piyasada - Turco Inglés Diccionario

piyasada

Significados de "piyasada" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
piyasada on the market adv.
Three polybrominated diphenyl ether flame retardants are available on the market.
Piyasada üç polibromlu difenil eter alev geciktirici mevcuttur.

More Sentences
Colloquial
piyasada in the market expr.
Dealers whose agreements are terminated can now remain in the market as authorised repairers.
Anlaşmaları feshedilen bayiler artık yetkili tamirci olarak piyasada kalabilirler.

More Sentences
Idioms
piyasada been around adj.

Significados de "piyasada" con otros términos en diccionario inglés turco: 94 resultado(s)

Turco Inglés
General
piyasada tutulmuş staple n.
piyasada canlılık boom n.
piyasada durgunluk depression n.
piyasada yaşanan canlılık market boom n.
piyasada hakim olmak become a dominant player in the market v.
piyasada hakim olmak dominate the market v.
piyasada hakim olmak command the market v.
piyasada tutmak be favoured in the market v.
piyasada yerini almak attain a place in the market v.
piyasada yerini almak gain a place in the market v.
piyasada olan of sale adj.
nispeten az sayıda mal sahibinin elinde bulunan ve açık piyasada işlem görmeyen (hisseler) private adj.
Idioms
piyasada bol miktarda bulunan şey glut on the market n.
piyasada bol olduğu için pek talep görmeyen şey glut on the market n.
piyasada söz sahibi olmak have a corner on the market v.
piyasada söz sahibi olmak corner the market v.
piyasada bol miktarda bulunmak be a glut on the market v.
piyasada bol miktarda bulunmak be a drug on the market v.
(kendini) piyasada (bir şey) ararken bulmak find (oneself) in the market for (something) v.
piyasada olmak be on the market v.
(kendini) piyasada (bir şey) ararken bulmak find oneself in the market v.
serbest/açık piyasada on the open market expr.
Trade/Economic
bazı hileci aracı kurumların piyasada az prim yapan hisse senetlerini çok çekici bir yatırım aracıymış gibi gösterip kendilerine haksız komisyon geliri sağlamaları churning n.
bir hisse senedinin piyasada tutunabilmesi için geçmesi gereken süre seasoning n.
amerika'da dördüncü piyasada blok işlem yapanlar arasında otomatik haberleşme ağı yürüten bir şirket instinet n.
halen piyasada mevcut olan bir menkul değerin ihracı seasoned issue n.
vadeli piyasada satış forward sale n.
alıcının malı piyasada vermeye razı olacağı bir fiyatın altındaki fiyatlardan satın alması durumu buyer's surplus n.
ulusal paranın serbest piyasada alınıp satılması inconvertible currency n.
piyasada alınıp satılan her şey (mal, hizmet, mali varlık veya üretim faktörü vb) commodity n.
piyasada yaşanabilecek dalgalanmalar market disruption n.
bir menkul değeri piyasada teklif edilen en iyi fiyattan satmak veya satın almak için borsa bankerine verilen emir at the market n.
piyasada önder firmanın fiyatı belirlemesi ve onu izleyen ufak firmaların da aynı fiyatı koyması stackelberg strategy n.
piyasada cari iskonto oranı market rate of discount n.
piyasada güvenirliliği yüksek şirketlerin hisse senetleri blue chip stocks n.
piyasada mevcut menkullerin blok satış süreci secondary issue n.
cari fiyat düzeyinde piyasada bir arz kıtlığı veya arz fazlası bulunması durumu disequilibrium n.
ikincil piyasada yatırımcılarla menkul değer alım satımı yapan şirket security brokerage n.
herhangi bir anda piyasada geçerli olan faiz nominal rate of interest n.
piyasada tutunmuş ve istikrar kazanmış menkul kıymet seasoned security n.
gelecekte dağıtılacak temettü için verilen ve piyasada alınıp satılabilen senet script dividend n.
kredi ile alınan menkul değerlerin piyasada değer kaybetmesi durumunda borsa bankerinin müşteriden hesaba ek para koyması çağırışında bulunması margin call n.
piyasada mal bolluğu glut n.
piyasada rağbet gören ürünler market leaders n.
piyasada belirsizlik uncertainty in the market n.
piyasada arzın talepten çok olması glut n.
piyasada değerini koruyan menkul kıymet seasoned security n.
piyasada yapay bir faaliyet yaratmak amacıyla yapılan düzmece işlemler cross trades n.
birçok satıcıya karşı piyasada tek alıcı olması hali buyer's monopoly n.
piyasada canlılık boom n.
piyasada yükselme boom n.
piyasada durgunluk market stagnation n.
dolar serbest piyasada 1 ytl'den alıcı buluyor usd is traded at 1 try in the free market n.
piyasada hareketlilik mobility in the market n.
piyasada hareketlilik market boom n.
piyasada hareketlilik boom in the market n.
bir şirketin piyasada dolaşan hisse senedi sayısı number of shares outstanding n.
piyasada bilinirlik market recognition n.
piyasada bilinirlik market popularity n.
piyasada boşluk gap in the market n.
vadeli piyasada, spot malların vadeli işlem sözleşmesinden elde edilen karla alınıp satıldığı işlem türü cash-and-carry n.
borsa dışı piyasada işlem gören menkul kıymet otc security n.
tezgah üstü piyasada işlem gören menkul kıymet unlisted security n.
borsa dışı piyasada işlem gören menkul kıymetler borsası unlisted securities market n.
tezgah üstü piyasada işlem gören menkul kıymet otc security n.
borsa dışı piyasada işlem gören menkul kıymet unlisted security n.
tezgah üstü piyasada işlem gören menkul kıymet over the counter security n.
tezgah üstü piyasada işlem gören menkul kıymetler borsası unlisted securities market n.
borsa dışı piyasada işlem gören menkul kıymet over the counter security n.
piyasada alım ve satımın başladığını bildirmek için çalınan zil market bell n.
makul bir piyasada mal için biçilen değer fair market value n.
otc markets group adlı bir şirket tarafından hazırlanıp ihale ve satış fiyatlarını ve tezgah üstü şirket tahvilleri üzerinden piyasada işlem yapan firmaları detaylandıran listeler yellow sheet n.
ingiltere bankası'nın ekonomiye para ve kredi arzını düzenlemek amacıyla devlet tahvillerini serbest piyasada alıp satması open-market operations n.
piyasada gözlemlenen dalgalanmalara dayanan bir borsa tahmini sistemi dow's theory n.
piyasada gözlemlenen dalgalanmalara dayanan bir borsa tahmini sistemi dow theory n.
piyasada fiyatın oynayabileceği minimum miktar pip n.
(düşen bir piyasada) sabit kalan fiyat seviyesi support area n.
uluslararası piyasada petrol fiyatlandırmasında hesap birimi olarak kullanılan para birimleri petrocurrency n.
serbest piyasada alıcı bulmak find buyers in the free market v.
piyasada yer edinmek establish a market presence v.
(piyasada) ani düşüş yaratmak slump v.
bir piyasadan alıp diğer piyasada açığa satış yapmak straddle v.
piyasada satılamayacak derecede değer kaybetmiş toxic adj.
piyasada az talep edilen inactive adj.
(stok) piyasada belli belirsiz hareket eden dormant adj.
açık piyasada işlem gören sabit hisse sermayesine sahip olan closed-end adj.
(piyasada) normalin altında olan submarket adj.
Law
bir yeni ürün çeşidinin piyasada olumlu ve uygun şekilde karşılanması acceptance n.
Politics
düzenlenmiş bir piyasada işlem görmek trading on a regulated market v.
Technical
piyasada satılan commercially available adj.
Computer
piyasada bulunan son sürüm latest release n.
Marine Biology
oltayla tutulup piyasada bulunmayan ufak yem balığı panfish n.
Military
piyasada mevcut teçhizat commercially available equipment n.
Slang
piyasada yükselmeye çalışan yeni bir kişi cat n.