fatal - Turco Inglés Diccionario

fatal

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fatal — Definition

Significado:
ölümcül, yıkıcı
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈfeɪtəl/ – BrE /ˈfeɪtəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
deadly
Antónimos:
harmless

Significados de "fatal" en diccionario turco inglés : 23 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
fatal adj. ölümcül
Drunk driving can cause fatal accidents.
Sarhoşken araba kullanmak ölümcül kazalara neden olabilir.

More Sentences
fatal adj. öldürücü
General
fatal adj. kritik
He tried opening the software but encountered a fatal error.
Yazılımı açmayı denedi ama kritik bir hatayla karşılaştı.

More Sentences
Law
fatal adj. ölümcül
Drunk driving can cause fatal accidents.
Sarhoşken araba kullanmak ölümcül kazalara neden olabilir.

More Sentences
General
fatal n. sonu ölüm olan durum
fatal adj. vahim
fatal adj. onulmaz
fatal adj. mukadder
fatal adj. kaderde olan
fatal adj. mahvedici
fatal adj. ölümle biten
fatal adj. kaçınılmaz
fatal adj. öldürücü
fatal adj. zararlı
fatal adj. tehlikeli
fatal adj. kötü
fatal adj. kaderle ilgili olan
fatal adj. kaderi belirleyen
fatal adj. gelecekten haber veren
fatal adj. kehanetle ilgili
fatal adj. yıkıcı
Technical
fatal adj. öldürücü
Medical
fatal adj. fatal

Significados de "fatal" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Medical
fatal fatal adj.

Significados de "fatal" con otros términos en diccionario inglés turco: 63 resultado(s)

Inglés Turco
General
the fatal date n. vade
fatal accident n. öldürücü kaza
fatal disease n. ağır hastalık
fatal accident n. ölümcül kaza
fatal blow n. öldürücü darbe
fatal blow n. ölümcül darbe
fatal explosion n. ölümcül patlama
fatal wound n. ölümcül/ciddi yara
fatal flaw n. ölümcül kusur
fatal storm n. ölümcül fırtına
fatal disease n. ölümcül hastalık
fatal accident n. ölümlü kaza
fatal accident n. ölüme sebebiyet veren kaza
fatal [obsolete] adj. uğursuz
fatal [obsolete] adj. hayra yorulamayan
fatal [obsolete] adj. ölüme mahkum
fatal [obsolete] adj. içe doğan
fatal [obsolete] adj. kötülük habercisi olan
fatal [obsolete] adj. kader mahkumu
fatal to prep. -e göre vahim
fatal to prep. ölümcül
Colloquial
a fatal heart attack n. ölümcül bir kalp krizi
Idioms
fatal attraction n. ölümcül cazibe
fatal attraction n. takıntılı aşk
fatal attraction n. ölümcül cazibe
fatal attraction n. kötünün cezbediciliği
fatal attraction n. takıntılı aşk
fatal attraction n. kötü birine bağlanma
Trade/Economic
fatal occupational accident n. ölümlü iş kazası
Law
fatal abuse n. ölümcül istismar
Politics
fatal injury n. ölüme sebebiyet veren yaralanma
Technical
fatal error n. programın çalışmasını engelleyen önemli hata
fatal error n. onarılmaz hata
Computer
fatal error n. sonul hata
fatal error n. önemli hata
fatal error n. ölümcül hata
fatal error n. onulmaz hata
fatal error n. onulmaz yanlış
fatal error n. programın yürümesini durduran önemli hata
fatal error n. kritik hata
fatal error n. fahiş hata
Informatics
fatal error n. onulmaz hata
fatal error n. onulmaz yanlış
Medical
fatal injury n. ölümcül yaralanma
fatal injury n. ölüme neden olan yaralanma
fatal effect n. ölümcül etki
fatal intestinal infarction n. fatal intestinal infarktüs
fatal thioridazine hepatotoxicity n. öldürücü thioridazine hepatotoksisitesi
a fatal complication n. ölümcül bir komplikasyon
late fatal recurrence n. geç ölümcül nüks
lfd (least fatal dose of toxin) n. en az ölümcül doz
fatal familial insomnia n. Ölümcül ailesel uykusuzluk hastalığı
fd (fatal dose) n. ölümcül doz
have aggressive nature and fatal course v. agresif ve fatal seyirli olmak
show a fatal course v. fatal/ölümcül seyretmek
non fatal adj. ölümcül olmayan
near-fatal adj. ölümcüle yakın
Meteorology
fatal hurricane n. ölümcül kasırga
fatal tornado n. ölümcül kasırga
Modern Slang
a fatal attraction n. ölümcül çekim
a fatal attraction n. karşı koyulamaz çekim
a fatal attraction n. kişinin aklını başından alan güçlü çekim
a fatal attraction n. çok güçlü bir çekim