doğal - Turco Inglés Diccionario

doğal

Significados de "doğal" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
General
dogal adj. doçeye ait
dogal adj. doçeyle ilgili

Significados de "doğal" en diccionario inglés turco : 65 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
doğal natural adj.
It's perfectly natural to cry about losing a loved one.
Sevilen birini kaybettiğinizde ağlamak son derece doğaldır.

More Sentences
General
doğal scenic adj.
There are many scenic places in Xinjiang.
Xinjiang'da birçok doğal yer var.

More Sentences
doğal spontaneous adj.
Are you spontaneous?
Doğal mısın?

More Sentences
doğal native adj.
Ideally, you want to run your game at your monitor's native resolution.
İdeal olarak, oyununuzu monitörünüzün doğal çözünürlüğünde çalıştırmak istersiniz.

More Sentences
doğal natural adj.
It's perfectly natural to cry about losing a loved one.
Sevilen birini kaybettiğinizde ağlamak son derece doğaldır.

More Sentences
doğal inherent adj.
She has inherent dignity.
Doğal bir saygınlığı var.

More Sentences
Technical
doğal inherent adj.
She has inherent dignity.
Doğal bir saygınlığı var.

More Sentences
Food Engineering
doğal organic adj.
A child should have organic character development.
Çocukta doğal karakter gelişiminin olması gerekir.

More Sentences
Math
doğal canonical adj.
The canonical form of a mathematical object is the simplest representation of it.
Matematiksel bir nesnenin doğal biçimi, onun en basit temsilidir.

More Sentences
General
doğal artless adj.
doğal easy adj.
doğal free adj.
doğal ingenuous adj.
doğal connatural adj.
doğal unsophisticated adj.
doğal unaffected adj.
doğal inbred adj.
doğal unschooled adj.
doğal unconditioned adj.
doğal indigenous adj.
doğal innate adj.
doğal inborn adj.
doğal inartificial adj.
doğal elemental adj.
doğal canonic adj.
doğal unstudied adj.
doğal subsistent adj.
doğal unmannered adj.
doğal careless adj.
doğal earthy adj.
doğal earthy adj.
doğal unartificial adj.
doğal uncaused adj.
doğal uncoined adj.
doğal uncontrived adj.
doğal uncultivated adj.
doğal unmannered adj.
doğal unstilted adj.
doğal unstrained adj.
doğal untaught adj.
doğal living adj.
doğal bucolical adj.
doğal human adj.
doğal lived-in adj.
doğal desi adj.
doğal deshi adj.
doğal grounded adj.
doğal infabricated adj.
doğal down-home adj.
doğal fashionless adj.
doğal pellucid adj.
doğal folkish adj.
doğal folklike adj.
doğal folklike adj.
doğal standard adj.
doğal artlessly adv.
Colloquial
doğal au naturel adj.
doğal unlessoned adj.
Technical
doğal physical adj.
Computer
doğal canonic adj.
Informatics
doğal canonic adj.
Literature
doğal unlabored adj.
doğal unlaboured adj.
Archaic
doğal physic adj.
Slang
doğal natty adj.

Significados de "doğal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
doğal gaz natural gas n.
arazinin doğal genişlemesi accretion n.
ham doğal kauçuklar raw rubbers n.
doğal olarak naturally adv.
General
bitkilerin doğal yetiştiği yer habitat n.
doğal çevreyi koruma environmental control n.
doğal sonuç corollary n.
doğal ortam habitat n.
doğal düşük spontaneous abortion n.
sesi çok doğal bir şekilde veren (radyo/pikap/hoparlör) high fidelity n.
doğal durum port n.
belirli bir bölgenin sunduğu doğal görüntü landscape n.
doğal hasır yeddo n.
sıkıştırılmış doğal gaz compressed natural gas n.
cildin doğal renginde olması pigmentation n.
doğal hukuk natural law n.
doğal yükseklik natural elevation n.
nötronun doğal logaritması lethargy of a neutron n.
doğal şardon dikeni teazel n.
doğal ortam natural environment n.
doğal denge natural balance n.
doğal liman natural harbour n.
doğal atraksiyon natural attraction n.
doğal afet bilimi natural disaster science n.
doğal özelliklerini bozma denationalization n.
doğal taş naturel stone n.
doğal güzellik scenic beauty n.
doğal kaynak suyu natural spring water n.
işin doğal gidişine matter of course n.
doğal yaşlanma natural ageing n.
doğal dil native language n.
doğal besin health food n.
bir şeyin doğal yeri habitat n.
doğal tedavi merkezi naturel therapy center n.
doğal seçme natural selection n.
doğal tehlike alanı analizi natural hazard area analysis n.
doğal hal state of nature n.
doğal bilimler the natural sciences n.
alanlar (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) range n.
doğal maddeleri işleme endüstrisi extractive industries n.
hayvan veya bitkinin yetiştiği doğal ortam habitat n.
doğal park nature park n.
doğal anıtlar nature monuments n.
biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynak yönetimi biological diversity and natural resources management n.
doğal aydınlatma natural lighting n.
doğal olay phenomenon n.
doğal dil ve eğitim native language and education n.
doğal dil işleme natural language processing n.
doğal kaynakları koruma conservation n.
doğal bir su kaynağı watering hole n.
doğal bir su kaynağı watering place n.
doğal koruma alanı reservation n.
doğal renklere sadakat colour fidelity n.
doğal risk inherent risk n.
sesi çok doğal bir şekilde verme high fidelity n.
doğal ayıklanma selection n.
doğal varlıklar natural assets n.
içmeye ya da banyo etmeye elverişli doğal su kaynağı spa n.
doğal bir gelişme outgrowth n.
doğal afet act of god n.
doğal gaz boru hattı natural gas pipelines n.
doğal sakız reçinesi gum ammoniac n.
doğal kırmızı kobalt sülfat erythrite n.
basit ve doğal unpretentious n.
doğal olay natural event n.
doğal manzara scenery n.
doğal bir sonuç outgrowth n.
1. derece doğal sit alanı grade 1 natural site area n.
doğal havalandırma natural ventilation n.
bir tür doğal boya crocetin n.
alan (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) range n.
doğal hasır yedo n.
doğal bronzlaştırıcı görünüm sağlayıcı erythrulose n.
doğal zeolitler natural zeolites n.
doğal havalandırma natural draught n.
doğal yöre primitive area n.
doğal renk natural color n.
doğal kaynaklar naturel sources n.
doğal ışık natural light n.
devletçe kamunun kullanımı ve yararı için korunan ve doğal güzellik ve özelliklere sahip bölge national park n.
doğal afetler tarihi history of natural disasters n.
doğal jeopolitik merkez natural geopolitical center n.
doğal kaynakları koruma yanlısı conservationist n.
tarihi değeri ya da doğal güzelliği sebebiyle sıkça ziyaret edilen yer showplace n.
doğal sonuç concomitant n.
doğal afet natural disaster n.
doğal afet acts of god n.
yenilenemeyen doğal kaynaklar nonrenewable natural resources n.
vahşi hayvanların doğal hayatlarını devam ettirdikleri geniş alan game park n.
vahşi hayvanların doğal hayatlarını devam ettirdikleri geniş alan game reserve n.
doğal ayıklanma natural selection n.
doğal ürünler natural products n.
doğal besinler natural foods n.
doğal sonuç porism n.
doğal koşul natural condition n.
doğal güzellik natural beauty n.
doğal yaşam natural life n.
doğal gaz mühendisliği natural gas engineering n.
doğal ahşap natural wood n.
doğal cinsel ilişki consensual sexual intercourse n.
doğal bitki örtüsü natural vegetation n.
doğal hayatı koruma alanı wildlife sanctuary n.
doğal ürün natural product n.
doğal uyum natural rapport n.
doğal aşınma natural wear n.
doğal afetler acts of god n.
doğal lif natural fiber n.
doğal su kaynağı natural water source n.
vücudun hareketleri ayarlayan doğal mekanizması body clock n.
doğal sebepler natural causes n.
doğal çevre natural habitat n.
doğal habitat natural habitat n.
doğal oluşum natural formation n.
doğal aydınlatma daylighting n.
doğal çevrenin korunması conservation n.
doğal çevreyi koruma yanlısı conservationist n.
doğal yıkım disaster n.
doğal seleksiyon natural selection n.
doğal taş fieldstone n.
doğal deri natural leather n.
doğal yer natural place n.
doğal güzellikler natural beauties n.
doğal kauçuk india-rubber n.
doğal ayırım-seçilim natural selection n.
doğal-teknolojik afet natural-technological disaster n.
doğal budanma natural pruning n.
doğal gençleşme natural regeneration n.
doğal temizlenme natural purification n.
doğal reçineler natural resins n.
doğal engeller natural obstacles n.
doğal barınak natural shelter n.
doğal mineraller natural minerals n.
doğal oturma inherent settlement n.
doğal kum natural sand n.
doğal reçine natural resin n.
doğal ışınım natural radiation n.
doğal felaket natural disaster n.
doğal renk natural colour n.
doğal dil natural language n.
doğal nem inherent moisture n.
doğal çekişli su soğutma kulesi natural-draught water cooling tower n.
doğal mukavemet inherent strength n.
doğal dolaşım natural circulation n.
doğal salınımlar natural oscillations n.
doğal bilimler natural science n.
doğal ışıklandırma natural lighting n.
doğal gazlı araba natural gas operated car n.
bir şeyin doğal sonucu corollary n.
doğal afetler natural disasters n.
doğal gereç native material n.