squeezes - Turco Inglés Diccionario

squeezes

squeezes — Definition

Significado:
sıkmak, sıkıştırmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /skwiːz/ – BrE /skwiːz/)
Categoría gramatical:
Fiil: squeeze (squeezes – squeezed – squeezing)
Sinónimo:
compress
Antónimos:
release

Significados de "squeezes" en diccionario turco inglés : 116 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
squeeze v. sıkışmak
The neighbour's dog squeezed through a gap in the fence.
Komşunun köpeği çitteki bir boşluğa sıkışmış.

More Sentences
squeeze v. sıkmak
He squeezed the water out of his shirt.
Gömleğindeki suyu sıkarak çıkardı.

More Sentences
General
squeeze n. sıkıştırma
It was a tight squeeze, but we got everything into the trunk.
Çok dar bir sıkıştırma oldu ama her şeyi bagaja sığdırdık.

More Sentences
squeeze n. baskı
The high interest rates are putting the squeeze on SMEs.
Yüksek faiz oranları KOBİ'ler üzerinde baskı yaratıyor.

More Sentences
squeeze n. sıkım
This cocktail needs a squeeze of lime.
Bu kokteyle bir sıkım misket limonu gerek.

More Sentences
squeeze n. sıkma
My mother gave my shoulder a little squeeze.
Annem omzumu hafifçe sıktı.

More Sentences
squeeze v. kısmak
Management is squeezing the marketing budget.
Yönetim pazarlama bütçesini kısıyor.

More Sentences
squeeze v. kıl payı kazanmak
He managed to squeeze through into the semi-finals.
Yarı final hakkını kıl payı kazanmayı başardı.

More Sentences
Technical
squeeze v. sıkmak
He squeezed the water out of his shirt.
Gömleğindeki suyu sıkarak çıkardı.

More Sentences
Slang
squeeze n. manita
I'm having dinner tonight with my new squeeze.
Akşama yeni manitamla yemek yiyeceğim.

More Sentences
squeeze n. manita
I'm having dinner tonight with my new squeeze.
Akşama yeni manitamla yemek yiyeceğim.

More Sentences
squeeze n. sevgili
I want you to meet my new squeeze.
Yeni sevgilimle tanışmanı istiyorum.

More Sentences
General
squeeze n. kısıtlamadan ileri gelen zor durum
squeeze n. kısıtlama
squeeze n. izdiham
squeeze n. kıtlık
squeeze n. zorla alma
squeeze n. sıkışıklık
squeeze n. sıkışma
squeeze n. sıkış
squeeze n. kıtlıktan ileri gelen zor durum
squeeze n. bir defada sıkılan miktar
squeeze n. kucaklama
squeeze n. kalabalık
squeeze n. cemaat
squeeze n. ahali
squeeze n. toplanma
squeeze n. kalabalık topluluk
squeeze n. kalabalık toplantı
squeeze n. (plastik nesnenin bir diğer nesneye bastırılması ile elde edilen) kalıp
squeeze n. elle kavrayarak sıkma
squeeze v. ezmek
squeeze v. baskı yapmak
squeeze v. tıkıştırmak
squeeze v. sıkmak (meyve/ıslak bez vb'ni)
squeeze v. kıstırmak
squeeze v. suyunu çıkarmak
squeeze v. ezilmek
squeeze v. zorla almak
squeeze v. zor bir duruma sokmak
squeeze v. sızdırmak
squeeze v. sığdırmak
squeeze v. para sızdırmak
squeeze v. tıkmak
squeeze v. sarmak
squeeze v. kucaklamak
squeeze v. (tetiği) düşürmek
squeeze v. (tetiği) parmak ile bastırarak kaldırmak
squeeze v. çabalayarak elde etmek
squeeze v. çok çalışarak kazanmak
squeeze v. dikkati ile kazanmak
squeeze v. yoğun çaba ile gerçekleştirmek
squeeze v. emek vererek sağlamak
squeeze v. zorla kazanmak
squeeze v. zorla sağlamak
squeeze v. yer açmak
squeeze v. zaman yaratmak
squeeze v. fırsat yaratmak
squeeze v. (bir şeyi) araya sıkıştırmak
squeeze v. ucu ucuna kazanmak
squeeze v. burun farkı ile elde etmek
squeeze v. çok küçük bir fark ile elde etmek
squeeze v. (baskı ile) şekle getirmek
squeeze v. bir yerden geçmeye zorlamak
squeeze v. bir yere zorlamak
squeeze v. ucu ucuna zafer kazanmak
squeeze v. ucundan köşesinden başarı elde etmek
squeeze v. (omuz, kol) tutarak hafifçe sıkmak
squeeze v. (yakınlık göstermek için) kavramak
squeeze v. miktarını sınırlamak
Trade/Economic
squeeze n. asyalı hizmetçinin istediği rüşvet
squeeze n. asyalı hizmetçi tarafından talep edilen aracılık ücreti
squeeze n. (bir yetkili veya komisyoncu tarafından elde edilen) gizli kar
squeeze n. el altından yapılan kar
squeeze n. rüşvet
squeeze n. hile hurda ile kar elde etme
squeeze n. zorla kazanç sağlama
squeeze n. haraç kesme
squeeze n. haraç baskısı
squeeze n. kısa pozisyon sıkıştırması
squeeze n. mali baskı
squeeze n. finansal baskı
squeeze n. finansal daralma
squeeze n. mali bunalım
squeeze v. ekonomik zorluk yaratmak
squeeze v. ekonomik buhrana yol açmak
squeeze v. ekonomik açıdan zorlamak
squeeze v. (kar miktarını) azaltmak
squeeze v. (karı) düşürmek
squeeze v. ekonomik baskı yaratmak
squeeze v. haraç kesmek
squeeze v. baskı altında tutmak
squeeze v. sindirmek
Technical
squeeze v. sıkıştırmak
Textile
squeeze v. toklamak
Traffic
squeeze v. farklı bir şeride yönelmek
squeeze v. dar şeride sıkıştırmak
Mining
squeeze n. (madende üst tabakada) kademeli kapanma
squeeze n. kademeli olarak kapatılan maden bölgesi
Medical
squeeze n. barotravma
squeeze n. basınç sarsısı
Printing
squeeze n. kağıdın mürekkepli baskı yüzeyine bastırılması
squeeze n. (vizo ile sıkıştırıldığında) baskı harflerinde daralıp şekillenme
Breeding
squeeze n. baş bölgesinin dışarıda kaldığı bir tür sığır kafesi
Baseball
squeeze n. köşeye sıkıştırma taktiği
squeeze v. (sıkışık oyun ile) sayı almak
squeeze v. (sıkışık oyun ile) koşucuyu üçüncü kaleden saha ortasına getirmek
Card
squeeze n. (briçte) skuiz yapılan oyun
squeeze n. (briçte) bir oyuncuya ait alıcı olmayan kağıdın alıcı hale geldiği durum
squeeze n. (remi ve kanasta oyunlarında) kartı güvenli atmak için değerli bir kart kombinasyonunun bozulduğu durum
squeeze v. (briçte bir diğer oyuncuya) skuiz yapmak
squeeze v. (briçte bir oyuncuya ait alıcı olmayan kağıdı) alıcı hale getirmek
Slang
squeeze n. kız arkadaş
squeeze n. yatak arkadaşı
squeeze n. gizli çarkıfelek fren cihazı
squeeze n. gizli çarkıfelek durdurma cihazı

Significados de "squeezes" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
squeeze box n. mağaracıların dar alanlarda sürünme alıştırması yaparken kullandığı ayarlanabilir kutu
squeeze box n. (tedavi, taşıma için) hayvan sabitleme kafesi
squeeze [uk] n. boyun
squeeze [uk] n. ipekten yapılmış nesne
squeeze [uk] n. ipek
squeeze [uk] n. ipek materyal
squeeze in v. sığışmak (bir yere)
squeeze into v. sıkıştırmak
squeeze money out of somebody v. para sızdırmak
squeeze and squash v. mıncıklamak
squeeze almost to death v. posasını çıkarmak
squeeze in v. sıkıştırmak
squeeze in v. sığışmak
squeeze into v. araya sıkışmak
squeeze the lemon v. limon sıkmak
squeeze pimples v. sivilce patlatmak
squeeze pimples v. sivilce sıkmak
squeeze lemon v. limon sıkmak
squeeze orange v. portakal sıkmak
squeeze out v. zorlu bir başarı elde etmek
squeeze for v. para için zorlamak
squeeze out v. hak edilmiş bir zafer kazanmak
squeeze out v. kıran kırana bir galibiyet elde etmek
squeeze for v. bilgi almak için sıkıştırmak
squeeze out v. püskürtmek
squeeze in v. (bir şeye) zaman yaratmak
squeeze for v. (birinden) haraç kesmek
squeeze in v. (bir şey için) kaynak yaratmak
squeeze out v. fışkırtmak
squeeze for v. (birini) gasp etmek
in a tight squeeze adj. sıkışmış
in a tight squeeze adv. zor durumda
Phrasals
squeeze something into something v. iterek sıkışık/küçük bir yere yerleştirmek
squeeze themselves up v. tıkış tıkış bir yere sıkışmak
squeeze something in v. iterek sıkışık/küçük bir yere yerleştirmek
squeeze themselves up v. birbirlerini sıkıştırmak
squeeze through (something) v. bir yerden iterek/sıkıştırarak geçirmek
squeeze someone up v. sıkış tıkış bir yere oturtmak/yerleştirmek
squeeze something from something v. (tüpten vb) sıkarak çıkartmak
squeeze something out of something v. (tüpten vb) sıkarak çıkartmak
squeeze something out v. (tüpten vb) sıkarak çıkartmak
squeeze themselves together v. birbirlerini sıkıştırmak
squeeze something out of something v. sıkıp çıkarmak
squeeze something out of something v. sıkarak çıkarmak
squeeze something out v. sıkarak çıkarmak
squeeze something out v. sıkıp çıkarmak
squeeze by (someone or something) v. yanından sıkışarak/zor bela/zar zor geçmek
squeeze by v. yanından sıkışarak/zor bela/zar zor geçmek
squeeze by v. (bir işi) zor bela/zar zor yapmayı başarmak
squeeze by (someone or something) v. yanına sıkışarak/zor bela/zar zor girmek
squeeze by (someone or something) v. sığışmak
squeeze by v. yanına sıkışarak/zor bela/zar zor girmek
squeeze by v. sığışmak
squeeze by v. (dersten/sınavdan/bir üst lige) zar zor geçmek/geçmeyi başarmak
squeeze out v. sıkıştırıp yerinden etmek
squeeze out (of something) v. zorla/baskıyla bilgi almak
squeeze out (of something) v. bilgi almak için sıkıştırmak
squeeze out (of something) v. (bir şeyi) sıkıp içinden çıkarmak
squeeze out v. sıkıp içindekini dışarı çıkarmak
squeeze out (of something) v. (bir şeyden/yerden/kalabalığın arasından) büzüşerek çıkmak
squeeze out v. sıkıp çıkarmak
squeeze (something) out of (someone) v. (birini bir şey) yapması/vermesi için sıkıştırmak
squeeze out (of something) v. (bir yerden/görevden) baskıyla çıkarmaya çalışmak
squeeze out (of something) v. bilgi almak için baskı yapmak
squeeze (something) out of (someone) v. (birini bir şey) yapmaya/vermeye zorlamak
squeeze out (of something) v. (bir yerden/görevden) zorla çıkarmaya çalışmak
squeeze out (of something) v. zorla elde etmek
squeeze out v. sıkıştırmak
squeeze out (of something) v. (bir şeyden/yerden) kıvrılarak geçmek
squeeze out v. dışarı itmek
squeeze (something) out of (something) v. bir şeyi sıkıp içindekini çıkarmak
squeeze out v. köşeye sıkıştırmak
squeeze out (of something) v. (bir şeyi) sıkıp/sıkarak çıkarmak
squeeze out (of something) v. bilgi vermesi için zorlamak
squeeze (something) out of (something) v. bir şeyi sıkıp bir şey çıkarmak
squeeze out v. baskıyla/zorla söyletmek
squeeze out (of something) v. (bir şeyden/dar bir yerden yerden) eğilerek çıkmak
squeeze (something) out of (someone) v. (birinden bir şey) sızdırmak
squeeze off v. tetiğe basmak
squeeze off v. ateş etmek
squeeze something from something v. bir şeyi dibine kadar kullanmak
squeeze (something) from (someone) v. (birini) sıkıştırıp (bir şey) elde etmek
squeeze off v. tetiği çekmek
squeeze off v. tetiği çekip silahı ateşlemek
squeeze (something) from (someone) v. (birinden) zor kullanarak (bir şey) almak
squeeze something from something v. bir şeyi sıkıp bir şeyini çıkartmak
squeeze something from something v. bir şeyden en azami faydayı sağlamak
squeeze something from something v. bir şeyi sıkıp içindeki çıkartmak
squeeze something from something v. bir şeyi gittiği yere kadar kullanmak
squeeze (something) from (someone) v. (birinden) baskıyla/zorla bilgi almak
squeeze something from something v. bir şey sıkmak
squeeze (something) from (someone) v. (birini) sıkıştırıp bilgi almak
squeeze something from something v. bir şeyi sıkıp bir şey çıkartmak
squeeze up against someone or something v. birine/bir şeye dayamak
squeeze up against someone or something v. birine/bir şeye doğru sıkışmak
squeeze up against someone or something v. birine/bir şeye sokulmak
squeeze up against someone or something v. birine/bir şeye doğru sıkıştırmak
squeeze into (something) v. (bir şeye) sığışmak
squeeze into (something) v. (bir şeye) sığıştırmak
squeeze from v. -i gittiği yere kadar kullanmak
squeeze together v. bir araya/hep birlikte sıkıştırmak
squeeze into (something) v. (dar bir zamana) sıkıştırmak
squeeze up v. sığışmak
squeeze from v. -den zor kullanarak bir şey almak
squeeze up v. sıkışık bir şekilde yerleştirmek
squeeze up v. sıkışmak
squeeze into (something) v. (bir şeye) zorla sığdırmak
squeeze from v. -den azami faydayı sağlamak
squeeze up v. ezip büzmek
squeeze up v. sıkıştırmak
squeeze up v. buruşturmak
squeeze up v. sığıştırmak
squeeze into (something) v. (bir şeye) sıkışmak
squeeze through v. dar bir yerden sığışıp geçmek
squeeze together v. bir arada sığışmak
squeeze up against v. -e doğru sıkışmak
squeeze from v. -den sıkarak çıkarmak
squeeze up against v. -e sokulmak
squeeze through v. -den sıkışarak geçmek
squeeze into (something) v. (bir şeye) tıkışmak
squeeze through v. -den sıkışıp geçmeyi başarmak
squeeze from v. '-den baskıyla/zorla bilgi almak
squeeze from v. '-i sıkıp bir şey çıkarmak
squeeze into (something) v. (bir şeye) tıkıştırmak
squeeze up against v. -e dayamak
squeeze together v. hep birlikte sıkışmak/sığışmak
squeeze up v. sıkışık bir şekilde yerleşmek
squeeze into (something) v. (bir şeye) sıkıştırmak
squeeze into (something) v. (dar bir zamana) sığdırmak
squeeze into (something) v. (bir şeye) sıkışık bir şekilde yerleşmek
squeeze up v. ezmek
squeeze up v. tıkışmak
squeeze from v. -i sıkıştırıp bilgi almak
squeeze into (something) v. (bir şeye) sıkıştırıp yerleştirmek
squeeze through v. -den son anda/kıl payı geçmek
squeeze up v. tıkıştırmak
squeeze through v. zar zor/ucu ucuna başarmak
squeeze together v. bir araya/hep birlikte sığıştırmak
squeeze together v. birbirine sokulmak
Phrases
the juice isn't worth the squeeze expr. attığın taş ürküttüğün kuşa değmez
Proverb
you can't squeeze blood from a stone ne kadar çabalarsan çabala mümkün değil
you can't squeeze blood from a turnip ne kadar çabalarsan çabala mümkün değil
you can't squeeze blood from a turnip yoktan yonga çıkarılmaz
you can't squeeze blood from a stone yoktan yonga çıkarılmaz
you can't squeeze blood from a turnip ölü gözünden yaş çıkarılmaz
you can't squeeze blood from a stone ölü gözünden yaş çıkarılmaz
Colloquial
the squeeze n. stres
the squeeze n. baskı
someone's main squeeze n. sevdiceği
someone's main squeeze n. manitası