head on - Turco Inglés Diccionario

head on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "head on" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
Idioms
head on adv. doğrudan
head on adv. direkt

Significados de "head on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
a head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
head on a spike n. kazığa oturtulmuş kelle
head on a spike n. kazığa oturtulmuş kafa
put a price on somebody's head v. başına ödül koymak
have one's head screwed on right v. aklı başında biri olmak
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
set a price on someone's head v. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
get one's head screwed on right v. akıllanmak
collide head-on v. kafa kafaya çarpışmak
have one's head screwed on the right way v. aklı başında biri olmak
hit the nail right on the head v. kafasına çivi çakmak
be in a head-on collision v. bir araçla kafa kafaya çarpışmak
head on crash v. (araç) kafa kafaya çarpışmak
stand on one's head v. amuda kalkıp durmak
put one's head on someone's shoulder v. başını omuzuna yaslamak
put one's head on someone's shoulder v. başını omzuna yaslamak
head-on adj. burun buruna (çarpışma)
head-on adj. kafadan/önden
head-on adj. uzlaşmaz
head-on adj. katı
head-on adj. doğrudan
on one's head adv. tepetaklak
head-on adv. kafa kafaya
head-on adv. uzlaşmaksızın
head-on adv. kesin bir şekilde
head-on adv. taban tabana zıt olarak
head-on adv. üstüne
Phrasals
head on over v. gitmek
Phrases
on his own head be it expr. vebali kendi boynuna
Proverb
he wears a ten dollar hat on a five cent head kel başa şimşir tarak
he wears a ten dollar hat on a five cent head eşeğe altın semer vursan yine eşektir
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin görmüş geçirmiş tavrını bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin deneyimini bekleyemezsin
you can't put an old head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin deneyimini bekleyemezsin
you can't put an old head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin yapacağı sağduyulu muhakemeyi bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin yapacağı sağduyulu muhakemeyi bekleyemezsin
you can't put an old head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin görmüş geçirmiş tavrını bekleyemezsin
he wears a $10 hat on a five-cent head kel başa şimşir tarak
he wears a $10 hat on a five-cent head eşeğe altın semer vursan yine eşektir
Colloquial
be on your head v. senin sorumluluğun
be on your head v. senin bileceğin iş
stand on one's head v. yırtınmak
stand on one's head v. bir tarafını yırtmak
stand on one's head v. mümkün olan her şeyi yapmak
stand on one's head v. kıçını yırtmak
stand on one's head v. elinden gelen her şeyi yapmak
hit one’s head on the sink v. başını küvete/lavaboya çarpmak
keep your head on a swivel expr. gözünü dört aç
Idioms
a light bulb goes on in (one's) head n. kafada şimşek çakması
a light bulb goes on in (one's) head n. aklına birden fikir gelmesi
a head start (on something) n. (bir şeye) diğerlerinden önce başlama
a head start (on something) n. (bir şeye) önceden başlama
a head start (on something) n. (bir şeye) diğerlerinden erken başlama
a head start (on something) n. (bir şeye) erken başlama
a price on (one's) head n. (birinin) başına koyulan ödül
a price on (one's) head n. (birinin) kellesine biçilen fiyat
a price on head n. başına koyulan ödül
a price on someone's head n. birinin kellesine biçilen fiyat
a price on someone's head n. birinin başına koyulan ödül
a price on head n. kellesine biçilen fiyat
an old head on young shoulders n. yetişkin gibi davranan/konuşan genç
an old head on young shoulders n. genç yaşına rağmen olgun kimse
an old head on young shoulders n. büyümüş de küçülmüş
an old head on young shoulders n. olgun genç
an old head on young shoulders n. büyümüş de küçülmüş
an old head on young shoulders n. olgun genç
an old head on young shoulders n. genç yaşına rağmen olgun kimse
an old head on young shoulders n. yetişkin gibi davranan/konuşan genç
hit the nail on the head v. tam isabet kaydetmek
hit the nail on the head v. üstüne basmak
hit the nail on the head v. tam bilmek
hit the nail on the head v. taşı gediğine koymak
have one's head screwed on v. aklı başında olmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
hit the nail on the head v. tam üstüne basmak
have a good head on one's shoulders v. kültürlü olmak
heap coals of fire on someone's head v. taş atana gül atmak
heap coals of fire on someone's head v. taş atana ekmek atmak
have one's head screwed on the right way v. akıllı olmak
have one's head screwed on the right way v. zeki olmak
have one's head screwed on the right way v. keskin zekası olmak
have one's head screwed on the right way v. aklıselim olmak
lay one's head on the block v. kendini riske atmak
have an old head on young shoulders v. çok deneyimli olmak
lay one's head on the block v. kendini tehlikeye atmak
have an old head on young shoulders v. sağduyulu olmak
put one's head on the block v. okkanın altına girmek
put one's head on the block v. kendini riske atmak
have an old head on young shoulders v. görmüş geçirmiş olmak
have an old head on young shoulders v. yılların birikimine sahip olmak
have an old head on young shoulders v. çok görüp geçirmek
have an old head on young shoulders v. genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak
lay one's head on the block v. okkanın altına girmek
put one's head on the block v. kendini okkanın altına atmak
lay one's head on the block v. kendini okkanın altına atmak
put one's head on the block v. kendini tehlikeye atmak
heap coals of fire on someone's head v. kötülük yapana iyilik ederek onun suçluluk duymasını sağlamak
have one's head screwed on the right way v. kafası çalışmak
have one's head screwed on the right way v. keskin zekalı olmak
have one's head screwed on the right way v. mantıklı olmak
have one's head screwed on the right way v. aklı başında olmak
have one's head screwed on the right way v. aklı selim olmak
have a good head on one's shoulders v. kafası çalışmak
have a head on one's shoulders v. becerikli olmak
have a head on one's shoulders v. kafası çalışmak
have a good head on one's shoulders v. akıllı olmak
have a head on one's shoulders v. yetenekli olmak
have a good head on one's shoulders v. yetenekli olmak
have a head on one's shoulders v. akıllı olmak
have a good head on one's shoulders v. becerikli olmak
put a price on someone's head v. birinin başına ödül koymak
set a price on someone's head v. birinin başına ödül koymak
hit the nail on the head v. hedefi on ikiden vurmak
could do something standing on your head v. kolayca/zorlanmadan/gözü kapalı yapmak
hit the nail right on the head v. tam üstüne basmak
hit the nail right on the head v. taşı gediğine koymak
hit the nail right on the head v. tam isabet etmek
face something head-on v. sorunla doğrudan ilgilenmek
face something head-on v. sorunla yüzleşmek
would not harm a hair on somebody's head v. kılına bile zarar vermemek
wouldn't harm a hair on somebody's head v. kılına zarar vermemek
would not harm a hair on somebody's head v. kılına zarar vermemek
not harm a hair on somebody's head v. kılına bile zarar vermemek
not harm a hair on somebody's head v. kılına zarar vermemek
wouldn't harm a hair on somebody's head v. kılına bile zarar vermemek
able to do something standing on one's head v. (bir şeyi) gözü kapalı yapmak/yapabilmek
have a wise head on young shoulders v. genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak
have a wise head on young shoulders v. çok görüp geçirmek
have a wise head on young shoulders v. yılların birikimine sahip olmak
have a wise head on young shoulders v. çok deneyimli olmak
have a wise head on young shoulders v. görmüş geçirmiş olmak
stand something on its head v. bir şeyi o ana kadar kabul edildiğinden çok farklı bir şekilde sunmak
turn something on its head v. bir şeyi tamamen değiştirmek
stand something on its head v. bir şeyi tamamen değiştirmek
turn something on its head v. bir şeyi tamamen yanlış bir şekilde kullanmak
turn something on its head v. bir şeyi o ana kadar kabul edildiğinden çok farklı bir şekilde sunmak
stand something on its head v. bir şeyi tamamen yanlış bir şekilde kullanmak
want somebody's head on a platter v. birinin kellesini istemek
knock something on the head v. bir şeyi yapmayı bırakmak
want somebody's head on a platter v. birinin cezalandırılmasını istemek
want somebody's head on a plate v. birinin kellesini istemek
want somebody's head on a plate v. birinin cezalandırılmasını istemek
be on someone's head v. üstüne (kalmak)
be on someone's head v. başına patlamak
be on someone's head v. birinin başına (gelmek)
be on someone's head v. omuzuna (binmek)
have a price on one's head v. başına ödül konmuş olmak