scarce - Turco Inglés Diccionario

scarce

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

scarce — Definition

Significado:
kıt, zor bulunan
Pronunciación (IPA):
(AmE /skɛrs/ – BrE /skɛəs/)
Categoría gramatical:
Sıfat: scarce
Sinónimo:
rare, limited
Antónimos:
plentiful

Significados de "scarce" en diccionario turco inglés : 16 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
scarce adj. kıt
Clean water is scarce in certain areas.
Bazı bölgelerde temiz su kıtlığı yaşanmaktadır.

More Sentences
scarce adv. nadir
General
scarce adj. az
Truly chronic studies with CBD are still scarce.
CBD ile gerçekten kronik çalışmalar hala azdır.

More Sentences
scarce adj. sınırlı
Oil is scarce in this country.
Bu ülkede petrol sınırlıdır.

More Sentences
scarce adj. az bulunur
Nowadays coffee is scarce.
Bugünlerde kahve az bulunuyor.

More Sentences
scarce adj. seyrek
Rain is scarce in this country.
Yağmur bu ülkede seyrektir.

More Sentences
scarce adv. güçlükle
She could scarce read the sign on the shop window.
Vitrindeki tabelayı güçlükle okuyabiliyordu.

More Sentences
Technical
scarce adj. az bulunur
Nowadays coffee is scarce.
Bugünlerde kahve az bulunuyor.

More Sentences
General
scarce adj. eksik
scarce adj. zoraki
scarce adj. zor bulunur
scarce adj. nadir
scarce adj. az bulunan
scarce adj. zor bulunan
scarce adv. zorla
scarce adv. zar zor

Significados de "scarce" con otros términos en diccionario inglés turco: 64 resultado(s)

Inglés Turco
General
scarce skill n. bulunmaz yetenek
become scarce v. beti bereketi kalmamak
become scarce v. kıtlaşmak
be scarce v. az gelmek
make oneself scarce v. tüymek
be scarce v. az olmak
become scarce v. beti bereketi kaçmak
make oneself scarce v. sırra kadem basmak
scarce [obsolete] adj. eli sıkı
scarce [obsolete] adj. cimri
scarce [obsolete] adj. tutumlu
Idioms
be as scarce as hen's teeth v. kıran girmek
make oneself scarce v. sırra kadem basmak
make oneself scarce v. çabucak kaybolmak
make oneself scarce v. ortadan kaybolmak
make oneself scarce v. yok oluvermek
make oneself scarce v. toz olmak
be as scarce as hen's teeth v. bulunmaz hint kumaşı olmak
be as scarce as hen's teeth v. köküne kıran girmek
make one's self scarce v. tüymek
make one's self scarce v. ortadan kaybolmak
make scarce v. yok oluvermek
make scarce v. toz olmak
make scarce v. ortalarda görünme
make scarce v. sırra kadem basmak
make scarce v. ortadan kaybolmak
make scarce v. tüymek
make scarce v. ortalıktan kaybol/toz ol
scarce as hen's teeth [old-fashioned] adj. nadir bulunan
scarce as hen's teeth [old-fashioned] adj. az bulunan
scarce as hen's teeth [old-fashioned] adj. çok nadir
as scarce as hen's teeth expr. bulunmaz hint kumaşı gibi
good men are scarce expr. kocanın iyisi zor bulunur
good men are scarce expr. bu devirde iyi koca kaldı mı?
as scarce as hen's teeth expr. çok nadiren bulunan
as scarce as hen's teeth expr. köküne kıran girmiş
make yourself scarce expr. ortalıktan kaybol/toz ol
scarce as hen's teeth expr. çok nadiren olan
as scarce as hen's teeth expr. çok nadir bulunan
scarce as hen's teeth expr. çok nadir bulunan
as scarce as hen's teeth expr. çok nadiren olan
as scarce as hens' teeth expr. çok nadiren bulunan
as scarce as hens' teeth expr. çok nadiren olan
scarce as hens' teeth expr. çok nadiren olan
scarce as hens' teeth expr. çok nadiren bulunan
Speaking
make yourself scarce expr. ortalarda görünme
Trade/Economic
scarce resources n. kıt kaynaklar
scarce currency n. kıt para
scarce currency n. az bulunan para
labor scarce country n. işgücü kıt ülke
labour scarce country n. işgücü kıt ülke
scarce credit n. kıt kredi
scarce factor n. kıt faktör
scarce commodity n. nadir bulunur mal
scarce goods n. kıt mallar
labor-scarce country n. emek kıt ülke
Technical
scarce source n. kıt kaynak
Telecom
scarce resource n. kıt kaynaklar
scarce resource n. kıt kaynak
Zoology
scarce swallowtail n. erik kırlangıç kuyruk
Environment
water scarce adj. su sıkıntısı/kıtlığı yaşayan
water scarce adj. su kıtlığı çeken
water-scarce adj. su sıkıntısı çeken
water-scarce adj. su yönünden kıtlık çeken