional adj. duyarlı
emotional adj. hassas
emotional adj. duygu dolu
emotional adj. hissi
emotional adj. duygulara dayanan
emotional adj. hislere dayanan
Medical
emotional adj. emosyonel

Significados de "emotional" con otros términos en diccionario inglés turco: 131 resultado(s)

Inglés Turco
General
emotional intelligence level n. duygusal zeka seviyesi
emotional loneliness n. duygusal yalnızlık
emotional relations n. hissi münasebetler
emotional mean n. duygusal ortalama
emotional blackmail n. duygu sömürüsü
emotional neutrality n. duygusal tarafsızlık
emotional exploitation n. duygu sömürüsü
emotional action n. duygusal eylem
emotional relations n. duygusal ilişkiler
emotional abuse n. duygu sömürüsü
emotional quotient n. duygusal zeka
emotional intelligence n. duygusal zeka
emotional adaptation n. duygusal uyum
emotional disturbance n. duygusal rahatsızlık
emotional blocking n. duygusal tıkanma
emotional shortcoming n. duygusuzluk
emotional calm n. iç huzur
emotional breakdown n. duygusal çöküş
financial and emotional damage n. maddi manevi hasar
emotional support n. manevi yardım
emotional support n. manevi destek
emotional tie n. duygusal bağ
emotional bond n. duygusal bağ
social-emotional leader n. sosyal-duygusal lider
emotional blunting n. duygusal körleşme
emotional blunting n. hissizleşme
a strong emotional bond n. güçlü bir duygusal bağ
emotional siege n. duygusal kuşatma
emotional sharing and intimacy n. duygusal paylaşım ve yakınlık
emotional commitment n. duygusal bağlılık
emotional intimacy n. duygusal yakınlık/yakınlaşma
emotional anxiety n. duygusal endişe
emotional cues n. duygusal ipuçları
emotional attachment n. duygusal/manevi bağlılık
emotional torture n. duygusal işkence
emotional and behavioural difficulties n. duygusal ve davranışsal zorluklar
emotional well-being n. duygusal iyi oluş
emotional emptiness n. duygusal boşluk
emotional void n. duygusal boşluk
emotional health n. duygusal sağlık
emotional health n. ruhsal sağlık
emotional life n. duygusal yaşam
emotional stability n. duygusal denge
emotional stability n. duygusal istikrar
emotional constipation n. duygusal kabızlık
emotional necessity n. duygusal gereksinim
emotional trauma n. duygusal travma
emotional reaction n. duygusal tepki
esa (emotional support animal) n. doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından birinin sürekli yanında olup ona duygusal destek sağlaması için görevlendirilen resmi lisanslı hayvan
emotional person n. duyarlı kimse
emotional person n. duygusal kimse
emotional support dog/cat n. doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından birinin sürekli yanında olup ona duygusal destek sağlaması için görevlendirilen resmi lisanslı kedi/köpek
emotional gap n. duygusal boşluk
be emotional v. duygusal olmak
become emotional v. duygusallaşmak
get emotional v. duygusallaşmak
be on an emotional rollercoaster v. duygusal gelgitler yaşamak
overly emotional adj. aşırı duygusal
Phrases
based on the emotional state expr. ruh haline bakacak olursak
Colloquial
emotional whiplash n. duygu karmaşası
emo (emotional) abrev. duygusal
Idioms
emotional support dog/cat n. depresyon vs. hastalarına doktor veya psikolog tarafından reçete edilen evcil hayvan
emotional support dog/cat n. duygusal destek amacıyla edinilen evcil hayvan
emotional support dog/cat n. arkadaşlık etme, rahatlatma amacıyla edinilen evcil hayvan
emotional affair n. gönül macerası
emotional affair n. beyniyle aldatma
emotional affair n. duygusal kaçamak
be tired and emotional v. sarhoş olmak
be tired and emotional v. şaşırmak
emotional cripple adj. duygu yoksunu
emotional cripple adj. duygularını göstermekte/ifade etmekte zorluk çeken
emotional cripple adj. duygu özürlü
emotional cripple adj. duygularını ifade edemeyen
emotional cripple adj. duygularını gösteremeyen
beyond some emotional response adv. robot gibi olmak
beyond some emotional response adv. hissizleşmiş bir durumda
beyond some emotional response expr. hissizleşmiş
beyond some emotional response expr. duygu belirtisi göstermeyen
beyond some emotional response expr. duygusal tepki göstermeyen
Trade/Economic
emotional labour n. duygusal emek
emotional labor n. duygusal emek
Law
emotional distress n. manevi zarar
Technical
emotional labour n. kuvvetli sosyal beceri gerektiren işler
Medical
emotional amenorrhea n. emosyonel amenore
emotional amenorrhea n. hislere bağlı olarak gelişen
emotional eating n. duygusal yeme
Psychology
serious emotional disturbance n. ciddi duygusal rahatsızlık
postpartum emotional disturbances n. doğum sonrası duygusal rahatsızlıklar
emotional deprivation n. duygusal yoksunluk
emotional development n. hissi tekamül
emotional development n. duygusal gelişim
emotional stress n. duygusal gerilim
emotional problems n. duygusal sorunlar
emotional intelligence tests n. duygusal zeka testleri
emotional intelligence n. duygusal zeka
conditioned emotional response n. şartlı duygusal tepki
emotional dysregulation n. duygusal bozukluk
emotional dysregulation n. normal tepki gösterememe
emotional dysregulation n. normal tepki verememe bozukluğu
emotional satisfaction n. duygusal doyum
emotional warmth n. duygusal sıcaklık
emotional variations n. emosyonel değişiklikler
behavioral-emotional disorder n. davranışsal-duygulanımsal bozukluk
emotional exhaustion n. duygusal tükenme
emotional stress n. duygusal stres
emotional pressure n. duygusal baskı
emotional arousal n. duygusal uyarılma
emotional outburst n. duygu patlaması
emotional literacy n. duygusal okuryazarlık
emotional distress n. duygusal sıkıntı
emotional contagion n. duygusal bulaşma
emotional lability n. duygusal labilite
emotional baggage n. duygusal yük
emotional relief n. duygusal rahatlama
emotional abuse n. duygusal istismar
emotional maturity n. duygusal olgunluk
emotional correctness n. duygusal doğruculuk
emotional disorder n. duygulanımsal bozukluk
emotional state n. duygu durumu
emotional disorder n. duygu durum bozukluğu
emotional disorder n. duygusal bozukluk
emotional literacy n. duyguları ele alma ve nedenlerini anlama becerisi
emotional state n. duygusal durum
emotional state n. ruh hali
emotional intelligence n. kendine ve başkalarına ait duyguları anlama, yönetme ve yönlendirme yetisi
Mental Health
emotional burnout n. duygusal çöküntü
emotional regulation n. duygusal düzen
Social Sciences
emotional tax n. birisinin ırkı, cinsiyeti, inançları gibi bir takım özelliklerinden dolayı kendisini sürekli savunmada hissetmesi
Education
emotional expressivity n. duyuşsal anlatımcılık
Slang
emotional rock n. emo
British Slang
tired and emotional adj. sarhoş