purses - Turco Inglés Diccionario

purses

purses — Definition

Significado:
cüzdan, kese
Pronunciación (IPA):
(AmE /pɜːrs/ – BrE /pɜːs/)
Categoría gramatical:
İsim: purse (purses)
Sinónimo:
handbag, fund
Antónimos:
pocket

Significados de "purses" en diccionario turco inglés : 24 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
purse n. para kesesi
He has swords and purse.
Kılıçları ve para kesesi var.

More Sentences
purse n. cüzdan
A thief tried to steal my purse, but I didn't let him go away with it!
Hırsızın biri çantamı çalmaya çalıştı, ama onu alıp gitmesine izin vermedim!

More Sentences
General
purse n. kese
In our view, corporate research should be funded from company profits, not the public purse.
Bizim görüşümüze göre kurumsal araştırmalar kamu kesesinden değil şirket karlarından finanse edilmelidir.

More Sentences
purse n. el çantası (kadınların kullandığı)
Tom found a gun in Mary's purse.
Tom, Mary'nin el çantasında bir silah buldu.

More Sentences
purse n. hazine
The public purse can't afford another palace!
Devlet hazinesi bir sarayı daha karşılayacak durumda değil!

More Sentences
purse n. ödül
O'Connor and Normagomedov fought for a purse of millions of dollars!
O'Connor ve Normagomedov milyonlarca dolarlık bir ödül için dövüştü!

More Sentences
purse n. çanta
I took my ID from my purse to get my ticket verified.
Biletimi onaylatmak için çantamdan kimliğimi çıkardım.

More Sentences
purse v. büzmek (dudaklarını)
I feel doomed when I see my wife pursing her lips.
Karımın dudaklarını büzdüğünü gördüğümde kendimi kahrolmuş hissediyorum.

More Sentences
purse n. para çantası
purse n. para cüzdanı
purse n. para bağışı
purse n. bozuk para çantası
purse n. el çantası
purse n. portföy
purse n. para ödülü
purse n. para
purse n. küçük para çantası
purse n. kadın el çantası
purse n. kadın çantası
purse n. mali kaynak
purse n. bütçe
purse v. keseye koymak
purse v. ağzını büzmek
purse v. dudak büzmek

Significados de "purses" con otros términos en diccionario inglés turco: 123 resultado(s)

Inglés Turco
General
public purse n. devlet hazinesi
light purse n. cimri
drain on the purse n. masraf
change purse n. bozuk para çantası
long purse n. cimri
purse snatching n. kapkaç
purse snatcher n. kapkaççı
tight purse n. cimri
purse-snatcher n. kapkaççı
purse-snatching gang n. kapkaç çetesi
shepherd's-purse n. bir tür bitki
purse-snatching n. kapkaç
lady purse n. kadın çantası
coin purse n. bozuk para çantası
pleated coin purse n. pileli bozuk para çantası
bridal purse n. gelin çantası
wedding purse n. gelin çantası
light purse n. yokluk
light purse n. yoksulluk
stock purse n. (firma veya yönetimde) tasarruf edilen para
stock purse n. genel fon
stock purse n. ortak fon
crossbody purse n. omuza asılabilen çanta
crossbody purse n. omuzdan askılı çanta
hold the purse strings of v. para birinin elinde olmak
loosen one's purse strings v. kesenin ağzını açmak
hold the purse strings of v. kasanın anahtarı birinde olmak
not keep money in one’s purse v. cüzdanında para tutmamak
having a purse adj. keseli
purse-proud adj. kesesine güvenen
purse-proud adj. servetine güvenen
purse-proud adj. parası ile övünen
purse-proud adj. zenginliği ile böbürlenen
purse-proud adj. kesesine mağrur
Phrasals
purse up v. pörsümek
purse up v. çekip/küçülüp buruşmak
purse up v. daraltmak
purse up v. büzmek
purse up v. dudaklarını büzüştürmek
purse up v. buruş buruş olmak
purse up v. çekip/küçülüp kırışmak
purse up v. dudaklarını buruşturmak
purse up v. kırış kırış olmak
purse up v. dudaklarını büzmek
purse up v. küçültmek
purse up v. birbirine kenetlemek
Proverb
can't make a silk purse out of a sow's ear v. eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz
he that hath a full purse never wanted a friend paran çoksa dostun da çok
he that hath a full purse never wanted a friend zenginin dostu olmaz olsa zengin olmaz
a heavy purse makes a light heart paran varsa rahatsın
a heavy purse makes a light heart paran var huzurun var
you cannot make a silk purse out of a sow's ear eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz
you can't make a silk purse out of a sow's ear eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz
little and often fills the purse damlaya damlaya göl olur
he that hath a full purse never wanted a friend zenginin dostu boldur/çoktur
light purse makes a heavy heart boş cüzdan kederden başka bir şey getirmez
he that hath a full purse never wanted a friend zengin olan dost istemez
a light purse makes a heavy heart paranı çarçur edersen üzülürsün
a light purse makes a heavy heart cüzdanın boşalırsa üzülürsün
a light purse makes a heavy heart cebinde para kalmazsa üzülürsün
a light purse makes a heavy heart parasızlık mutsuzluk getirir
Colloquial
long purse n. varlık
long purse n. cüzdanı dolgun insanlar
long purse n. zenginlik
lean purse n. parasız cüzdan
lean purse n. içinde para olmayan cüzdan
lean purse n. boş cüzdan
give me your purse expr. cüzdanını ver
Idioms
well-lined purse n. bol para
well-lined purse n. çok para
purse strings n. bütçe
purse strings n. harcama
purse one's lips v. dudak bükmek
line one's purse v. yükünü tutmak
line one's purse v. cebini doldurmak
line one's purse v. küpünü doldurmak
loosen one's purse strings v. kesenin ağzını açmak
line one's purse v. kesesini doldurmak
control the purse strings v. para işlerini idare etmek
hold the purse strings v. para işlerinden sorumlu olmak
control the purse strings v. para işlerinden sorumlu olmak
hold the purse strings v. para işlerini idare etmek
control the purse strings v. mali işlerden sorumlu olmak
hold the purse strings v. finansal konulardan sorumlu olmak
control the purse strings v. finansal konulardan sorumlu olmak
hold the purse strings v. mali işlerden sorumlu olmak
dig deep into one's purse v. cebinden çuvalla/dünya kadar para harcamak
tighten the purse strings v. harcamaları kısıtlamak
loosen the purse strings v. kesenin ağzını açmak
loosen the purse strings v. daha özgür bir şekilde para harcamak
Trade/Economic
public purse n. devlet hazinesi
common purse n. genel fon
common purse n. genel sandık
electronic purse n. elektronik cüzdan
e-purse n. elektronik cüzdan
power of the purse n. bütçe hakkı
Politics
public purse n. devlet hazinesi
privy purse n. hükümdar hazinesi
Technical
inter-sector electronic purse n. sektörlerarası elektronik cüzdan
Computer
electronic purse n. elektronik cüzdan
e-purse n. elektronik cüzdan
Marine
sea-purse n. dalgaların kıyıya çarpmasıyla oluşan deniz yönündeki dip akıntısı
sea purse n. dalgaların kıyıya çarpmasıyla oluşan deniz yönündeki dip akıntısı
Medical
purse string n. torba ağzı (dikişi)
purse string n. kese ağzı (dikişi)
purse-string operation n. hamilelerde rahim ağzının dikişle kapatılması ameliyatı
Marine Biology
purse seine n. gırgır ağı
purse line n. gırgır kaytanı
purse crab n. palmiye yengeci
venus's purse n. doğu hint adaları'na özgü bir cam süngeri
sea purse. n. elasmobranchii alt sınıfına mensup keler gibi balıkların dikdörtgen biçimindeki kayışımsı yumurta kapsülleri
mermaid's purse n. elasmobranchii alt sınıfına mensup keler gibi balıkların dikdörtgen biçimindeki kayışımsı yumurta kapsülleri
Botanic
calceolaria ladie's purse n. hanım çantası
shepherd's purse n. çoban çantası
shepherd's purse (capsella) n. çobançantaları cinsi
shepherd's purse n. kalp şeklinde tohum zarfı olan beyaz çiçekli tek yıllık yabani bir ot
shepherd's purse (capsella bursa-pastoris) n. çıngıldaklı ot
shepherd's-purse n. çıngıldaklı ot
shepherds-purse n. çıngıldaklı ot
shepherds-purse n. çobançantası
shepherd's-purse n. çobançantası
Slang
purse-pincher n. yankesici
Star Wars
purse-world n. kese dünyası