kendine - Turco Inglés Diccionario

kendine

Significados de "kendine" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
General
kendine herself pron.
She bought herself some clothes.
Kendisine birkaç kıyafet aldı.

More Sentences
Colloquial
kendine to oneself expr.
I don’t understand how a person can do that to themselves.
Bir insan kendine bunu nasıl yapar anlamıyorum.

More Sentences
General
kendine yourself pron.
kendine auto- pref.

Significados de "kendine" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kendine mahsus unique adj.
kendi kendine by herself adv.
kendi kendine by oneself adv.
kendi kendine by itself adv.
kendi kendine by himself adv.
kendi kendine on one's own adv.
General
kendine güven aplomb n.
kendine mal etme embezzling n.
kendine maletme seizin n.
kendine güven assurance n.
kendine güvenme aplomb n.
kendine fazla güvenme overconfidence n.
kendi kendine zarar verme self destruction n.
kendine mal etme appropriation n.
kendine dönük grup çalışması self directed group work n.
kişinin cinsel yönden kendine ilgi duyması autoeroticism n.
kendine güvenme self reliance n.
kendine hayranlık egotism n.
kendi kendine gülme chuckle n.
kendine hakim olma owning n.
kendi kendine konuşma soliloquy n.
kendine işkence self torment n.
kendine fazla güvenme aplomb n.
kendine hakim olma overspilling n.
oyuncunun kendi kendine yaptığı konuşma soliloquy n.
kendine özgülük individuality n.
kendi kendine yardım teknikleri self help techniques n.
kendine hakim olma overturning n.
kendine güvenmeyiş self distrust n.
kendine işkence self torture n.
kendine maletme seisin n.
kendine katma absorption n.
kendine bağlama enchaining n.
kendine bağlı bireylere karşı babanın çocuğuna davrandığı gibi davranması (devletin/hükümetin/bir kuruluşun/patronun) paternalism n.
kendine bağlama enamoring n.
kişinin cinsel yönden kendine ilgi duyması autosexuality n.
bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı fauna n.
kendine güvenme assurance n.
kendine bağlama enchainment n.
kendine bağlama enthrallment n.
kendine düşkünlük self indulgence n.
kendine güven confidence n.
kendine saygı self esteem n.
kendine güvenme overconfidence n.
kendi kendine döllenme self pollination n.
kendine değme noktası tacnode n.
kendine başvurma self reference n.
kendi kendine gerçekleştirme self realization n.
kendine layık olmayan bir işte kullanma (yeteneğini vb'ni) prostitution n.
kendine güvensizlik diffidence n.
kendine bağlama enamouring n.
kendine hakim olamama incontinence n.
kendi kendine telkin autosuggestibility n.
kendi kendine söylenen grump n.
kendine hakim olma self control n.
(devletin/hükümetin/bir kuruluşun/patronun) kendine bağlı bireylere karşı babanın çocuğuna davrandığı gibi davranması paternalism n.
kendi kendine öğrenme self learning n.
bireyin kendi kendine verdiği söz personal commitment n.
kendine hakimiyet composure n.
kendine hakim olma self-possession n.
kendi kendine zarar verme self-destruction n.
kendine yetme self-sufficiency n.
kendine dönük grup çalışması self-directed group work n.
kendi kendine uyanış self-awakening n.
kendine hakim olma self-control n.
kendine hakim olma self-restraint n.
konuşmasında veya yazısında ünlü isimlerden bahsedip kendine paye çıkarma name-dropping n.
kendine güven self-confidence n.
kendine güven self-assurance n.
kendine acıma self-pity n.
kendine güven self-reliance n.
kendi kendine tapma self-worship n.
kendi kendine algılama self-perceiving n.
kendi kendine yardım self-help n.
kendi kendine hakimiyet self-command n.
kendi kendine abartma self-aggrandizement n.
kendi kendine algılayış self-perceiving n.
kendine yükleme self-attribution n.
kendine hakimiyet self-control n.
kendine kılavuzluk eden öğrenme araçları self-guided learning tools n.
kendi kendine sertlik verme self-annealing n.
kendine saygı self-worth n.
kendi kendine acıma self-pity n.
kendi kendine yapabilir self-efficacy n.
kendi kendine döllenme self-pollination n.
kendi kendine yetme self-help n.
kendi kendine telkin self-command n.
kendi kendine doğrulama self-validating n.
kendine saygı self-respect n.
kendine özgü yapı unique structure n.
kendine özgü yapı distinctive structure n.
kendi kendine belgelendirme self-certification n.
kendi kendine belgelendirme self-certificating n.
kendi kendine rapor etme self-report n.
kendine özgü one of a kind n.
kendine özgü yöntem unique method n.
kendine özgü yöntem distinctive method n.
kendine has özellik idiosyncrasy n.
bir yerin kendine özgü atmosferi genius loci n.
kendine özgü/has (özellik) stylemark n.
kendine özgü/has (özellik) trademark n.
kendine özgü/has (özellik) hallmark n.
kendine özgü/has (özellik) earmark n.
kendine gelme recovering n.
kendi kendine hakim olma ascesis n.
kendine hakim olamama self-abandonment n.
kendine güven duygusu self-confidence n.
kendine bakım self care n.
kişinin kendine ayırdığı zaman me-time n.
kendine dönük/yönelik involutory n.
kendine duyduğun saygı self-esteem n.
kendine güven assuredness n.
kendine güven assertiveness n.
kendine çok güvenme assurance n.
kendine maletme arrogation n.
ahlak sorunlarını kendine göre yorumlayan kimse casuist n.
kendine aşırı güvenme cockiness n.
kendi kendine şekillenen/şekil alan kum self-sculpting sand n.
kendine güvensizlik lack of self-confidence n.
kendine tapma self-worship n.
kendine tapma autotheism n.
kendine özgü (özgün) karakter/özellik/stil spin n.
kendine yabancılaşma self-alienation n.
kendine hükmetme self-domination n.
kendine bağlama enthralment n.
kendi kendine abartma self-aggrandisement n.
kendine inanç self-belief n.
kendine hakim olma self mastery n.
kendi kendine üretim self production n.
kişinin kendine hayranlık duyması self-adulation n.
kişinin kendi kendine koyduğu son teslim tarihi self-imposed deadline n.
kendine özgü bir halkın parçası olmanın birleştiriciliği peoplehood n.
kendine yönelik şefkat self-compassion n.
kendine kasten zarar verme self-sabotage n.
kendine yabancılaşma self-estrangement n.
kendine katma absorbition n.
atın ön ayaklarını yerden kaldırırarak eşit biçimde kendine toplaması ve yere değmeden ileri doğru sıçraması courbette n.
kendine gelme recollectedness n.
kendine gösterilen şiddete direnmek için güç kullanmayan kimse nonresistant n.
kendine özgü doğasını verme naturing n.
kendine acı çektirme self-laceration n.
bir şeyi kendine uydurma tuning n.
kendine has özellik twist n.
başkasına ait şeyleri kendine mal eden kimse arrogator n.
kendi kendine öğrenmiş kimse automath n.
kendine güven authority n.
kendi kendine var olma uncreatedness n.
kendine çekme enthrallment n.
kendine güveni olmama unsurety n.
kendine güveni olmama unsureness n.