fighting - Turco Inglés Diccionario

fighting

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fighting — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈfaɪtɪŋ/ – BrE /ˈfaɪtɪŋ/)
Categoría gramatical:
İsim: fighting (uncountable); Sıfat

Significados de "fighting" en diccionario turco inglés : 19 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
fighting n. kavga
We couldn't prevent the fighting between them.
Kendi aralarında kavga etmelerini engelleyemedik.

More Sentences
General
fighting n. mücadele
Initially, in the Commission's proposal, 25% of the budget was dedicated to fighting the digital divide.
Başlangıçta, Komisyon'un teklifinde bütçenin %25'i dijital uçurumla mücadeleye ayrılmıştı.

More Sentences
fighting n. savaşan
These are found on the surface of white blood cells that are fighting infection.
Bunlar enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücrelerinin yüzeyinde bulunur.

More Sentences
fighting n. savaş
We would regard an approach of this kind as fighting a losing battle.
Bu tür bir yaklaşımı kaybedilmiş bir savaş olarak değerlendiriyoruz.

More Sentences
fighting n. dövüş
Skullgirls is a 2D fighting game developed by Reverge Labs and published by Autumn Games.
Skullgirls, Reverge Labs tarafından geliştirilen ve Autumn Games tarafından yayınlanan bir 2D dövüş oyunudur.

More Sentences
Military
fighting n. savaş
We would regard an approach of this kind as fighting a losing battle.
Bu tür bir yaklaşımı kaybedilmiş bir savaş olarak değerlendiriyoruz.

More Sentences
General
fighting n. savaşçı
fighting adj. savaşa katılmış
fighting adj. çatışmaya girmiş
fighting adj. savaş çıkarmaya meyilli
fighting adj. kavgacı
fighting adj. cengaver
fighting adj. savaşa hazır olan
fighting adj. gözüpek
fighting adj. atılgan
fighting adj. mücadeleci
fighting N. dövüşme
fighting N. çatışma
Military
fighting n. muharebe

Significados de "fighting" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bull fighting n. boğa güreşi
General
fighting against smuggling n. kaçakçılıkla mücadele
fighting cock n. dövüş horozu
fire fighting water supply n. itfaiye su tedariki
flood fighting n. sel mücadelesi
disaster fighting drill n. afete müdahale tatbikatı
fire fighting equipment n. yangın söndürme ekipmanı
fire fighting systems n. yangın söndürme sistemleri
fire fighting equipment n. yangınla mücadele teçhizatı
fire fighting n. yangınla mücadele
fire fighting n. yangınla savaş
a fighting chance n. başarı şansı
fire fighting drill n. yangın söndürme tatbikatı
fire fighting aircraft n. yangın söndürme uçağı
hand-to-hand fighting n. göğüs göğüse kavga
fire fighting equipment n. yangın tesisatı
fighting cock n. horoz dövüşü
fighting art n. dövüş sanatı
art of fighting n. dövüş sanatı
fire-fighting equipment n. yangın söndürme teçhizatı
fire fighting helicopter n. yangın helikopteri
fighting against disease n. hastalıkla mücadele
fighting crime n. suçla savaşma
fighting talk n. meydan okuma
cock fighting n. horoz dövüşü
matrimonial fighting n. evlilik tartışmaları
fighting domestic violence n. aile içi şiddet ile mücadele
cage fighting n. kafes dövüşü
fighting ability n. dövüş yeteneği
kite fighting n. uçurtma savaşı
kite fighting n. (malezya'da) rakiplerin birbirlerinin uçurtmalarını kendi uçurtma ipleriyle keserek düşürmeye çalıştıkları bir oyun
in-fighting n. ağız dalaşı
in-fighting n. münakaşa
in-fighting n. (aynı arkadaş grubu arasında çıkan) tartışma
close-quarter fighting n. yakın dövüş
fighting cock n. kavgacı kimse
fighting cock n. hırçın kimse
fighting chance n. mücadele verilmesi halinde mevcut olan kazanma ihtimali
fire-fighting n. ani müdahale
live like fighting cocks v. krallar gibi yaşamak
sporadic fighting reported from the region v. bölgeden yer yer çatışma haberleri gelmek
be afraid of fighting v. kavga etmekten korkmak
be afraid of fighting v. savaşmaktan korkmak
without fighting adv. iyilikle
without fighting adv. kardeş kardeş
fighting savagely adv. kıran kırana
Proverb
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla uğraşmaktan bir türlü sadede gelememek
too busy fighting alligators to drain the swamp ağaçlara bakarken ormanı görememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla meşgul olmaktan asıl amacı kaçırmak/ıskalamak
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla meşgul olmaktan asıl amacı kaçırmak/ıskalamak
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla uğraşmaktan bir türlü sadede gelememek
too busy fighting alligators to drain the swamp ağaçlara bakarken ormanı görememek
while two dogs are fighting for bone, a third one runs away with it iki kişi bir şey için kavga ederken/çekişirken üçüncü kişi o şeyi alır gider
Colloquial
fighting never solves anything expr. kavga etmek asla bir şeyi çözmez
Idioms
fighting talk it out n. kışkırtıcı sözler
fighting talk it out n. ağız dalaşı
fighting talk it out n. kavgaya neden olan sözler
them's fighting words n. tartışmaya/kavgaya neden olacak sözler
a fighting chance n. kazanma şansı
a fighting chance n. başarma şansı
fighting words n. tartışmaya/kavgaya neden olacak sözler
fighting chance n. başarı şansı
fighting chance n. kazanma şansı
fighting chance n. başarma şansı
fighting words n. kışkırtıcı sözler
live like fighting cocks v. bir eli yağda bir eli balda olmak
have a fighting chance v. (bir şey için) iyi/ciddi bir şansı olmak
come out fighting v. azimle savunmak
be fighting fit v. turp gibi olmak
be fighting fit v. zinde ve sağlıklı olmak
be fighting for one's life v. can çekişmek
be fighting for one's life v. hayatta kalma mücadelesi vermek
be fighting mad v. küplere binmek
be fighting mad v. tepesi atmak
go down fighting v. sonuna kadar çarpışmak
be in fighting trim v. fiziksel olarak iyi (fit) durumda olmak
be in fighting trim v. fiziksel olarak hazır durumda olmak
be fighting a running battle v. yılan hikayesine dönen bir mücadele vermek
be fighting a running battle v. sonu gelmeyen bir mücadele vermek
be fighting a running battle v. bitmek bilmeyen bir mücadele vermek
be fighting for your life v. ölüm kalım savaşı vermek
be fighting mad v. dinden imandan çıkmak
be fighting a losing battle v. boşa kürek çekmek
be fighting a losing battle v. beyhude çaba sarf etmek
be fighting for one's life v. hayatta kalma mücadelesi vermek
be fighting a losing battle v. boşuna uğraşmak
be fighting a losing battle v. başarısız olmaya mahkum bir mücadele vermek
be fighting a losing battle v. bir yere varmayacak bir savaşım/mücadele vermek
be fighting a losing battle v. başarılı olması pek mümkün görünmeyen bir şey için çabalamak
be fighting a losing battle v. olmayacak bir şey için uğraşmak
be fighting for one's life v. varlığını sürdürmeye çalışmak
be fighting for one's life v. batmamak/başarısız olmamak için mücadele vermek
be fighting for one's life v. hayatta kalmaya çalışmak
be fighting for your life v. tekrar ayağa kalkmaya çalışmak
be fighting for your life v. varlığını sürdürmeye çalışmak
be fighting a losing battle v. nafile uğraşmak
be fighting for one's life v. can çekişmek
be fighting for one's life v. ölüm kalım savaşı vermek
be fighting for your life v. batmamak/başarısız olmamak için mücadele vermek
be fighting for your life v. hayatta kalmaya çalışmak
be fighting for one's life v. tekrar ayağa kalkmaya çalışmak
be fighting a losing battle v. başarısız olacağı/bir yere varmayacağı belli bir durum için savaşmak
be fighting a losing battle v. başarılı olma şansı pek olmayan bir şey için uğraşmak
fighting fit adj. turp gibi sağlıklı
fighting fit [uk/australia] adj. mücadeleye hazırlıklı
fighting fit [uk/australia] adj. mücadeleye hazır
fighting mad adj. tepesi atmış
fighting fit [uk/australia] adj. savaşa hazır durumda
fighting fit [uk/australia] adj. bir duruma hazır/hazırlıklı
fighting mad adj. dinden imandan çıkmış
fighting mad adj. küplere binmiş
like fighting snakes expr. zorlu
like fighting snakes expr. çetin
in fighting form expr. savaşa hazır
in fighting form expr. fit durumda
in fighting form expr. mücadeleye hazır
in fighting form expr. gücünü toplamış
in fighting form expr. formunda
in fighting form expr. kondisyonu iyi
in fighting form expr. zinde
in fighting trim expr. tamamen hazır
in fighting trim expr. iyi hazırlanmış
in fighting trim expr. savaşa/mücadeleye hazır/hazırlıklı
in fighting trim expr. formunda
Speaking
stop fighting expr. kavgayı bırak
I hate fighting with you expr. seninle kavga etmekten nefret ediyorum
I'm sick of everybody fighting expr. herkesin kavga etmesinden bıktım
keep fighting expr. mücadeleye devam
keep fighting expr. savaşmaya devam
Law
fighting against corruption n. yolsuzlukla mücadele
Politics
permanent end to fighting n. savaşa kalıcı çözüm
fighting crime n. suçla savaş
libyan islamic fighting group n. 1995 yılında libya'da kurulan ve el kaide ile bağlantılı bir terör örgütü
libyan fighting group n. 1995 yılında libya'da kurulan ve el kaide ile bağlantılı bir terör örgütü
programs fighting poverty yoksullukla mücadele programları
Institutes
department for fighting against smuggling and organized crimes n. kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele daire
Technical
fire fighting systems n. yangınla mücadele sistemleri
land fire fighting n. kara itfaiyesi
fixed fire fighting systems n. sabit yangın söndürme sistemleri
fire protection and fire fighting equipment n. yangınla mücadele ve yangından korunma donanımı
fire protection and fire fighting equipment n. yangınla mücadele ve yangından korunma teçhizatı
fire-fighting pumps n. yangınla mücadele pompaları
water fire-fighting systems n. sulu yangın söndürme sistemleri
fire protection and fire-fighting n. yangından korunma ve yangınla mücadele
fire-fighting hoses n. yangın söndürme hortumları
local fire-fighting unit n. sabit yangın söndürme tesisi
stationary fire-fighting system n. sabit yangın söndürme teçhizatı
fire-fighting hose n. yangın söndürme hortumu
gaseous fire fighting systems n. gazlı yangın mücadele sistemleri
Textile
specialized fire fighting protective clothing n. uzman itfaiyeci koruyucu elbiseleri