infaz - Turco Inglés Diccionario
Historia

infaz



Significados de "infaz" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
infaz execution n.
General
infaz carrying out n.
infaz enforcement n.
Law
infaz execution n.
infaz enforcement n.

Significados de "infaz" con otros términos en diccionario inglés turco: 107 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
infaz etmek execute v.
General
hükmü infaz eden executer n.
ceza infaz kurumu department of corrections n.
infaz için kayıtlardan çıkarma estreating n.
ceza infaz hukuku law on criminal execution n.
infaz eden enforcer n.
ceza infaz punishment execution n.
zehirli iğne ile infaz yöntemi lethal injection n.
infaz memuru executioner n.
infaz mangası firing party n.
infaz mangası execution squad n.
infaz etme dispatch [us] n.
infaz etme despatch [uk] n.
infaz edilen bir suçlunun hikayesini anlatan balad good-night n.
orta çağ'da bir işkence ve infaz aleti press n.
yargısız infaz yapmak terminate with extreme prejudice v.
yargısız infaz yapmak execute with extreme prejudice v.
infaz etmek (bir yargıyı) execute v.
infaz etmek carry out v.
infaz için kayıtlardan çıkarmak estreat v.
bir hükmü infaz etmek execute v.
asarak infaz etmek noose v.
infaz etmek do to death v.
infaz etmek dispatch [us] v.
infaz etmek despatch [uk] v.
(suçluyu) infaz yerine sürükleyerek götürmek draw v.
presle infaz etmek press v.
infaz edilebilen enforcible adj.
yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu ile ilgili supermax adj.
(ceza infaz kurumu) yüksek güvenlikli supermax adj.
Phrasals
asarak infaz etmek turn off v.
Idioms
zehirli iğneyle infaz big jab n.
yakın mesafeden (infaz/idam) execution style n.
yargısız infaz yapmak kill (someone) with extreme prejudice v.
yargısız infaz etmek kill (someone) with extreme prejudice v.
halka açık olarak infaz edilmek ride a horse foaled by an acorn [obsolete ] v.
infaz edilmek be put to the sword v.
(birini) infaz etmek put (one) to death v.
(birini) infaz etmek put (someone) to the sword v.
halka açık olarak infaz edilmek ride a horse foaled of an acorn [obsolete] v.
idam edilmek üzere infaz alanına yürüyen erkek mahkum dead man walking [us/south africa] expr.
Trade/Economic
vasiyeti infaz memuru executor n.
Law
(iskoçya'da) infaz memuru belirlenmediği durumlarda vasiyet gereklerinin uygulanması için verilen onay testament dative n.
bir infaz emrinin ciro edilmesi backing a warrant n.
ceza infaz sistemi penal system n.
ceza infaz kurumu penal institution n.
ceza infaz indiriminin kaybedilmesi forfeiture of remission of sentence n.
ceza infaz criminal enforcement n.
eskiden borçluları yakalamakla görevli infaz memuru catchpole n.
halka açık infaz public execution n.
infaz edilebilir hüküm enforceable judgment n.
infaz indirim kaybı loss of remisson n.
infaz hakimleri enforcement judges n.
infaz hakimlikleri offices of judge of execution n.
infaz yasası law on execution of sentences n.
infaz edilebilir karar enforceable judgment n.
infaz hakimi judge of execution n.
infaz yetkisi jurisdiction to execute n.
infaz koruma memuru warden n.
infaz edilmiş ceza executed punishment n.
infaz devleti administering state n.
infaz koruma memuru guardian n.
infaz hakimi judge of execution n.
infaz koruma memuru correction officer n.
kapalı ceza infaz kurumu closed prison n.
kapalı ceza infaz kurumu closed penitentiary institution n.
kurşuna dizerek infaz fusilading n.
kurşuna dizilerek infaz execution by firing squad n.
kurşuna dizerek infaz execution by firing squad n.
taşlanma ile infaz lapidation n.
vasiyeti infaz eden kadın executrix n.
vasiyeti infaz memuru testamentary executer n.
yargısız infaz summary execution n.
yakın mesafeden infaz/idam execution-style killing n.
yakın mesafeden infaz/idam chicago-style murder n.
yakın mesafeden infaz/idam execution-style murder n.
yargısız infaz execution without due process n.
yargısız infaz extrajudicial execution n.
yargısız infaz extra judicial execution n.
yargısız infaz extrajudicial killing n.
yalancı infaz mock execution n.
yetkisi olmamasına rağmen vasiyeti infaz memuru gibi hareket eden kimse executor of his own wrong n.
yetkisi olmamasına rağmen vasiyeti infaz memuru gibi hareket eden kimse executor de son tort n.
zehirli iğneyle infaz execution by lethal injection n.
davalının ceza infaz kararı sonrası ortaya çıkan ve tahliyesini mümkün kılan bir duruma ilişkin yazı audita querela n.
elektrikle idam eden infaz memuru electrocutioner n.
tutuklama ve mahkeme kararlarının infaz edilmesini sağlayan şerif memuru bailiff n.
asmak suretiyle infaz etmek hang v.
infaz edilmiş executed adj.
infaz edilebilir executable adj.
vasiyeti infaz memuru exec (executor) abrev.
Politics
yargısız infaz extrajudicial execution n.
Institutes
ceza ve infaz kurumları ile tutukevleri iş agency for workshops in punishment and n.
History
boğarak toplu infaz noyade n.
geçmişte londra'da kullanılan bir infaz yeri tyburn n.
Military
ceza infaz yeri subayı confinement officer n.
ceza infaz yeri confinement facility n.
Slang
zehirli iğneyle infaz doctorate in applied chemistry n.
zehirli iğneyle infaz stainless steel ride n.
zehirli iğneyle infaz needle n.
elektrikli sandalye ile infaz etmek burn v.
-in infaz emirini vermek put a contract out on v.
(birinin) infaz emirini vermek put a contract out on (one) v.
(birinin) infaz emirini vermek put a hit (out) on (one) v.
Star Wars
moraband infaz odası moraband execution chamber n.
kovalayıcı-sınıfı infaz gemisi pursuer-class enforcement ship n.
karantina infaz krüvazörü quarantine enforcement cruiser n.