duygusal - Turco Inglés Diccionario

duygusal

Significados de "duygusal" en diccionario inglés turco : 55 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
duygusal sentimental adj.
Mothers can be very sentimental about their children.
Anneler çocukları söz konusu olduğunda çok duygusal davranabiliyorlar.

More Sentences
duygusal emotional adj.
It was an emotional moment to see the Olympian receive the trophy.
Olimpiyat sporcusunun kupayı alması duygusal anlar yaşattı.

More Sentences
duygusal sensual adj.
Nature-loving Taurus is one of the sensual signs of the Zodiac.
Doğasever Boğa burcu, burçlar kuşağının en duygusal burçlarından biridir.

More Sentences
duygusal romantic adj.
General
duygusal sensitive adj.
Whenever I listen to this sensitive movie, I find myself crying.
Bu duygusal filmi ne zaman izlesem kendimi ağlarken buluyorum.

More Sentences
duygusal feeling adj.
Keanu texted her a feeling poem.
Keanu, ona duygusal bir şiir göndermiş.

More Sentences
duygusal emotional adj.
It was an emotional moment to see the Olympian receive the trophy.
Olimpiyat sporcusunun kupayı alması duygusal anlar yaşattı.

More Sentences
duygusal emotive adj.
We have had some very emotive speeches on this subject.
Bu konuda çok duygusal konuşmalar yaptık.

More Sentences
duygusal sentient adj.
How do I know that anyone else is a sentient being?
Başka birinin duygusal bir varlık olduğunu nereden bilirim?

More Sentences
duygusal sensual adj.
Nature-loving Taurus is one of the sensual signs of the Zodiac.
Doğasever Boğa burcu, burçlar kuşağının en duygusal burçlarından biridir.

More Sentences
duygusal soppy adj.
The movie's soppy romantic scenes brought tears to her eyes.
Filmdeki duygusal romantik sahneler kadının gözlerini doldurdu.

More Sentences
Psychology
duygusal emotive adj.
We have had some very emotive speeches on this subject.
Bu konuda çok duygusal konuşmalar yaptık.

More Sentences
duygusal affective adj.
A significant benefit of movies is that they offer both affective and cognitive experiences.
Filmlerin önemli bir faydası, hem duygusal hem de bilişsel deneyimler sunmasıdır.

More Sentences
Linguistics
duygusal affective adj.
A significant benefit of movies is that they offer both affective and cognitive experiences.
Filmlerin önemli bir faydası, hem duygusal hem de bilişsel deneyimler sunmasıdır.

More Sentences
duygusal emotive adj.
We have had some very emotive speeches on this subject.
Bu konuda çok duygusal konuşmalar yaptık.

More Sentences
General
duygusal thin skinned adj.
duygusal supersensible adj.
duygusal soulful adj.
duygusal supersensual adj.
duygusal sensational adj.
duygusal susceptible adj.
duygusal tabloid adj.
duygusal drama adj.
duygusal sensuous adj.
duygusal affectional adj.
duygusal torchy adj.
duygusal misty adj.
duygusal moist adj.
duygusal rhapsodic adj.
duygusal rosewater adj.
duygusal rosewatered adj.
duygusal pandemian adj.
duygusal fleshy adj.
duygusal romancy adj.
duygusal romantical adj.
duygusal snively adj.
duygusal snivelly adj.
duygusal sobby adj.
duygusal spooney adj.
duygusal spoony adj.
duygusal squishy adj.
duygusal subtitle adj.
duygusal subtle adj.
duygusal hot-blooded adj.
duygusal passional adj.
Colloquial
duygusal temperamental adj.
duygusal soft-boiled adj.
duygusal emo (emotional) abrev.
Psychology
duygusal esthetic adj.
duygusal aesthetic adj.
Literature
duygusal novelettish adj.
duygusal novelish adj.
duygusal novelistic adj.
Slang
duygusal hot-button adj.
duygusal funky adj.

Significados de "duygusal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
aniden duygusal ilişkisini bitirme jilting n.
duygusal çöküntü psikozu depressive psychosis n.
duygusal ilişkiler emotional relations n.
duygusal tarafsızlık emotional neutrality n.
duygusal ortalama emotional mean n.
duygusal zeka emotional intelligence n.
duygusal tıkanma emotional blocking n.
aşırı duygusal söz veya yazı slop n.
duygusal zeka emotional quotient n.
duygusal yalnızlık emotional loneliness n.
mırıldanır gibi duygusal şarkılar söyleyen şarkıcı crooner n.
duygusal zeka seviyesi emotional intelligence level n.
duygusal yakınlık affection n.
duygusal eylem emotional action n.
duygusal uyum emotional adaptation n.
duygusal düzensizlik affective disorder n.
duygusal uyumsuzluk affect n.
duygusal yakınlık affiliation n.
duygusal rahatsızlık emotional disturbance n.
duygusal boşalma catharsis n.
duygusal kişi sentimentalist n.
duygusal davranma sentimentalisation n.
duygusal olarak bağlı olmama noninvolvement n.
duygusal çöküş emotional breakdown n.
duygusal aşk şarkısı torch song n.
duygusal aşk şarkıları söyleyen kimse torch singer n.
duygusal bağ emotional bond n.
duygusal bağ emotional tie n.
duygusal konulu tear-jerker n.
sosyal-duygusal lider social-emotional leader n.
duygusal körleşme emotional blunting n.
güçlü bir duygusal bağ a strong emotional bond n.
duygusal kuşatma emotional siege n.
duygusal paylaşım ve yakınlık emotional sharing and intimacy n.
duygusal sığlık blunted affect n.
duygusal bağlılık affective attachment n.
duygusal bağlılık emotional commitment n.
duygusal bağlılık devotion n.
duygusal olarak yakınlaşma getting emotionally close n.
duygusal yakınlık/yakınlaşma emotional intimacy n.
duygusal endişe emotional anxiety n.
duygusal ipuçları emotional cues n.
duygusal değer sentimental value n.
duygusal işkence emotional torture n.
duygusal ve davranışsal zorluklar emotional and behavioural difficulties n.
duygusal farklılık chasm n.
duygusal iyi oluş emotional well-being n.
duygusal davranma sentimentalization n.
duygusal olarak bağlı olmama non-involvement n.
duygusal boşluk emotional emptiness n.
duygusal boşluk emotional void n.
duygusal sağlık emotional health n.
(duygusal anlamda) deşarj olma tension release n.
duygusal yaşam emotional life n.
duygusal ilgi love interest n.
duygusal ilgi romantic interest n.
duygusal denge emotional stability n.
duygusal istikrar emotional stability n.
duygusal kabızlık emotional constipation n.
duygusal gereksinim emotional necessity n.
bir çeşit duygusal ve manevi destek modeli pastoral care n.
duygusal travma emotional trauma n.
duygusal tepki emotional reaction n.
duygusal çöküntü tailspin n.
duygusal yakınlık affectionateness n.
duygusal anlamda iyileşme süreci rebound n.
duygusal yoğunluk temperature n.
aşırı duygusal kimse throbber n.
duygusal aşk şarkıları söyleyen kimse torcher n.
aşırı tatlı ve duygusal yazı glop n.
aşırı tatlı ve duygusal müzik treacle n.
aşırı tatlı ve duygusal yazı mush n.
aşırı tatlı ve duygusal müzik slop n.
aşırı tatlı ve duygusal müzik mush n.
aşırı tatlı ve duygusal yazı slop n.
aşırı tatlı ve duygusal yazı treacle n.
aşırı tatlı ve duygusal müzik glop n.
doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından birinin sürekli yanında olup ona duygusal destek sağlaması için görevlendirilen resmi lisanslı hayvan esa (emotional support animal) n.
(insanlar arasındaki) duygusal gerilim electricity n.
duygusal kimse emotional person n.
zihinsel veya duygusal tutarlılık sağlayan şey ballast n.
duygusal veya fiziksel canlılık bang n.
duygusal olmama unsusceptibility n.
hassas olunan konuya verilen öngörülebilir duygusal tepki knee jerk reaction n.
doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından birinin sürekli yanında olup ona duygusal destek sağlaması için görevlendirilen resmi lisanslı kedi/köpek emotional support dog/cat n.
duygusal çöküş hangover n.
duygusal problem hang-up n.
aşırı duygusal ve ağlak olma eğilimi maudlinism n.
abartılı derecede duygusal davranış melodramatics n.
aşırı duygusal kimse melodramatist n.
vücuttaki fiziksel ve duygusal travma birikimini gidermeye yönelik bir tür derin doku masajı hellerwork n.
duygusal yaralanma bruise n.
aşırı duygusal davranış heroic n.
aşırı duygusal dil heroic n.
duygusal olarak bağlı olunan aile ortamı home n.
duygusal çöküş hump [uk] n.
aşırı duygusal kimse hysteric n.
süslü ambalajı olan, duygusal veya mizahi söz içeren parti gereçleri motto n.
duygusal coşku hwyl n.
kişinin duygusal doğasını ifade ettiği düşünülen çizgi line of heart n.
kişinin duygusal doğasını ifade ettiği düşünülen çizgi love line n.
duygusal yakınlık love-drury n.
kişinin duygusal doğasını ifade ettiği düşünülen çizgi heart line n.
duygusal yakınlık nesnesi lovey n.
kişinin duygusal doğasını ifade ettiği düşünülen çizgi mensal line n.
aşırı duygusal olma mushiness n.
büyüme çağında yaşanan duygusal zorluklar growing pains n.
güçlü duygusal tepkilere neden olan konu gut issue n.
kendisini entelektüel veya duygusal doyuma ulaştıracak şekilde hareket eden kimse onanist n.
duygusal yoksunluk impersonality n.
duygusal bağın olmadığı yakınlaşma situationship n.
belirgin duygusal yoğunluk drive n.
duygusal olarak baba yerine geçen kimse father figure n.
duygusal olarak baba yerine geçen kimse father-figure n.
duygusal nitelik feelingness n.
duygusal kişilik feelingness n.
duygusal duyarlılık feelings n.
sözdizimsel veya duygusal ayrım yaratan ses tonu değişimi intonation n.
duygusal eziyet pang n.
duygusal durum fettle n.
(duygusal, ilkesel sebeplerle) bir şeye karşı olan kimse foe n.
duygusal yoğunluk noktası orgasm n.
duygusal gelgitlerin yaşandığı durum rollercoaster n.
edebiyatta veya sanatta ortaya konan duygusal fikir sentiment n.
duygusal idealizm sentiment n.
duygusal düşünce sentimentality n.
duygusal ifade sentimentality n.
pasaj veya ifadenin duygusal önemi sentiment n.
vecize, önerme veya nükte olarak ifade edilen duygusal fikir veya dilek sentiment n.
duygusal kimse sentimental n.
anne ile yavrusu arasındaki duygusal bağ silver cord n.
aşırı duygusal kimse softhead n.
duygusal boşluk emotional gap n.
aşırı duygusal şiirsel yazın poesie n.
aşırı duygusal şiirsel yazın poesy n.
aşırı duygusal şey sorghum n.
duygusal kimse spooney n.
duygusal kimse spoony n.
duygusal anlamda duyarsızlaşmış kimse stoic n.
(duygusal) yük charge n.
duygusal kimse passionate n.
duygusal kriz passion n.
duygusal karmaşa psychodrama n.
duygusal olmak be emotional v.
duygusal olmak be sentimental v.
aşırı duygusal davranmak hoke v.
fiziksel ve duygusal olarak tükenmek be physically and emotionally spent v.
duygusal davranmak emote v.
duygusal gelgitler yaşamak be on an emotional rollercoaster v.
aşırı duygusal ya da abartılı davranmak camp v.