mouses - Turco Inglés Diccionario

mouses

Significados de "mouses" en diccionario turco inglés : 44 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
mouse n. fare
Pick a book to compare The Mouse and the Motorcycle with.
Fare ve Motosiklet ile karşılaştırmak için bir kitap seçin.

More Sentences
Computer
mouse n. mouse
Magic Mouse works wirelessly with your Bluetooth-enabled Mac.
Magic Mouse, Bluetooth özellikli Mac'inizle kablosuz olarak çalışır.

More Sentences
Telecom
mouse n. fare
Pick a book to compare The Mouse and the Motorcycle with.
Fare ve Motosiklet ile karşılaştırmak için bir kitap seçin.

More Sentences
General
mouse n. çekingen tip
mouse n. sıçan
mouse n. mahcup
mouse n. tıkalı boruları açma topu
mouse n. önemsiz şey
mouse n. fareye benzeyen şey
mouse n. dokuma tezgahındaki cırcırlı makara hareketi
mouse n. darbe sonucu oluşan mor şişlik
mouse n. morarmış göz
mouse n. kadınların saçlarını daha gür ve hacimli göstermek için kullandıkları küçük yastık
mouse n. yeşilimsi bir gri tonu
mouse n. pencere makara tellerini makaraya çekmek için kullanılan ipe bağlı küçük kurşun ağırlık
mouse n. borudaki tıkanıklığı açmak için su tesisatçıları tarafından kullanılan ipe bağlı kurşun ağırlık
mouse n. basınçlı havayla kanaldan geçirilerek kablo taşıyan gevşek tıkaç
mouse n. top veya dinamit ateşlemek için kullanılan kibrit
mouse v. fare avlamak
mouse v. fare tutmak
mouse v. aramak veya merakını gidermek için etrafı karıştırmak
mouse v. burnunu sokmak
mouse v. keşfe çıkmak
mouse v. araştırmak
mouse v. sinsice hareket etmek
mouse v. yavaş hareket etmek
mouse v. sızmak
mouse v. dolanıp durmak
mouse v. kemirmek
mouse v. dişlemek
mouse v. azar azar yemek
mouse v. şakacı bir şekilde rahat vermemek
mouse v. kurcalamak
mouse v. asılan şeyin kurtulmasını önlemesi için kancaya parça eklemek
mouse v. itinalı bir araştırma ile keşfetmek
Computer
mouse v. fare kullanmak
Marine
mouse n. kancanın ucu ile gövdesini birleştirmede kullanılan, eğrilmiş ipten yapılan küçük gereç
mouse v. (kancayı) asılan şeyin kurtulmasını önlemek için parça ekleyerek sabitlemek
Zoology
mouse n. genç misk faresi
Archaic
mouse n. kas dokusundan oluşan küçük et parçası
mouse n. halatın kaymasını önlenmek için geminin tiramola düzeneğinde yer alan düğüm
Slang
mouse n. kadın
mouse n. kız arkadaş
British Slang
mouse n. tampon

Significados de "mouses" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Computer
mouse mouse n.
Magic Mouse works wirelessly with your Bluetooth-enabled Mac.
Magic Mouse, Bluetooth özellikli Mac'inizle kablosuz olarak çalışır.

More Sentences

Significados de "mouses" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
vesper mouse n. beyaz ayaklı fare
hazel mouse n. fındık faresi
cactus mouse n. kaktüs faresi
house mouse n. fare
wood mouse n. ormansıçanı
pouched mouse n. keseli sıçan
mouse's nest n. fare deliği
little mouse ear n. küçük fare kulağı
mickey mouse n. miki
mickey mouse n. mikifare
harvest mouse n. tarla faresi
white mouse n. beyaz fare
kangaroo mouse n. keseli fare
mickey mouse n. önemsiz şey
pygmy mouse n. cüce fare
american harvest mouse n. amerikan tarla faresi
wood mouse n. ağaç sıçanı
grey mouse ear n. gri fare kulağı
mouse nest n. fare deliği
mouse trap n. fare kapanı
grasshopper mouse n. çekirge faresi
field mouse n. tarla faresi
mouse hole n. fare deliği
field mouse n. kırsıçanı
mickey mouse n. miki fare
mouse button n. fare düğmesi
mouse pad n. fare altlığı
mouse pointer n. fare imleci
cat and mouse game n. kedi fare oyunu
mouse glue trap n. (fare/sıçan) tutkallı tuzak
mouse glue board n. tutkallı fare/sıçan tuzağı
mouse glue trap n. tutkallı fare/sıçan tuzağı
mouse glue board n. (fare/sıçan) tutkallı tuzak
mouse glue board n. zamklı fare kapanı
mouse glue trap n. zamklı fare kapanı
mouse poison n. fare zehiri
minnie mouse n. mini fare
country mouse n. kır faresi
mouse is a small animal n. fare küçük bir hayvandır
underground mouse n. yeraltı faresi
city mouse n. şehir faresi
rock pocket mouse n. amerika kıtasında yaşayan bir fare
pocket mouse n. daksil
cat and mouse n. kedi fare oyunu
mighty mouse n. çok güçlü ve cesaretli olan bir kurgusal fare
mighty mouse n. güçlü fare
click on the right button on a mouse v. sağ tıklamak
click on the right button on a mouse v. sağa tıklamak
catch a mouse v. fare yakalamak
as quiet as a mouse adj. sıkılgan
as quiet as a mouse adj. sessiz
as quiet as a mouse adj. gürültü yapmayan
as quiet as a mouse adj. çekingen
as timid as a mouse adj. süklüm püklüm
mickey mouse adj. işe yaramaz
mickey mouse adj. önemsiz
mickey mouse adj. etkisiz
mickey mouse adj. basit
mickey mouse adj. entelektüel seviyesi düşük
mickey mouse adj. eften püften
mickey mouse adj. yavan veya basmakalıp pop müzik yapan
mickey mouse adj. yavan veya basmakalıp (pop müzik)
mickey mouse adj. ciddiyetsiz
mickey mouse adj. kıytırık
mickey mouse adj. dandik (ürün)
mickey mouse adj. ıvır zıvır
mouse-sized adj. fare kadar
mouse-sized adj. fare büyüklüğünde
mouse-eared adj. fare kulağını andıran bir uzantısı bulunan
mouse-colored adj. kahverengimsi bir gri tonuna sahip
mouse-potato adj. bilgisayar bağımlısı kimse
Proverb
mouse that has but one hole is quickly taken işini sağlama al
mouse that has but one hole is quickly taken her zaman ikinci bir seçeneğin olsun
mouse that has but one hole is quickly taken eşeğini sağlam kazığa bağla
burn not your house to fright the mouse away pire için yorgan yakma
the mountain has brought forth a mouse dağ fare doğurdu
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you ses çıkarmazsan/kuzu gibi olursan bunu fırsat bilirler
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you çekingen olma, hakkından gelirler
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you kuzu gibi olma, kurda yem olursun
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you çekingen olursan bunu fırsat bilirler/istismar ederler
Colloquial
dust mouse n. eşyaların altında toplanan küçük toz yığını
mickey mouse ears [obsolete] n. mickey mouse kulakları
mickey mouse ears [obsolete] n. eski polis arabalarının üstünde yanarak dönen iki yuvarlak ışık
dust mouse n. toz topağı
dust mouse n. pamukçuk
mickey mouse habit [old-fashioned] n. küçük/önemsiz bir alışkanlık
mickey mouse habit [old-fashioned] n. gelip geçici alışkanlık/bağımlılık
mickey mouse habit [old-fashioned] n. basit bağımlılık
bitten by a barn mouse [obsolete] adj. içkili
bitten by a barn mouse [obsolete] adj. sarhoş
bitten by a barn mouse [obsolete] adj. çakırkeyif
bitten by a barn mouse [obsolete] adj. kafası iyi
bitten by a barn mouse [obsolete] adj. kafası güzel
lmb (left mouse button) expr. (bilgisayar) mouse'un/farenin sol tuşu
Idioms
cat-and-mouse n. mahvetmeden evvel gaddarca işkence etme
word of mouse n. e-posta yoluyla yayılan mesaj
word of mouse n. internette yayılan bilgi
word of mouse n. internet üzerinden yayılan bilgi
word of mouse n. e-posta, sosyal medya, bloglar gibi internet mecraları üzerinden/aracılığıyla yayılan bilgi
game of cat and mouse n. yakalamaca oyunu
cat and mouse n. kovalamaca
cat and mouse n. kovalamaca oyunu
game of cat and mouse n. kovalamaca oyunu
game of cat and mouse n. kovalamaca
cat and mouse n. kaçma kovalama
game of cat and mouse n. kedi fare oyunu
cat and mouse n. yakalamaca oyunu
game of cat and mouse n. kedinin fareyle oynadığı gibi oynama
cat-and-mouse game n. kovalamaca
cat-and-mouse game n. kedinin fareyle oynadığı gibi oynama
game of cat and mouse n. kaçma kovalama
cat and mouse n. kedinin fareyle oynadığı gibi oynama
cat-and-mouse game n. kaçma kovalama
be as poor as a church mouse v. kül fukara olmak
play cat and mouse with v. kedi fare gibi oynamak
play cat and mouse v. hile katarak yenmeye çalışmak
burn not your house to fright the mouse away v. pire için yorgan yakmamak
play cat and mouse with someone v. birisiyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamak
play a game of cat and mouse v. kedi-fare oyunu oynamak
be as quiet as a church mouse v. çıt çıkarmamak
play cat and mouse v. kedinin fareyle oynadığı gibi oynamak
mickey mouse around v. oyalanmak
mickey mouse around v. boş boş gezmek
mickey mouse around v. aylaklık yapmak
be (as) quiet as a mouse v. sesi/çıtı çıkmamak
be (as) quiet as a mouse v. uysal olmak
be (as) quiet as a mouse v. sessiz olmak
be (as) quiet as a mouse v. uslu olmak/durmak
be (as) quiet as a mouse v. çıt çıkarmamak
be (as) quiet as a mouse v. çok sessiz sakin olmak
be (as) quiet as a mouse v. yumuşak başlı olmak
(play) cat and mouse (with somebody) v. (biriyle) kedi fare oyunu oynamak
(play) cat and mouse (with somebody) v. (biriyle) oyun oynamak (kandırıp yakalamak)
(play) cat and mouse (with somebody) v. (biriyle) kedinin fareyle oynadığı gibi oynamak
cat-and-mouse adj. merak uyandıran av'-avcı ilişkisi ile örülü
cat-and-mouse adj. kovalamaca dolu
cat-and-mouse adj. kedi fare oyunu gibi
poor as a church mouse adj. beş parasız
poor as a church mouse adj. meteliksiz
poor as a church mouse adj. fukara
poor as a church mouse adj. cebi delik
poor as a church mouse adj. çok yoksul
poor as a church mouse adj. çok/aşırı fakir
bit by a barn mouse [obsolete] adj. çakırkeyif
bit by a barn mouse [obsolete] adj. içkili
bit by a barn mouse [obsolete] adj. sarhoş
bit by a barn mouse [obsolete] adj. kafası iyi
bit by a barn mouse [obsolete] adj. kafası güzel
still as a mouse adj. çıt çıkarmayan
still as a mouse adj. gürültü yapmayan