rocks - Turco Inglés Diccionario

rocks

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "rocks" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
General
rocks n. kayalar
NASA has discovered that hematite is one of the most abundant minerals in the rocks and soils on the surface of Mars.
NASA, hematitin Mars yüzeyindeki kayalarda ve topraklarda en bol bulunan minerallerden biri olduğunu keşfetti.

More Sentences
Colloquial
rocks n. para
Slang
rocks n. elmaslar
rocks n. krek kokain

Significados de "rocks" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
sedimentary rocks n. tortul kayaçlar
igneous rocks n. volkanik kayalar
pop rocks n. patlayan şeker
collecting rocks n. taş/kaya toplama
skipping rocks (us) n. taş sektirme
jack on the rocks n. buzlu jack daniel's
whiskey on the rocks n. buzlu viski
huge rocks n. devasa kayalar
run on the rocks v. kayalara oturmak (gemi)
be wrecked on the rocks v. kayalara bindirmek
on the rocks adv. buzlu
on the rocks adv. sallantıda
on the rocks adv. meteliksiz
Proverb
the hand that rocks the cradle rules the world beşiği sallayan el dünyaya hükmeder
the hand that rocks the cradle rules the world insanlığı şekillendiren annelerdir
Colloquial
be on the rocks v. ilişki kötü gitmek
be on the rocks v. ilişki sallantıda olmak
be on the rocks v. ilişkileri sarsılmak
be on the rocks v. meteliğe kurşun atmak
be on the rocks v. meteliksiz/züğürt kalmak
be on the rocks v. ilişkileri tehlikede olmak
be on the rocks v. dibe vurmak
be on the rocks v. iflas etmek
be on the rocks v. para sıkıntısıyla karşı karşıya kalmak
be on the rocks v. felaket bir durumda olmak
be on the rocks v. karaya oturmak
be on the rocks v. mahvolmak
be on the rocks v. ayrılmak üzere olmak
be on the rocks v. kayalara bindirmek
be on the rocks v. kötü duruma düşmek
be on the rocks v. ilişkileri sallantıda olmak
be on the rocks v. içkisini buzlu içmek
be on the rocks v. ilişkileri sarsıntıda olmak
be on the rocks v. içkisine (bol) buz koymak
be on the rocks v. ilişkileri sallanmak
be on the rocks v. hiç parası kalmamak
hit the rocks v. zor/sıkıntılı bir noktaya gelmek
hit the rocks v. dibe vurmak
get rocks off v. kurtlarını dökmek
get rocks off v. seks yapmak
get rocks off v. boşalmak
get rocks off v. çok eğlenmek
Idioms
have rocks in one's head v. aklından zoru olmak
have rocks in one's head v. kafası basmamak
have rocks in one's head v. aptalca davranmak
get one's rocks off on something v. bir şeyden keyif almak
have rocks in one's head v. bir tahtası eksik olmak
go on the rocks v. maddi zorluğa düşmek
go on the rocks v. maddi durumu birden bozulmak
go on the rocks v. geçim sıkıntısına düşmek
go on the rocks v. dara düşmek
be on the rocks v. hayatı kaymak
be on the rocks v. viran olmak
be on the rocks v. birden maddi sıkıntıya/darlığa düşmek
be on the rocks v. birden dara/zora düşmek
be on the rocks v. uçurumun kenarında olmak
be on the rocks v. başarısız olma/sona erme tehlikesi olan bir durumda olmak
be on the rocks v. buzlu olmak (içki)
be on the rocks v. birden para sıkıntısına düşmek
be on the rocks v. batmak
have got rocks in (one's) head v. aklından zoru olmak
have got rocks in (one's) head v. kafası basmamak
have got rocks in (one's) head v. garip davranmak
have got rocks in (one's) head v. bir tahtası eksik olmak
have got rocks in (one's) head v. aptalca davranmak
have rocks in head v. aklından zoru olmak
have rocks in head v. aptalca davranmak
have rocks in head v. bir tahtası eksik olmak
have rocks in head v. kafası basmamak
(as) dumb as a box of rocks adj. çok aptal
(as) dumb as a box of rocks adj. çok salak
(as) dumb as a box of rocks adj. akılsız
(as) dumb as a box of rocks adj. beyinsiz
on the rocks expr. meteleksiz
on the rocks expr. cebidelik
on the rocks expr. meteliğe kurşun atan
the hand that rocks the cradle expr. beşiği sallayan el dünyaya hükmeder
the hand that rocks the cradle expr. insanlığı şekillendiren annelerdir
Speaking
the man must have rocks in his head expr. adam kafayı yemiş olmalı
the ship slammed into rocks expr. gemi kayalara çarptı
the ship hit the rocks expr. gemi kayalara çarptı
Technical
metamorphic rocks n. metamorfik kayaçlar
extrusive rocks n. püskürük kayalar
igneous rocks n. magmatik kayalar
bituminous rocks n. bitümlü kayalar
bituminous rocks n. yersakızlı kayaçlar
primary rocks n. birinci zaman ait kayalar
calcareous rocks n. kalkerli kayaçlar
metamorphic rocks n. başkalaşmış kayaçlar
Traffic
falling rocks n. gevşek şev
Railway
removal of rocks n. kayaların kaldırılması
Marine
sunken rocks n. batık
sunken rocks n. çökmüş kayalar
run on the rocks v. kayaya oturmak
to run on the rocks v. kayalıklara bindirmek
Mining
basic rocks n. bazik kayaçlar
basaltic rocks n. bazaltik kayaçlar
Gastronomy
on the rocks n. bol buzlu viski
whisky on the rocks n. buzlu viski
on the rocks expr. buzlu (içecek)
Environment
avalanche of earth and rocks n. kaya ve toprak çığı
swelling rocks n. şişen kayaçlar
Geography
main volcanoclastic sedimentary rocks n. başlıca volkanik kökenli malzemenin oluşturduğu tortul kayaçlar
granitic rocks n. granitik kayaçlar
main acidic volcanic rocks n. başlıca asidik volkanik kayaçlar
main basic volcanic rocks n. başlıca bazik volkanik kayaçlar
hypabyssal rocks n. orta derinlikte genellikle yerkürenin kabuğundaki çatlakları dolduran mağmanın soğuması ile oluşmuş kayalar
marine-lagoon rocks or facies n. denizel-lagünel kayaç fasiyesi
indian rocks beach n. florida eyaletinde şehir
mckees rocks n. pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri
picture rocks n. pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri
eddystone rocks n. eddystone kayalıkları
eddystone rocks n. ingiltere'nin güneybatısında kayalık bir adacık
Geology
extrusive rocks n. volkanik kayaç
extrusive rocks n. püskürük kayaç
effusive rocks n. efüzif kayaçlar
leucocratic rocks n. açık renkli kayaçlar
plutonic rocks n. derinlik kayaçları
intrusive rocks n. sokulma kayaçları
plutonic rocks n. derinlik taşları
clastic rocks n. mekanik tortul kaya
clastic rocks n. klastik kaya
basement rocks n. temel kayaçlar
metamorphic rocks n. metamorfik kayaçlar
sedimentary rocks n. sedimanter kayaç
organic sedimentary rocks n. organik kökenli kayaçlar
magmatic rocks n. magmatik kayaçlar
intrusive rocks n. sokulum kayaçları
extrusive rocks n. sokulum kayaçları
extrusive rocks n. ekstrusif kayaçlar
intrusive rocks n. intrüsif kayaçlar
ultramafic rocks n. ultramafik kayaçlar
karstification of rocks n. kayaçların karstlaşması
pliocene-quaternary volcanic rocks n. pliyosen-kuvaterner yaşlı volkanik kayalar
upper miocene-lower pliocene rocks n. üst miyosen-alt pliyosen yaşlı kayaçlar
jurassic-cretaceous eocene aged rocks n. jura-kretase ve eosen yaşlı kayaçlar
sedimentary rocks n. sedimenter kayaçlar
clastic rocks n. kırıntılı kayaçlar
tertiary aged rocks n. tersiyer yaşlı kayaçlar
mesozoic and senozoic carbonate rocks n. mesozoyik ve senozoyik yaşlı karbonat kayaçları
tertiary calc-alkaline volcanic rocks n. tersiyer yaşlı kalk-alkalen volkanitleri
rich leucogranitic rocks n. zengin lökogranitik kayaçlar
leucocratic rocks n. lökokratik kayaçlar
reef limestone interfingered with volcanic rocks n. volkanik kayaçlarla ara katkılı resifal kireçtaşı
transition rocks n. gri kumtaşı
aqueous rocks n. tortul kayaçlar
aqueous rocks n. sedimanter kayaçlar
volcanic rocks n. volkanik kayalar
volcanic rocks n. volkanik kayaçlar
glaciated rocks n. buz faaliyetleri ile yüzeyleri düz, oluklu veya çizgili hale gelmiş taşlar