pale- - Turco Inglés Diccionario

pale-

Significados de "pale-" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
Paleontology
pale- pref. uzak zamanda anlamına gelen ön ek
pale- pref. antik oluşum/koşul anlamı veren ön ek
pale- pref. fosil oluşumlar ile ilgili anlamı veren ön ek
pale- pref. erken dönem anlamına gelen ön ek
pale- pref. ilkel anlamına gelen ön ek
pale- pref. eski dünya anlamına gelen ön ek
pale- pref. üçüncü jeolojik zaman öncesi anlamına gelen ön ek
pale- pref. üçüncü jeolojik zaman öncesi anlamına gelen ön ek
pale- pref. tersiyer zamandan önce anlamına gelen ön ek

Significados de "pale-" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
pale adj. solgun
pale adj. soluk
General
pale n. sınır
pale n. kazık
pale n. parmaklık çubuğu (tahta)
pale n. yetki
pale n. limit
pale yellow n. ayva sarısı
pale rock sparrow n. boz serçe
pale orange n. kavuniçi
pale n. hudut
pale blue n. soluk mavi
pale blue n. uçuk mavi
pale in comparison n. karşılaştırmada eksik yön
pale in comparison n. karşılaştırmada birşeyin başka bir şeyden eksik yönünün olması
pale skin n. beyaz deri
pale skin n. soluk beniz
pale skin n. soluk deri
pale skin n. solgun deri
india pale ale n. ingilizlerin eskiden hindistan'a gitmek üzere yaptıkları ve yola dayanıklı olması için şerbetçiotunu bol kullandıkları bira
pale pink n. uçuk pembe
pale gold n. donuk altın sarısı
pale skin n. soluk ten
pale catechu n. gambir bitkisinden elde edilen sarımsı sakız
pale green n. soluk yeşil
pale n. ahlak sınırları
pale [obsolete] n. dikey çizgi
pale n. çevrili alan
pale [scotland] n. peynir servis kaşığı
pale n. solgunluk
pale [obsolete] n. dikey şerit
pale n. beniz sarılığı
pale n. sınırları belirli bölge
pale n. belirli yetki alanında bulunan bölge
pale n. belirli sınır dahilinde kalan bölge
pale n. imtiyaz sahibi olunan bölge
pale n. (hız) ayrıcalık sahibi olunan sınırlar
pale n. (armada) dikey çizgi
pale n. (armada) dikey çizgi
pale v. donuklaşmak
grow pale v. benzi atmak
pale in v. çit ile çevirmek
pale v. sarartmak
pale v. donuklaştırmak
pale v. soldurmak
go pale v. bet beniz kalmamak
become pale v. solmak
pale v. sönük kalmak
turn pale v. sapsarı kesilmek
turn pale v. solgunlaşmak
pale v. solmak
pale v. sararmak
turn pale v. sararmak
grow pale v. sararıp solmak
pale v. sınırlandırmak
pale v. rengi solmak
pale v. kazık çakmak
pale beside v. sönük kalmak
turn pale v. rengi atmak
pale v. rengi atmak
grow pale v. benzi sararmak
pale v. beti benzi atmak
grow pale v. benzi uçmak
go pale v. rengi kaçmak
go pale v. rengi uçmak
go pale v. rengi atmak
grow pale v. beti benzi atmak
look pale v. solgun görünmek
pale v. solgunlaşmak
pale [dialect] [uk] v. (buğday) dövmek
pale [obsolete] v. şerit geçirmek
pale v. çevrelemek
pale v. önemini yitirmek
pale v. önemsizleşmek
pale [obsolete] v. çizgi çizgi yapmak
pale v. çit geçirmek
pale [obsolete] v. çizgiler eklemek
pale v. çitle çevirmek
pale v. lehimlemek
very pale adj. sapsarı
pale adj. sararmış
pale adj. açık
as pale as adj. kadar solgun
beyond the pale adj. hariç bırakılmış
pale adj. cansız
deathly pale adj. kireç gibi
pale adj. renksiz
turned pale adj. benzi atmış
pale white adj. fildişi gibi
pale adj. beti benzi atmış
pale adj. uçuk (renk)
deathly pale adj. beti benzi atmış
pale and thin adj. solucan gibi
pale adj. donuk
pale adj. akça
pale adj. soluk
pale adj. solgun
pale adj. pastel
pale adj. mat
pale adj. sönük
pale-yellow adj. solgun
pale-skinned adj. soluk tenli
ashy pale adj. beti benzi atmış
pale adj. benzi atmış
pale-hued adj. soluk renkli
pale [south africa] adj. beyaz
pale-faced adj. solgun yüzlü
pale-colored adj. soluk renkli
pale adj. güçsüz
pale-dry adj. rengi açık ve tadı kuru olan
pale blue adj. açık mavi
pale adj. yorgun
pale-colored adj. rengi solmuş
pale-hued adj. rengi solmuş
pale-faced adj. benzi soluk
pale blue adj. soluk mavi
pale adj. bitkin
pale adj. açık renkli
Phrasals
pale at something v. (bir şey karşısında) sapsarı kesilmek
pale at something v. (bir şey karşısında) beti benzi atmak/uçmak
pale at v. rengi atmak/kaçmak/uçmak
pale beside (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanında sönük kalmak
pale at v. sapsarı kesilmek
pale at v. beti benzi atmak/uçmak
pale beside (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanında önemsiz kalmak/görünmek
Phrases
within the pale expr. hudut dahilinde
Colloquial
be pale in comparison v. yanında hiç kalmak
be pale in comparison v. esamesi bile okunmamak
be pale in comparison v. solda sıfır kalmak
beyond the pale expr. haddini aşan
beyond the pale expr. aşırıya kaçmış
beyond the pale expr. sınırını aşmış
Idioms
pale into insignificance v. diğerine göre daha az önemli görünmek
pale into insignificance v. diğerine göre önemsiz görünmek
pale into insignificance v. önemli ya da anlamlı görünmemek
pale into insignificance v. diğerine göre önemi olmamak
pale around the gills v. hasta görünmek
turn pale v. benzi atmak
pale by comparison v. karşılaştırmada bir şeyin başka bir şeyden eksik yönünün olması
pale by comparison v. karşılaştırmada eksik yön
be pale around the gills v. solgun görünmek
pale in comparison (with something) v. yanında solda sıfır kalmak
pale by comparison (with something) v. yanında solda sıfır kalmak
pale by comparison (with something) v. yanında sönük kalmak
pale beside someone v. birinin yanında sönük kalmak
pale in comparison (with something) v. yanında sönük kalmak
be beyond the pale v. kabullenilir yanı olmamak
be beyond the pale v. (toplumsal kurallara göre) kabul edilir yanı/tarafı olmamak
pale at the notion of (something) v. (bir şeyi) düşününce bile beti benzi atmak/uçmak/solmak
pale at the thought of (something) v. (bir şeyin) fikriyle bile kül/kireç kesilmek