solitary - Turco Inglés Diccionario

solitary

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

solitary — Definition

Significado:
yalnız, tek başına
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈsɑːlɪtɛri/ – BrE /ˈsɒlɪtəri/)
Categoría gramatical:
Sıfat: solitary
Sinónimo:
alone
Antónimos:
communal

Significados de "solitary" en diccionario turco inglés : 40 resultado(s)

Inglés Turco
General
solitary n. yalnız
You should spend some time in solitary to get your head straight.
Kafanızı toparlamak için biraz yalnız kalmalısınız.

More Sentences
solitary adj. yalnız yaşayan
Aardvarks are solitary animals.
Karıncayiyenler yalnız yaşayan hayvanlardır.

More Sentences
solitary adj. tek
There is a solitary statue in the centre of the hall.
Salonun ortasında tek başına duran bir heykel var.

More Sentences
solitary adj. tek başına
I like solitary trips to other countries.
Başka ülkelere tek başıma seyahat etmeyi severim.

More Sentences
solitary adj. yalnız
Some people prefer a solitary life rather than city life.
Bazı insanlar yalnız bir yaşamı şehir hayatına tercih ediyor.

More Sentences
solitary n. keşiş
solitary n. inzivaya çekilmiş kimse
solitary n. tek yaşayan kimse
solitary n. yalnız hayat sürmek isteyen kimse
solitary n. münzevi
solitary n. toplumdan uzak kimse
solitary n. keşiş
solitary n. yalnız kimse
solitary adj. bir
solitary adj. ücra
solitary adj. kimsesiz
solitary adj. tek bir
solitary adj. ıssız
solitary adj. kasvetli
solitary adj. münferit
solitary adj. bir tek
solitary adj. kendi başına
solitary adj. tenha
Law
solitary n. hücre hapsi
solitary n. hücrede tecrit
solitary n. hücreye kapatma
solitary n. tek kişilik hücre cezası
Biology
solitary adj. (bitkinin bir bölümü veya organı) bağımsız
solitary adj. (bitkinin bir bölümü veya organı) tek
solitary adj. (bitkinin bir bölümü veya organı) basit
solitary adj. (organizma) yalnız yaşayan
solitary adj. (organizma) tek başına büyüyen
solitary adj. (organizma) izole yaşayan
solitary adj. (organizma) izole büyüyen
solitary adj. grup veya öbeğin parçası olmayan (bitki bölümü)
solitary adj. dal veya sap üzerinde tek başına bulunan (bitki bölümü)
solitary adj. tek başına yaşayan (organizma)
solitary adj. tekil yaşayan (organizma)
Marine Biology
solitary adj. soliter
Zoology
solitary adj. soliter

Significados de "solitary" con otros términos en diccionario inglés turco: 62 resultado(s)

Inglés Turco
General
solitary goal n. tek hedef
solitary goal n. bireysel hedef
lead a solitary life v. yalnız yaşamak
in solitary adv. hücrede
Idioms
solitary wasp n. tek başına yaşayan arı
solitary wasp n. yalnız arı
solitary wasp n. koloni dışında yaşayan/bir koloniye dahil olmayan arı
tread a solitary path v. yalnız bir yol seçmek
tread a solitary path v. yalnız bir yaşam tarzı/biçimi seçmek
tread a solitary path v. yalnız bir yol çizmek
tread a solitary path v. yalnız bir yol takip etmek
tread a solitary path v. yalnız bir yoldan gitmek
tread a solitary path v. yalnız bir yola girmek
Law
solitary confinement n. hücrede tecrit
solitary confinement n. hücreye kapatma
solitary confinement n. hücre hapsi
solitary confinement n. tek kişilik hücre cezası
solitary confinement cell n. tecrit hücresi
Marine
solitary wave n. solitary dalga
Medical
solitary myeloma of bone n. kemiğin soliter miyelomu
solitary nodule n. tek nodül
toxic solitary nodule n. toksik soliter nodül
solitary or multiple nodules n. soliter veya multipl nodüller
solitary parathyroid adenoma n. soliter paratiroid adenom
solitary pulmonary nodule n. soliter pulmoner nodülü
solitary fibrous tumor n. soliter fibröz tümör
solitary plasmacytoma of bone n. kemiğin soliter plazmasitoması
solitary adrenal metastasis n. soliter adrenal metastaz
solitary pulmonary nodule n. soliter pulmoner nodül
solitary nodule and endobronchial lesion n. soliter nodül veya endobronşiyal lezyon
solitary plasmacytoma n. soliter plasmasitom
excision of the solitary lesion n. soliter lezyonun eksizyonu
blue-black solitary papillary structures n. mavi-siyah renkli papüller
solitary thyroid nodule n. soliter tiroid nodulü
solitary hepatomegaly n. soliter hepatomegali
solitary angiokeratoma circumscriptum n. soliter anjiyokeratom sirkumskriptum
solitary osteochondroma n. soliter osteokondrom
solitary spinous process metastasis n. soliter spinöz çıkıntı metastazı
solitary osteochondroma of ischial ramus n. iskiyon kolu soliter osteokondromu
solitary neck pain n. izole boyun ağrısı
solitary breast metastasis n. soliter meme metastazı
Pathology
solitary cyst of breast n. memenin soliter kisti
Botanic
solitary pussytoes n. tüylü beyaz çiçekleri olan bir bitki türü
solitary pussytoes n. bir kedi ayağı otu çeşidi
Apiculture
solitary bee n. yalnız yaşayan arı
solitary bee n. koloni halinde yaşamayan arı
solitary bee n. koloni halinde yaşamayan arı
solitary bee n. soliter arı
Environment
solitary wave n. tekil dalga
Military
solitary confinement n. hücre hapsi
Ornithology
solitary sandpiper n. esmer düdükçün
solitary vireo (vireo solitarius) n. amerika'ya özgü mavimsi gri başlı ve yeşil gövdeli bir kuş
solitary thrush n. münzevi ardıcı
solitary thrush n. sığırcık kuşu
solitary snipe n. büyük su çulluğu
solitary snipe n. yalnız bataklık çulluğu
solitary thrush n. bayağı sığırcık
solitary snipe n. büyük su çulluğu
solitary thrush n. sığırcık
solitary thrush n. çekirgekuşu
Entomology
solitary ant n. mutillidae familyasından olan zar kanatlı böcek
solitary ant n. mutillidae familyasına mensup zar kanatlı soliter böcek