olmayacak - Turco Inglés Diccionario
Historia

olmayacak



Significados de "olmayacak" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
olmayacak unsuitable adj.
olmayacak improbable adj.
olmayacak outrageous adj.
olmayacak unseemly adj.
olmayacak impossible adj.

Significados de "olmayacak" con otros términos en diccionario inglés turco: 68 resultado(s)

Turco Inglés
General
olmayacak duaya amin demek square the circle v.
birine olmayacak vaatlerde bulunmak promise someone the moon v.
olmayacak şeyler istemek cry for the moon v.
olmayacak duaya amin demek hope for the impossible v.
olmayacak şey pie in the sky n.
olmayacak şey dream n.
olmayacak iş tall order n.
olmayacak hayaller kuran kimse castlebuilder n.
belli olmayacak bir şekilde dik finedraw adj.
hiç olmayacak bir şeyin peşinde koşan starry-eyed adj.
hiç olmayacak bir şeye kapılıp gitmiş starry-eyed adj.
belirsiz olmayacak şekilde unambiguously adv.
karışık olmayacak şekilde elementarily adv.
rüyalarda bile gerçek olmayacak beyond somebody's wildest dreams adv.
olmayacak gibi less likely adv.
hoş olmayacak şekilde unfavourably adv.
hoş olmayacak şekilde unfavorably adv.
daha az olmayacak sayıda not less than adv.
-den daha sonra olmayacak şekilde no later than prep.
Phrases
kimse senin dengin olmayacak! none shall be your equal!
olmayacak duaya amin demek it is useless to flog a dead horse
olacak dua var olmayacak dua var not all prayers are answered
Proverb
olmayacak duaya amin denmez if a toady frog had wings he wouldn't bump his ass
olmayacak duaya amin denmez if frogs had wheels they wouldn't bump their butts
olmayacak duaya amin denmez If a toady frog had wings he wouldn't bump his ass
Colloquial
olmayacak vaatler hot air
olmayacak işler peşinden koşan kimse john-a-dreams
Idioms
olmayacak duaya amin demek bay the moon
olmayacak dua pie in the sky
olmayacak duaya amin demek square the circle
olmayacak duaya amin demek build castles in the air
olmayacak duaya amin demek clutch at straws
olmayacak duaya amin demek swim against the current
dünyada eşi benzeri olmayacak kadar ilginç like nothing on earth
olmayacak duaya amin deme a wild goose chase
olmayacak bir işin peşinden gitme a wild goose chase
olmayacak duaya amin demek beg for the moon
olmayacak birşeyin peşinden koşma a wild goose chase
olmayacak duaya amin demek live in cloud-cuckoo land
olmayacak duaya amin dedirtmek lead someone on a merry chase
olmayacak duaya amin demek promise somebody the earth
olmayacak duaya amin demek promise somebody the moon
olmayacak bir şeyin peşinden koşturmak send someone on a wild-goose chase
olmayacak duaya amin demek clutching at straws
olmayacak bir işi yapmaya çalışmak try to fit a square peg into a round hole
birine olmayacak vaatlerde bulunmak promise the moon to someone
birine olmayacak vaatlerde bulunmak promise someone the moon
gerçekleşmeyecek/başarılı olmayacak/tutmayacak something will never fly
Speaking
kötü şeyler olmayacak nothing bad is going to happen
sonum onlarınki gibi olmayacak i'm not going to end up like them
sonum onlar gibi olmayacak i'm not going to end up like them
asla eskisi gibi olmayacak never gonna be the same
bir daha olmayacak it won't happen again
bu şey her gece olmayacak this is not happening every night
gelecek sefer bu karşılıksız olmayacak the next time this will not be for free
ellerinin arasından kayıp gitmesini izlemen kolay olmayacak it won't be easy watching them fall through your hands
bu böyle olmayacak it's not gonna work
aramızda hiçbir şey olmayacak nothing is going to happen between us
o olmayacak da kim olacak? who else but him?
kolay olmayacak it won't be easy
bir daha olmayacak it will not happen again
o olmayacak da kim olacak? if not him/her then who?
Trade/Economic
sabit bir varlığı sağladığı hizmette değişiklik olmayacak biçimde geliştirme alteration
bir grubun oyları arasında anlaşma olmayacak şekilde oluşan ayrılık division of opinion
Law
tedarikçiyle bu hususta sözleşme imzalamamış olsa bile, tüm üreticilerin ürünlerini tedarikçinin belirlediği asgari fiyattan az olmayacak şekilde satmaları gerektiğini öngören (yasal koşul veya hüküm) nonsigner adj.
reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer juvenile hall
reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer juvie
reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer youth detention center