grander - Turco Inglés Diccionario

grander

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

grander — Definition

Significado:
büyük, görkemli
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡrænd/ – BrE /ɡrænd/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
magnificent
Antónimos:
modest

Significados de "grander" en diccionario turco inglés : 64 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grand adj. büyük
I have a grand design for my company.
Şirketim için büyük bir planım var.

More Sentences
General
grand n. bin dolar
I bought the bike for a grand.
Bisikleti bin dolara aldım.

More Sentences
grand n. kuyruklu piyano
There was a beautiful grand in the corner of the room.
Odanın köşesinde güzel bir kuyruklu piyano vardı.

More Sentences
grand adj. ihtişamlı
The dress made you look grand.
Elbise seni ihtişamlı göstermiş.

More Sentences
grand adj. muazzam
The king lives in a grand palace.
Kral muazzam bir sarayda yaşıyor.

More Sentences
grand adj. muhteşem
The performance was grand.
Performans muhteşemdi.

More Sentences
Trade/Economic
grand n. bin dolar
I bought the bike for a grand.
Bisikleti bin dolara aldım.

More Sentences
General
grand n. büyüklük
grand n. babaanne
grand n. azim
grand n. azamet
grand n. unvanında grand kelimesi olan bir örgütün memuru
grand n. kulüp başkanı
grand n. bin sayısı
grand n. fransa'da bir komün
grand n. gran (soyluluk unvanlarında)
grand adj. haşmetli
grand adj. enfes
grand adj. debdebeli
grand adj. asil
grand adj. azametli
grand adj. yüce
grand adj. görkemli
grand adj. tantanalı
grand adj. saltanatlı
grand adj. heybetli
grand adj. ulu
grand adj. mükellef
grand adj. genel
grand adj. ağırbaşlı
grand adj. ana
grand adj. mühim
grand adj. soylu
grand adj. önemli
grand adj. baş
grand adj. en önemli
grand adj. tam
grand adj. gösterişli
grand adj. bütün
grand adj. kapsayıcı
grand adj. kapsamlı
grand adj. kesin
grand adj. nihai
grand adj. mutlak
grand adj. muhakkak
grand adj. sosyal açıdan üstünmüş gibi davranan
grand adj. kendini beğenmiş
grand adj. (hareket) etkileme amaçlı
grand adj. takdire değer
grand adj. hayran bırakan
Law
grand n. ceza artırıcı suç
Geography
grand n. abd'nin michigan eyaletinde bir nehir
grand n. abd'nin missouri eyaletinde bir nehir
grand n. abd'nin güney dakota eyaletinde bir nehir
grand n. abd'nin utah eyaletinde bir nehir
grand n. abd'nin kansas ve oklahoma eyaletlerinde bir nehir
Card
grand n. kart oyununda mevcut deklarasyon veya el
grand n. (bir tür iskambil oyununda) dört bacağın tek koz olduğu bir el
grand n. (bir tür iskambil oyununda) kupaların koz olduğu bir el
grand n. briçte tüm elleri kazanma
Art
grand adj. (düşünce veya uygulama açısından) büyük veya etkileyici
Music
grand adj. büyük ölçekte bestelenmiş
grand adj. büyük bir topluluk için yazılmış
British Slang
grand n. bin sterlin

Significados de "grander" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grand father n. büyük baba
General
the grand national assembly n. büyük millet meclisi
grand size n. büyük boy
baby grand n. kısa kuyruklu piyano
grand tour n. büyük gezi
the grand old party n. abd cumhuriyetçi parti
grand jury n. büyük jüri
grand duke n. büyük dük
grand piano n. kuyruklu piyano
grand size n. büyük beden
grand duke n. grand dük
grand duke n. grandük
grand duchess n. grand düşes
grand duchess n. büyük düşes
grand piano n. kuyruklu piano
grand potential n. büyük potansiyel
grand opera n. büyük opera
grand duchess n. grandüşes
grand turk n. büyük türk
grand national assembly n. büyük millet meclisi
turkish grand national assembly n. türkiye büyük millet meclisi
grand opening n. açılış
grand total n. genel toplam
grand-duchy n. grandukalık
grand lodge of masons n. masonlar büyük locası
grand masonic lodge n. masonlar büyük locası
grand narrative n. üstanlatı
grand marnier n. bir portakal aromalı fransız likörü
grand kid n. torun
grand canyon n. büyük kanyon
grand duel n. büyük düello
grand final n. büyük final
grand mosque n. mescid-i haram
concert grand n. kuyruklu piyano
concert grand n. konser piyanosu
grand theory n. büyük kuram
grand theory n. büyük boy teori
grand theory n. büyük boy kuram
grand theory n. büyük teori
grand master n. büyük üstat
grand prix (great prize) n. büyük ödül
grand scale n. büyük ölçek
grand narrative n. büyük anlatı
grand dragon n. büyük ejder (ku klux klan örgütü rütbelerinden biri)
grand strategy n. büyük strateji
grand guignol n. fransız korku filmi
grand tour n. (binalarda) teftiş gezisi
grand seigneur n. soylu
grand guignol n. (fransızca) korku türünde tiyatro oyunu
grand guard n. eskiden kullanılan bir tür askeri kamp karakolu
grand guard n. 15 ve 16. yüzyılda turnuvalarda kullanılan bir plaka zırh
grand master n. briç ustası
grand lodge n. masonluk gibi yardımlaşma tarikatlarında baş loca
grand-guard n. turnuvalarda sol omuz ve göğüs için ek koruma sağlayan zırhlı levha parçası
grand marshal [us] n. (genellikle abd'de) geçit töreni mareşali
grand finale n. (opera, spor karşılaşması) coşkulu final
grand seigneur n. asil
grand paunch n. açgözlü kimse
grand master n. dama ustası
grand seigneur n. asilzade
grand paunch n. obur kimse
grand army of the republic n. abd sivil savaşı sırasında kurulan bir askeri örgüt
grand seigneur n. büyük soylu
grand master n. satranç ustası
grand days n. ingiltere'de bazı adli kurumların tatil olarak kabul ettiği günler
grand seigneur n. büyük lord
grand cordon n. geniş bir kurdeleden oluşan, yüksek rütbe gösteren bir kordon
grand right and left n. çember dansında yapılan dairesel bir hareket
grand march n. baloda tüm çiftlerin katıldığı törensel yürüyüş
grand chain n. çember dansında yapılan dairesel bir hareket
hagia sophia grand mosque n. ayasofya-i kebîr câmi-i şerîfi
put on grand airs v. azamet satmak
be as busy as grand central station v. karınca yuvası gibi kaynamak
grand [obsolete] adj. tanınmış
grand [obsolete] adj. ünlü
grand [obsolete] adj. unutulmaz
in grand style adv. son modaya göre
in the grand scheme of things adv. büyük resme bakarsak
in the grand scheme of things adv. büyük resimde
in the grand scheme of things adv. daha geneli düşünürsek
in the grand scheme of things adv. daha genel anlamda bakacak olursak
grand mercy [obsolete] interj. çok teşekkürler
grand- pref. (akrabalıkta) iki üst nesil anlamı veren ön ek
grand- pref. (akrabalıkta) iki alt nesil anlamı veren ön ek
gar (grand army of the republic) abrev. (abd) büyük cumhuriyet ordusu
Phrases
in grand style expr. gösterişli
in grand style expr. tantanalı
in the (grand) scheme of things expr. büyük resme baktığımızda
in the (grand) scheme of things expr. büyük resme bakıldığında
Colloquial
50 grand n. 50.000 dolar
a grand kahuna [us] n. lider
a grand kahuna [us] n. bir grubun lideri
a grand kahuna [us] n. patron
a grand kahuna [us] n. alemdar
a grand kahuna [us] n. önder
a grand kahuna [us] n. şef
a grand kahuna [us] n. bilge
a grand kahuna [us] n. başkan
a grand kahuna [us] n. bir grubun ya da hareketin içindeki en önemli ya da güçlü kişi
a grand kahuna [us] n. kodaman
a grand kahuna [us] n. forslu kimse
a grand kahuna [us] n. sözü geçen kişi
a grand kahuna [us] n. ağırtop
grand slam n. beysbolda her üç kalede de oyuncu varken erişilen sayı turu
grand poobah n. büyük patron
grand slam n. briçte bir oyunda on üç elin hepsini kazanma
grand slam n. ezici zafer
grand poobah n. en baştaki kişi
grand slam n. tam zafer
grand poobah n. en yetkili kişi
grand slam n. sporda bir yılda gerçekleşen tüm büyük şampiyonlukları/turnuvaları kazanma (özellikle tenis ve golfte)
grand poobah n. bir gruptaki, kurumdaki, işteki, hareketteki en önemli/güçlü kişi
grand poobah n. en yüksek mevkideki kişi
grand old party [us] n. (abd'de) cumhuriyetçi parti
gom (grand old man) abrev. kıdemli kimse
gom (grand old man) abrev. yaşlı ve saygıdeğer kimse
gom (grand old man) abrev. köklü ve saygıdeğer kurum
gom (grand old man) abrev. saygı duyulan kimse
Idioms
the grand old man of something n. bir şeyin/şeyde müdavimi/gediklisi/engin tecrübeye sahip
a grand old age n. ilerlemiş yaş
the grand old age of n. ilerlemiş yaş
the grand old age of n. çok ileri yaş
a grand old age n. çok ileri yaş
the grand old man of n. bir alanda kıdemli kimse
the grand old man of n. bir alanda saygı duyulan kimse
a grand old man of n. bir alanda kıdemli kimse
the grand old man of n. bir alanda tecrübe sahibi kimse
a grand old man of n. bir alanda saygı duyulan kimse
a grand old man of n. bir alanda tecrübe sahibi kimse
the grand old man n. bir işte eski adam
a grand old man n. bir işin müdavimi/gediklisi
a grand old age n. ileri bir yaş
the grand old age n. ilerlemiş yaş
a grand old man (of something) n. (bir şeyde) eski adam
a grand old age n. ilerlemiş yaş
a grand old man n. bir işte eski adam
the grand old man n. tecrübe sahibi adam
a grand old man n. kıdemli adam
the grand old man n. kıdemli adam
the grand old man (of something) n. (bir şeyde) saygın ve tecrübeli kimse
the grand old man (of something) n. (bir şeyde) eski adam
a grand old man (of something) n. (bir şeyin) müdavimi/gediklisi
the grand old man (of something) n. (bir şeyde) tecrübe sahibi adam
a grand old man (of something) n. (bir şeyde) saygın ve tecrübeli kimse
the grand old man (of something) n. (bir şeyde) kıdemli adam
a grand old man (of something) n. (bir şeyde) kıdemli adam
the grand old man (of something) n. (bir şeyin) müdavimi/gediklisi
a grand old man n. tecrübe sahibi adam
the grand old age n. ileri bir yaş
the grand old man n. bir işin müdavimi/gediklisi