| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | natural s. | doğuştan | ||
|
Li Shuangyan was a natural born Pure Crystal Physique; this was one of the twenty-four King Physiques. Li Shuangyan doğuştan Saf Kristal Fiziğine sahipti; bu yirmi dört Kral Fiziğinden biriydi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | natural s. | natürel | ||
|
She didn't check her notes; correct notation is not natural. Kadın notlarını kontrol etmemiş; doğru notasyon natürel değildi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | natural s. | doğal | ||
|
Hearing the gossip about her, she couldn't be natural. Onun hakkındaki dedikoduları duyduğu için doğal davranamıyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | natural s. | tabii | ||
| Genel | ||||
| Genel | natural i. | doğuştan hünerli kimse | ||
|
Rilly is known to be a political natural. Rilly'nin siyaset konusunda doğuştan hünerli biri olduğu bilinir. More Sentences |
||||
| Genel | natural s. | normal | ||
|
It's only natural that she got excited with her good scores. Aldığı iyi puanlardan dolayı heyecanlanması çok normal. More Sentences |
||||
| Genel | natural s. | doğuştan | ||
|
Li Shuangyan was a natural born Pure Crystal Physique; this was one of the twenty-four King Physiques. Li Shuangyan doğuştan Saf Kristal Fiziğine sahipti; bu yirmi dört Kral Fiziğinden biriydi. More Sentences |
||||
| Genel | natural s. | natürel | ||
|
She didn't check her notes; correct notation is not natural. Kadın notlarını kontrol etmemiş; doğru notasyon natürel değildi. More Sentences |
||||
| Genel | natural s. | doğal | ||
|
Hearing the gossip about her, she couldn't be natural. Onun hakkındaki dedikoduları duyduğu için doğal davranamıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | natural s. | tabiata uygun | ||
|
This interpretation was totally natural. Bu yorum tamamen tabiata uygundu. More Sentences |
||||
| Genel | natural s. | öz (üvey olmayan) | ||
|
He doesn't know his natural parents. Öz anne babasını tanımıyor. More Sentences |
||||
| Müzik | ||||
| Müzik | natural i. | natürel | ||
|
She didn't check her notes; correct notation is not natural. Kadın notlarını kontrol etmemiş; doğru notasyon natürel değildi. More Sentences |
||||
| Müzik | natural s. | diyezsiz | ||
|
Margot kept playing C natural, not the sharp one. Margot diyezli olanı değil, diyezsiz C notasını basmaya devam etti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | natural i. | afro saç stili | ||
| Genel | natural i. | doğal ürün | ||
| Genel | natural i. | geri zekalı kimse | ||
| Genel | natural i. | muhakeme gücünden yoksun kimse | ||
| Genel | natural i. | (bir şeye) doğuştan kabiliyetli kimse | ||
| Genel | natural i. | başarılı olması çok muhtemel seçim | ||
| Genel | natural i. | adeta biçilmiş kaftan | ||
| Genel | natural s. | asıl | ||
| Genel | natural s. | cibilli | ||
| Genel | natural s. | yapmacıksız | ||
| Genel | natural s. | fıtri | ||
| Genel | natural s. | olağan | ||
| Genel | natural s. | doğuştan olan | ||
| Genel | natural s. | suni olmayan | ||
| Genel | natural s. | doğaya değgin | ||
| Genel | natural s. | asli | ||
| Genel | natural s. | doğuştan gelen ahlak ve adalet duygusuna dayalı | ||
| Genel | natural s. | kan bağıyla bağlı | ||
| Genel | natural s. | zararsız | ||
| Genel | natural s. | kötü amaçlı olmayan | ||
| Genel | natural s. | istisnai olmayan | ||
| Genel | natural s. | medeniyetin henüz etkilemediği | ||
| Genel | natural s. | ilkel | ||
| Genel | natural s. | kaba saba | ||
| Genel | natural s. | işlenmemiş | ||
| Genel | natural s. | afro stili (saç) | ||
| Genel | natural s. | doğal bilimlere ait | ||
| Genel | natural s. | maddesel | ||
| Genel | natural s. | fiziksel | ||
| Genel | natural s. | gayrimeşru | ||
| Genel | natural s. | kaba saba | ||
| Genel | natural s. | yontulmamış | ||
| Genel | natural s. | öz (baba/anne) | ||
| Genel | natural s. | üvey değil | ||
| Genel | natural s. | yapay olmayan | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | natural s. | tabii | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | natural s. | soluk ten rengi veya grimsi sarı renkte olan | ||
| Boyacılık | natural s. | yapay olarak boyanmamış veya renklendirilmemiş | ||
| Matematik | ||||
| Matematik | natural s. | sıfır dahil pozitif tamsayılarla ilgili | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | natural s. | kendiliğinden büyüyen/gelişen | ||
| Dini | ||||
| Dini | natural s. | ahlaken olgunlaşmamış | ||
| Dini | natural s. | günahkar | ||
| Spor | ||||
| Spor | natural i. | (bilardoda) kolayca deliğe girebilecek atış | ||
| Spor | natural i. | (boğa güreşinde) pelerin sol elde tutularak yapılan bir tür manevra | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | natural s. | joker olmayan | ||
| İskambil | natural s. | joker içermeyen | ||
| İskambil | natural s. | (briçte) alışılmışın dışında | ||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | natural i. | bazı kart ve zar oyunlarında hemen kazanacağı belirli olan kombinasyon | ||
| Bahisçilik | natural i. | kumarda 7 ya da 11 getirerek kazanma | ||
| Bahisçilik | natural i. | bakara oyununda 8 veya 9 getirme | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | natural i. | öncesinde gelen diyez veya bemolü iptal etmek için nota önüne konan işaret | ||
| Müzik | natural i. | natürel işaretinin doğal sesine döndürdüğü nota | ||
| Müzik | natural i. | piyanonun beyaz tuşu | ||
| Müzik | natural s. | enstrüman yardımı olmadan üretilen (ses) | ||
| Müzik | natural s. | falseto olmayan (ses) | ||
| Müzik | natural s. | bemolsüz | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | natural s. | hılki | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | natural s. | doğuştan budala | ||
| Argo | ||||
| Argo | natural s. | gayrimeşru (çocuk) | ||