spooning - Turco Inglés Diccionario

spooning

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spooning — Definition

Significado:
kaşık
Pronunciación (IPA):
(AmE /spuːn/ – BrE /spuːn/)
Categoría gramatical:
İsim: spoon (spoons)

Significados de "spooning" en diccionario turco inglés : 46 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
spoon n. kaşık
The host forgot to put one of the spoons on the table.
Ev sahibi, kaşıklardan birini masaya koymayı unutmuş.

More Sentences
General
spoon n. kaşık
The host forgot to put one of the spoons on the table.
Ev sahibi, kaşıklardan birini masaya koymayı unutmuş.

More Sentences
spoon n. kaşık dolusu
Half of a spoon of vinegar is sufficient for the salad sauce.
Salata sosu için yarım kaşık dolusu sirke yeterlidir.

More Sentences
spoon v. kaşıklamak
All the children started spooning their ice creams.
Bütün çocuklar dondurmalarını kaşıklamaya başladı.

More Sentences
Gastronomy
spoon n. kaşık
The host forgot to put one of the spoons on the table.
Ev sahibi, kaşıklardan birini masaya koymayı unutmuş.

More Sentences
General
spoon n. aşık
spoon n. golf sopası
spoon n. kepçe
spoon v. oynaşmak
spoon v. çıkmak
spoon v. zoka ile balık avlamak
spoon v. kaşıkla almak
spoon v. flört etmek
spoon v. (arkadan) sarılarak uyumak
spoon adj. kaşık tutan
spoon adj. kaşık yerleştirilen
spoon adj. kaşık taşıyan
spoon adj. kaşık şeklinde
spoon adj. kaşık biçimli
spoon adj. kaşıksı
spoon adj. kaşık ile yenen
spoon adj. kaşık ile alınan
Colloquial
spoon n. kaşık ekskavatör
spoon n. batık çıkarıcı
Technical
spoon n. numune alıcı
spoon n. cer makinesi kolu
spoon n. (kaşık teorisinde) yenilenmesi gereken enerji birimi
Automotive
spoon n. fren ayar anahtarı
spoon n. levye
Marine
spoon n. gemi torpidosunun üst bölümünde yer alan kavisli çıkıntı
spoon v. (gemi) rüzgarı arkasına alarak ilerlemek
Mining
spoon n. (altın yıkama testinde kullanılan) inek boynuzundan yapılmış yalak benzeri kap
spoon n. raspa
spoon n. kazıyıcı
Marine Biology
spoon n. kaşık şeklinde balık yemi
spoon n. zoka
Botanic
spoon n. kaşık biçimli kasımpatı
Education
spoon n. (cambridge üniversitesi'nde başarı sembolü olarak) tahta kaşık
Sport
spoon n. ahşap golf sopası
spoon n. hatalı dönüş yapan buz patencinin zeminde bıraktığı iz
spoon v. (topu) hafifçe kaldırarak ilerletmek
spoon v. (golf topuna) sopa ile vurmak
Tennis
spoon v. hafifçe vurmak
spoon v. hafifçe çarpmak
British Slang
spoon n. aptal
spoon n. salak

Significados de "spooning" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
greasy spoon n. yağlı kaşık
soup spoon n. çorba kaşığı
table spoon n. yemek kaşığı
dessert spoon n. tatlı kaşığı
coffee spoon n. tatlı kaşığı
iced tea spoon n. buzlu çay kaşığı
caddy spoon n. çay kaşığı
sugar spoon n. şeker kaşığı
spoon feeding n. kaşık ile beslenme
spoon feeding n. kaşık ile besleme
wooden spoon n. karpuz kabuğundan madalya
iced-tea spoon n. uzun saplı tatlı kaşığı
pouch for knife fork spoon n. bıçak çatal kaşık kılıfı
tea spoon n. çay kaşığı
spoon bending n. kaşık bükme
egg-and-spoon race n. yumurta yarışı
egg-and-spoon race n. kaşıkla yumurta taşıma yarışı
ice cream spoon n. dondurma kaşığı
spoon rack n. kaşıklık
spoon holder n. kaşıklık
greasy spoon n. genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran
spoon rest n. kaşıklık
runcible spoon n. çatallı kaşık
runcible spoon n. ucu çatal ortası kaşık ve kenarı bıçak gibi keskin olan yemek yeme aracı
metal spoon n. metal kaşık
apostle spoon n. havari kaşığı
apostle spoon n. sapında havari figürü olan gümüş kaşık
wooden spoon n. sonuncuya verilen ahşap kaşık şeklinde bir ödül
strainer spoon n. kevgir
spoon bit n. kaşık biçimli matkap ucu
spoon food n. kaşık diyeti
spoon [obsolete] n. yonga
spoon food n. çiğnemeyi gerektirmeyen besinlerden oluşan diyet
spoon bit n. kaşık biçimli delgi ucu
spoon [obsolete] n. talaş
spoon [obsolete] n. kıymık
spoon food n. yumuşak diyet
spoon [obsolete] n. ahşap parçası
spoon up v. kaşıklamak
spoon into v. kaşıkla aktarmak
spoon into v. kaşıkla dökmek
feed with a spoon v. kaşıkla beslemek
spoon up v. kaşıkla yemek
spoon out v. kaşıkla dağıtmak
spoon up v. kaşıkla almak
punch a spoon into the cake v. pastaya kaşığı daldırmak
bend a spoon (paranormal terminology) v. bir kaşığı bükmek
bend a spoon (paranormal terminology) v. kaşık bükmek
spoon-feed (someone) v. (birini) kaşıkla beslemek
spoon-feed (someone) v. (birini) eliyle beslemek
spoon-feed (someone) v. (birine) yemek yedirmek
spoon-feed (someone) v. (birinin) yemeğini ağzına vermek
spoon-feed v. (birine) basitleştirilmiş bilgi vermek
spoon-feed v. (bilgiyi) basitleştirmek
spoon-feed v. bilgiyi sadeleştirilmiş halde sunmak
spoon-feed v. kaşıkla birini beslemek
spoon-feed v. kaşıkla yemek yemek
spoon-feed v. (bilgiyi) basitleştirerek sunmak
spoon-feed v. kaşıkla beslemek
spoon-feed v. taraflı bilgi sağlamak
spoon-feed v. edilgenlik yapmak
spoon-feed v. (bilgiyi) eğip bükerek paylaşmak
spoon-feed v. (birine) kaşıkla yedirmek
spoon-feed v. bir şeyi basitleştirmek
spoon-feed v. (bilgiyi) sadeleştirmek
spoon-feed v. pasifçe boyun eğmek
spoon-feed v. yoruma kapalı bilgi sağlamak
spoon-feed v. şımartmak
spoon-feed v. üzerine titremek
spoon-feed v. el bebek gül bebek davranmak
spoon-fed adj. şımartılmış
spoon-fed adj. kaşıkla beslenen
silver-spoon adj. ailesi varlıklı olan
silver-spoon adj. varlıklı aileden gelen
silver-spoon adj. zengin çevreye sahip
spoon-shaped adj. kaşıksı
spoon-fed adj. her şey önüne getirilmiş
spoon-shaped adj. kaşık biçimli
spoon-shaped adj. kaşık şeklinde
spoon-fed adj. her isteği yerine getirilmiş
spoon-fed adj. el üstünde tutulmuş
Irregular Verb
spoon-feed v. spoon-fed - spoon-fed
Proverb
he who sups with the devil should have a long spoon şeytanla sofraya oturanın kaşığı uzun olmalı
he who gives fair words feeds you with an empty spoon duyulmak istenen/kulağa güzel gelen sözler kimseye fayda sağlamaz
he who gives fair words feeds you with an empty spoon pohpohlanmak kimseye bir fayda sağlamaz/kimsenin işine yaramaz
Colloquial
spoon-feed (information) v. karşıdaki kişinin kendi başına düşünmesine izin vermeden bilgi vermek/cevabı söylemek
born with a silver spoon in one's mouth expr. şanslı doğmuş
born with a silver spoon in one's mouth expr. varlıklı bir ailede doğmuş
gag me with a spoon expr. iğrenç
gag me with a spoon expr. berbat
Idioms
silver spoon n. aileden (miras) kalan/gelen para/servet
a greasy spoon n. küçük, ucuz ve çirkin kafe
a greasy spoon n. genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran
a greasy spoon n. ucuz ve kötü kafe/restoran
the wooden spoon [uk/australia] n. yarışı/yarışmayı son sırada tamamlama
the wooden spoon [uk/australia] n. yarışı/yarışmayı sonuncu bitirme
the wooden spoon [uk/australia] n. sonunculuk ödülü kazanma
the wooden spoon [uk/australia] n. yarışmanın sonuncusu olma
be born with a silver spoon in one's mouth v. kadir gecesi doğmuş olmak
be born with a silver spoon in one's mouth v. varlıklı bir ailede doğmuş olmak
be born with a silver spoon in one's mouth v. zengin bir ailede doğmuş olmak
spoon-feed someone v. birini şımartmak
be spoon-fed v. şımartılmak
get the wooden spoon v. yarışı/yarışmayı son sırada tamamlamak
get the wooden spoon v. sonunculuk ödülü kazanmak
get/win/take the wooden spoon [uk] v. yarışı/yarışmayı son sırada tamamlamak
get the wooden spoon v. yarışı/yarışmayı sonuncu bitirmek
get/win/take the wooden spoon [uk] v. yarışı/yarışmayı sonuncu bitirmek
get the wooden spoon v. yarışta/yarışmada sonuncu olmak
get/win/take the wooden spoon [uk] v. yarışta/yarışmada sonuncu olmak
be spoon-fed v. birine gereğinden fazla yardım etmek
be spoon-fed v. her şeyi sunmak
be spoon-fed v. birinin zararına olacak kadar yardım etmek
be spoon-fed v. her şeyi önüne getirmek
be spoon-fed v. kaşıkla beslenmek
be spoon-fed v. elini sıcak sudan soğuk suya sokturmamak
be spoon-fed v. şımartmak
be spoon-fed v. birinin yerine yapması gereken her şeyi yapmak
be spoon-fed v. kaşıkla yedirilmek
be spoon-fed v. birinin her işini görmek
be spoon-fed v. el üstünde tutmak
be spoon-fed v. kaşıkla ağzına verilmek
be spoon-fed v. elle beslenmek
win the wooden spoon v. yarışı/yarışmayı sonuncu bitirmek
win the wooden spoon v. sonunculuk ödülü kazanmak
take the wooden spoon v. yarışta/yarışmada sonuncu olmak
take the wooden spoon v. yarışı/yarışmayı son sırada tamamlamak
win the wooden spoon v. yarışta/yarışmada sonuncu olmak
take the wooden spoon v. yarışı/yarışmayı sonuncu bitirmek
take the wooden spoon v. sonunculuk ödülü kazanmak
win the wooden spoon v. yarışı/yarışmayı son sırada tamamlamak
make a spoon or spoil a horn v. gözünü karartmak
make a spoon or spoil a horn v. ne pahasına olursa olsun her şeyi yapmak
make a spoon or spoil a horn v. bir şeye ulaşmak için her şeyi göze almak
make a spoon or spoil a horn v. bir şeye ulaşmak için her yolu denemek
make a spoon or spoil a horn v. bir şeye ulaşmak için azimle uğraşmak
spoon-feed (someone) v. (birine) her şeyi hazır sunmak
stick (one's) spoon in the wall v. göçüp gitmek
stick (one's) spoon in the wall v. yeni bir eve taşınmak
stick (one's) spoon in the wall v. bu dünyadan göçmek
spoon-feed (someone) v. (birine) hazır olarak vermek
stick (one's) spoon in the wall v. yeni bir yere taşınmak
spoon-feed (someone) v. (birine) istemeden vermek
stick (one's) spoon in the wall v. ölmek
stick (one's) spoon in the wall v. ahrete gitmek
be born with a silver spoon in your mouth v. zenginliğin içine doğmuş olmak
be born with a silver spoon in your mouth v. ağzında gümüş kaşıkla doğmak
be born with a silver spoon in your mouth v. varlıklı bir ailede doğmuş olmak
be born with a silver spoon in your mouth v. zengin bir ailede doğmuş olmak
get/win/take the wooden spoon v. yarışta/yarışmada sonuncu olmak, gelmek