saklanan - Turco Inglés Diccionario

saklanan

Significados de "saklanan" en diccionario inglés turco : 6 resultado(s)

Turco Inglés
General
saklanan retained adj.
This storage is retained for 14 months.
Bu depolama 14 ay boyunca saklanır.

More Sentences
saklanan in hiding adj.
Both have been in hiding since 1996.
Her ikisi de 1996'dan beri saklanıyor.

More Sentences
saklanan lurker n.
saklanan miching [dialect] [obsolete] adj.
saklanan retd (retained) abrev.
Physiology
saklanan depot adj.

Significados de "saklanan" con otros términos en diccionario inglés turco: 92 resultado(s)

Turco Inglés
General
ücretsiz yolculuk yapabilmek umuduyla bir taşıta binip saklanan kimse stowaway n.
ihtiyat olarak saklanan şey reserve n.
çeşitli çiçeklerin güzel kokulu yapraklarıyla baharattan oluşan ve kavanozda saklanan bir karışım potpourri n.
genellikle tahıl saklanan yer hold n.
et saklanan yer meat locker n.
zulada saklanan şey stash n.
gizli yerde saklanan şey cache n.
balık ve ıstakoz saklanan kutu car n.
kasada saklanan para till n.
gelecekte kullanılmak için saklanan kaynak bank n.
sandıkta saklanan para chest n.
saklanan şey holdover n.
saklanan şey holdover n.
(yahudilikte) kutsal kitap saklanan yerin içindeki kitaplar genizah n.
buz yapılan, saklanan veya satılan yer icehouse n.
bitkisel yağ ve yağda saklanan gıda satan perakendeci oilman [obsolete] n.
(yeni nüshada tekrar kullanılmak üzere saklanan) matbaa harfi pickup n.
üstü samanla kaplı şekilde kuyuda saklanan patates yığını pie [dialect] [uk] n.
saklanan şey inlock n.
saklanan biriyle başlayıp saklananı bulanların da bu kişiyle beraber saklandığı bir oyun sardine n.
kitap yaprakları arasında saklanan anı pressing n.
bir şeyin arasında saklanan hatıra pressing n.
özel güne saklanan kıyafetler sunday clothes n.
saklanan şey retent n.
(saklanan bir şeyin) yerini göstermek unhide v.
(bir şeyi) saklanan yerden çıkarmak untuck v.
kutsal bir yerde saklanan enshrined adj.
alkolde saklanan alcoholic adj.
iyi durumda saklanan kept up adj.
bir yıl boyunca saklanan overyear adj.
özel günler için saklanan good adj.
(posta pulu) koleksiyonerlerce zarf üstünde saklanan on cover adj.
avuçta saklanan palmed adj.
kapalı kavanozda saklanan potted adj.
halktan saklanan shadow adj.
(özellikle meyve) şekerlenerek saklanan crystalised [uk] adj.
(özellikle meyve) şekerlenerek saklanan crystalized [us] adj.
tören için saklanan state adj.
seremoni için saklanan state adj.
(su) depoda saklanan static adj.
özel günlere saklanan (giysi) sunday-go-to-meeting adj.
saklanan şey holdout N.
Phrasals
ihtiyat olarak saklanan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak fall back on someone or something v.
ihtiyat olarak saklanan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak fall back onto someone or something v.
(ihtiyat olarak saklanan birine/bir şeye) güvenmek fall back upon (someone or something) v.
(ihtiyat olarak saklanan birine/bir şeye) güvenmek fall back on (someone or something) v.
Colloquial
sonra içmek için saklanan sigara doofer n.
sonra içmek için saklanan sigara dufer n.
yarıda söndürülüp sonra içilmek için saklanan sigara doofer n.
yarıda söndürülüp sonrası için saklanan sigara dufer n.
yarıda söndürülüp sonrası için saklanan sigara doofer n.
sonra içmek için saklanan sigara doofer n.
kötü günler için saklanan az miktarda para mad money n.
Idioms
son koz olarak saklanan as an ace in the hole n.
son koz olarak saklanan as someone's ace in the hole n.
herkesten saklanan sır bird of (one's) own brain n.
herkesten saklanan sır deep, dark secret n.
saklanan sır skeleton in the cupboard n.
Trade/Economic
merkez bankasında saklanan yabancı paralar reserves n.
mevduat olarak açılan hesapların belli oranında saklanan nakit para tutan bank reserves n.
temettü olarak hissedarlara dağıtılmayıp şirketin işlerini finanse etmek için saklanan (kar) undistributed adj.
Law
ihtiyat olarak saklanan şey backlog n.
Insurance
taşınan veya saklanan paranın kaybını kapsayan sigorta personal money insurance n.
Media
çıplak kadın fotoğrafları içerdiğinden çocukların erişemeyeceği raflarda saklanan (dergi) top-shelf [uk] adj.
Technical
salamurada saklanan corned adj.
Computer
fps oyunlarında otların arkasına saklanan oyuncu bush wookie n.
fps oyunlarında otların arkasına saklanan keskin nişancı bush wookie n.
dijital görüntü biçiminde saklanan ve kullanılan elektronik metin machine-displayable text n.
bir dizi karakter şeklinde saklanan ve çeşitli formatlarda görüntülenebilen elektronik metin machine-readable text n.
saklanan veri information n.
ayrı veritabanlarında saklanan (bilgi vb) stovepiped adj.
işlemci tarafından kısa süre sonra tekrar kullanılmayacağı için bellekte daha uzak konumda saklanan (veriler) nontemporal adj.
Medical
formalinle fikse edilmiş parafin bloklarda saklanan dokular formalin-fixed paraffin-embedded tissues n.
Food Engineering
depolama için ahşap varillerde saklanan yumuşak akçaağaç şekeri tub sugar n.
Gastronomy
kışın tüketmek için tuzlanıp saklanan et mart [scotland] n.
fıçıda saklanan içki draught n.
turşu suyunda saklanan ringa balığı pickle-herring n.
turşu suyunda saklanan ringa balığı pickled herring n.
Biology
aslen kanserli servikal dokudan elde edilip biyomedikal araştırmalarda kullanılmak üzere saklanan, ilk sürekli olarak kültürlenmiş insan karsinomu dizisinin hücreleri hela cell n.
Marine Biology
genellikle saklanan veya sos ve meze olarak tüketilen kıymetli bir balık mediterranean anchovy (engraulis encrasicholus) n.
Botanic
yaprak sapının kökünde saklanan subpetiolar adj.
Agriculture
tahılın hasat zamanında geleneksel törenlerle kesilerek saklanan son demeti neck [dialect] n.
çukurda saklanan ürün miktarı bury n.
gelecek yılın ekimi için hasattan saklanan tahıl tohumu seed grain n.
Military
gizli olarak taşınan veya saklanan silah concealed weapon n.
bilerek saklanan silah concealed weapon n.
Cinema
sinema çekiminden arta kalan sonra kullanılmak üzere saklanan film şeridi short end n.
Reptiles
şehirdeki çöplük ve parklarda saklanan ufak bir yılan türü lined snake (tropidoclonion lineatum) n.
kırbaç yılanıgiller familyasına mensup, şehirlerdeki çöplük ve parklarda saklanan bir yılan cinsi tropidoclonion n.
Slang
kıçta saklanan (uyuşturucu vb) boof n.
zulada saklanan uyuşturucu load n.
kıçta saklanan (uyuşturucu vb) boofed adj.