hukuki - Turco Inglés Diccionario

hukuki

Significados de "hukuki" en diccionario inglés turco : 25 resultado(s)

Turco Inglés
General
hukuki juridical adj.
The government is planning to change the juridical procedure.
Hükümet hukuki prosedürü değiştirmeyi planlıyor.

More Sentences
hukuki judiciary adj.
Censorship duties that were previously given to "peace judiciary courts" were transferred directly to the DIB.
Daha önce "sulh hukuk mahkemelerine" verilen sansür görevleri doğrudan DİB'e devredildi.

More Sentences
hukuki legal adj.
I feel that the Napolitano report endeavours to provide a very interesting legal response to all these concerns.
Napolitano raporunun tüm bu endişelere çok ilginç bir hukuki yanıt vermeye çalıştığını düşünüyorum.

More Sentences
hukuki judicial adj.
As far as that is concerned, I believe there are judicial uncertainties that need to be overcome.
Bu konuda, aşılması gereken hukuki belirsizlikler olduğuna inanıyorum.

More Sentences
Trade/Economic
hukuki judicial adj.
As far as that is concerned, I believe there are judicial uncertainties that need to be overcome.
Bu konuda, aşılması gereken hukuki belirsizlikler olduğuna inanıyorum.

More Sentences
Law
hukuki judicial adj.
As far as that is concerned, I believe there are judicial uncertainties that need to be overcome.
Bu konuda, aşılması gereken hukuki belirsizlikler olduğuna inanıyorum.

More Sentences
hukuki legal adj.
I feel that the Napolitano report endeavours to provide a very interesting legal response to all these concerns.
Napolitano raporunun tüm bu endişelere çok ilginç bir hukuki yanıt vermeye çalıştığını düşünüyorum.

More Sentences
hukuki judiciary adj.
Censorship duties that were previously given to "peace judiciary courts" were transferred directly to the DIB.
Daha önce "sulh hukuk mahkemelerine" verilen sansür görevleri doğrudan DİB'e devredildi.

More Sentences
hukuki juridical adj.
The government is planning to change the juridical procedure.
Hükümet hukuki prosedürü değiştirmeyi planlıyor.

More Sentences
General
hukuki jural adj.
hukuki juristic adj.
hukuki lawful adj.
Law
hukuki nomothetic adj.
hukuki nomothetical adj.
hukuki forensic adj.
hukuki decreet adj.
hukuki loyal adj.
hukuki juristicial adj.
hukuki jurisprudent adj.
hukuki juridic adj.
hukuki jurisprudent adj.
hukuki jud (judicial) abrev.
Psychology
hukuki de jure adj.
Archaic
hukuki forensal adj.
hukuki forensical adj.

Significados de "hukuki" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
çiftçilere hukuki yardım legal assistance to farmers n.
hukuki yargı legal judgement n.
hukuki tavsiye legal advice n.
hukuki hak jus n.
genel hukuki devir formu usual subrogation form n.
hukuki dayanak legal basis n.
hukuki danışmanlık legal counselling n.
hukuki yazışma legal correspondence n.
hukuki belgeler yazan kişi draftsperson n.
hukuki süreç judicial process n.
hukuki reform legal reform n.
hukuki mesnet legal base n.
hukuki mütalaa legal opinion n.
hukuki yaptırım law enforcement n.
hukuki bildirim legal advice n.
hukuki bağlantı legal relevancy n.
hukuki fiiller jurisdic acts n.
hukuki öyküler legal stories n.
hukuki işler ve vatandaş hakları komitesi legal affairs and citizens rights committee n.
hukuki sorumluluk legal responsibility n.
hukuki fayda legal benefit n.
hukuki pozitivizm legal positivism n.
hukuki dayanak legal provision n.
hukuki çözüm legal remedy n.
hukuki tağyir specification n.
hukuki şartlar condicio juris n.
hukuki durum legal status n.
hukuki ve hukuki olmayan dokümanlar judicial and extrajudicial documents n.
hukuki mülahaza legal conclusion n.
hukuki hata judicial error n.
hukuki statü legal status n.
hukuki ehliyet ve ehliyetsizlik capacity and disability n.
hukuki yetkiler legal authorities n.
hukuki hadise juridical fact n.
hukuki işlemleri durdurma caveat n.
hukuki tabir term of law n.
hukuki bir sisteme dayanan hükümet şekli nomocracy n.
hukuki raporlar law reports n.
hukuki fiil juristic acts n.
yoksullara hukuki yardım legal assistance to the poor n.
hukuki sonuç legal result n.
hukuki yardım legal support n.
hukuki risk legal risk n.
hukuki sonuçlar legal results n.
hukuki görüş legal opinion n.
hukuki karar legal decision n.
hukuki ihtilaf legal dispute n.
hukuki ehliyet legal capacity n.
hukuki ehliyetsizlik legal disability n.
hukuki hata error of law n.
hukuki ehliyet legal competence n.
hukuki durum legal position n.
hukuki menfaat legal interest n.
hukuki kapsam legal scope n.
hukuki menfaat legal benefit n.
ciddi hukuki sonuç serious legal result n.
hukuki çalışmalar legal studies n.
hukuki sonuçlar legal consequences n.
hukuki yaptırım legal sanction n.
hukuki niteliği legal nature n.
hukuki belgeler yazan kişi draughtsperson n.
hukuki nitelik legal character n.
hukuki nitelik legal characteristic n.
hukuki yapı legal structure n.
hukuki açıdan geçerli olmasa da kişinin şerefi açısından bağlayıcı anlaşma gentlemen's agreement n.
hukuki açıdan geçerli olmasa da kişinin şerefi açısından bağlayıcı anlaşma gentlemens agreement n.
hukuki hizmetlerin çok sayıda avukatın çalıştığı bir hukuk bürosu tarafından sunulduğu sistem group practice n.
üzerinde tartışılmakta olan tasarı gibi hukuki meselelerin önceden belirtilen zamanın dolması ile müzakereye kapanması guillotine n.
hukuki olarak hakimin reddi dishabilitation n.
ortaçağ hollandasında hukuki danışmanlık veren kimse pensioner n.
hukuki işlemi geciktiren uzun konuşma filibuster n.
lafı uzatarak hukuki işlemi engelleme filibuster n.
söz konusu hukuki araçlar veya metinler presents n.
hukuki araştırma scanning n.
(ingiltere'de) kral veya kraliçenin hukuki danışmanı silk n.
(ingiltere'de) kral veya kraliçenin hukuki danışmanı silk gown n.
(ingiltere'de) kral veya kraliçenin hukuki danışmanının giydiği cüppe silk gown n.
(ingiltere'de) kral veya kraliçenin hukuki danışmanının giydiği cüppe silk n.
hukuki süreç action n.
hukuki statü persona n.
hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek perform one’s legal obligations v.
hukuki bir müzekkere çıkarmak issue a writ v.
hukuki yollara başvurmak take legal action v.
konuyla ilgili hukuki süreç başlatmak take legal action on the matter v.
-e karşı hukuki süreç başlatmak initiate legal action against v.
(hukuki veya ahlaki yükümlülükten veya vefa borcundan) kaçmak desert v.
hukuki yollara başvurulmadan zorla ve doğrudan yapılan vigilante adj.
hukuki işleme tabi questionable [obsolete] adj.
sosyal veya hukuki bağları sıkı olmayan loosely knit adj.
hukuki olarak ifa edilen committable adj.
bilimse bilginin özellikle suç delilleriyle ilgili olan hukuki problemlere uygulanması ile ilişkili forensic adj.
bilimsel bilginin özellikle suç delilleriyle ilgili olan hukuki problemlere uygulanmasını ele alan forensic adj.
hukuki olarak temsil edilmeye uygun presentable adj.
hukuki olarak juristically adv.
hukuki açıdan jurally adv.
hukuki olarak edilen yeminlerde in the taking of legal oaths adv.
hukuki açıdan legally adv.
hukuki bağ privity N.
Phrases
hukuki yoldan through legal means expr.
hukuki yollardan through legal means expr.
Colloquial
hukuki konularda çok bilgiliymiş gibi davranan kimse bush lawyer [australia] n.
cinsiyetlerin sosyal ve hukuki düzlemde eşitliğini destekleyen kadın sister n.
Idioms
yaralanmayla sonuçlanan kazaları takip ederek mağduru tazminat davası açmaya teşvik eden/mağdura hukuki tavsiye vererek iş almaya çalışan avukat an ambulance chaser n.
yaralanmayla sonuçlanan kazaları takip ederek mağduru tazminat davası açmaya teşvik eden/mağdura hukuki tavsiye vererek iş almaya çalışan avukat an ambulance chaser n.
sahtekarlık/görevi kötüye kullanma nedeniyle hukuki görevinden atılmak strike someone off the rolls v.
sahtekarlık/görevi kötüye kullanma nedeniyle hukuki görevinden atılmak strike someone off the roll v.
hakkında hukuki süreç başlatmak take action on v.
(biri) hakkında hukuki süreç başlatmak take action on (someone) v.
(birine/bir şeye) karşı hukuki süreç başlatmak take action against (someone or something) v.
hukuki işlem başlatmak take to court v.
Trade/Economic
hukuki boşluk legal gap n.
hukuki ortak associate n.
hukuki varlık legal entity n.
müzekkere, celpname, mahkeme kararı veya başka bir hukuki işlem tebligatı writ, summons, judgment or other notice of legal process n.
hukuki danışman counsel n.
hukuki işler legal affairs n.
hukuki ihtilaf litigation n.
daha üstün hukuki istihkak elder title n.
hukuki danışman lawyer n.
hukuki ehliyetsizlik legal disability n.
hukuki durum statute n.
hukuki konuları danışma hizmetleri legal aid services n.
hukuki yollardan takip edilmesi mümkün olan borç legal liability n.
hukuki sebep cause of action n.
hukuki öneriler legal advices n.
hukuki olay legal event n.
insan kaynakları yönetiminin hukuki boyutları legal aspects of human resource management n.
ingiltere ve abd'nin ortak hukuki, siyasi ve ticari geçmişine ait veya ilgili anglo-saxon adj.
Law
hukuki ayrım de jure segregation n.
hukuki yarar legal interest n.
hukuki danışmanlık ve avukatlık masrafları sigortası legal advice and expenses insurance n.
topluluk hukuki araçları community legal instruments n.
hukuki sorumluluk civil liability n.
bir davaya hukuki itirazda bulunan kimse demurrant n.
dava, hukuki, idari veya tahkime ilişkin işlem veya diğer yasal işlemler litigation and other judicial, arbitral, administrative or other proceedings n.
hukuki halefi successor in title n.
hukuki ehliyet legal competence n.
hukuki kişilik legal personality n.
hukuki düzenleme legal arrangement n.
hukuki çerçeve legal framework n.
hukuki dava (tazminat vb) civil trial n.
hukuki pozitivizm legal positivism n.
hukuki ehliyet ve ehliyetsizlik capacity and disability n.
hukuki raporlar law reports n.
hukuki işlemlerde şekil form of juristic acts n.
hukuki fiil juristic acts n.
şahsa bağlı oluşan hukuki engel estoppel n.
hukuki ehliyet civil liability n.
hukuki esbabı mucibe findings of taw n.
hukuki esbabı mucibe findings of law n.