isolated - Turco Inglés Diccionario

isolated

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

isolated — Definition

Significado:
yalıtılmış, izole
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈaɪsəleɪtɪd/ – BrE /ˈaɪsəleɪtɪd/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
detached, secluded
Antónimos:
connected

Significados de "isolated" en diccionario turco inglés : 30 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
isolated adj. izole
And then people say that France, Germany and Belgium are isolated!
Ve sonra insanlar Fransa, Almanya ve Belçika'nın izole olduğunu söylüyor!

More Sentences
General
isolated adj. yalıtılmış
Uncooperative people, unless they are working in totally isolated circumstances, have an impact on the people around them.
İşbirliği yapmayan insanlar, tamamen yalıtılmış koşullarda çalışmadıkları sürece, etraflarındaki insanlar üzerinde bir etkiye sahiptir.

More Sentences
isolated adj. yalnız
Young college students can often feel isolated.
Genç üniversite öğrencileri sıklıkla kendilerini yalnız hissedebilirler.

More Sentences
isolated adj. izole
And then people say that France, Germany and Belgium are isolated!
Ve sonra insanlar Fransa, Almanya ve Belçika'nın izole olduğunu söylüyor!

More Sentences
isolated adj. ıssız
Near the forest stands an isolated house.
Ormanın yakınında ıssız bir ev var.

More Sentences
isolated adj. birbaşına
The shepherd has an isolated shed on the mountain.
Çobanın dağda birbaşına duran bir kulübesi var.

More Sentences
isolated adj. tecrit edilmiş
The Sharon regime must be isolated.
Şaron rejimi tecrit edilmelidir.

More Sentences
isolated adj. münferit
The use of rubber bullets against the protesters was an isolated case.
Protestoculara karşı plastik mermi kullanılması münferit bir durumdu.

More Sentences
Politics
isolated n. münferit
You criticise the fact that the isolated initiatives of some Member States do not form a European policy.
Bazı Üye Devletlerin münferit girişimlerinin bir Avrupa politikası oluşturmamasını eleştiriyorsunuz.

More Sentences
Chess
isolated adj. (piyon) izole
The German resistance consisted of small and usually isolated groups.
Alman direnişi küçük ve genellikle izole gruplardan oluşuyordu.

More Sentences
General
isolated adj. mahsur kalan
isolated adj. soyutlanmış
isolated adj. ayırılan
isolated adj. ayrılmış
isolated adj. tek başına kalmış
isolated adj. izbe
isolated adj. ayrı
isolated adj. tek
isolated adj. tek tük
isolated adj. tenha
isolated adj. yalıtık
isolated adj. ayrık
isolated adj. tekil
isolated adj. istisnai
Technical
isolated adj. çimentoyla bağlanmamış
isolated adj. molekülde birden fazla bağla ayrılmış
isolated adj. bağlı olmayan
Medical
isolated adj. karantinaya alınmış
Meteorology
isolated adj. (yağış) izole
Chess
isolated adj. (piyon) bulunduğu sırada aynı renkte bir piyon olmayan

Significados de "isolated" con otros términos en diccionario inglés turco: 96 resultado(s)

Inglés Turco
General
isolated lake n. denizle bağlantısı kesilmiş göl
isolated event n. münferit olay
isolated life n. i̇zole hayat
isolated people n. medeniyetten uzakta yaşayan insanlar
be isolated v. izole edilmek
become isolated v. yalnız kalmak
be isolated v. tecritli olmak
become isolated v. yalnızlaşmak
remain isolated from somewhere v. bir yerden izole olmak
remain isolated from somewhere v. bir yerden yalıtılmış kalmak
Trade/Economic
isolated store n. bir ana yol üzerinde veya ara sokakta bulunan bağımsız bir perakende satış dükkanı
isolated country n. tecrit edilmiş ülke
Law
isolated incident n. münferit vaka
isolated incident n. münferit olay
Politics
isolated solutions n. münferit çözümler
Technical
isolated location n. bellekteki korunmalı alan
isolated beam n. yalıtılmış kiriş
isolated beam n. izole edilmiş kiriş
isolated beam n. tecrit edilmiş kiriş
isolated location n. yalıtılmış yer
isolated equilibrium state n. birbaşına denge durumu
isolated amplifier n. yalıtılmış yükselteç
non-isolated amplifier n. yalıtılmamış yükselteç
isolated burial n. rastgele yerde gömme
phase-to-phase isolated capacitive coupling device n. faz-faza yalıtılmış kapasitif kuplaj cihazı
detection of irradiated food isolated from silicate minerals n. silikat minerallerinin izole edilebildiği ışınlanmış gıdaların belirlenmesi
electrically isolated adj. elektriğe karşı yalıtılmış
pvc-isolated adj. pvc izoleli
Computer
isolated equilibrium state n. birbaşına denge durumu
isolated location n. yalıtılmış yer
isolated location n. bellekteki korunmalı alan
high-isolated adj. yüksek ayrılmış
Electric
individually isolated adj. ayrı ayrı yalıtılmış
optically-isolated adj. optik olarak izole edilmiş
optically-isolated adj. optoizole
Construction
isolated foundation n. ayrık temel
isolated footing n. münferit temel
isolated footing n. tekil temel
Railway
isolated rail n. kupon ray
Marine
law for development of isolated island n. ayrık bir adanın geliştirilmesi için kanun
Medical
isolated occlusion n. izole tıkanıklık
isolated symptoms n. izole semptomlar
isolated memory impairment n. izole bellek bozukluğu
isolated hand weakness n. izole el güçsüzlüğü
clinically isolated syndrome n. klinik izole sendrom
isolated subtentorial infarcts n. izole beyin sapı infarktları
isolated splenic involvement n. izole dalak tutulumu
isolated heart n. izole kalp
isolated forearm technique n. izole ön kol tekniği
isolated parotid mass n. izole parotis kitle
isolated pleural involvement n. izole plevra tutulumu
isolated gallbladder agenesis n. izole safra kesesi agenezisi
isolated bacterial agents n. izole edilmiş bakteriyel etkin maddeler
isolated pneumothorax n. izole pnömotoraks
isolated hemothorax n. izole hemotoraks
isolated stenosis n. izole darlık
isolated stenosis of the celiac artery n. çölyak arterin izole darlığı
isolated testicular tuberculosis mimicking testicular tumor n. testis tümörünü taklit eden izole testiküler tüberküloz
peritoneal macrophages isolated from the peritoneal dialysis n. pd sıvılarından izole edilen periton makrofajları
isolated mitral valve prolapse n. izole mitral kapak prolapsusu
isolated temporal vision loss n. izole temporal görme kaybı
isolated unilateral hypoglossal nerve paralysis n. tek taraflı izole hipoglossal sinir paralizisi
isolated inverted papilloma of the sphenoid sinus n. sfenoid sinüsün izole inverted papillomu
isolated unilateral hypoglossal nerve and vocal cord paralysis n. izole tek taraflı hipoglossal sinir ve vokal kord paralizisi
isolated sphenoid sinusitis n. izole sfenoid sinüzit
isolated hypoglossal nerve paralysis n. izole hipoglossus sinir felci
isolated stapedius tendon ossification n. izole stapedial tendon ossifikasyonu
isolated tuberculosis of the greater trochanter n. izole büyük trokanter tüberkülozu
isolated medial bucket-handle type meniscal tears n. izole medial menisküs kovasapı yırtıkları
isolated spleen injury n. izole dalak yaralanması
enterococci isolated from an intensive care unit n. yoğun bakım ünitesinden izole edilen enterokok suşları
Psychology
isolated deep infarcts n. izole derin infarktlar
isolated deep infarct n. izole derin infarkt
clinically isolated syndromes n. klinik izole sendromlar
Pathology
isolated proteinuria n. izole proteinüri
isolated myocarditis n. izole miyokardit
Math
isolated set n. izole küme
isolated point n. izole nokta
isolated set n. yalıtık küme
isolated point n. yalıtık nokta
isolated singular point n. yalıtık tekil nokta
isolated point n. tekil nokta
isolated point of a curve n. eğri denklemini sağladığı halde eğri üzerinde olmayan nokta
Chemistry
isolated system n. yalıtılmış sistem
Biology
isolated rna n. izole edilmiş rna
isolated dna n. izole edilmiş dna
Astronomy
isolated planetary-mass object n. izole gezegen kütleli nesne
isolated planetary-mass object n. izole gezegen kütleli cisim
isolated planetary-mass object n. haydut gezegen
Linguistics
isolated opposition n. tekil karşıtlık
isolated area n. ayrı bölge
Military
isolated danger mark n. tehlikeyi göstermek üzere kullanılan seyir işareti
isolated amplifier n. yalıtılmış yükselteç
isolated personnel n. tecrit edilmiş personel
isolated personnel report n. kaçakçıların kimlik doğrulamasını kolaylaştıran bir tür belge
Chess
isolated pawn n. izole piyon