Turco - Inglés
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Traducción
Eliminar anuncios
Iniciar sesión / Registrarse
Apagar las luces
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Traducción
Sinónimo
Frases
Herramientas
Recursos
Sobre nosotros
Contacto
Iniciar sesión / Registrarse
EN-TR
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Español - Inglés
Francés - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Turco - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Alemán - Inglés
Ocultar la historia
Historia detallada
Eliminar
Historia :
radio-transparent
topaklanan
Samenbank
degodi lark
consensual
ein Helfer
compunications
phototonus
traced design
digress
hilo sencillo
almost drunk
Techno
dune coon
micrology
Klanganalysator
olmayacak
Historia
Frases
Significados de
"olmayacak"
en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)
Categoría
Turco
Inglés
General
1
General
olmayacak
outrageous
adj.
2
General
olmayacak
unseemly
adj.
3
General
olmayacak
improbable
adj.
4
General
olmayacak
impossible
adj.
5
General
olmayacak
unsuitable
adj.
Significados de
"olmayacak"
con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)
Categoría
Turco
Inglés
General
1
General
olmayacak şey
pie in the sky
n.
2
General
olmayacak şey
dream
n.
3
General
olmayacak iş
tall order
n.
4
General
olmayacak hayaller kuran kimse
castlebuilder
n.
5
General
birini/bir şeyi olmayacak bir yerden kurtarması beklenen hayali vinç kancası
skyhook
n.
6
General
olmayacak işler peşinde koşan kimse
johnadreams
n.
7
General
olmayacak plan
impossibilism
n.
8
General
olmayacak planları destekleyen kimse
impossibilist
n.
9
General
olmayacak şey
impossible
n.
10
General
olmayacak şey
impossibility
n.
11
General
birine olmayacak vaatlerde bulunmak
promise someone the moon
v.
12
General
olmayacak duaya amin demek
square the circle
v.
13
General
olmayacak şeyler istemek
cry for the moon
v.
14
General
olmayacak duaya amin demek
hope for the impossible
v.
15
General
belli olmayacak bir şekilde dik
finedraw
adj.
16
General
hiç olmayacak bir şeye kapılıp gitmiş
starry-eyed
adj.
17
General
hiç olmayacak bir şeyin peşinde koşan
starry-eyed
adj.
18
General
olmayacak plan ile ilgili
impossibilist
adj.
19
General
karışık olmayacak şekilde
elementarily
adv.
20
General
belirsiz olmayacak şekilde
unambiguously
adv.
21
General
rüyalarda bile gerçek olmayacak
beyond somebody's wildest dreams
adv.
22
General
olmayacak gibi
less likely
adv.
23
General
hoş olmayacak şekilde
unfavourably
adv.
24
General
hoş olmayacak şekilde
unfavorably
adv.
25
General
daha az olmayacak sayıda
not less than
adv.
26
General
görevde olmayacak şekilde
off
adv.
27
General
uygun olmayacak şekilde
disfavourably [uk]
adv.
28
General
uygun olmayacak şekilde
disfavorably [us]
adv.
29
General
hoş olmayacak şekilde
disfavorably [us]
adv.
30
General
hoş olmayacak şekilde
disfavourably [uk]
adv.
31
General
-den daha sonra olmayacak şekilde
no later than
prep.
Phrasals
32
Phrasals
olmayacak hayaller peşinde koşmak
build castles in the sky
v.
33
Phrasals
olmayacak duaya amin demek
build castles in the sky
v.
Phrases
34
Phrases
kimse senin dengin olmayacak!
none shall be your equal!
expr.
35
Phrases
olmayacak duaya amin demek
it is useless to flog a dead horse
expr.
36
Phrases
olacak dua var olmayacak dua var
not all prayers are answered
expr.
37
Phrases
zaten öyle olmayacak ki
it isn't as though
expr.
Proverb
38
Proverb
olmayacak duaya amin denmez
if a toady frog had wings he wouldn't bump his ass
39
Proverb
olmayacak duaya amin denmez
if frogs had wheels they wouldn't bump their butts
40
Proverb
olmayacak duaya amin denmez
If a toady frog had wings he wouldn't bump his ass
41
Proverb
olmayacak duaya amin denmez
if frogs had wings, they wouldn't bump their butts (when they hop)
Colloquial
42
Colloquial
olmayacak vaatler
hot air
n.
43
Colloquial
olmayacak işler peşinden koşan kimse
john-a-dreams
n.
44
Colloquial
olmayacak yer veya zamanda "fuck" demek
drop the f-bomb
v.
45
Colloquial
bundan hiç hoşlanmayacak/memnun olmayacak
(he, she) won't thank you for (something)
expr.
46
Colloquial
(biri bir şeye) memnun olmayacak
(someone) is not going to thank you for (something)
expr.
47
Colloquial
(biri) hemen teslim olmayacak
(one) won't give up without a fight
expr.
48
Colloquial
(bir şey) kendiliğinden olmayacak
(something) is not going to (do something) itself
expr.
49
Colloquial
öyle bir şey olmayacak
forget it
expr.
50
Colloquial
öyle bir şey olmayacak
forgeddaboudit [us]
expr.
51
Colloquial
öyle bir şey olmayacak
forgeddaboutit [us]
expr.
52
Colloquial
öyle bir şey olmayacak
forget about it
expr.
53
Colloquial
hiç memnun olmayacak
he/she won't thank you for something
expr.
Idioms
54
Idioms
olmayacak dua
pie in the sky
n.
55
Idioms
olmayacak birşeyin peşinden koşma
a wild goose chase
n.
56
Idioms
olmayacak bir işin peşinden gitme
a wild goose chase
n.
57
Idioms
olmayacak duaya amin deme
a wild goose chase
n.
58
Idioms
olmayacak hayaller
castles in the sky
n.
59
Idioms
olmayacak iş
a cold day in july
n.
60
Idioms
aynı anda yapılması mümkün olmayacak kadar çok iş/proje
too many irons in the fire
n.
61
Idioms
aynı anda yapılması mümkün olmayacak kadar çok iş/proje
lots of irons in the fire
n.
62
Idioms
bir şirketin devralmak için cazip olmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi için başvurulan yöntem
poison pill
n.
63
Idioms
olmayacak bir şey için vaktini harcama/çabalama
plowing water
n.
64
Idioms
olmayacak bir iş
a losing battle
n.
65
Idioms
olmayacak duaya amin deme
boiling the ocean
n.
66
Idioms
olmayacak hayaller
castles in the air
n.
67
Idioms
olmayacak hayaller
castles in spain
n.
68
Idioms
olmayacak hayal
castle in the air
n.
69
Idioms
olmayacak duaya amin demek
bay the moon
v.
70
Idioms
olmayacak duaya amin demek
square the circle
v.
71
Idioms
olmayacak duaya amin demek
clutch at straws
v.
72
Idioms
olmayacak duaya amin demek
build castles in the air
v.
73
Idioms
olmayacak duaya amin demek
swim against the current
v.
74
Idioms
olmayacak duaya amin demek
beg for the moon
v.
75
Idioms
olmayacak duaya amin demek
live in cloud-cuckoo land
v.
76
Idioms
olmayacak duaya amin dedirtmek
lead someone on a merry chase
v.
77
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise somebody the earth
v.
78
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise somebody the moon
v.
79
Idioms
olmayacak bir şeyin peşinden koşturmak
send someone on a wild-goose chase
v.
80
Idioms
olmayacak duaya amin demek
clutching at straws
v.
81
Idioms
olmayacak bir işi yapmaya çalışmak
try to fit a square peg into a round hole
v.
82
Idioms
birine olmayacak vaatlerde bulunmak
promise the moon to someone
v.
83
Idioms
birine olmayacak vaatlerde bulunmak
promise someone the moon
v.
84
Idioms
olmayacak bir işe kalkışmak
square the circle
v.
85
Idioms
olmayacak şeyleri bile düşlemek/hayal etmek
cast beyond the moon
v.
86
Idioms
olmayacak duaya amin demek
boil the ocean
v.
87
Idioms
olmayacak şeylerle uğraşmak
boil the ocean
v.
88
Idioms
olmayacak duaya amin demek
be whistling in the wind
v.
89
Idioms
olmayacak duaya amin demek
milk the bull
v.
90
Idioms
olmayacak duaya amin demek
milk the ram
v.
91
Idioms
olmayacak hayallere kapılmak
build castles in the sky
v.
92
Idioms
olmayacak hayaller kurmak
cast beyond the moon
v.
93
Idioms
olmayacak duaya amin demek
play a losing game
v.
94
Idioms
(birine) olmayacak vaatlerde bulunmak
promise (one) the world
v.
95
Idioms
olmayacak bir işle uğraşmak
seek a knot in a bulrush
v.
96
Idioms
olmayacak bir işe kalkışmak
seek a knot in a bulrush
v.
97
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (somebody) the world
v.
98
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (somebody) the moon
v.
99
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (somebody) the earth
v.
100
Idioms
olmayacak bir şeyi gerçekleştirmek
walk on water
v.
101
Idioms
olmayacak bir şey için vaktini harcamak/çabalamak
plow water
v.
102
Idioms
olmayacak bir şey için vaktini harcamak/çabalamak
pour water on a duck's back
v.
103
Idioms
olmayacak bir işe kalkışmak
be barking up the wrong tree
v.
104
Idioms
olmayacak bir şey için uğraşmak
be fighting a losing battle
v.
105
Idioms
olmayacak duaya amin demek
be in cloud-cuckoo land
v.
106
Idioms
olmayacak duaya amin demek
clutch/grasp at straws
v.
107
Idioms
olmayacak şeyler istemek
want the moon [uk]
v.
108
Idioms
olmayacak şeyler istemek
cry/ask for the moon [uk]
v.
109
Idioms
olmayacak bir şey için tutturmak
cry/ask for the moon [uk]
v.
110
Idioms
olmayacak bir şey için tutturmak
want the moon [uk]
v.
111
Idioms
birini olmayacak şeyler hakkında umutlandırmak
give somebody ideas
v.
112
Idioms
birine olmayacak şeyler düşündürmek
give somebody ideas
v.
113
Idioms
olmayacak bir şeyin peşinden koşmak
go on a wild goose chase
v.
114
Idioms
olmayacak bir işin peşinden gitmek
go on a wild goose chase
v.
115
Idioms
olmayacak duaya amin demek
go on a wild goose chase
v.
116
Idioms
olmayacak bir şeyle uğraşmak
go down a blind alley
v.
117
Idioms
olmayacak duaya amin dedirtmek
lead on a merry chase
v.
118
Idioms
olmayacak duaya amin dedirtmek
lead a merry chase
v.
119
Idioms
(birine) olmayacak duaya amin dedirtmek
lead (one) (on) a (merry) chase
v.
120
Idioms
olmayacak duaya amin dedirtmek
lead a chase
v.
121
Idioms
(birine) olmayacak duaya amin dedirtmek
lead (one) (on) a merry dance
v.
122
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (one) the moon
v.
123
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (somebody) the earth
v.
124
Idioms
(birine) olmayacak vaatlerde bulunmak
promise (one) the moon
v.
125
Idioms
(birine) olmayacak vaatlerde bulunmak
promise (somebody) the moon
v.
126
Idioms
(birine) olmayacak vaatlerde bulunmak
promise (somebody) the world
v.
127
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (somebody) the moon
v.
128
Idioms
(birine) olmayacak vaatlerde bulunmak
promise (one) the earth
v.
129
Idioms
olmayacak vaatlerde bulunmak
promise the earth
v.
130
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (one) the earth
v.
131
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise (somebody) the world
v.
132
Idioms
(birine) olmayacak vaatlerde bulunmak
promise (somebody) the earth
v.
133
Idioms
olmayacak duaya amin demek
promise the earth
v.
134
Idioms
olmayacak bir şeyin peşinden koşturmak
send on a wild-goose chase
v.
135
Idioms
geri dönüşü olmayacak bir durumda
beyond recall
adj.
136
Idioms
dünyada eşi benzeri olmayacak kadar ilginç
like nothing on earth
expr.
137
Idioms
hiç memnun olmayacak
(someone) is not going to thank you for (something)
expr.
138
Idioms
hiç memnun olmayacak
(someone) won't thank you for (something)
expr.
139
Idioms
ayak bağı olmayacak şekilde
out of (one's) road
expr.
140
Idioms
bir şeyi ona hiç ihtiyacı olmayacak insanlara yutturur
(one) could sell snow to eskimos
expr.
141
Idioms
bir şeyi ona hiç ihtiyacı olmayacak insanlara yutturmak
sell freezers to eskimos
expr.
142
Idioms
bir şeyi ona hiç ihtiyacı olmayacak insanlara yutturur
(someone) could sell freezers to eskimos
expr.
143
Idioms
asla olmayacak
it'll be a long day in january
expr.
144
Idioms
asla olmayacak
it'll be a cold day in hell
expr.
145
Idioms
olmayacak bir işe kalkışmış
on a hiding to nothing
expr.
146
Idioms
olmayacak bir işe kalkışmış
on a fool's errand
expr.
147
Idioms
tekrarlanması mümkün olmayacak bir deneyim
once-in-a-lifetime experience
expr.
Speaking
148
Speaking
kötü şeyler olmayacak
nothing bad is going to happen
expr.
149
Speaking
sonum onlar gibi olmayacak
I'm not going to end up like them
expr.
150
Speaking
sonum onlarınki gibi olmayacak
I'm not going to end up like them
expr.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of olmayacak
×
Term Options
Corregir / Sugerir
Francés Inglés Diccionario
Español Inglés Diccionario
Alemán Inglés Diccionario
Inglés Sinónimo Diccionario
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy