needle - Turco Inglés Diccionario

needle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

needle — Definition

Significado:
iğne, dürtmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈniːdəl/ – BrE /ˈniːdəl/)
Categoría gramatical:
İsim: needle (needles); Fiil: needle (needles – needled – needling)
Sinónimo:
pin, provoke
Antónimos:
soothe

Significados de "needle" en diccionario turco inglés : 74 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
needle n. iğne
There are many different needles for different purposes.
Farklı amaçlar için birçok farklı iğne vardır.

More Sentences
needle v. iğnelemek
Her mother is always needling me about my hair.
Kızın annesi her zaman saçlarım konusunda beni iğneliyor.

More Sentences
General
needle n. ibre
The needle of a compass always points north.
Pusulanın ibresi her zaman kuzeyi gösterir.

More Sentences
Technical
needle n. iğne
There are many different needles for different purposes.
Farklı amaçlar için birçok farklı iğne vardır.

More Sentences
needle n. ibre
The needle of a compass always points north.
Pusulanın ibresi her zaman kuzeyi gösterir.

More Sentences
Automotive
needle n. ibre
The needle of a compass always points north.
Pusulanın ibresi her zaman kuzeyi gösterir.

More Sentences
needle n. iğne
There are many different needles for different purposes.
Farklı amaçlar için birçok farklı iğne vardır.

More Sentences
Medical
needle n. iğne
There are many different needles for different purposes.
Farklı amaçlar için birçok farklı iğne vardır.

More Sentences
General
needle n. tığ
needle n. gösterge ibresi
needle n. şiş
needle n. enjektör
needle n. iğneyaprak
needle n. gösterge
needle n. dikiş makinesi iğnesi
needle n. iğne valf
needle n. örgü şişi
needle n. pusula ibresi
needle n. elektrik iğnesi
needle n. enjektör iğnesi
needle n. sivri uçlu taş/kaya
needle n. iğnemsi nesne
needle n. askıya alma
needle n. gramofon iğnesi
needle n. pikap iğnesi
needle n. iğneye benzeyen ince ve sivri uçlu nesne
needle n. pikap iğnesi
needle n. kayıt iğnesi
needle n. ucu sivri dikilitaş
needle n. sivri kaya
needle n. dikiş iğnesi
needle v. iğne ile delmek
needle v. dikmek
needle v. sataşmak
needle v. sinirlendirmek
needle v. iğneyle dikmek
needle v. laf sokmak
needle v. dalga geçmek
needle v. alay etmek
needle v. dokundurmak
needle v. delmek
needle v. örselemek
needle v. acıtmak
needle v. etkisini artırmak
needle v. keskinleştirmek
needle v. kuvvetlendirmek
needle v. kışkırtmak
needle v. dürtmek
Colloquial
needle n. deri altı enjeksiyonu
needle n. sataşma sözü
needle n. iğneleyici dokundurma
needle n. (spor karşılaşmasında) hararetli çekişme
Technical
needle n. radyoaktif malzeme içerecek şekilde tasarlanmış içi boş cihaz
needle n. metal plakayı aside maruz bırakarak dağlamada kullanılan çelik prob ucu
needle n. vanalarda vb. giriş veya çıkışı kontrol eden ince sivri çubuk
needle n. şarj sırasında sondaj kuyusuna doldurma esnasında yerleştirilen konik çubuk
needle n. sap üzerine monte edilip sıralanmış delgili kartları düzenlemeye yarayan ince sivri çubuk
needle n. tığ
needle v. iğneyle dikmek
Textile
needle n. örgü makineleri ve jakar dokuma tezgahlarındaki paralel tellerin her biri
Construction
needle v. destek için duvarın altına askıya alma kirişi koymak
Medical
needle n. yara dikmeye yarayan cerrahi iğne
needle n. dokuyu aynı anda kesip dağlayan iğne şeklinde elektrot
needle n. şırınga iğnesi
needle n. aşı iğnesi
needle v. cerrahi iğneyle dikiş atmak
Food Engineering
needle n. iğne öze
Gastronomy
needle v. (içki yapımında) alkol oranını artırmak
Biology
needle n. mikroorganizmaları kültür ortamlarına aktarmak için kullanılan platin tel
Zoology
needle n. iğnemsi sivri çıkıntı
Agriculture
needle n. biçer bağlar makinesinde düğümleme mekanizmasının bir parçası
Art
needle n. oymacılık ve süslemede kullanılan keskin sivri uçlu metal alet
Archaic
needle n. (kısaca) dikişçi kadın
Slang
needle n. zehirli iğneyle infaz

Significados de "needle" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
pine needle n. ibre
hypodermic needle n. iğne
hypotermic needle n. şırınga
quilting needle n. yorgan iğnesi
darning needle n. örgü iğnesi
pine needle n. çam iğnesi
knitting needle n. şiş
knitting needle n. tığ
hypodermic needle n. enjektör
magnetic needle n. manyetik iğne
needle holder n. iğne tutucu
shepherd's needle n. çobantarağı
compass needle n. pusula ibresi
the eye of a needle n. iğne deliği
needle eye n. yurdu
hypodermic needle n. enjeksiyon iğnesi
crochet needle n. tığ
hypodermic needle n. enjektör iğnesi
magnetic needle n. pusula iğnesi
injector needle n. enjektör iğnesi
netting needle n. ağ iğnesi
hypodermic needle n. aşı iğnesi
compass needle n. pusula iğnesi
packing needle n. çuvaldız
magnifying needle n. pusula iğnesi
needle eye n. iğne gözü
phonograph needle n. pikap iğnesi
the needle marks n. iğne izleri
needle holder n. portegüler
needle holder n. iğne tutucu
adam's-needle n. avize ağacı
adams-needle n. avize ağacı
adams-needle n. avizeağacı
adam's-needle n. yuka
adam's-needle n. avizeağacı
adams-needle n. yuka
adams-needle n. yukka çiçeği
adam's-needle n. yukka çiçeği
thread the needle n. çocukların el ele tutuşarak oynadığı bir oyun
thread needle n. çocukların el ele tutuşarak oynadığı bir oyun
pack needle n. ambalaj ipine uygun dikiş iğnesi
pack needle n. çuval iğnesi
look for a needle in a haystack v. saman yığınında iğne aramak
thread a needle v. iğneye iplik geçirmek
look for a needle in a haystack v. olanaksız şeyi bulmaya çalışmak
look for a needle in a haystack v. samanlıkta iğne aramak
insert the thread in the needle eye v. ipliği iğneye geçirmek
as sharp as a needle adj. zeki
with a needle adj. iğneli
having a needle adj. iğneli
as sharp as a needle adj. uyanık
needle-leaved adj. iğne yapraklı
needle-like adj. iğnemsi
needle-like adj. iğne gibi sivri uçlu
needle-like adj. iğne uçlu
needle-sharp adj. keskin zekalı
needle-sharp adj. sezgileri kuvvetli
needle-pointed adj. iğne uçlu
needle-sharp adj. uyanık
Phrasals
needle someone about someone or something v. kışkırtmak
needle (one) about (something) v. dokundurmak
needle (one) about (something) v. eleştirmek
needle someone about someone or something v. iğneleyici söz söylemek
needle someone about someone or something v. eleştirmek
needle someone about someone or something v. laf sokmak
needle someone about someone or something v. (birini bir konuda) iğnelemek
needle (one) about (something) v. kuyruğuna basmak
needle (one) about (something) v. iğneleyici söz söylemek
needle someone about someone or something v. dokundurmak
needle (one) about (something) v. laf sokmak
needle (one) about (something) v. kışkırtmak
needle someone about someone or something v. kuyruğuna basmak
needle (one) about (something) v. (birini bir konuda) iğnelemek
needle about v. (bir şey) konusunda iğnelemek
needle about v. (bir şey) konusunda kışkırtmak
needle about v. (bir şey) konusunda laf sokmak
needle about v. (bir şey) hakkında eleştirmek
needle about v. (bir şey) konusunda dokundurmak
needle about v. (bir şey) konusunda iğneleyici söz söylemek
Colloquial
needle (one) v. (birini) eleştirmek
needle (one) v. (birini) iğnelemek
needle (one) v. (birine) dokundurmak
needle (one) v. (birine) laf sokmak
needle (one) v. (birine) iğneleyici söz söylemek
needle (one) v. (birini) kışkırtmak
like looking for a needle in a haystack expr. samanlıkta iğne aramak gibi
Idioms
a needle match n. zorlu maç
needle in the haystack n. samanlıkta iğne
needle in a haystack n. samanlıkta iğne
needle in a haystack n. arayıp bulması çok zor olan şey
a needle in a haystack n. samanlıkta iğne
a needle in a haystack n. arayıp bulması çok zor olan şey
eye of the needle n. iğne deliği kadar yer/alan
eye of the needle n. dar bir aralık
eye of the needle n. daracık yer/alan
eye of the needle n. iğne deliği
look for a needle in a haystack v. samanlıkta iğne aramak
be as sharp as a needle v. leb demeden leblebiyi anlamak
look for a needle in a meadow v. halep yolunda deve izi aramak
look for a needle in a bottle of hay v. havanda su dövmek
look for a needle in a bottle of hay v. samanlıkta iğne aramak
search for a needle in a haystack v. samanlıkta iğne aramak
move a needle v. (büyük ve genelde olumlu) bir değişiklik olmasını sağlamak
move the needle v. kayda değer bir şey yapmak
get the (dead) needle [uk] v. tepesi atmak
get the (dead) needle [uk] v. canı sıkılmak
get the (dead) needle [uk] v. gıcık olmak
get the (dead) needle [uk] v. bozulmak
put a rope to the eye of a needle v. iğne deliğinden halat geçirmeye çalışmak
put a rope to the eye of a needle v. boşuna uğraşmak
put a rope to the eye of a needle v. beyhude bir işle uğraşmak
be like trying to find a needle in a haystack v. samanlıkta iğne aramak
to thread the needle v. kılı kırk yarmak
to thread the needle v. göbeği çatlamak
to thread the needle v. iğne deliğinden geçirmek
be like looking for a needle in a haystack v. samanlıkta iğne aramak gibi olmak
be like finding a needle in a haystack v. samanlıkta iğne aramak gibi olmak
get the needle v. tepesi atmak
get the needle v. gıcık olmak
get the needle v. bozulmak
get the needle v. canı sıkılmak
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. kafa şişirmeye hevesli
vaccinated with a gramophone needle [old-fashioned] adj. geveze
vaccinated with a gramophone needle [old-fashioned] adj. gevezelik etmeye çok meraklı
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. geveze
vaccinated with a gramophone needle [old-fashioned] adj. uzun uzun konuşmaya çok meraklı
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. dırdırcı
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. konuşmaya meraklı kimse
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. kafa ütüleyen/şişiren kimse
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. gevezelik etmeye meraklı kimse
vaccinated with a gramophone needle [old-fashioned] adj. çenesi düşük
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. gevezelik etmeye çok meraklı
vaccinated with a gramophone needle [old-fashioned] adj. dırdırcı
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. uzun uzun konuşmaya çok meraklı
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. çenesi düşük
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. aralıksız/sürekli konuşan kimse
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. geveze kimse
vaccinated with a gramophone needle [old-fashioned] adj. kafa şişirmeye hevesli
vaccinated with a victrola needle [old-fashioned] adj. çenesi düşük kimse
on the needle expr. esrarkeş
as sharp as a needle expr. zehir gibi
as sharp as a needle expr. zehir zemberek
as sharp as a needle expr. cin gibi
sharp as a needle expr. cin gibi
camel through the eye of a needle expr. devenin iğne deliğinden geçmesi
a camel through a needle's eye expr. devenin iğne deliğinden geçmesi
a camel through a needle's eye expr. iğne deliğinden geçme
a camel through a needle's eye expr. deveye hendek atlatma
camel through the eye of a needle expr. deveye hendek atlatma
camel through the eye of a needle expr. iğne deliğinden geçme