getiren - Turco Inglés Diccionario

getiren

Significados de "getiren" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
getiren bearer n.
I'm sorry to be the bearer of bad news.
Kötü haberi getiren kişi olduğum için üzgünüm.

More Sentences
getiren bringing adj.
getiren afferent adj.

Significados de "getiren" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
geviş getiren hayvan ruminant n.
haber getiren kişi messenger n.
General
açıklık getiren kişi defogger n.
toprağı daha bereketli hale getiren enricher n.
sonunu getiren ender n.
çok para getiren money maker n.
doyma durumuna getiren saturater n.
durağan gazı uçucu bir sıvının buharı yardımıyla doygun hale getiren alet saturator n.
büyük çaba gerektiren ama sonuçta az kar getiren iş hardscrabble n.
kar getiren faktör profit earner n.
çok para getiren moneymaker n.
eve ekmek getiren breadwinner n.
müsavi hale getiren evener n.
uygun hale getiren equipper n.
içinden çıkılmaz hale getiren kişi tangler n.
ekmek getiren breadwinning n.
getiren şey veya kimse bringer n.
yerine getiren kimse performer n.
beraberinde zorluklar getiren bir çözüm yolu a bitter pill n.
yerine getiren enforcer n.
doygun hale getiren saturater n.
açıklık getiren enlightener n.
ince işle ve emekle meydana getiren elaborator n.
akla getiren evoker n.
bir yüksek basınç alanından dışa doğru dairesel esen ve genellikle güzel hava getiren rüzgar sistemi anticyclone n.
yerine getiren exerciser n.
vurulan avı bulup getiren köpek retriever n.
eve ekmek parası getiren breadwinning n.
aşka getiren exalter n.
yatay duruma getiren evener n.
doygun hale getiren saturator n.
doyma durumuna getiren şey ya da kişi saturator n.
toz haline getiren triturator n.
tesirsiz/etkisiz/nötr hale getiren şey ya da kişi neutraliser n.
tesirsiz/etkisiz/nötr hale getiren şey ya da kişi neutralizer n.
etkisiz hale getiren şey ya da kişi nullificator n.
etkisiz hale getiren şey ya da kişi nullifier n.
vasiyet hükümlerini müştereken yerine getiren kişi veya kurum coexecutor n.
vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse executor n.
çok kazanç getiren iş money-spinner n.
geviş getiren hayvanlarda midenin ikinci kısmı honeycomb n.
uğursuzluk getiren şey jinx n.
vasiyeti yerine getiren executor n.
eve ekmek getiren breadwinning n.
başarıyı getiren hamle means to an end n.
saksonlarla karışarak anglosakson ırkını meydana getiren cermen ırkı anglus n.
toplumsal sorunları dile getiren social commentator n.
hayatı devam ettirme işini iş haline getiren survivalist n.
ses getiren liste başı şarkı/parça blockbuster n.
ses getiren liste başı şarkı/parça smash hit n.
ses getiren liste başı şarkı/parça megahit n.
herhangi bir dinin kutsal kabul edilen yazıtlarını meydana getiren kitapların tümü biblical canon n.
herhangi bir dinin kutsal kabul edilen yazıtlarını meydana getiren kitapların tümü canon of scripture n.
yenilik getiren kimse avant gardist n.
büyük ses getiren konu cause celebre n.
çok para getiren money-maker n.
ses getiren ucuz roman yellowback n.
hazır hale getiren preparer n.
hazreti davut'a ve müritlerine erzak getiren ve daha sonra onun karısı olan kadın abigail n.
galeyana getiren rabble-rouser n.
eski haline getiren kimse rehabilitator n.
kar getiren yielder n.
gaza getiren kimse emboldener n.
çekici hale getiren şey endearment n.
bir araya getiren kimse uniter n.
bütünü meydana getiren unsur entity n.
avın kokusunu getiren hava wind n.
etkisiz hale getiren kimse evacuator n.
etkisiz hale getiren şey evacuator n.
eleştiriyi dile getiren kimse voicer n.
tv'nin çerçeve hızını artırarak görüntüsünü pürüzsüz hale getiren ve bazen de abartılı gerçek ve garip bir görüntü veren bir tv teknolojisi motion smoothing n.
dilekleri yerine getiren büyülü şapka wishing cap n.
potalı fırında magnezyum kristallerini saf magnezyum haline getiren kimse melter n.
hızlı gelişen veya feci sonuçlar getiren gerileme veya çöküş meltdown n.
hafif sesleri duyulabilir hale getiren bir cihaz microcoustic n.
samanı hayvan yemi haline getiren fabrika veya makine mill n.
bir şeyleri dile getiren kimse worder n.
uğursuzluk getiren kimse hex n.
derlemeleri toplayıp bir araya getiren, yazan veya yayına hazırlayan kimse miscellanist [uk] n.
başarı getiren yetenek mojo n.
şans getiren özellik mojo n.
birkaç zirvesi olan veya uzun sırt meydana getiren yüksek kara parçası mountain n.
geri getiren kimse retriever n.
geri getiren şey retriever n.
eski haline getiren kimse reverter n.
soylu bir hanede ayak işlerini yerine getiren hizmetli yeoman n.
kraliyet ailesine ait ayak işlerini yerine getiren görevli yeoman n.
uğur getiren şey lucky n.
gizem katmak için bilgiyi saklayan veya karmaşık hale getiren kimse mystifier n.
bazı kart oyunlarında teklif verene yükümlülükler getiren teklif veya deklarasyon game n.
bahşedilen kişiye kazanç getiren kilise mülkü (tarla) glebe land n.
bölge kilisesine gelir getiren arazi glebe land n.
bir araya getiren kimse musterer n.
sırt haline getiren şey ridger n.
adaleti yerine getiren kimse righter n.
denize kıyısı olmayan kentlere sahil bölgelerinden balık getiren kimse ripper [obsolete] n.
masaya et getiren kimse dapifer n.
bir şeyin sonunu getiren unsur graveyard n.
felaket getiren hediye greek gift n.
bir taşı öğütme veya keskinleştirmeye uygun hale getiren yapısı grit n.
görevi yerine getiren kimse officiator n.
başka şeyi etkisiz hale getiren unsur offset n.
başka şeyi etkisiz hale getiren etmen offset n.
en uygun hale getiren kimse optimizer n.
en uygun hale getiren kimse optimizer n.
en uygun hale getiren kimse optimiser n.
emirleri düşünmeden yerine getiren duygusuz ve vicdansız kimse robot n.
gaza getiren kimse rouser n.
farklı içerikleri güzel şekilde bir araya getiren eser dish n.
tatsız hale getiren şey distasture [obsolete] [rare] n.
önceki durumuna geri getiren kimse instaurator n.
karmaşık hale getiren kimse complexifier n.
(ispanya ve portekiz'de) ulusal yasama organını meydana getiren iki hükümet meclisi cortes n.
bir şeyi popüler hale getiren kimse popularizer [us] n.
bir şeyi popüler hale getiren kimse populariser [uk] n.
kıvamına getiren şey contemperation [obsolete] n.
tabaklanmış derileri satışa uygun hale getiren işçi currier n.
bolluk getiren şey cornucopia n.
bereket getiren şey cornucopia n.
bir şeyleri eski haline getiren kimse doctor n.
yanmaz hale getiren malzeme fireproofing n.
ateşe dayanıklı hale getiren madde flameproofer n.
işleri oldu bittiye getiren kimse precipitator n.
cihazı başlangıç pozisyonuna getiren mekanizma pullback n.
ağartılmış ip çilesini yumak haline getiren tekstil işçisi puller n.
amerika'nın eski hollanda kolonilerinde yerel yargı işlevlerini yerine getiren kimse schout n.
bela getiren kimse scourge n.
(dartta) yirmi beş puan getiren çember semicenter n.
kuruması için ekinleri dik yığınlar haline getiren kimse shocker n.
gümüşü döverek varak haline getiren kimse silver beater n.
değişim getiren changemaker n.
iyi şans getiren şey four-leaf clover n.
eğik hale getiren alet slanter n.
çözüm getiren şey solvent n.
karmaşık hale getiren kimse sophisticator n.
kargo aracını yükleme-boşaltma konumuna getiren cihaz spotter n.
(yankesicinin) kurbanı etkisiz hale getiren suç ortağı stall n.
(ara yüz tasarımı) bir ürünü sahibi için vazgeçilmez hale getiren özgün niteliklerin sunumu stickiness n.
anlaşılmaz hale getiren kimse subtiliser [uk] n.
anlaşılmaz hale getiren kimse subtilizer [us] n.
beraberliği getiren gol equalizer n.
ses getiren hit n.
(birini) makama getiren kimse inductor n.
madenciye kar getiren toprak veya cevher pay dirt n.
eski haline getiren kimse restitutor n.
toplumda rutin görevleri yerine getiren kimse prole n.
kar getiren bir iş yapmak monetise v.
kar getiren bir iş yapmak monetize v.
kar getiren bir faaliyet yapmak monetise v.
kar getiren bir faaliyet yapmak monetize v.