olmamak - Turco Inglés Diccionario

olmamak

Significados de "olmamak" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
General
olmamak lack v.
The EU quite simply lacks transparency and democracy, and that must change.
AB şeffaflık ve demokrasiden yoksundur ve bu değişmelidir.

More Sentences
olmamak not to be v.
There is no reason not to be fair.
Adil olmamak için hiçbir neden yoktur.

More Sentences
olmamak be lacking v.
He must be lacking in common sense.
Sağduyudan yoksun olmalı.

More Sentences
olmamak not to happen v.
Be cautious for that not to happen.
Bunun olmaması için dikkatli olun.

More Sentences
olmamak off v.
The grilled cheese is off on Sundays in this restaurant.
Bu restoranda pazar günleri ızgara peynir olmuyor.

More Sentences
olmamak off adv.
The grilled cheese is off on Sundays in this restaurant.
Bu restoranda pazar günleri ızgara peynir olmuyor.

More Sentences
olmamak be off v.
olmamak unbecome v.
olmamak laik [scottish] v.
olmamak lakke [obsolete] v.
Idioms
olmamak become unstuck [uk/australia] v.
Archaic
olmamak unbe v.

Significados de "olmamak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
aynı fikirde olmamak disagree v.
razı olmamak object v.
General
ciddi olmamak not to be serious v.
yerinde olmamak (her zamanki) be out of place v.
elinde ayağında dermak olmamak have no strength in one's muscles v.
anlamı olmamak have no meaning v.
az buz olmamak be of no small matter v.
akıl karı olmamak be unreasonable v.
birinin umurunda olmamak not to give a shit v.
telefonunda kontör olmamak not have credit in one's phone v.
şikayetçi olmamak be untroubled by v.
senkronik olmamak be out of sync v.
etrafında olup bitenlerin farkında olmamak be oblivious to v.
ilgisi olmamak have nothing to do with v.
gönlü razı olmamak not to find it in one's heart v.
olmak ya da olmamak be or not to be v.
muhatap olmamak not to give someone the time of day v.
hiç parası olmamak not have a bean v.
aynı fikirde olmamak dissent v.
elinde olmamak can't help v.
aynı görüşte olmamak disagree with v.
ayarı olmamak know no bounds v.
alışık olmamak be unaccustomed to v.
şakulünde olmamak be out of plumb v.
uygun olmamak be inappropriate v.
fena olmamak be all right v.
ucu bucağı olmamak be endless v.
elinde olmamak be beyond one's power v.
dünyada olup bitenlerden haberi olmamak be out of touch v.
fazla samimi olmamak keep somebody at a distance v.
şansı olmamak be out of luck v.
yüzü olmamak not to have the face to v.
akıl karı bir iş olmamak not to be advisable v.
bir şey yüzünden daha beter durumda olmamak be none the worse v.
özelliği olmamak propertylessness v.
söz konusu olmamak be out v.
formda olmamak be out of practice v.
diyeceği olmamak have no objection v.
herkese nasip olmamak be quite something v.
kimseye muhtaç olmamak stand on one's own legs v.
şansı olmamak be unlucky v.
aynı fikirde olmamak differ v.
dünyadan haberi olmamak be unaware of the happenings around oneself v.
aynı görüşte olmamak be inconsistent with v.
kolunu kıpırdatacak hali olmamak be dead beat v.
işi gücü olmamak be at loose ends v.
gerektiği gibi olmamak be amiss v.
alışverişi olmamak avoid contact with v.
emin olmamak doubt v.
razı olmamak be unwilling to v.
aynı fikirde olmamak differ from v.
tetikte olmamak be off guard v.
alışverişi olmamak avoid contact v.
cesareti olmamak not have the courage v.
dayanağı olmamak have no grounds v.
bir şeye uygun olmamak be out of keeping with something v.
teslim olmamak stand fast v.
hemfikir olmamak disagree v.
besinlerle arası iyi olmamak disagree with v.
el altında olmamak be out of reach v.
sağlığı iyi olmamak be in poor health v.
duyarlı olmamak be insensitive to v.
yanında yeterli miktarda olmamak be caught short of v.
en ufak bir fikri olmamak not to have the faintest idea v.
birinin hiç umurunda olmamak not to care a whit v.
keyfi olmamak feel rotten v.
yeterli olmamak fall short v.
haberi olmamak be ignorant of v.
yaptığı iyi olmamak put up a poor show v.
eksik olmamak turn up v.
elinde ne yaptığını gösterecek hiçbir şey olmamak have nothing to show for it v.
söylemeye lüzum olmamak go without saying v.
keyfi yerinde olmamak feel out of sorts v.
iddiasında olmamak make no pretensions to v.
sağı solu olmamak chop and change v.
ayrı fikirde olmamak disagree with v.
bir işe uygun niteliklere sahip olmamak be unqualified for a job v.
adam olmamak come to no good v.
farkında olmamak be unaware of v.
aynı görüşte olmamak have a different opinion v.
hiçbir fikri olmamak not to have a clue v.
inanılması mümkün olmamak be beyond belief v.
oralı olmamak pay no attention v.
formunda olmamak be out of shape v.
taraftarı olmamak hold no brief for v.
hakkında bilgisi olmamak be ignorant of v.
keyfi yerinde olmamak be in the doldrums v.
kitap yayımcısında mevcut olmamak be out of print v.
yerinde olmamak (fiilen) be out of place v.
birinin bir şey yapmaya hakkı olmamak have no business doing something v.
hassas olmamak be insensitive to v.
başını sokacak bir yeri olmamak have no roof over one's head v.
keyfi olmamak be out of sorts v.
aynı düşüncede olmamak disagree v.
meşgul olmamak have one's hands free v.
biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak keep someone at arm's length v.
ile ilgisi olmamak bear no relation to v.
ikna olmamak doubt v.
diyeceği olmamak have nothing to say v.
etrafında olup bitenlerin farkında olmamak be oblivious of v.
başını kaşıyacak vakti olmamak be snowed under with work v.
teslim olmamak stand firm v.
faaliyette olmamak remain inactive v.
hakkı olmamak have no business to do something v.
yüzü olmamak not to dare v.
birine yeterli miktarda bir şey olmamak go short of v.
şüphe altında olmamak be in the clear v.
ile aynı fikirde olmamak differ with v.
bir şeyi yapmak için gereken niteliklere sahip olmamak be unqualified to do something v.
doğru olmamak (saat) be off v.
ayrı fikirde olmamak have a different opinion v.
alakası olmamak have nothing to do with v.
formda olmamak be out of shape v.
yayında olmamak be off the air v.
arası iyi olmamak be in bad with v.
hiç şansı olmamak not to have a dog's chance v.
tetikte olmamak have one's guard down v.
aynı düşüncede olmamak disagree with v.
başı hoş olmamak be in bad with something v.
bulunduğu makama bir daha aday olmamak stand down v.
karşı direnci olmamak (bir hastalığa) be susceptible to v.
alıp vereceği olmamak be all square on the accounts v.
haberi olmamak be unaware of v.
ile hiçbir ilişkisi olmamak have nothing to do with v.
yeterli olmamak fall short of v.
misafiri eksik olmamak do a lot of entertaining v.
sorumlusu olmamak bear no responsibility for v.
iletişim içinde olmamak be out of touch with v.
ile aynı görüşte olmamak disagree with v.
oralı olmamak pay no heed to something v.
emin olmamak not to be sure v.
bir şeyden memnun olmamak dissatisfy v.
borçlu olmamak be in the black v.
haberi olmamak be unaware v.
aklı yerinde olmamak be out of one's mind v.
birine yeterli miktarda bir şey olmamak go short v.
razı olmamak object v.
başarılı olmamak put up a poor show v.
ile hiçbir ilgisi olmamak have nothing to do with v.
kendinde olmamak be unconscious v.
sokulgan olmamak keep to oneself v.
uyanık olmamak be asleep at the switch v.
hiç derdi olmamak not to have a care in the world v.
nefes bile alacak zamanı olmamak hardly to have time to breathe v.
hiç zamanı olmamak hardly to have time to breathe v.
aynı fikirde olmamak disagree v.
hemfikir olmamak dissent v.
bir şeyde olmamak be lacking in v.
bir şeyde iyi olmamak be unskilled in v.
bir şeyde iyi olmamak be unskilled at v.