lacked - Turco Inglés Diccionario

lacked

lacked — Definition

Significado:
eksiklik, yoksunluk, yokluk
Pronunciación (IPA):
(AmE /læk/ – BrE /læk/)
Categoría gramatical:
İsim: lack (lacks); Fiil: lack (lacks – lacked – lacking)
Sinónimo:
deficiency, absence
Antónimos:
abundance, sufficiency

Significados de "lacked" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lack n. eksiklik
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job.
Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi.

More Sentences
lack n. yokluk
General
lack n. gereksinme
The main flaw in European integration today is the lack of emphasis on this second pillar.
Bugün Avrupa entegrasyonunun temel kusuru bu ikinci ayağa gereken önemin verilmemesidir.

More Sentences
lack n. yetersizlik
Moreover, a lack of finances is often the reason why people have no food.
Ayrıca, insanların yiyecek bulamamasının nedeni genellikle maddi yetersizliktir.

More Sentences
lack n. eksiklik
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job.
Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi.

More Sentences
lack n. azlık
Due to the lack of students, the school will be closed at the end of the year.
Öğrenci azlığı nedeniyle okul yıl sonunda kapanacak.

More Sentences
lack n. kıtlık
There was a great lack of rice that year.
O yıl büyük bir pirinç kıtlığı vardı.

More Sentences
lack n. yetersizlik
Moreover, a lack of finances is often the reason why people have no food.
Ayrıca, insanların yiyecek bulamamasının nedeni genellikle maddi yetersizliktir.

More Sentences
lack v. olmamak
Some of you think our proposals lack ambition and others think they go too far.
Bazılarınız önerilerimizin iddialı olmadığını, bazılarınız ise çok ileri gittiğini düşünüyor.

More Sentences
lack v. bulunmamak
The Commission's plans lack any measures to promote stability.
Komisyon'un planlarında istikrarı teşvik edecek herhangi bir tedbir bulunmamaktadır.

More Sentences
lack v. yoksun kalmak
When we talk about environmental protection, what we say sometimes lacks credibility.
Çevrenin korunması hakkında konuştuğumuzda, söylediklerimiz bazen inandırıcılıktan yoksun kalıyor.

More Sentences
lack v. eksik olmak
What it lacks is clarity and legal certainty.
Eksik olan şey açıklık ve yasal kesinliktir.

More Sentences
lack v. yoksun olmak
He's an artist, but he lacks creativity.
O bir sanatçı ama yaratıcılıktan yoksun biri.

More Sentences
lack v. bulunmamak
The Commission's plans lack any measures to promote stability.
Komisyon'un planlarında istikrarı teşvik edecek herhangi bir tedbir bulunmamaktadır.

More Sentences
lack v. noksan olmak
On the contrary, growth is very weak and the political will is lacking.
Bilakis, büyüme çok yetersizdir ve siyasi irade noksanlığı söz konusudur.

More Sentences
Technical
lack n. eksiklik
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job.
Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi.

More Sentences
Aeronautic
lack n. eksiklik
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job.
Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi.

More Sentences
General
lack n. yoksunluk
lack n. noksan
lack n. tümü ile olmama
lack n. ihtiyaç
lack n. eksik olma
lack n. eksik
lack n. mahrumiyet
lack n. olmayış
lack n. noksanlık
lack n. gereksinim
lack n. zaruret
lack v. mahrum kalmak
lack v. -sizlik çekmek
lack v. -den yoksun olmak
lack v. ihtiyacı olmak
lack v. -e sahip olmamak
lack v. kıt olmak
lack v. az olmak
lack v. yetişmemek
lack v. yetmemek
lack v. eksik gelmek
lack v. noksan gelmek
lack v. yokluk çekmek
lack v. eksiklik çekmek
Technical
lack n. kifayet etmeme
lack n. olmayış
Chemistry
lack n. lak
lack n. lak böceği tarafından salgılanan reçineli bir madde

Significados de "lacked" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lack of confidence n. güvensizlik
lack of attention n. dikkatsizlik
lack of work n. çok az iş/çalışma/emek
lack of water n. susuzluk
lack of thought n. fikirsizlik
General
lack of understanding n. anlayışsızlık
lack of continuity n. devamsızlık
lack of control n. başıboşluk
lack of food n. beslenme yetersizliği
lack of aim n. ereksizlik
lack of use n. kal olmuş
lack of nourishment n. besinsizlik
lack of interest n. alakasızlık
lack of foresight n. basiretsizlik
lack of experience n. tecrübe eksikliği
lack of manners n. görgüsüzlük
lack of understanding n. anlamazlık
lack of esteem n. itibarsızlık
lack of adjustment n. ayarsızlık
lack of money n. parasızlık
lack of experience n. acemilik
lack of harmony n. ahenksizlik
lack of proportion n. oransızlık
lack of zeal n. gayretsizlik
lack of aim n. gayesizlik
lack of courage n. cesaretsizlik
lack of taste n. lezzetsizlik
lack of education n. eğitimsizlik
lack of condition n. hamlık
lack of communication n. iletişim kopukluğu
lack of n. yoksunluk
lack of employees n. adamsızlık
lack of roads n. yolsuzluk
lack of inspection n. denetimsizlik
lack of grounds for legal action n. takipsizlik
lack of n. yokluk
lack of taste n. tatsızlık
lack of workers n. adamsızlık
lack of means n. çaresizlik
lack of harmony n. uyumsuzluk
lack of oil n. yağsızlık
lack of experience n. tecrübesizlik
lack of harmony n. geçimsizlik
lack of appetite for sex n. cinsel isteksizlik
lack of purpose n. amaçsızlık
lack of suspicion n. kuşkusuzluk
lack of need n. gereksizlik
lack of information n. bilgi eksikliği
lack of knowledge n. bilgi eksikliği
lack of nutrition n. beslenme eksikliği
lack of nutrition n. beslenme kifayetsizliği
lack of nutrition n. beslenme yetersizliği
lack of nutrition n. yetersiz beslenme
lack of a devotion to one´s country or family n. hamiyetsizlik
lack of sanitary conditions n. sağlığa elverişsizlik
lack of sanitary conditions n. sağlık şartlarının yetersizliği
lack of sanitary conditions n. sağlığa elverişsiz
lack of comprehension n. anlayışsızlık
lack of concentration n. konsantrasyon eksikliği
lack of energy n. uyuşukluk
lack of energy n. uyuklama
lack of energy n. rehavet
lack of self-respect n. haysiyetsizlik
lack of confidence n. adem-i itimat
lack of inspection n. denetim eksikliği
lack of control n. denetim eksikliği
lack of confidence n. güven eksikliği
lack of interest n. ilgisizlik
lack of attention n. dikkat eksikliği
lack of trust n. güven eksikliği
lack of necessity n. gereksizlik
lack of love n. sevgi eksikliği
lack of success n. muvaffakiyetsizlik
lack of sexual drive n. cinsel isteksizlik
lack of sexual drive n. cinsel soğukluk
lack of necessity n. lüzumsuzluk
lack of time n. vakit darlığı
lack of communication n. haberleşme eksikliği
lack of motivation n. motivasyon eksikliği
lack of unity n. birlik/bütünlük eksikliği/yoksunluğu
lack of capacity n. kapasite yetersizliği
lack of capacity n. kapasitesizlik
lack of capacity n. kapasite eksikliği
lack of knowledge n. bilgisizlik
lack of contentment n. hoşnutsuzluk
lack of contentment n. tatminsizlik
lack of time n. zaman yetersizliği
lack of training n. eğitim eksikliği
lack of communication n. iletişimsizlik
lack of n. mahrumiyet
lack of rain n. yağmur yokluğu
lack of rain n. yağmur eksikliği
lack of rain n. yağmursuzluk
lack of rain n. yağış eksikliği
lack of rain n. kuraklık
lack of expression n. ifade eksikliği
lack of self-confidence n. özgüvensizlik
lack of self-confidence n. kendine güvensizlik
lack of rainfall n. yağış azlığı
lack of water n. su yokluğu
lack of water n. su kıtlığı
lack of self-confidence n. özgüven eksikliği
lack or order n. başıbozukluk
lack of discipline n. başıbozukluk
lack of experience n. çaylaklık
lack of solution n. çözümsüzlük
lack of sleep n. uykusuzluk
lack of progress n. ilerleme eksikliği
lack of visibility n. görünürlük eksikliği
lack of appetite n. iştahsızlık
lack of efficacy n. tesirsizlik
lack of space n. yer sıkıntısı/darlığı
lack of commitment n. taahhütsüzlük
lack of time n. zaman sıkıntısı
lack of conviction n. inanç eksikliği/yokluğu
lack of conviction n. mahkumiyetin olmaması
lack of familiarity n. aşinalık eksikliği
lack of sample n. yetersiz numune
lack of necessity n. zorunluluğun olmaması
lack of satisfaction n. tatmin eksikliği
lack of satisfaction n. tatminsizlik
lack of satisfaction n. tatmin olmama
lack of satisfaction n. memnuniyetsizlik
lack of oversight n. dikkatsizlik
lack [obsolete] n. özlemek
lack of teamwork n. ekip çalışması eksikliği
lack of character n. karaktersizlik
lack of irony n. ironi olmaması
lack of irony n. ironi eksikliği
lack of irony n. ironinin olmaması
lack of ornamentation n. süssüzlük
lack of thought n. fikirsizlik
lack of transparency n. şeffaflık eksikliği/yoksunluğu
show a lack of respect for v. saygıda kusur etmek
lack consistency v. dikiş tutturamamak
feel the lack of v. eksikliğini hissetmek
lack in understanding v. anlayışsız olmak
show a lack of comprehension v. anlayışsızlık göstermek
show a total lack of comprehension v. tam bir anlayışsızlık göstermek
show a lack of comprehension v. anlayışssızlık sergilemek
show a lack of respect v. saygısızlık göstermek
throw out the case for lack of evidence v. delil yetersizliğinden davayı düşürmek
lack an owner v. sahibi olmamak
lack an owner v. sahipsiz kalmak
lack an owner v. sahipsiz olmak
lack integrity v. bütünlükten yoksun olmak
die from lack of air or oxygen v. havasızlıktan ölmek
lack vision v. vizyonu olmamak
lack vision v. vizyonsuz olmak
lack vision v. vizyondan yoksun olmak