growing - Turco Inglés Diccionario

growing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

growing — Definition

Significado:
büyüyen, artan
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɡroʊɪŋ/ – BrE /ˈɡrəʊɪŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
increasing
Antónimos:
declining

Significados de "growing" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
growing adj. büyüyen
It is vital that we recognise the importance of this very young and growing sector.
Bu çok genç ve büyüyen sektörün önemini kabul etmemiz hayati önem taşımaktadır.

More Sentences
growing adj. artan
A growing number of people dislike the new app.
Artan sayıda bir insan kitlesi yeni uygulamayı sevmedi.

More Sentences
growing adj. gelişen
General
growing n. yetiştirme
They suggest putting an amount aside until they stop growing poppies and start growing legal agricultural products.
Haşhaş yetiştirmeyi bırakıp yasal tarım ürünleri yetiştirmeye başlayana kadar bir miktar ayırmayı öneriyorlar.

More Sentences
growing adj. büyümekte olan
The reason is that the problem is still growing and the European Union is not showing enough determination.
Bunun nedeni, sorunun hala büyümekte olması ve Avrupa Birliği'nin yeterli kararlılığı göstermemesidir.

More Sentences
growing adj. giderek artan
I want to concentrate on the need to tackle the growing phenomenon of child abuse on the Internet.
İnternette giderek artan çocuk istismarı olgusuyla mücadele etme ihtiyacı üzerinde durmak istiyorum.

More Sentences
Trade/Economic
growing adj. büyüyen
It is vital that we recognise the importance of this very young and growing sector.
Bu çok genç ve büyüyen sektörün önemini kabul etmemiz hayati önem taşımaktadır.

More Sentences
Computer
growing adj. büyüyen
It is vital that we recognise the importance of this very young and growing sector.
Bu çok genç ve büyüyen sektörün önemini kabul etmemiz hayati önem taşımaktadır.

More Sentences
General
growing n. büyüme
growing n. tarım
growing n. gelişme
growing n. gelişim
growing adj. genişleyen
growing adj. sayıca artan
growing adj. boyutu büyüyen
growing adj. derecesi artan
growing adj. büyümeyle ilgili
growing adj. büyüyebilir

Significados de "growing" con otros términos en diccionario inglés turco: 140 resultado(s)

Inglés Turco
General
growing season n. üreme mevsimi
growing worse n. hastalığın gelişmesi
growing grain n. ekin
growing fat n. semirme
growing worse n. kötüleşme
fruit growing n. meyvecilik
growing white n. ağarma
growing crops n. yetişen ürün
growing demand n. artan talep
growing technique n. yetiştirme tekniği
growing season n. yeşerim mevsimi
growing season n. vejetasyon mevsimi
a growing problem n. giderek büyüyen problem
growing old n. yaşlanma
growing old n. ihtiyarlama
seedling growing n. fide yetiştiriciliği
seedling growing n. fidecilik
hair growing n. saç uzaması
hair growing n. saç uzatma
growing criticism n. artan eleştiri
growing unemployment n. artan işsizlik
growing evidence n. (giderek) artan kanıt
plant growing rules n. bitki yetiştiriciliği kuralları
plant growing n. bitki yetiştiriciliği
growing use n. artan kullanım
vegetable growing n. sebze yetiştiriciliği
vegetable growing n. sebzecilik
growing conditions n. yetişme koşulları
growing conditions n. büyüme koşulları
growing population n. artan nüfus
growing pains n. büyüme çağında yaşanan duygusal zorluklar
growing pains n. şirketin kuruluş ve büyüme sürecinde yaşanan sorunlar
growing pains n. büyüme ağrısı
growing cell n. mikroskobik oluşumu suda canlı tutmaya yarayan bir cihaz
fast growing adj. hızla büyüyen
growing under ground adj. yer altında yetişen
fast-growing adj. hızla gelişen
ever-growing adj. durmaksızın gelişen
ever-growing adj. sürekli gelişen
ever-growing adj. sürekli artan
ever-growing adj. durmadan büyüyen
ever-growing adj. sürekli büyüyen
ever-growing adj. durmaksızın büyüyen
ever-growing adj. durmadan gelişen
fastest-growing adj. en hızlı büyüyen
decreasingly growing adj. azalarak artan
tall-growing adj. ince uzun saplı (bitki)
fast-growing adj. hızlı büyüyen (bitki, ağaç)
Phrases
growing body of evidence n. giderek artan kanıtlar
a growing body of expr. sayısı artan
a growing number of studies expr. (giderek) artan sayıda çalışma/araştırma
a growing number of people expr. (giderek) artan sayıda kişi
a growing number of borrowers expr. (giderek) artan sayıda borçlu
a growing number of borrowers expr. sayıları giderek artan borçlular
you could hear the grass growing expr. iğne atsan duyulur
you could hear the grass growing expr. kalp atışlarını bile duyabilirsin
Proverb
growing youth has a wolf in his belly v. gelişme çağında olan gençler doymak bilmez
growing youth has a wolf in his belly v. gençler çabuk acıkır
a growing youth has a wolf in his belly gençler çabuk acıkır
a growing youth has a wolf in his belly gelişme çağında olan gençler doymak bilmez
Colloquial
low-growing adj. yavaş büyüyen/gelişen
Idioms
growing pains n. çocuklarda büyüme esnasında çekilen eklem/uzuv ağrıları
growing pains n. büyüme sancıları
have growing pains v. büyüme sancıları çekmek
Speaking
it's growing dusk expr. hava kararıyor
I'm growing my hair out expr. saçımı uzatıyorum
I'm growing my hair out expr. saçlarımı uzatıyorum
you're growing up so fast expr. çok hızlı büyüyorsun
our daughter is growing up expr. kızımız büyüyor
growing up is watching your younger sibling get taller expr. büyümek küçük kardeşinin boyunun uzadığına şahit olmandır
Trade/Economic
horizontal growing n. bir işletmenin aynı faaliyette bulunan işletmelerle birleşmesi
horizontal growing n. yatay büyüme
circular growing n. tamamlayıcı büyüme
diversified conglomerate growing n. çok yönlü dağılma ile büyüme
growing debt n. artan borç
growing deficit n. büyüyen açık
vertical growing n. dikey büyüme
world’s 10 fastest-growing economies n. dünyanın en hızlı büyüyen 10 ekonomisi
growing army of unemployed n. büyüyen işsizler ordusu
growing of the economy n. ekonominin büyümesi
growing of economy n. ekonominin büyümesi
ever-growing adj. sürekli gelişen
ever-growing adj. sürekli büyüyen
fast-growing adj. hızlı genişleyen
fast-growing adj. hızlı büyüyen
Politics
a growing and developing turkey n. büyüyen gelişen bir türkiye
Industry
wine-growing n. şarap yapımı sektörü
wine-growing n. şarap üretimi sektörü
wine-growing n. üzüm yetiştiriciliği ve şarap yapımı
Technical
semantic region growing n. anlambilimsel bölge büyütme
region growing n. bölge büyütme
crystal growing n. kristal büyütme
Computer
region growing n. bölge büyütme
Informatics
region growing n. bölge büyütme
Medical
slowly growing tumors n. yavaş büyüyen tümörler
growing uterus n. büyüyen uterus
growing of microorganisms n. mikroorganizmaların büyümesi
slow-growing tumor n. yavaş büyüyen tümör
new bone growing n. yeni kemik oluşumu
a slow-growing painless mass n. yavaş büyüyen ağrısız bir kitle
slow-growing tumor with low malignant potential n. düşük malignite potansiyeli taşıyan yavaş büyüyen tümör
rapidly growing mycobacteria n. hızlı üreyen mikobakteriler
growing skull fracture n. büyüyen kafatası kırığı
Marine Biology
growing pond n. büyüme havuzu
growing season n. büyüme sezonu
Botanic
vigorous growing plant n. arsız büyüyen bitki
low-growing adj. bodur
low-growing adj. yerde biten
flat-growing adj. yere yakın büyüyen (bitki)
Agriculture
under cover and open area vegetable growing n. açıkta ve örtü altında sebzecilik
fruit growing n. meyve yetiştiriciliği
fruit growing n. meyvecilik
summer-growing plants n. sıcak iklim bitkileri
growing crops n. mahsul
growing crops n. verim
cotton growing n. pamuk yetiştirme
seed growing n. tohumculuk
seed growing n. tohum yetiştiriciliği
basic principles in growing crops with organic method n. organik yöntemle bitki yetiştirme temel kuralları
greenhouse growing n. örtü altı yetiştiriciliği
green-house growing n. süs bitkileri yetiştiriciliği
greenhouse growing n. süs bitkileri yetiştiriciliği
green-house growing n. örtü altı yetiştiriciliği
soil improver and growing media n. toprak ıslah edici ve gelişme düzenleyici
growing techniques n. yetiştirme teknikleri
vegetable growing n. sebze yetiştiriciliği
vine-growing n. üzüm yetiştiriciliği
rice growing n. çeltik yetiştirme
rice growing n. pirinç yetiştirme
vine-growing adj. bağcı
vine-growing adj. üzüm yetiştiriciliği ile ilgili
rice-growing adj. çeltik yetiştiren
rice-growing adj. pirinç yetiştiren
rice-growing adj. pirinç büyüten
Forestry
growing of seedling n. fidan üretimi
growing forest by sowing n. ekim yoluyla orman yetiştirme
growing stock of commercial species n. ticari türlerin serveti
growing stock n. ağaç serveti
Meteorology
growing season n. büyüme mevsimi
Entomology
fungus-growing ant n. güney amerika, orta amerika ve güney abd'de görülen attina alt kabilesindeki karıncalara verilen ad