natural - Turco Inglés Diccionario

natural

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

natural — Definition

Significado:
doğal, yapay olmayan
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈnætʃərəl/ – BrE /ˈnætʃərəl/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
organic, innate
Antónimos:
artificial

Significados de "natural" en diccionario turco inglés : 72 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
natural adj. doğuştan
Li Shuangyan was a natural born Pure Crystal Physique; this was one of the twenty-four King Physiques.
Li Shuangyan doğuştan Saf Kristal Fiziğine sahipti; bu yirmi dört Kral Fiziğinden biriydi.

More Sentences
natural adj. natürel
She didn't check her notes; correct notation is not natural.
Kadın notlarını kontrol etmemiş; doğru notasyon natürel değildi.

More Sentences
natural adj. doğal
Hearing the gossip about her, she couldn't be natural.
Onun hakkındaki dedikoduları duyduğu için doğal davranamıyordu.

More Sentences
natural adj. tabii
General
natural n. doğuştan hünerli kimse
Rilly is known to be a political natural.
Rilly'nin siyaset konusunda doğuştan hünerli biri olduğu bilinir.

More Sentences
natural adj. normal
It's only natural that she got excited with her good scores.
Aldığı iyi puanlardan dolayı heyecanlanması çok normal.

More Sentences
natural adj. doğuştan
Li Shuangyan was a natural born Pure Crystal Physique; this was one of the twenty-four King Physiques.
Li Shuangyan doğuştan Saf Kristal Fiziğine sahipti; bu yirmi dört Kral Fiziğinden biriydi.

More Sentences
natural adj. natürel
She didn't check her notes; correct notation is not natural.
Kadın notlarını kontrol etmemiş; doğru notasyon natürel değildi.

More Sentences
natural adj. doğal
Hearing the gossip about her, she couldn't be natural.
Onun hakkındaki dedikoduları duyduğu için doğal davranamıyordu.

More Sentences
natural adj. tabiata uygun
This interpretation was totally natural.
Bu yorum tamamen tabiata uygundu.

More Sentences
natural adj. öz (üvey olmayan)
He doesn't know his natural parents.
Öz anne babasını tanımıyor.

More Sentences
Music
natural n. natürel
She didn't check her notes; correct notation is not natural.
Kadın notlarını kontrol etmemiş; doğru notasyon natürel değildi.

More Sentences
natural adj. diyezsiz
Margot kept playing C natural, not the sharp one.
Margot diyezli olanı değil, diyezsiz C notasını basmaya devam etti.

More Sentences
General
natural n. afro saç stili
natural n. doğal ürün
natural n. geri zekalı kimse
natural n. muhakeme gücünden yoksun kimse
natural n. (bir şeye) doğuştan kabiliyetli kimse
natural n. başarılı olması çok muhtemel seçim
natural n. adeta biçilmiş kaftan
natural adj. asıl
natural adj. cibilli
natural adj. yapmacıksız
natural adj. fıtri
natural adj. olağan
natural adj. doğuştan olan
natural adj. suni olmayan
natural adj. doğaya değgin
natural adj. asli
natural adj. doğuştan gelen ahlak ve adalet duygusuna dayalı
natural adj. kan bağıyla bağlı
natural adj. zararsız
natural adj. kötü amaçlı olmayan
natural adj. istisnai olmayan
natural adj. medeniyetin henüz etkilemediği
natural adj. ilkel
natural adj. kaba saba
natural adj. işlenmemiş
natural adj. afro stili (saç)
natural adj. doğal bilimlere ait
natural adj. maddesel
natural adj. fiziksel
natural adj. gayrimeşru
natural adj. kaba saba
natural adj. yontulmamış
natural adj. öz (baba/anne)
natural adj. üvey değil
natural adj. yapay olmayan
Mechanic
natural adj. tabii
Dyeing
natural adj. soluk ten rengi veya grimsi sarı renkte olan
natural adj. yapay olarak boyanmamış veya renklendirilmemiş
Math
natural adj. sıfır dahil pozitif tamsayılarla ilgili
Biology
natural adj. kendiliğinden büyüyen/gelişen
Religious
natural adj. ahlaken olgunlaşmamış
natural adj. günahkar
Sport
natural n. (bilardoda) kolayca deliğe girebilecek atış
natural n. (boğa güreşinde) pelerin sol elde tutularak yapılan bir tür manevra
Card
natural adj. joker olmayan
natural adj. joker içermeyen
natural adj. (briçte) alışılmışın dışında
Wagering
natural n. bazı kart ve zar oyunlarında hemen kazanacağı belirli olan kombinasyon
natural n. kumarda 7 ya da 11 getirerek kazanma
natural n. bakara oyununda 8 veya 9 getirme
Music
natural n. öncesinde gelen diyez veya bemolü iptal etmek için nota önüne konan işaret
natural n. natürel işaretinin doğal sesine döndürdüğü nota
natural n. piyanonun beyaz tuşu
natural adj. enstrüman yardımı olmadan üretilen (ses)
natural adj. falseto olmayan (ses)
natural adj. bemolsüz
Ottoman Turkish
natural adj. hılki
Archaic
natural adj. doğuştan budala
Slang
natural adj. gayrimeşru (çocuk)

Significados de "natural" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
natural gas n. doğal gaz
natural gas n. doğalgaz
General
natural event n. doğal olay
natural history n. tabiat bilgisi
natural color n. doğal renk
natural resources department n. tabi kaynaklar şubesi
natural hazard area analysis n. doğal tehlike alanı analizi
natural balance n. doğal denge
natural ability n. kabiliyet
natural rate of unemployment n. tabii işsizlik oranı
natural tendency n. huy
natural draught n. doğal havalandırma
natural geopolitical center n. doğal jeopolitik merkez
natural gas pipelines n. doğal gaz boru hattı
management of environment and natural resources n. çevrenin ve tabii kaynakların yönetimi
natural disaster science n. doğal afet bilimi
natural disaster fund n. afet fonu
being natural n. tabiilik
compressed natural gas n. sıkıştırılmış doğal gaz
natural environment n. doğal ortam
natural endowment n. allah vergisi
natural history n. doğa bilgisi
biological diversity and natural resources management n. biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynak yönetimi
natural attraction n. doğal atraksiyon
natural faculty n. meleke
natural science n. doğa bilimleri
natural law n. tabii hukuk
natural light n. doğal ışık
natural child n. evlilikdışı çocuk
natural language processing n. doğal dil işleme
natural division of labour n. tabii iş bölümü
natural ageing n. doğal yaşlanma
minister of energy and natural resources n. enerji ve tabii kaynaklar bakanı
natural radiation n. tabii radyasyon
natural selection n. doğal seçme
natural ventilation n. doğal havalandırma
natural tendency n. mizaç
natural lighting n. doğal aydınlatma
history of natural disasters n. doğal afetler tarihi
natural gas n. yergazı
natural history n. doğa tarihi
natural assets n. doğal varlıklar
natural and compatible mates n. birbirleri için yaratılmış çift
natural person n. şahıs
natural harbour n. doğal liman
natural disaster victim n. afetzede
contributions in natural law n. doğa yasalarında makaleler
natural reserve n. tabiatı koruma alanı
natural elevation n. doğal yükseklik
natural theology n. doğa teolojisi
management of environment and natural resources n. çevre yönetimi
natural zeolites n. doğal zeolitler
natural observation n. tabii müşahede
grade 1 natural site area n. 1. derece doğal sit alanı
natural selection n. tabii seleksiyon
natural disposition n. hilkat
natural spring water n. doğal kaynak suyu
natural law n. doğal hukuk
natural color n. asıl renk
natural disaster n. tabii afet
the natural sciences n. doğal bilimler
natural disaster n. doğal afet
natural obstacle n. tabii engel
natural child n. gayri meşru çocuk
natural selection n. doğal ayıklanma
nonrenewable natural resources n. yenilenemeyen doğal kaynaklar
natural products n. doğal ürünler
natural history museums n. doğa tarihi müzeleri
natural foods n. doğal besinler
natural beauty n. doğal güzellik
natural condition n. doğal koşul
natural conditions n. doğa koşulları
natural life n. doğal yaşam
natural gas engineering n. doğal gaz mühendisliği
natural gas stove n. doğalgaz sobası
natural heating n. tabi ısıtma
natural wood n. doğal ahşap
natural gas pipe n. doğalgaz borusu
natural vegetation n. doğal bitki örtüsü
natural product n. doğal ürün
natural wear n. doğal aşınma
natural rapport n. doğal uyum
natural wonder n. doğa harikası
natural fiber n. doğal lif
natural water source n. doğal su kaynağı
natural habitat n. doğal habitat
natural causes n. doğal sebepler
natural habitat n. doğal çevre
natural formation n. doğal oluşum
natural selection n. doğal seleksiyon
natural leather n. doğal deri
natural beauties n. doğal güzellikler
natural place n. doğal yer
natural selection n. doğal ayırım-seçilim
secret-concealed-natural power n. fıtri güç
natural-technological disaster n. doğal-teknolojik afet
natural catastrophe-disaster n. tabii afet
secret-concealed-natural power n. gizli güç
natural resin n. doğal reçine
natural disaster n. doğal felaket
natural philosophy n. tabiat bilgisi
natural pruning n. doğal budanma
natural colour n. doğal renk
natural resins n. doğal reçineler
natural language n. doğal dil
natural purification n. doğal temizlenme
natural circulation n. doğal dolaşım
natural regeneration n. doğal gençleşme
natural minerals n. doğal mineraller
natural law n. doğa kanunu
natural radiation n. doğal ışınım
natural oscillations n. özsalınımlar
natural shelter n. doğal barınak
natural obstacles n. doğal engeller
natural sand n. doğal kum
natural-draught water cooling tower n. doğal çekişli su soğutma kulesi
natural oscillations n. doğal salınımlar
natural light n. günışığı
natural science n. doğal bilimler
natural lighting n. doğal ışıklandırma
natural gas operated car n. doğal gazlı araba
natural gas n. doğalgaz
natural disasters n. doğal afetler
natural stone n. doğaltaş
natural wastage n. doğal israf
natural appearance n. doğal görünüm
natural talent n. doğal yetenek
natural ability n. doğal yetenek
natural catastrophe n. doğal felaket
natural catastrophe n. doğal afet
natural boundary n. doğal sınır
natural person n. hakiki şahıs
natural fool n. doğuştan budala
natural person n. gerçek kişi
natural parent n. ana ve baba
natural parent n. ebeveyn
natural gas central heating boiler n. doğalgaz kombi
natural gas meter n. doğalgaz sayacı
natural water spring n. doğal su kaynağı
natural life park n. doğal yaşam parkı
destructive natural disaster n. yıkıcı doğal afet
natural stone n. tabii taş
general directorate of cultural and natural heritage n. kültür ve tabiat varlıklarını koruma genel müdürlüğü
cultural and natural properties n. kültür ve tabiat varlıkları
natural gas meter n. doğal gaz sayacı
natural affection n. yakınlar arasındaki doğal sevgi ve şefkat ilişkisi
natural cognation n. kan hısımlığı
natural gas pipe line n. doğal gaz boru hattı
natural gas service line n. doğal gaz servis hattı
natural disaster n. doğal yıkım