labours - Turco Inglés Diccionario

labours

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

labours — Definition

Significado:
emek, çalışma, zahmet
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈleɪbər/ – BrE /ˈleɪbə/)
Categoría gramatical:
İsim: labour (uncountable)
Sinónimo:
work, toil
Antónimos:
leisure, rest

Significados de "labours" en diccionario turco inglés : 86 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
labour n. işgücü
Even though the situation is encouraging now, we still see shortcomings, such as women's low share of the labour market.
Durum şu anda cesaret verici olsa da kadınların işgücü piyasasındaki düşük payı gibi eksiklikleri hala görüyoruz.

More Sentences
labour n. emek
This job requires heavy manual labour.
Bu iş ağır el emeği gerektiriyor.

More Sentences
labour n. çalışma
The third error relates to the harmonisation of labour and social legislation.
Üçüncü hata, çalışma ve sosyal mevzuatın uyumlaştırılmasıyla ilgilidir.

More Sentences
labour n. iş gücü
It would have authorised shippers to use inexperienced, untrained and temporary labour to handle their own cargo.
Göndericilerin kendi yüklerini elleçlemek için deneyimsiz, eğitimsiz ve geçici iş gücü kullanmalarına izin verecekti.

More Sentences
labour n. doğum sancısı
labour v. çalışmak
labour v. uğraşmak
General
labour n. çalışma
The third error relates to the harmonisation of labour and social legislation.
Üçüncü hata, çalışma ve sosyal mevzuatın uyumlaştırılmasıyla ilgilidir.

More Sentences
labour n.
The Turkish Labour Law foresees that private and public institutions employ disabled persons.
Türk İş Kanunu, özel ve kamu kuruluşlarının engelli bireyleri istihdam etmesini öngörmektedir.

More Sentences
labour n. işçilik
The board is considering a reduction in unit labour costs.
Kurul, birim işçilik maliyetlerinde bir indirim yapmayı düşünüyor.

More Sentences
labour v. güçlükle ilerlemek
Is she OK? I saw her labouring up the stairs.
Durumu iyi mi? Merdivenleri güçlükle çıkarken gördüm de onu.

More Sentences
Trade/Economic
labour n. çalışma
The third error relates to the harmonisation of labour and social legislation.
Üçüncü hata, çalışma ve sosyal mevzuatın uyumlaştırılmasıyla ilgilidir.

More Sentences
labour n. emek
This job requires heavy manual labour.
Bu iş ağır el emeği gerektiriyor.

More Sentences
labour n. iş gücü
It would have authorised shippers to use inexperienced, untrained and temporary labour to handle their own cargo.
Göndericilerin kendi yüklerini elleçlemek için deneyimsiz, eğitimsiz ve geçici iş gücü kullanmalarına izin verecekti.

More Sentences
labour n.
The Turkish Labour Law foresees that private and public institutions employ disabled persons.
Türk İş Kanunu, özel ve kamu kuruluşlarının engelli bireyleri istihdam etmesini öngörmektedir.

More Sentences
labour n. işgücü
Even though the situation is encouraging now, we still see shortcomings, such as women's low share of the labour market.
Durum şu anda cesaret verici olsa da kadınların işgücü piyasasındaki düşük payı gibi eksiklikleri hala görüyoruz.

More Sentences
labour n. işçilik
The board is considering a reduction in unit labour costs.
Kurul, birim işçilik maliyetlerinde bir indirim yapmayı düşünüyor.

More Sentences
Politics
labour n. işçi partisi
Therefore, the Labour Government is not our answer - the Commission is.
Dolayısıyla cevabımız İşçi Partisi Hükümeti değil, Komisyon'dur.

More Sentences
labour n. çalışma
The third error relates to the harmonisation of labour and social legislation.
Üçüncü hata, çalışma ve sosyal mevzuatın uyumlaştırılmasıyla ilgilidir.

More Sentences
labour n. emek
This job requires heavy manual labour.
Bu iş ağır el emeği gerektiriyor.

More Sentences
labour n.
The Turkish Labour Law foresees that private and public institutions employ disabled persons.
Türk İş Kanunu, özel ve kamu kuruluşlarının engelli bireyleri istihdam etmesini öngörmektedir.

More Sentences
labour n. iş gücü
It would have authorised shippers to use inexperienced, untrained and temporary labour to handle their own cargo.
Göndericilerin kendi yüklerini elleçlemek için deneyimsiz, eğitimsiz ve geçici iş gücü kullanmalarına izin verecekti.

More Sentences
Mechanic
labour n.
The Turkish Labour Law foresees that private and public institutions employ disabled persons.
Türk İş Kanunu, özel ve kamu kuruluşlarının engelli bireyleri istihdam etmesini öngörmektedir.

More Sentences
labour n. işçilik
The board is considering a reduction in unit labour costs.
Kurul, birim işçilik maliyetlerinde bir indirim yapmayı düşünüyor.

More Sentences
Medical
labour n. doğum
She went into labour late last night.
Dün gece geç saatlerde doğuma girdi.

More Sentences
General
labour n. zahmet
labour n. amel
labour n. hizmet
labour n. amele
labour n. işçi sınıfı
labour n. emekçiler
labour n. doğum sancısı
labour n. geminin denizde çalkalanması
labour n. görev
labour n. zorluk
labour n. sıkıntı
labour n. meşakkat
labour n. teksas'ta eskiden kullanılan yaklaşık 177 dönümlük bir arazi alanı
labour v. doğum sancısı çekmek
labour v. çalışmak
labour v. çaba harcamak
labour v. uğraşmak
labour v. emek harcamak
labour v. emek vermek
labour v. çabalamak
labour v. (gemi) denizde çalkalanmak
labour v. (taşıt) yavaş yavaş ilerlemek
labour v. alın teriyle yapmak
labour v. çalışmak (iş vb)
labour v. emekle meydana getirmek
labour v. ağrı çekmek
labour v. doğurma halinde olmak
labour v. sıkıntıya sokmak
labour v. yormak
labour v. yük olmak
labour v. zahmet vermek
labour v. ayrıntılar üzerinde fazlaca durmak
labour v. ince ince uğraşmak
labour v. ayrıntıya girmek
labour v. detaya girmek
labour v. zahmet çekmek
labour v. sıkıntıya dayanmak
labour v. (gemi/bot) sağa sola yalpalamak
labour v. yavaş yavaş ilerlemek
labour adj. meşakkatli
labour adj. işçi sınıfı ile ilgili
labour adj. işçilikle ilgili
labour adj. emekle ilgili
labour adj. çabayla ilgili
labour adj. işçiliği etkileyen
labour adj. işletmeyi etkileyen
Trade/Economic
labour n. beden yükümlülüğü
labour n. işçi sınıfı
labour n. işçiler
labour n. mesai
labour n. para ile ölçülebilen insan emeği
Politics
labour n. çalışma bakanlığı
labour adj. işçi partisi ile ilgili
labour adj. işçi sınıfının görüşleri ile ilgili
Marine
labour n. fırtınada geminin şiddetle çalkanması
labour n. fırtınada geminin şiddetle çalkalanması
labour v. çok hırpalanmak
labour v. denizlerde çalkalanmak
Medical
labour n. doğum eylemi
labour n. labor
labour n. travay

Significados de "labours" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
labour force n. işgücü
General
unskilled labour n. vasıfsız emek
international labour organisation n. milletler arası çalışma teşkilatı
labour relations n. çalışma ilişkileri
labour pains n. doğum sancıları
hard labour n. ağır ceza
labour force mobility n. emek hareketi
brain labour n. beyin emeği
labour supply n. emek arzı
labour productivity n. emek verimi
hand labour n. el emeği
sexual division of labour n. cinsel iş bölümü
demand for labour n. emek talebi
supply of labour n. emek arzı
secretary of labour n. çalışma bakanı
labour monopoly n. emek monopolü
unskilled labour n. niteliksiz işgücü
skilled labour n. vasıflı emek
labour grading n. iş değerlendirmesi
labour market n. iş piyasası
labour supply n. işgücü arzı
labour demand n. emek talebi
natural division of labour n. tabii iş bölümü
skilled labour n. vasıflı işgücü
history of labour relations n. çalışma ilişkileri tarihi
skilled labour n. nitelikli işgücü
labour pains n. çalışma özeni
mental labour n. zihin emeği
international labour organization n. uluslararası çalışma örgütü
labour wage n. işçi ücreti
hand labour n. kol emeği
labour productivity n. emeğin verimliliği
ministry of labour n. çalışma bakanlığı
labour union n. işçi sendikası
the weak sides of labour n. emeğin zayıf yönleri
division of labour n. işbölümü
hard labour n. kürek cezası
manual labour n. el işi
physical labour n. bedensel çalışma
labour pain n. doğum sancısı
forced labour n. angarya
international labour organisation n. ılo
labour grading n. iş değerleme
minister of labour n. çalışma bakanı
international division of labour n. uluslararası işbölümü
labour force mobility n. emek seyyaliyeti
externalisation of labour n. işgücünün dışsallaştırılması
labour market n. emek pazarı
qualified labour n. vasıflı işgücü
labour turnover n. işçi devri
wage labour n. ücretli emek
labour force mobility n. işgücü seyyaliyeti
labour market n. emek piyasası
elasticity in labour supply n. işgücü esnekliği
labour turnover n. işgücü devri
unskilled labour n. kaba
child labour n. çocuk işçiliği
child labour n. çocuk işgücü
labour theory of value n. emek-değer kuramı
labour-manpower migration n. emek göçü
skilled labour n. nitelikli emek-işgücü
slave labour camp n. esir çalışma kampı
labour-saving n. iş tasarrufu
stoop labour n. bedensel çalışma
labour of love n. severek yapılan iş
labour of love n. hatır işi
labour of love n. çıkar gözetmeden gönüllü yapılan iş
direct labour n. taşeron olmayıp işverenin kendi işgücünün bir parçası olan britanyalı işçiler
day labour [uk] n. günlük işçi
day labour [uk] n. gündelik işçi
labour-saving device n. emek tasarrufu sağlayan cihaz
free labour n. hür insanların verdiği emek
free labour n. sendikasız işçilere ait emek
labour under a delusion v. hayale kapılmak
be in labour v. doğum sancısı çekmek
have labour pains v. sancılanmak
include the labour charges to the invoice v. faturaya işçilik ücretini eklemek
include labour charge v. (ücrete) işçilik eklemek
add the labour charges to the invoice v. faturaya işçilik ücretini eklemek
add labour charge v. (ücrete) işçilik eklemek
labour [obsolete] v. vurmak
labour [obsolete] v. emek vererek bir yere, konuma vb. getirmek
labour [obsolete] v. dövmek
labor_labour v. çalışmak
labor_labour v. uğraşmak
labor_labour v. emek sarf etmek
labour-intensive adj. hizmet
labour-saving adj. emekten tasarruf ettiren
labour-saving adj. zahmeti azaltan
labour-intensive adj. yoğun işgücü gerektiren
clc (canadian labour congress) abrev. kanada çalışma kongresi
Phrasals
labour over v. yoğun çalışmak
labour over v. yoğun emek harcamak
labour under v. yanlış yönlendirilmek
Idioms
labour of love n. hatır için yapılan iş
labour of love n. hatır işi
a labour of love n. zevk için yapılan iş
a labour of love n. hatır için yapılan iş
a labour of hercules n. büyük çaba gerektiren iş/görev
a labour of hercules n. büyük gayret isteyen iş/görev
a labour of hercules n. çok zor iş/görev
a labour of hercules n. çok güç iş/görev
a labour of hercules n. zahmetli iş/görev
a labour of hercules n. meşakkatli iş/görev
a labour of love n. hatır işi
a labour of hercules n. fiziksel güç isteyen iş/görev
a labour of love n. sevdiği için yapılan iş
a labour of love n. istekle/istediği için/kendi isteğiyle yapılan iş
a labour of hercules n. fiziksel güç gerektiren iş/görev
a labour of love n. sevgi/aşk uğruna yapılan iş
a labour of love n. severek yapılan iş
a labour of love n. çıkar gözetmeden gönüllü yapılan iş
labour under a delusion v. yanılmak
labour under a delusion v. aldanmak
labour under a delusion v. yanlış inanışa kapılmak
labour the point v. bir konu üzerinde fazla durmak
labour the point v. bokunu çıkarmak
labour the point v. uzun uzadıya açıklamak
labour under an assumption v. bir düşünceye/varsayıma kendini kaptırmak
labour under an assumption v. bir düşünceye/varsayıma yanlış yere inanmak
Trade/Economic
cost of labour n. işgücü maliyeti
direct labour n. dolaysız işçilik
labour force n. faal nüfus
direct labour expenses n. direkt işçilik giderleri
labour power n. emek gücü
low skilled labour force n. düşük vasıflı işgücü
reflection account for direct labour expenses n. direkt işçilik giderleri yansıtma hesabı
labour standards n. çalışma standartları
labour rights n. işçi hakları
physical labour n. bedensel çalışma
juvenile labour n. çocuk işçi
dilution of labour n. deneyimsiz işçilerin yanına deneyimlileri alma
direct labour n. direkt işçilik
pauper labour n. düşük ücretli işgücü
labour theory of value n. emek değer teorisi
mobility of labour n. emek akışkanlığı
manual labour n. el işçiliği
input of labour n. emek girdisi
labour market n. emek piyasası
labour supply n. emek arzı
labour time n. emek süresi
labour cost n. emek maliyeti
labour movement n. işçi hareketi
labour question n. işçi sorunu
labour office n. iş ve işçi bulma kurumu
labour leader n. işçi lideri
labour troubles n. iş ve işçi olayları
labour legislation n. iş mevzuatı
labour union n. işçi sendikası
stoppage of labour n. işçi grevi