ortaya koymak - Turco Inglés Diccionario
Historia

ortaya koymak



Significados de "ortaya koymak" en diccionario inglés turco : 21 resultado(s)

Turco Inglés
General
ortaya koymak reveal v.
ortaya koymak exhibit v.
ortaya koymak present v.
ortaya koymak prove v.
ortaya koymak propound v.
ortaya koymak set forth v.
ortaya koymak execute v.
ortaya koymak produce v.
ortaya koymak put forth v.
ortaya koymak put forward v.
ortaya koymak manifest v.
ortaya koymak expose v.
ortaya koymak exert v.
ortaya koymak centre v.
ortaya koymak assert v.
ortaya koymak suggest v.
ortaya koymak deliver v.
ortaya koymak center v.
ortaya koymak put down to the fact v.
ortaya koymak cast v.
Technical
ortaya koymak introduce

Significados de "ortaya koymak" con otros términos en diccionario inglés turco: 34 resultado(s)

Turco Inglés
General
bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak verify v.
kendini ortaya koymak make one’s case v.
açıkça ortaya koymak lay bare v.
anlamsızlığını ortaya koymak puncture v.
değersizliğini ortaya koymak puncture v.
farkını ortaya koymak exhibit one's difference v.
farkını ortaya koymak show one's difference v.
performans ortaya koymak give performance v.
performans ortaya koymak put in performance v.
performans ortaya koymak deliver performance v.
performans ortaya koymak perform v.
kuram ortaya koymak theorize v.
kuram ortaya koymak theorise v.
mücadele ortaya koymak wage a struggle v.
doğruluğunu ortaya koymak establish v.
plan ortaya koymak set out a plan v.
yeniden ortaya koymak reassert v.
performans ortaya koymak record v.
Idioms
kellesini ortaya koymak risk one's neck
yüreğini ortaya koymak set one's heart on
onaylamadığını ortaya koymak take exception to
karşı olduğunu ortaya koymak come out against
açıkça ortaya koymak lay one's card on the table
varını yoğunu ortaya koymak fall over backwards
varını yoğunu ortaya koymak bend over backwards
varını yoğunu ortaya koymak lean over backwards
tavrını ortaya koymak take up a position
aykırılıkları/karşıtlıkları ortaya koymak draw the battle lines
bir şeyi net/bariz bir biçimde ortaya koymak throw something into sharp relief
ayan beyan ortaya koymak speak volumes
biri için hayatını ortaya koymak lay down one's life for
varlığını ortaya koymak lay down one's existence
Slang
her şeyini ortaya koymak go all in
Law
haklılığını ortaya koymak justify