kalkan - Turco Inglés Diccionario

kalkan

Significados de "kalkan" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kalkan shield n.
This old shield in the museum is 500 years old.
Müzedeki bu eski kalkan 500 yıllık.

More Sentences
General
kalkan shield n.
This old shield in the museum is 500 years old.
Müzedeki bu eski kalkan 500 yıllık.

More Sentences
Technical
kalkan shield n.
This old shield in the museum is 500 years old.
Müzedeki bu eski kalkan 500 yıllık.

More Sentences
kalkan buffer n.
Outdoor hobbies can provide a buffer against stress.
Açık havada yapılan hobiler strese karşı bir kalkan görevi görebilir.

More Sentences
Food Engineering
kalkan shield n.
This old shield in the museum is 500 years old.
Müzedeki bu eski kalkan 500 yıllık.

More Sentences
Environment
kalkan shielding n.
The concrete layer of the nuclear reactor's shielding will be destroyed using controlled explosions.
Nükleer reaktörün kalkanının beton tabakası kontrollü patlamalarla yok edilecek.

More Sentences
Military
kalkan shield n.
This old shield in the museum is 500 years old.
Müzedeki bu eski kalkan 500 yıllık.

More Sentences
General
kalkan mantlet n.
kalkan aegis n.
kalkan buckler n.
kalkan guard plate n.
kalkan turbot n.
kalkan egis n.
kalkan outgoing adj.
kalkan rising adj.
Informatics
kalkan firewall n.
Construction
kalkan gable n.
Gastronomy
kalkan turbot n.
Military
kalkan apron shield n.

Significados de "kalkan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kalkan dikeni holy thistle n.
armalı kalkan escutcheon n.
armalı kalkan coat of arms n.
polislerin ve askerlerin özellikle eylemlerde kullandıkları şeffaf kalkan riot shield n.
zenginlerle düşüp kalkan fahişe courtesan n.
erken kalkan kimse early riser n.
kalkan duvarı gable wall n.
böceklerin başındaki kalkan şeklindeki organ clypei n.
kalkan duvarı gable n.
küçük kalkan buckler n.
çivisiz kalkan balığı brill n.
armalı kalkan scutcheon n.
böceklerin başındaki kalkan şeklindeki organ clypeal n.
küçük kalkan targe n.
manyetik kalkan magnetic shield n.
kalkan gibi organ scutellum n.
kalkan türü bir balık birt n.
kalkan bariyer tollbar n.
çivisiz kalkan balığı prill n.
kalkan saçağı verge n.
kalkan taşıyıcı shield bearer n.
kalkan dikeni blessed thistle n.
boş kalkan otobüs deadhead n.
küçük ve yuvarlak kalkan target n.
şaha kalkan rearer n.
bir kalkan boyunca uzanan yatay şerit trangle n.
evlilik durumunu bildiren armalı kalkan escutcheon of pretense n.
armalı kalkan escocheon [obsolete] n.
kurşun geçirmez kalkan body shield n.
kurşun geçirmez kalkan body bunker n.
kalkan kenarlığı bordure n.
sutavuğunun yüzündeki kalkan galea n.
kalkan tutarak müdafaa yapan kimse hyperaspist n.
(armacılıkta) kalkan üzerinde bulunan halka sembolü roundel n.
iki veya daha fazla armanın kalkan üzerinde birleşmesi impalement n.
küçük bir tür armalı kalkan inescucheon n.
küçük bir tür armalı kalkan inescutcheon n.
hasır kalkan pannier n.
sepet kalkan panier n.
sepet kalkan pannier n.
hasır kalkan panier n.
kalkan duvarı gavel [scotland] n.
piyade ve süvarilerin taşıdığı küçük kalkan parma n.
küçük ve yuvarlak kalkan rondache n.
kalkan figürü shield n.
kalkan olmak shield v.
kalkan görevi görmek serve as a shield v.
kalkan olmak buckler v.
üzerine kalkan duvarlar koymak gable v.
kalkan olmak shend [obsolete] v.
kalkan gibi shield shaped adj.
kalkan şeklinde scutate adj.
önüne gelenle yatıp kalkan promiscuous adj.
şaha kalkan rampant adj.
dört köşesi armalı (kalkan) cantoned adj.
önüne gelenle düşüp kalkan light adj.
kalkan şeklinde kafası olan buckler-headed adj.
(kalkan) altın renginde gold adj.
pul pul kalkan chipped adj.
bir yürürlüğe konup bir kalkan on-again, off-again adj.
(kalkan) yana yatık couche adj.
boş kalkan (taşıt) deadhead adj.
ayağa kalkan perpendicular adj.
ayağa kalkan perpendicular adj.
kalkan anlamını veren bir ön ek scut- pref.
kalkan anlamını veren bir ön ek scuti- pref.
kalkan balığı halibut N.
Phrasals
(biriyle/bir şeyle) ilgili hop oturup hop kalkan mad about (someone or something) adj.
Proverb
erken kalkan yol alır the early bird gets the worm
erken kalkan yol alır early bird catches the worm
erken kalkan çok yol alır the early bird catches the worm
erken kalkan yol alır the early bird catches the worm
erken kalkan kazanır early bird catches the worm
erken kalkan yol alır early to bed and early to rise makes a man healthy, wealthy and wise
erken kalkan çabuk yol alır early bird gets the worm
erken kalkan yol alır early to bed, early to rise (makes a man healthy, wealthy, and wise)
Colloquial
çok erken kalkan insan an early bird n.
(bir şeyle) ilgili hop oturup hop kalkan hopping mad about (something) adj.
(bir şeyle) ilgili hop oturup hop kalkan hopping mad over (something) adj.
kalkan taşıyan scutiferous adj.
(cinsel açıdan) yatıp kalkan down and dirty expr.
(cinsel açıdan) düşüp kalkan down and dirty expr.
Idioms
konuşurken hop oturup hop kalkan fireball n.
konuşurken hop oturup hop kalkan ball of fire n.
hop oturup hop kalkan kimse a cat on a hot tin roof n.
hop oturup hop kalkan kimse cat on a hot tin roof n.
hop oturup hop kalkan like a cat on a hot tin roof (or on hot bricks) adj.
hop oturup hop kalkan like a cat on a hot tin roof adj.
hop oturup hop kalkan climbing the walls adj.
öfkeyle kalkan zararla oturur he who gets up in anger, sits down with a loss expr.
öfkeyle kalkan zararla oturur who starts up in anger sits down with a loss expr.
hop oturup hop kalkan on the anxious seat expr.
öfkeyle kalkan zararla oturur don't cut off your nose to spite your face expr.
hop oturup hop kalkan like a cat on hot bricks expr.
hop oturup hop kalkan on the edge of seat expr.
tekrar ayağa kalkan on the rebound expr.
hop oturup hop kalkan on the edge of (one's) seat expr.
hop oturup hop kalkan on the edge of (one's) chair expr.
Trade/Economic
ortadan kalkan hak ve yükümlülükler discharged rights and obligations n.
surinam'ın 2004'te tedavülden kalkan temel para birimi gulden n.
hollanda'nın 2002'de tedavülden kalkan temel para birimi gulden n.
1892'de tedavülden kalkan, avusturya'da kullanılmış gümüş bir sikke gulden n.
yürürlükten kalkan annuled adj.
yürürlükten kalkan revoked adj.
yürürlükten kalkan withdrawn adj.
yürürlükten kalkan abolished adj.
yürürlükten kalkan canceled adj.
yürürlükten kalkan cancelled adj.
Law
belirli bir süre sonra otomatikman yürürlükten kalkan hüküm sunset provision n.
(yürürlükten kalkan vasiyeti) yeniden tesis etmek republish v.
Politics
canlı kalkan human shield n.
ulusal kalkan national shielding n.
Technical
biyolojik kalkan biological shield n.
koruyucu kalkan shielding n.
kalkan duvar gable wall n.
kalkan duvar penceresi gable window n.
radyasyon engelleyici kalkan shield n.
metal kalkan mask n.
kalkan kiti transom shield n.
termik kalkan thermal shield n.
kalkan saçak silmesi bargeboard n.
küçük kalkan buckler n.
kalkan merteği fly rafter n.
parlamaya karşı kalkan anti-glare shield n.
koruyucu kalkan protective shield n.
kalkan koruyucu şey shield n.
kalkan kabartması umbo n.
kalkan yüzey ascending surface n.
kalkan göbeği olmphalos n.
kurşun kalkan lead screen n.
kalkan jeneratörü shield generator n.
akustik kalkan acoustic shielding adj.
Architecture
basamaklı kalkan corbie gable n.
çatının kalkan duvarında yer alan çıkıntı barge course n.
çatının kalkan duvarı boyunca bulunan çift sayıdaki dış kirişlerden her biri barge couple n.
kalkan saçak silmesi vergeboard n.
kalkan duvarının çanları barındıran uzantısı bell gable n.
kalkan saçak silmesi vergeboard n.
yapının kalkan duvarı pine end [dialect] n.
kalkan duvarının önündeki beşikçatının çıkıntılı kenarı boyunca uzanan süslü ahşap pargeboard n.
Construction
kalkan duvarı stepped gable n.
kalkan duvarı gable end n.
kalkan çatı penceresi gable window n.
kalkan duvarı gable wall n.
kalkan duvarı gable n.
kalkan duvar kaplaması gable board n.
kalkan tepeliği hip knob n.
çatı kalkan tepeliği hip knob n.
çatı kalkan pervazı hip molding n.
kalkan duvarı harpuştası gable coping n.