kendisini - Turco Inglés Diccionario

kendisini

Significados de "kendisini" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
kendisini herself pron.

Significados de "kendisini" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kendisini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokan saucebox n.
karısının kendisini aldattığını bilen ve buna ses çıkarmayan kişi wittol n.
olunan zaman veya mekandan farklı bir zamanı ve mekanı işleyen bir eser karşısında anlatılan yerde veya zamanda olunmadığının bilinmesine rağmen okurun istemli bir şekilde kendisini orada ve o anda imiş gibi hissederek eseri anlamaya çalışması the willing suspension of disbelief n.
dini nedenlerden çok maddi menfaatler için kendisini hıristiyan olarak gösteren kimse rice christian n.
kendisini oluşturan parçalarından birini büyük ölçekte gösteren sistem macrocosm n.
kendisini oluşturan parçalarından birini büyük ölçekte gösteren sistem megacosm [obsolete] n.
kendisini bir yönteme adamış kimse methodist n.
kendisini garantiye alan kimse hedger n.
kendisini entelektüel veya duygusal doyuma ulaştıracak şekilde hareket eden kimse onanist n.
normalden iyi göstermek (kendisini vb) flatter v.
kendisini küçük düşürmek make oneself cheap v.
iyi göstermek (kendisini vb) flatter v.
kendisini telefonla arayıp bulamayan birine telefon etmek call someone back v.
kendisini değerlendirmek take stock of v.
kendisini vermek devote oneself v.
kendi kendisini tuzağa düşürmek paint oneself into a corner v.
kendisini geliştirmek improve oneself v.
kendisini şanslı saymak consider oneself lucky v.
kendisini göstermek show oneself v.
kendisini avutmak console oneself v.
kendisini ödüllendirmek reward oneself v.
kendisini kandırmak deceive oneself v.
(kendisini veya) başkasını tehlike ile karşı karşıya bırakmak endanger v.
kendisini adamak devote oneself v.
yanlışlıkla kendisini vurmak shoot oneself by mistake v.
(kişinin kendisini) alçalmak lower oneself v.
kendisini araba tutan carsick adj.
kendi kendisini kandırmaya yönelik self-deluding adj.
kendi kendisini kandıran self-deluding adj.
kendisini farklı tanımlayan heteropathic adj.
kendisini karşıdaki insanın yerine koyarak empathically adv.
Phrasals
kendisini beklemek lie ahead v.
kendisini beklemek lie ahead of v.
kendisini beklemek lie before v.
kendisini adamak commit oneself to something v.
daha önce kendisini ağırlayan birini evine davet etmek ask someone back v.
sadece kendisini ve kendi sorunlarını düşünmek contemplate your navel v.
Proverb
suçluluk duygusu içindeki bir zihnin kendisini suçlayan birisine ihtiyacı yoktur a guilty conscience needs no accuser
kendisini övenin ipi çürük olur self-praise is no praise (at all)
Colloquial
daima kendisini yücelten erkek sendromu mansplaining n.
kocası sık sık golf oynamaya gidip kendisini yalnız bırakan kadın golf widow n.
başka bir ağa atak yapan kullanıcının kendisini atak yaptığı sistemin yetkili bir üyesi olarak göstermesi phishing n.
kendisini bir vatansever olarak görmek consider oneself a patriot v.
Idioms
kendisini dev aynasında gören a little tin god n.
kendisini bilgili gibi gösteren ancak cahil olan kimse a piss-artist n.
kendisini diğer insanlardan zeki göstermeye çalışan tip a smart aleck n.
kendisini diğer insanlardan zeki göstermeye çalışan tip a smart alec n.
fakirlere yardım ederek kendisini zengin göstermeyi seven kadın lady bountiful n.
kendisini dev aynasında gören cüce a paper tiger n.
kendisini dev aynasında gören cüce paper tiger n.
kendisini küçük görmek feel small v.
kendisini değersiz görmek feel small v.
kendisini değersiz görmek feel insignificant v.
kendisini birinin kollarına atmak throw oneself into one's arms v.
kendisini paralamak burn the candle at both ends v.
kendisini helak etmek burn the candle at both ends v.
kendisini paralamak hold the rope at both ends v.
kendisini helak etmek hold the rope at both ends v.
kendisini yenilemek blow the cobwebs away v.
kendisini aslanın ağzına atmak place one's head in the lion's mouth v.
kendisini tehlikeye atmak place one's head in the lion's mouth v.
kendisini aslanın ağzına atmak put one's head in the lion's mouth v.
yaptığı bir şey yüzünden kendisini suçlu hissettirmek give someone a hard time v.
kendisini tehlikeye atmak tempt fate v.
sürekli olarak kendisini övmek break one's arm patting oneself on the back v.
sürekli olarak kendisini övmek have calluses from patting one's own back v.
sürekli olarak kendisini övmek have calluses from patting own back v.
yaptığı bir şey yüzünden kendisini suçlu hissettirmek lay a guilt trip on someone v.
yaptığı bir şey yüzünden kendisini suçlu hissettirmek make someone feel guilty v.
kendisini çok iyi hissetmek be in a transport of delight v.
kendisini çok iyi hissetmek be in a transport of joy v.
kendisini yenilemek clean up one’s act v.
(özellikle başkalarını güldürmek için) kendisini komik duruma düşürmek play the goat v.
(özellikle başkalarını güldürmek için) kendisini komik duruma düşürmek act the goat v.
kendisini yenilemek clean one's act up v.
kendisini öldürmek end it all v.
sadece kendisini ve kendi sorunlarını düşünmek contemplate one's navel v.
sadece kendisini ve kendi sorunlarını düşünmek gaze at one's navel v.
kendisini iki arada bir derede bulmak find oneself in a double bind v.
kendisini savunma fırsatı bulmak get one's day in court v.
kendisini savunma fırsatı bulmak have one's day in court v.
kendisini içkiye vermek take to drink v.
kendi kendisini tuzağa düşürmek paint yourself into a corner v.
kendi kendisini tuzağa düşürmek box yourself into a corner v.
kendisini aslanın ağzına atmak put your head into the lion's mouth v.
kendisini aslanın ağzına atmak put your head in the lion's mouth v.
kendisini aslanın ağzına atmak put your head in the lion's mouth v.
iyi mal kendisini belli eder good wine needs no bush expr.
Speaking
vicdanı kendisini rahatsız etti her conscience pricked her expr.
beni mi yoksa kendisini mi suçluyor bilmiyorum I don't know if she blamed me or if she blamed herself expr.
kendisini çok hoş buluyorum I find her very likeable expr.
kendisini çok hoş buluyorum I find him very likeable expr.
kendisini sizin için feda etti she sacrificed herself for you expr.
masanın etrafındaki herkes kendisini sırayla tanıtsın let’s go round the table and introduce ourselves expr.
Trade/Economic
görüşmecinin kendisini alıcı yerine koyarak ilgili pazarlama sorunu hakkında veri toplaması shopper study n.
hedef şirketin gösterişli varlıklarını satarak kendisini savunması scorched-earth policy n.
Law
(kendisini suçlayanla) yüzleştirme confrontation n.
sanığı kendisini suçlayanla yüzleştirme confrontation n.
davalının duruşmaya gelmesi veya kendisini bir vekil ile temsil ettirmesi special appearance n.
davalının duruşmaya gelmesi veya kendisini bir vekil ile temsil ettirmesi general appearance n.
kendisini sakatlama self inflicted injury n.
kendisini sakatlama self-injury n.
kendisini sakatlama self-harm n.
kendisini sakatlama self mutilation n.
kişinin kendisini yüksek mahkeme üyesi vb gibi tanıtarak telefonla aradığı şahsın kişisel (kimlik) bilgilerini ve sosyal sigorta numarasını alarak yaptığı dolandırıcılık jury duty scam n.
tanığın kendisini celbeden tarafça sorguya çekilmesi examination in-chief n.
şahsın kendisini alakalandıran hükümler personal law n.
dolandırıcılık amacıyla kendisini başka bir şahıs olarak tanıtmak personate v.
kendisini temsilen pro se expr.
Politics
rakip istihbarat örgütü personelinin kendisini dost ülke veya örgüt kimliği altında yanlış tanıtarak sergilediği yaklaşım false flag n.
kendisini diğer tüm ırklardan üstün tutan ırk herrenvolk n.
kendisini diğer ırklardan üstün tutan ve azınlıkların üzerinde hakimiyet kuracağına inanan milliyetçi grup herrenvolk n.
kendisini kontrol eden ulusa malzeme sağlayan bölge hinterland n.
siyasi yelpazenin her iki ucunun da mantıksız veya aşırı olduğuna inandığı için kendisini merkezci olarak tanımlayan kişi enlightened centrist n.
Technical
kendisini tamamlayan herhangi bir şey integer n.
kendi kendisini sınama power on self test n.
Computer
başka bir ağa atak yapan kullanıcının kendisini atak yaptığı sistemin yetkili bir üyesi olarak göstermesi spoofing n.
başka bir ağa atak yapan kullanıcının kendisini atak yaptığı sistemin yetkili bir üyesi olarak göstermesi masquerading n.
internette yayınlamak amacıyla kişinin kendisini çektiği fotoğraf selfie n.
bir kişinin kendisini fotoğraflaması selfie n.
deneyimsiz oyuncuları kolayca yenebilmek amacıyla yeni bir hesap oluşturan ve kendisini amatör gibi gösteren deneyimli oyuncu smurf n.
(video oyunlarında) bir oyuncunun düşmanlarını kendisini bir çete oluşturarak takip edecek şekilde kızdırması mob n.
Traffic
kendisini çevreleyen mülke ulaşmak için kullanılan sokak local street n.
Medical
hastanın kendisini iyileşmiş gibi hissetmesi euphoria n.
kendisini toksinle nötralize eden anti-toksin karışım toxin-antitoxin n.
kompleks bir karbohidratın kendisini oluşturan basit monosakkaritlerine dönüştürülmesi işlemi saccharifying n.
gebeliğin ikinci yarısında gelişebilen hipertansiyon ve proteinüri ile kendisini gösteren rahatsızlık preeclampsia n.
gebeliğin ikinci yarısında gelişebilen hipertansiyon ve proteinüri ile kendisini gösteren rahatsızlık pre-eclampsia n.
Psychology
rehin alınan kişinin kendisini rehin alan kişiye itaat etmesi stockholm syndrome n.
Mental Health
insanın kendisini kurt sanmasına yol açan hezeyan lycanthropia n.
Chemistry
serbest elementin kendisini oluşturan bileşiklerden birine dönüşmesi fixation n.
Biology
molekülün kendisini tamamlayan başka bir molekülle etkileşime girebilirliği recognition n.
parazit hayvanın kendisini konakçısına sabitlediği organı hold fast n.
cinsin kendisini oluşturan türlere ayrılması division n.
Biochemistry
kendisini tamamlayan bir maddeye bağlanmak recognize v.
kendisini tamamlayan bir maddeye bağlanmak recognise v.
Astronomy
dünya'nın kendisini dev bir teleskop olarak kullanma fikri terrascope n.
Zoology
parazit hayvanın kendisini konakçısına sabitlediği organı holdfast n.
Social Sciences
atanmış cinsiyetinden bağımsız kendisini genelde feminen şekilde ifade eden kişi femme n.
dominant bir kültürün diğer bir kültürü kullanarak kendisini öteki üstünden yüceltip, pekiştirmesi acculturation n.
birisinin ırkı, cinsiyeti, inançları gibi bir takım özelliklerinden dolayı kendisini sürekli savunmada hissetmesi emotional tax n.
kendisini lgbti çatısı altında tanımlayıp şu ya da bu sebepten açılmamış veya açılmayan in the closet adj.
Literature
içeriğine odaklanmak yerine şiirin kendisini nesne olarak gören bir modernist şiir ekolü objectivism n.
yazarın, kendisini kurgusal bir karakter olarak hikayeye eklemesi self-insert n.
Linguistics
(ünsüz harf) kalın bir ünlüyle telaffuz edildiğinde kendisini karakterize eden bir alofonu olan broad adj.
Religious
2. yüzyılda frigyalı montanus'un kutsal ruh'un bedeninde barındığını ve insanları yönlendirme konusunda kendisini aracı seçtiğini ileri sürdüğü öğretilerine verilen ad montanism n.
her cemaatin kendi kendisini yönetmesi gerektiğini savunan protestanlık mezhebi congregational church n.
Environment
kendisini çevresel konulara adamış kimse ecofreak n.
Sport
(motor sporlarında) yarış esnasında arkadaki pilotun, önündeki pilota göre geç fren yaparak kendisini virajın içine atması ve rakibini geçmesi divebomb n.
(motor sporlarında) ikili mücadelelerde, viraj girişinde dış taraftaki pilotun iç taraftaki pilottan erken fren yaparak viraj çıkışında kendisini iç taraftaki pilottan daha avantajlı hale getirip rakibini geçme hamlesi switchback n.